Ümid Gurbanov’dan sinema çevirileri (2): Tarantino

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

1963’te Amerika’da doğan Quentin Tarantino, annesiyle büyümüş, başarısız okul yılları geçirmiş, ama çocukluğundan beri filmlere ve sinemaya ilgi duymuştur. Kendisini film tutkunu olarak tanımlayan Tarantino, genç yaştan itibaren çeşitli yerlerde çalışmış, nihayet Video Archives adlı ünlü kaset dükkanında işe alınmıştır. Burada işe alınması da bir tesadüf değildi aslına bakılırsa, Tarantino gerçekten de bir film kurdu olduğu için seçilmişti.

Hikaye anlatıcılığına önem veren Tarantino, yazmaya, daha doğru bir ifadeyle, senaryo yazmaya eğilmiştir. Bir yandan kaset dükkanında çalışırken öte yandan da tamamen kendi çabalarıyla yazdığı bir senaryoyu uzun metraj film olarak çekmeye çalışan Tarantino, bu ilk ciddi denemesinde başarısız olsa ve hatta kısa bir süreliğine depresyona girse de sinemadan kaçmamış ve senaryo yazmaya devam etmiştir. Tony Scott’ın yönettiği Çılgın Romantik’in senaryosunu kaleme alan Tarantino, topladığı cesaretle birlikte Rezervuar Köpekleri’nin senaryosunu bitirip kendisine inanan bir yapımcı bulduktan sonra, “soygunun görünmediği bir soygun filmi” çekerek ve daha da önemlisi bunu doğrusal olmayan bir çizgiyle hikaye ederek kariyerinin ilerleyen safhalarında çekeceği filmlere dair önemli bir ipucu vermektedir.

Nitekim oldukça olumlu eleştiriler alan Rezervuar Köpekleri’nden sonra çektiği Ucuz Roman ile beraber Tarantino çok az yönetmenin yakalayabildiği büyük bir başarı elde etmiştir. Bugün bile sinemanın en ilgi gören filmlerinden biri sayılan Ucuz Roman’ın getirdiği bu büyük ünün ardından 1994’te Charlie Rose’un programına katılan Tarantino, işte tam olarak bu büyülü yükselişin heyecanı ve coşkusuyla kendini izleyiciye anlatmaya başlıyor.

Çocukluğundan bahseden Tarantino, filmlere ilgi duymaya başlamasında annesinin etkisinin altını çiziyor. Tarihe duyduğu ilgiyi, hikayelere duyduğu bağ ile açıklıyor. Hikaye anlatmayı ve kendisine özellikle de sinema yoluyla hikaye anlatılmasını seviyor. Program boyunca Tarantino’nun samimi tutkusu görülüyor. Gerçekten de henüz kariyerinin başında genç bir yönetmen var karşımızda. Ancak sinema tarihinden, yönetmenlerin yaşamlarından, hatalarından ve başarılarından, doğrusal olmayan hikaye anlatımından bahsederken hiç de toy bir sinemasever olmadığını açıkça görebilmek de mümkün. Zaten Tarantino’nun ilerleyen yıllarda kendine özgü bir üslup ve anlatım yakalayabilmesinde sinema ile dolu bu geçmişinin etkisi de göz ardı edilemez.

Tarantino’nun katıldığı ilk büyük ve önemli programlardan biri sayılan bu söyleşinin, özellikle sinemaseverler adına, Tarantino’yu anlamak için oldukça önemli olduğu kanaatindeyim. Henüz Kill Bill, Soysuzlar Çetesi ve Zincirsiz gibi pek çok önemli filmi çekmemiş olan Tarantino, sadece ilk iki filminden, yani Rezervuar Köpekleri ve Ucuz Roman’dan yola çıkarak kendini ve sinemaya bakışını aktarsa da, Tarantino’nun ileride neden ve nasıl Tarantino olacağının izlerini görmek mümkün burada.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus