Eşitlik için Kadın Platformu: “İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmek kadına şiddeti önleme görevini terk etmektir”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Eşitlik İçin Kadın Platformu (EŞİK), hükümetin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmeyi tartışmasını eleştiren bir açıklama yaptı. EŞİK’in açıklamasında, 2011 yılında İstanbul Sözleşmesi’ni ilk imzalayan ülkenin Türkiye olduğu hatırlatıldı ve şu ifadelere yer verildi: “İstanbul Sözleşmesi kadınların ve çocukların hayatlarını korumak için verilen bir sözdür ve bu sözden dönmek, günde en az üç kadının öldürüldüğü, bilindiği kadarıyla yılda 28 bin 360 çocuk istismarının yaşandığı bir ülkede kadınları ve çocukları ateşe atmaktır.”

Açıklamasında, Avrupa ülkesi olmayan ülkelerin bile İstanbul Sözleşmesi’ni yürürlüğe koymak için çalışmalar başlattıklarına değinen EŞİK, “İstanbul Sözleşmesi, kadınlara yönelik şiddetle mücadele konusunda en önemli uluslararası belge olarak bir dünya sözleşmesi olma yolunda hızla ilerlemektedir” dedi.

İstanbul Sözleşmesi’nin temel insan haklarına dayandığı belirtilen açıklamada, “İnsan hakları belgeleri ister Avrupa ya da Asya’da bir şehirde, isterse iki kıtayı buluşturan İstanbul’da imzaya açılmış olsun, doğunun ya da batının icadı değil, devletlerin imzalayarak vardıkları uzlaşmayı yansıtan evrensel uzlaşma metinleridir. Gündelik siyasete, konjonktüre göre kabul edilen ya da terkedilen alelade kelime yığınları değil, adı üzerinde insanların haklarıyla, canları ile ilgilidir” sözlerine yer verildi.

İstanbul Sözleşmesi’ne karşı çıkanların “aile yapısını bozduğu, nafaka yükümlülüğü getirdiği, ailenin dağılmasını ve boşanmaları artırdığıyla beraber eşcinselliği teşvik ettiği” iddialarını asılsız bulduklarını belirten EŞİK, “Sözleşme karşıtlarının öne çıkardığı gerekçeler başka olsa da, asıl sebep sözleşmenin şiddeti cinsiyet eşitsizliğinin bir sonucu olarak tanımlaması ve kadınlarla erkeklerin eşit olduğu fikrini temel almasıdır” dedi. 

Aileyi parçalayan şeyin “şiddet” olduğunu hatırlatan EŞİK, şiddeti önleme amaçlı bir toplumsal metni, aileyi ve toplumu parçalayacağı iddiasıyla yok etmeye kalkışmanın eşitliğe karşı olduğunu savundu. 

EŞİK, son olarak, “İstanbul Sözleşmesi’ni savunmak, sadece cinsiyet eşitliği talep edenlerin değil, inanç, etnik köken, dil, mezhep, felsefi görüş ve bunun gibi nedenlerle ayrımcılığa maruz bırakılan tüm toplumsal kesimlerin en acil gündemi olmalıdır” çağrısında bulundu.  

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus