Kürtaj olan kadınlar anlatıyor (8): “Çocuk sahibi olmayı istememek, çocuk sahibi olmayı istemekle eşdeğer bir hak”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Esra* 28 yaşında. Onun kürtaj hikayesi, bundan tam yedi sene önce, tam da dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Kürtaj cinayettir” dediği ve kürtaj tartışmalarının alevlendiği zamana denk geliyor.

Esra, hamile kaldığını öğrendikten sonra kürtaj yaptırmaya karar veriyor. Hem Esra hem de sevgilisi o zamanlar üniversite öğrencisi oldukları için maddi imkânları oldukça kısıtlı.

O dönem kürtaj tartışmaları sürerken, bir yandan da kürtaj yaptıran genç kadınların ailelerinin durumdan haberdar edildiğiyle ilgili haberler dolaşıyor. Esra haberleri gördükçe ailesinin hamile kaldığını öğrenmesinden endişeleniyor: “Ailelerimizin duyması demek, çok büyük bir felaketti. Ben o tarihlerde sevgilim olduğunu bile söyleyemezdim.”

Esra, kendini yakın hissettiği ve açık fikirli olduğunu düşündüğü, kendisinden yaşça büyük bir kadın akrabasını arayıp kürtaj için borç istiyor: “Yakın olduğum ikinci dereceden akrabam bir kadın vardı. Açık fikirliydi, bu konular üzerine onunla da konuşurduk. Onu aradım, sebebini hemen anladı. Hemen ‘Bana gel’ dedi. Ben de gittim. Akrabam bana ‘Öyle rasgele doktora gönderemem seni’ diyerek kendi doktoru ile görüştürdü.”

Esra, akrabasının yönlendirmesiyle gittiği hekimden memnun kalıyor çünkü hekim, korkusunu yenmesinde yardımcı oluyor ve ona indirim yapıyor. Hem Esra’nın akrabasının verdiği hem erkek arkadaşının aldığı borç ile kürtaj parası bir şekilde denkleşiyor.

“Kadınlara dair fizyolojik süreçlerle ilgili ilk kez bu kadar saygılı yaklaşım görmüştüm”

Kürtaj için gittiklerinde, hem Esra’nın hem de sevgilisinin kürtajdan korktuğunu ve akıllarında soru işaretleri olduğunu fark eden hekim, yaklaşık 45 dakika boyunca onları rahatlatmak için konuşuyor: “Bize, kürtajın ne kadar normal olduğunu anlattı. Yaklaşık 45 dakika boyunca, sıkıştırılmış bir cinsel sağlık eğitimi verdi diyebilirim. Sadece üremenin biyolojik süreçlerini anlatmakla kalmadı, HPV ve aşısı konusunda da bilgilendirdi. Kadınlara dair fizyolojik süreçlerle ilgili bu kadar saygılı ve düzgün bir yaklaşımı ilk kez görmüştüm.”

“Kürtaj son derece basit bir operasyon”

Esra, kürtaj sürecinde ve sonrasında ne psikolojik ne de fiziksel bir sıkıntı yaşıyor. Tek korkusu, ailesinin hamile kalıp kürtaj yaptırdığını öğrenmesi: “Operasyon son derece basit. Ben hiçbir sorun yaşamadım. Kürtaj olacak kadınlara da özel bir sağlık sorunları yok ise hiç endişelenmemelerini tavsiye ederim.”

“Devlet kürtaj masrafını karşılamıyor. Bu, paranız yoksa doğurmak zorundasınız anlamına geliyor”

Esra, özel kliniklerde kürtaj ücretinin çok yüksek olabileceğini bilmesine rağmen işlem için devlet hastanesine gitmeyi hiç düşünmüyor: “Burada devreye maddiyat problemi giriyor. Özel kliniklerin bir kısmı ‘Zaten bize mecburlar’ diyerek akıl almaz fiyatlara yapabiliyor. Diğer kısmı ise kendince yardımcı olmaya çalışıyor. Ama bunun sosyal sigortalarca fiilen ödenmemesi çok acayip. Devlet kürtaj masrafını karşılamıyor. Bu paranız yoksa doğurmak zorundasınız anlamına geliyor. Devlet bu politika ile sadece buna yol açıyor.”

“Çok da küçükmüşsün. Yaşın tutuyor mu?”

Esra kendisi kürtaj olmadan altı ay önce, ev arkadaşı da kürtaj yaptırmış. Fakat arkadaşının yaşadığı süreç, hekimin ona karşı suçlayıcı tutumu yüzünden Esra’nınkine göre daha zorlu geçmiş: “Ev arkadaşımın düzenli bir birlikteliği vardı. Bir gün hamile olduğunu fark etti. Ailesinin bunu bilmemesi gerekiyordu ve maddi sorunu yoktu. Bu nedenle özel bir muayenehane bulduk. O, ben ve onun sevgilisi gittik. Problem şuydu ki randevu aldığımız gün direkt işlem yapılacaktı. Yaşımız küçüktü ve korkuyorduk. Hekimin tavrına bakıp vazgeçemedik. Kadın hekim işlemi yaptı ve bir sağlık sorunu da yaşanmadı ama süreç bize zulüm oldu. Arkadaşıma bakıp ‘Çok da küçükmüşsün. Yaşın tutuyor mu?’ diye aşağıladı. Süreç hakkında bize hiç düzgün bilgi vermedi. Kurbanlık koyun gibiydi arkadaşım.”

Ev arkadaşının yaşadığı olumsuz tecrübeden sonra Esra da hamile kalınca, bir süre olayın etkisinden kurtulamadığını ve bu yüzden sık sık “Benim başıma nasıl geldi?” sorusunu kendine sorduğunu söylüyor.

“Annemin arkadaşının aile içi tecavüz sonucu hamileliğini sonlandırmak için hekim aradık”

Esra daha önceden bir kadının daha kürtaj sürecine dahil olmuş. Annesinin yakın bir arkadaşı, evli olduğu erkek tarafından tecavüze uğruyor ve hamile kalıyor. Kürtaj yaptırmak isteyen kadın, işlem için hastaneye gidiyor ancak hastane evli olduğu erkeğin de imzasını istiyor: “Boşanma süreci devam ediyordu ve kadın sekiz yaşındaki çocuğunun gözü önünde uğradığı tecavüzden hamileydi. Adamdan imza almak imkansızdı. Şiddet korkunç boyuttaydı. Klinikler yasal olarak evli çiftin her ikisinin imzası olmadan işlem yapmıyor. Bu da başka sorunlara yol açıyor. Biz yalvar yakar çözdük gizlice ama halledemeyebilirdik”.

“Çocuk sahibi olmayı hiç istememek, çocuk sahibi olmayı çok istemekle eşdeğer bir hak”

Esra, yaşadığı ve tanık olduğu kürtaj deneyimlerden yola çıkarak çocuk istememenin de hak olduğunu düşünüyor:

“Kürtaj yaptırmak her kadının hakkı. İstenmeyen gebeliklerin sonlandırılmamasının geleceğe toplumsal ruh sağlığı sorunlarının tohumlarını ekmek gibi görüyorum. Kürtaj yaptıracak kadınlar da ne partnerlerine ne de ailelerine hesap vermek zorunda olmadıklarını unutmasınlar. Anne olmak bedensel, ruhsal ve maddi bir yatırım. Bir baba için aynı durum sözkonusu değil maalesef. Çocuk sahibi olmaya hazır olmamak ya da bunu hiç istememek, çocuk sahibi olmayı çok istemek ile eşdeğer bir hak. Devlet tarafından bunun bir aile planlaması politikası olarak kabul edilip kürtaj masraflarının karşılanması gerekiyor bence. Evli eşler için babanın da imzasının gerekmesi çok büyük bir sorun. Bunun tamamen kadına bağlı bir karar olması gerektiğini düşünüyorum.”

*Röportaj yapılan kişinin ismi değiştirilmiştir.

Türkiye’de kürtaj 1983 yılında yasallaştı. Her ne kadar 10 haftaya kadar kürtaj yapılması kanunen yasal olsa da birçok devlet hastanesi kürtaj yapmıyor. Uzmanlar, 2012 yılında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın yaptığı “Kürtaj cinayettir” açıklamasının ardından fiili bir yasak başladığını belirtiyor.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus