ABD’nin seçimi: Ne olacak şimdi?

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Trump zaferini ilan etti ancak kritik beş eyaletten ikisini kazanması halinde Joe Biden ABD’nin yeni başkanı olabilir. Böylesi bir durumda Trump’ın direnmesi bekleniyor. Bu sefer olay sadece yargıya intikal etmekle kalmaz, sokağa da taşabilir.

Yayına hazırlayan: Fazıl Alp Akiş

Merhaba, iyi günler. Amerika Birleşik Devletleri’nde başkanlık seçimleri yapıldı, ama sonuç henüz belli olmadı. Belli olmamasına rağmen Trump yeniden açık arayla seçildiğini iddia etti ve oy sayılımının durdurulmasını talep etti. Ama bakıyoruz; henüz netleşmemiş önemli eyaletler var. Yedi sekiz tane eyalet var ve bunlardan önemli olan beşinden iki tanesinde eğer Biden birinci gelirse, kazanacak. Sonuçta Trump’ın seçim ilanı, zafer ilanı da geçersiz olacak.

Bunlardan Wisconsin’e ben yarım saat önce baktığımda Trump öndeydi, ama şu an kıl payı Biden öne geçmiş. Wisconsin’i alırsa ve yarına geri kalan 4 eyaletin birini kazanırsa –ki bunlar Michigan, Pensilvanya, Kuzey Carolina ve Georgia eyaletleri; Pensilvanya’yı alma ihtimali Biden’ın yok gibi, gene de belli olmaz ama çok büyük bir fark var sanki–, ama Kuzey Carolina’da ve Georgia’da aranın kapanma ihtimali var. Ve buralardan özellikle postayla oy kullanılan yerlerde Demokratların güçlü bir şekilde gelme ihtimali var; sonuçta birçok kere olduğu gibi bu seçim de pekâlâ karakolda bitebilir ve arıza çıkabilir — ki Trump baştan itibaren, kampanya süresince hep bunu yapacağını söyledi; Demokratlar da buna hazırlanmak gerektiğini söylediler ve sanki bu gerçekleşiyor gibi. Tabii ki Demokratların net bir galibiyet alacakları iddiası gerçekleşmedi; Trump kamuoyu yoklamalarını bir kez daha yanıltarak bayağı iyi bir oy aldı; özellikle elindeki Cumhuriyetçi eyaletlerin önemli bir kısmını korumayı bildi; ancak şu âna kadar Arizona’da Demokratlara bir yönelme oldu. İlk büyük yenilgisini Arizona’da almışa benziyor, Wisconsin’de de yeniliyor olabilir; bir yerde daha yenilirse –yani Kuzey Carolina, Georgia, Michigan ya da Pensilvanya’da–, bir önceki seçimde önde bitirdiği bu eyaletlerden birinde de yenilirse başkanlığı kaybetmesi söz konusu olacak; fakat gördüğümüz kadarıyla buna yanaşmayacak, direnecek, mahkemeye götürecek, mahkeme de Yüksek Mahkeme — ki Yüksek Mahkeme’ye seçimden hemen önce yeni bir atama da yaptı ve orada yargıç sayısı Trump’ın lehine. Ancak ABD’de bu tür matematik hesapları tutmayabiliyor, Yüksek Mahkeme birçok konuda siyasî davranmama refleksleri verebiliyor.

Her halükârda, baktığınızda Trump bir hezimet yaşamadı; bir zafer de değil bu. Galip olup olmadığı birkaç gün sonra belli olacak; galip olma ihtimali yüksek, ama dediğim gibi sonradan eklenecek oylarla beraber bu beş eyaletten bir tanesini daha kaybettiği durumda başkanlığı da kaybetme ihtimali var.

Burada şu âna kadar benim gördüğüm kadarıyla yapılan yorumlar şöyle: Trump her şeye rağmen ekonomide belirli bir güç yakaladı, bir başarı yakaladı; ancak özellikle koronavirüsle mücadele konusunda çok büyük bir fâciaya sebep oldu. İkisi arasında bir yarış oldu sanki ve Trump’ın destekçileri onun ekonomideki başarılarını öne çıkarttılar — bu anlaşılıyor. Öteki taraftan Demokratların ise özellikle Biden’ın yaşı nedeniyle ve çok dinamik olmaması, çok büyük vaatler dile getirmemesi gibi nedenlerle sanıldığı kadar başarılı olmadıkları ortaya çıktı; halbuki öncesinde çok sayıda yorum yapıldı biliyorsunuz, gençlerin çok daha aktif bir şekilde katılacağı –ki öyle olduğu anlaşılıyor–, katılım oranının yüksekliğinin Demokratların net bir şekilde lehine olacağı iddiası henüz doğrulanmışa benzemiyor. Özellikle etnik grupların, azınlıkların aktif bir şekilde daha fazla seçime ilgi duyacakları ve son yaşanan, polislerin öldürdüğü siyah vatandaşlar ve protestolar nedeniyle de özellikle siyah Amerikalıların Trump aleyhine seferber olacağı iddiası da çok net bir şekilde kanıtlanmış değil. 

Eski seçimin bir benzeri gibi; şu âna kadar kullanılan oylara baktığımız zaman, geçen seçimde de öyle olmuştu: Hillary Clinton Donald Trump’tan daha fazla oy almıştı; ama Amerikan seçim sistemindeki o acayiplik nedeniyle seçilememişti. Bakalım: Hillary Clinton geçen seçimde 65 milyon 853 bin oy almış, Trump ise yaklaşık 63 milyon oy almış; ama Hillary Clinton’ın kazandığı delege sayısı 232, Trump’ın kazandığı 306 idi. Arada yaklaşık 3 milyonluk bir oy farkı vardı, buna rağmen kaybetti. Şimdi, şu an itibariyle, New York Times’tan bakıyorum, 67 bin 963 Biden oy alıyor, 65 milyon 687 Donald Trump alıyor; yani 2 milyondan biraz daha fazla bir fark var, şu anda delege hesaplarında Biden önde gözüküyor, fakat bunu Trump’ın kapatma ihtimali çok yüksek. Bütün bunlar bize neyi gösteriyor? Tabii ki bazı şeyler seçim sonuçları netleştikten sonra daha fazla berraklaşacak; ama Amerikan sisteminin çok ciddi bir kriz içerisinde olduğunu bir kez daha gösteriyor. Kutuplaşmanın ABD’de çok öne çıkan bir olgu olduğunu gösteriyor ve olayın mahkemeye gitmesi halinde –ki çok yüksek bir ihtimal, geçen seferlerde yaşananlar da bunlar genellikle üst düzey siyasetçiler arasında tartışmalara neden oluyordu– ama bu sefer olay mahkemeye gittiği takdirde sokağa yansıyabilir; hatta kimileri çok aşırıya taşıyarak iç savaş görüntüleri yaşanması ihtimalinden bahsediyorlar.

Öncesinde de başkent Washington başta olmak üzere, New York’ta, birçok yerde büyük mağazalar bankalar ne olur ne olmaz diye, protestolar olur diye önlerine çok ciddi önlemler aldılar, tahtalar çaktılar vs.. Buradaki hesap şuydu, Trump erkenden galibiyetini ilan edecek, bunu kabul etmeyen protestocular sokağa dökülecekler, ayaklanma olacak. Özellikle Washington’a baktığınız zaman, Trump’ın Beyaz Saray’ının olduğu yer Washington’da, ama Washington geleneksel olarak Demokratların çok güçlü olduğu bir yer, yine bu seçimde de gördüğüm kadarıyla yüzde 90’ın üzerinde Demokratlara oy çıkmış bir yer. Trump’ın bir kez daha kazanması halinde, hele bu kazanmanın üzerine bir şaibe düşerse, Washington şehrinin, yani DC dedikleri Washington şehrinin karışma ihtimali çok yüksek. 

ABD’nin seçim haritası biraz bizim Türkiye’deki seçim haritalarına benziyor, sahil şeritlerinde Demokratlar, iç kesimlerde Cumhuriyetçiler çok güçlü; mesela İllinois gibi göller bölgesinde, arada sıkışmış İllinois ve Minnesota var, onun dışında bir de Colorado var, onun dışında, “gerçek amerika” dedikleri orta Amerika’ya baktığımız zaman burada çok ciddi bir Cumhuriyetçi ağırlığı var; fakat örneğin Teksas’ta Demokratlar bayağı iddialı girdiler, biraz zorladılar, ama kazanamadılar. Arizona’da kazanmış olmaları –kazanmış gözüküyor şu an itibariyle–, Demokratların bu seçimde şu âna kadarki en büyük yeniliği. Ancak Demokratların Arizona’yı kazanmış olmaları, onlara atfedilen büyük patlamayı karşılamıyor. Sonuçta kazansa bile, son anda kazansa bile, Biden bu seçimin mağluplarından birisi olacak.

Trump kaybetse bile –ki kaybettiği ilan edilse de bunu kabul etmeyeceğini düşünüyorum, direnmeye çalışacaktır Trump–, kaybetse bile Trump’ın yenik çıktığını söylemek belki gerçekçi olmayacak; çok şaşırtıcı bir şekilde diyelim, en azından ben şaşırıyorum, şaşıırmayanlar vardır. Trump böyle bir sürecin ardından, bu kadar üst üste gelen olayın ardından, özellikle salgın ve tabii ki kendisinin kötü yöneticiliğine rağmen, hâlâ ülkedeki oyların yarısını alabiliyor. 

ABD seçimi bütün dünyayı çok yakından ilgilendiriyor ABD’nin dışında. Zaten seçim öncesinde de, bir önceki seçimde de olmuştu, diğer büyük küresel güçlerin bu seçime müdahil oldukları ya da olmak istedikleri söylenmişti. Bu seçimde mesela Çin’in Biden için, Rusya’nın Trump için, hatta İran’ın da Biden için çalıştıkları, özellikle sanal ortamda birtakım hack faaliyetleri ile seçime müdahil olmak istedikleri ve müdahil oldukları iddia edilmişti. Seçimden sonra da büyük ihtimalle bu iddialar dile getirilecek. Bir önceki seçimdeki iddiaların karşılığında hiçbir şey olmadı. Bundan sonra da olmayacak; ama büyük bir ihtimalle şu hâli, yani Amerika’nın kafası karışık hâlini; kimin kazandığının belli olmadığı, kim kazanırsa kazansın karşı tarafın itiraz edeceği ve hatta itirazını sokağa taşıyacağı bir ABD’yi tercih edecek çok güç vardır. Bunlar her halükârda ABD’nin rakipleri, öncelikle Çin, Rusya gibi rakipler olacaktır. Belki de bu ihtimalin güçlenmesi için ellerinde birtakım imkânlar varsa bunları da seferber edeceklerdir.

Şu hâliyle baktığımız zaman, dünyanın bir numaralı süper gücü gibi görünen ABD, şu seçim sürecinde ve seçimin sonrasında, akabinde yaşananlarla çok zavallı bir durum sergiliyor diyelim. Ama bizim bunu söylemeye de çok fazla yüzümüz olmaması lâzım. Bir nevi Türkiye’de en son yerel seçimlerde tekrarlanılanlara benzer durumlar yaşanıyor ABD’de. Biz, kutuplaşmaya uzun bir süredir alışkın bir ülke olduğumuz için bir şekilde kör topal yolumuza devam ediyoruz; ama ABD bu denli şiddetli bir kutuplaşmayı kaldırır mı? Açıkçası çok emin değilim. Önümüzdeki birkaç gün, özellikle bu kritik eyaletlerde, tekrar bakacak olursak: Wisconsin’de hâlâ Biden önde gözüküyor, ama çok az bir oyla, şu anda baktım 9 bin oyla önde gözüküyor; mesela Michigan’da 200 bin oyla önde gözüküyor, Kuzey Carolina’da Trump yaklaşık 70 bin oyla önde gözüküyor, Georgia’da da 102 bin oy önde gözüküyor, bunlar pekâlâ kapanabilir ve işin rengi değişebilir. İki tane eyaletle seçimin sonucu değişebiliyor, ama bu hâliyle Trump’ın bunu kabul etmeyeceğini tekrar söyleyelim ve ABD’yi çetin günler bekliyor diyelim. 

Normal şartlarda Trump’ın ilk sonuçlara göre kazanması söz konusuydu; ama adım adım her gelen oyla, katılan yeni oylarla Biden’ın kazanma ihtimali güçlendi; bu da bizim Türkiyede alışık olduğumuz bir husus. Bakalım ne olacak? Ama sert geçecek, tüm dünya yakından izleyecek. 

Kim kazanırsa kazansın dünya kazanmış olmayacak, Türkiye de kazanmış olmayacak; çünkü tabii ki Trump zaten kendini gösterdi, yeni bir dönemle eskiyi daha kötü bir şekilde devam edecektir; ama Biden’ın da beyaz atlı prens olmadığı da çok aşikâr. 

Bekleyelim görelim; ama sertlik göreceğiz, polemik göreceğiz, sosyal medya üzerinden kapışmalar göreceğiz ve bir ihtimal bunların sokağa yansımasına ve belki de çok şiddetli birtakım çatışmalara tanık olacağız. Dünyanın en büyük gücü çok ilginç bir deneyim yaşıyor. Buradan çıkartılacak çok ders var, ama çıkartmasak da olur diyelim. Şimdilik söyleyeceklerim bu kadar, iyi günler.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus