Korona günlerinde tiyatro sahneleri – Kadıköy Emek Tiyatrosu kapanmanın eşiğinde: “Biriken kiralar için o kadar çok kredi çektik ki yüzyıl çalışsam faizlerini anca ödeyebilirim”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

İstanbul’un Kadıköy ilçesine bağlı Hasanpaşa semtinde dokuz yıl önce kurulan Kadıköy Emek Tiyatrosu, koronavirüs salgını nedeniyle diğer tiyatro sahneleri gibi zor zamanlardan geçiyor. 16 Kasım’da başlayan Kadıköy Emek Tiyatrosu Dayanışma Festivali’yle izleyicilerine perdelerini açan tiyatro sahnesi, son koronavirüs önlemleriyle birlikte başlattıkları festivali sonlandırmak zorunda kaldı.

Kadıköy Emek Tiyatrosu’nun kurucularından Pınar Yıldırım, Medyascope’un sorularını yanıtladı. Alınan son önlemler kapsamında sahnelerin yeniden kapatılmasıyla 16 Kasım’da başlayan festivale son vermek zorunda kaldıklarını belirten Yıldırım, “Dayanışma festivali, oynayan ekiplere, sahnemize bir can suyu olsun, bir nebze kısa vadeli nefes olsun dedik ama olmadı. Şimdi sahnemiz kapanmanın eşiğinde” dedi. 

Kadıköy Emek Tiyatrosu, salgın günlerini nasıl geçirdi, geçiriyor?

Yıldırım: Sahnemizi 13 Mart’ta kapatmıştık. O zamanlar tüm bilinmezliğin içinde tamamen durmuştuk. Önümüzü göremiyorduk. Ne kadar sürecek, nasıl bir sonuç çıkacak? Her şey belirsizdi. Gerçi şu anda da hâlâ bir çözüm ve netlik maalesef yok. Sekiz sezon boyunca 19 prodüksiyon, sayısız etkinlik, atölyeler düzenleyen bir kumpanya için ‘durmak’ kelimesi, mental olarak ölümcül olabiliyor. O yüzden biz aslında sadece nisan ayına kadar durabildik diyebilirim. Emek Tiyatrosu ekibi olarak çevrimiçi kültür atölyeleriyle kendimize mutfak çalışmaları yaptık. O süreçte mekanımız el verdiği için sahnenin üst bölümünde yer alan terasta kısa oyunlar oynama fikri gelişti. Özge Erdem, Ali Kemal Güven, Hakan Emre Ünal ve Mert Şişmanlar’ın yönettiği, Aslı Ceren Bozatlı, Alis Çalışkan, Tülin Ulutürk ve Ali Kemal Güven’in yazdığı dört kısa oyunla eylülde teras oyunlarımız açık havada seyirci karşısına çıktı. Aslında biz dururken dört oyun bir yeni mekan inşa etmiş olduk. Şimdi aralık ayında çevrimiçi seminer ve söyleşilere geçiyoruz. Duramayız çünkü top oyunda kalmak zorunda.

Devlet desteği alabildiniz mi, bu süreçte kira ve elektrik gibi temel giderlerinizi karşılayabildiniz mi? 

Yıldırım: “Kültür Bakanlığı’nın desteğine vergi borcumuz olduğundan dolayı başvuramadık. Bunun için tüm çatı örgütleri çok savaş verdi ama bakanlık yapamayız dedi. Dijital arşiv projesine başvurduk, Telif Hakları Fonu’ndan 25 bin lira gibi bir rakam aldık. Ama devlet bizden yaklaşık 11 bin lirasını KDV, gelir vergisi olarak geri aldı. Elimizde kalan parayla da oyunda yer alan emekçilerin telifini verince 750 TL gibi bir rakam kaldı. Sahnenin sadece elektrik faturası aylık 2.500-4.000 civarında. Devlet yardımı aldık diyebilir miyiz? Siz karar verin buna. Ben bir gün “Merhaba, ben yirmi beş bin. Nasıl yedi yüz elli TL kaldım? Size onu anlatacağım” diye bir oyun yapma niyetindeyim.

Kadıköy Emek Tiyatrosu oyuncuları ve çalışanları sahnenin kapalı olduğu aylarda nasıl geçindi, yaşamak için ek iş yapmak zorunda kalan çalışanlar oldu mu?

Yıldırım: Evini kapatıp ailesinin yanına taşınan oldu, moto kuryelik yapan oldu, garsonluk yapan oldu. Trajik hikayeler anlatmak istemiyorum ama kendi içimizde toplayıp ordan burdan, sızıntı yapan duvarı elimizle kapatmaya çalıştık. Bir yerden sonra artık sel bastı.

Dayanışma festivalini alınan son tedbirler nedeniyle iptal etmek durumunda kaldınız. Son tedbirleri nasıl değerlendiriyorsunuz, bu süreçte Kadıköy Emek Tiyatrosu kapanabilir mi?

Yıldırım: Alınan son tedbirler aslında geç kalınmış ve çözümü olmayan, yararsız, ne idüğü belirsiz, “tedbir” adı altında beceriksizlik. Hafta sonu saat sekizden sonra sokağa çıksan ne olur, çıkmasan ne olur? Şimdi yurdum insanının canına kıymet vermeyen hükümetten sanatına, kültürüne değer vermesini, sahip çıkmasını bekliyoruz. Biz sahne olarak bu süreçte umudumuzu hiç yitirmemek adına hep ürettik. Var olabilmek için üretmeyi seçtik. Dayanışma festivali, oynayan ekiplere, sahnemize bir can suyu olsun, bir nebze kısa vadeli nefes olsun dedik ama olmadı. Şimdi sahnemiz kapanmanın eşiğinde ve devletten gelmeyen yardımı maalesef seyircimizden talep ediyoruz. “Dayanışma biletleri alın, boş koltuk satın alın, ölüyoruz artık dayanacak maddi bir olanağımız kalmadı” diyoruz. Sahnenin kapalıyken biriken kiralarını ödeyebilmek için o kadar çok miktarda kredi çektik ki yüzyıl çalışırsam faizlerini anca ödeyebilirim. Eğer aralık sonuna kadar önümüzdeki birkaç ayın kirası, kredi borcu vs. için gerekli miktarı toplayamazsak evet dokuzuncu yılında Emek Tiyatrosu mekan olarak kaçınılmaz sona gelmiş olacak. Ne diyelim kısmet mi diyelim? Yok efendim öyle kader kısmetçilik gişe gelirinden başka bir geliri olmayan, kendi ürettikleriyle devlete vergisini ödeyip dimdik ayakta duran insanların çatısını bizzat devlet söküp attı bir kenara. Bu böyle bilinsin. Ağlamayacağız, karalar bağlamayacağız biz üretmeye devam edeceğiz ancak bu devran dönecek o kapanan sahnelerin, çalışan emekçilerin hakkını gasp etmenin hesabını herkes tek tek verecek. Ne ilk kez bu denli yıkıldı tiyatro, ne de ilk kez dirilecek!

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus