“Annem koronavirüse yakalandı”: Bir Medyascope çalışanının en zor 14 günü

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
Eylül ayının başında Ankara’da koronavirüs vakaları diğer illere göre büyük bir artışa geçti ve bunun sonucunda başkentte sağlık sistemi neredeyse kilitlenme noktasına ulaştı. Hastanelerin koronavirüs poliklinikleri aşırı yoğunken yalnızca yüksek risk durumunda olan veya koronavirüs sebebiyle yaşamsal fonksiyonları yeteri kadar çalışmayan hastaların yatışı sağlanabiliyordu. Bu koşullarda annesi koronavirüse yakalanan Medyascope'tan Fehimcan Şimşek ailecek verdikleri koronavirüs mücadelesini kaleme aldı.

Annem Nurhan Şimşek, 25 yıllık devlet memuru ve okul öncesi öğretmeni. Milli Eğitim Bakanlığı öğretmen seminerlerinin 24 Ağustos tarihinde başlayacağını duyurduktan sonra kronik rahatsızlığı olmayan öğretmenler bu tarihten itibaren seminerlere katılmaya başladılar. Eylül ayının ilk haftası annemin çalıştığı okuldan iki öğretmenin koronavirüs testlerinin pozitif çıktığını öğrendik. Annemin 5 Eylül’de başlayan şiddetli baş ağrısı, öksürük ve ara ara yükselen ateş şikayetlerinden dolayı Dr. Nafiz Körez Sincan Devlet Hastanesi’ne gittik. Doktor, kan tahlilinden sonra anneme sonuçlarının iyi olduğunu, endişelenmesine gerek olmadığı söyledi ve evde kronik hastalığı bulunan babam olduğu için tedbir amaçlı PCR testi istedi. 7 Eylül sabahı annemin test sonucunun pozitif olduğunu öğrendik.

Filyasyon ekiplerinin Ankara’daki hasta yoğunluğuna yetişemediğini ve ilaçları aynı gün getiremeyeceklerini öğrendikten sonra annemin ilaçlarını teslim almak üzere Dr. Nafiz Körez Sincan Devlet Hastanesi’ne gittim. Hastanedeki yoğunluktan ve kalabalıktan dolayı ilaç almak için yaklaşık dört saat bekledim. Anneme rapor almak istediğimde 14 günlük karantina süresince değil yalnızca 10 günlük rapor verebildiklerini, ondan sonraki süreç için aile hekimimiz ile iletişime geçmemiz gerektiğini öğrendim. Hastanede geçirdiğim bu sürede koronavirüs hastaları ile şüphelilerinin aynı polikliniğe yönlendirildiğini fark ettim.

Beş gün sürecek ilaç (Favimol) tedavisine başladıktan sonra göğsünde baskı hisseden ve hafif nefes darlığı çeken annem bu sebeplerden ötürü geceleri uyuyamıyordu. Bunun üzerine tekrar Dr. Nafiz Körez Sincan Devlet Hastanesi’ne götürdük. Koronavirüs polikliniğindeki doktor akciğer filmini gördükten sonra bizi acile yönlendirip, “Orada tekrar baksınlar, yatış yapılması iyi olur’’ dedi. Acile gittiğimizde akciğer filmine göre durumunun çok kötü olmadığı gerekçesiyle evde tedavisine devam etmesini, eğer şikayetleri artarsa tekrar gelmesini söylediler. Eve döndükten bir süre sonra kendini iyi hissetmeyen annemle Ankara Atatürk Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne gittik. Doktorun burada yeniden göğüs filmi istemesi üzerine yaklaşık 20 koronavirüs hastasıyla birlikte üç saate yakın röntgen teknisyeninin görev yerine gelmesini bekledik. Doktor filme baktıktan sonra şu an için korkulacak bir şey olmadığını, evde tedavisine devam edebileceğini ve nefes darlığı çektiğinde veya öksürüğü arttığında oksijen desteği almasının iyi olabileceğini söyledi. Sabah başka bir doktorun annemin yatışını önerdiğini söylediğimizde, akciğer filminin dikkatli incelenmemiş olabileceği ve yoğunluktan dolayı yüksek riskli hastaların yatışının gerçekleştiğini öğrendik. İlaç tedavisi bittikten sonra testin nasıl yapılacağını sorduğumda ise yeni bir test yapılmayacağını, hastanın şikayetleri azaldığı veya sonlandığı takdirde izolasyon süreci bittikten sonra normal hayatına dönebileceği cevabını aldım.

Ankara Atatürk Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Koronavirüs Polikliniği.

Bunun üzerine anneme gerektiğinde oksijen desteği sağlamak amacıyla kendi imkanlarımızla oksijen tüpü temin ettik. Öksürüğünün arttığı zamanlarda yaklaşık 10 dakika oksijen aldığında kendini daha iyi hissediyor ve biraz da olsa öksürüğü kesiliyordu. Beş günlük ilaç tedavisi sona erdiğinde nefes darlığı azalan annemin göğüs ağrıları ve şiddetli öksürüğü devam ediyordu. Toplum Sağlığı Merkezi’ne telefon açtığımda beklememiz gerektiğini, öksürüğün devam edebileceğini, eğer nefes darlığı yaşarsa veya kendini kötü hissederse en yakın sağlık kuruluşuna başvurmamız gerektiği söylendi. Süreçten sonra test yapılıp yapılmayacağına dair teyit istediğimde ise ‘’Test yapılmayacak’’ cevabını aldım. Bunun üzerine ilaçları biten annem öksürüğü çok arttığında evde oksijen alarak rahatlamaya çalışıyordu. Hastalığın onuncu gününde (17 Eylül) öksürük şikayetinin geçmemesi üzerine annemi tekrar doktora götürdük. Doktor annemin akciğerlerinde hafif leke ve buzlanmaya rastladı ve tedavi için antibiyotik verdi.

Annemin PCR testi pozitif çıktıktan sonra babam ve ben de test yaptırmak istedik. Fakat kronik hastalığı bulunan babamı devlet hastanesindeki yoğunluktan uzak tutmak için ve semptom göstermeyen bireylere temaslı olsalar dahi test yapılmadığından dolayı özel bir hastanede 350 TL karşılığında test yaptırdık ve negatif sonuç aldık. Bu süreçte ekipler tarafından annem hastalığının ikinci günü ben ve babam ise beşinci günü aranmaya başladık ve izolasyon sürecimiz bitene kadar (22 Eylül) günaşırı aranmaya devam ettik. Telefonda sağlık durumumuz, evde olup olmadığımız soruluyordu fakat evde bulunduğumuz bu süre boyunca herhangi bir ekip tarafından evimize gelinmedi ve kontrol yapılmadı. Test sonucu pozitif çıktıktan sonra anneme temasta bulunduğu kişiler sorulmadı ve çalıştığı okulda birden fazla koronavirüs vakası çıkmasına rağmen diğer öğretmenler ve çalışanlar karantinaya alınmadı. Yalnızca aynı evde ikamet ettiğimiz için babam ve ben temaslı olarak gözüküyorduk. Hayat Eve Sığar uygulamasından babamın ve benim izolasyon sürecimizin annemin test sonucuna göre değil (7 Eylül), bizim test yaptırdığımız tarihe göre (8 Eylül) işlendiğini, olması gerekenden bir gün geç girildiğini fark ettik. Ayrıca koronavirüs hastası annemin izolasyon süresi 10 gün gözükürken bizimki 14 gün gözüküyordu ve hastalığının 10. günü annemin sağlık durumu hâlâ semptom göstermesine ve test yapılmamasına rağmen ‘’Riskli Değil’’ olarak güncellendi ve bu günden sonra dışarıya çıkmasında bir sakınca olmadığı söylendi. Şu an ise annemin durumu çok daha iyi, öksürükleri seyrekleşti, herhangi bir semptomu kalmadı ve kendini iyi hissediyor.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus