Fatoş Güney ile anılarını anlattığı “Camları Kırın Kuşlar Kurtulsun” kitabı üzerine söyleşi: “Yılmaz Güney ile 16 yıllık yaşantımızın 10 yılı hapishanelerde, duvarlar arkasında geçti”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Fatoş Güney’in 1969 yılında evlendiği ve 16 yıl boyunca birlikte olduğu sinema oyuncusu ve yönetmen Yılmaz Güney ile yaşadıklarını anlattığı “Camları Kırın Kuşlar Kurtulsun” kitabı İthaki Yayınevi’den çıktı. Fatoş Güney, kitabın isminin hikayesini, yazma sürecini, kitapta anlatılan yakın Türkiye tarihini Medyascope’a değerlendirdi.

Yılmaz Güney’le evlendiğinde 18 yaşında olduğunu söyleyen Fatoş Güney, “Yılmaz Güney, etkileyici bir insandı tabii ki beni de etkiledi. İkna etme kabiliyeti vardı” dedi. Siyasi düşüncelerinin yapılanmasının kendi bilinciyle olduğunu anlatan Fatoş Güney, “Ben kendi bilincimle birtakım şeyleri görerek kendi evrimimi yaşadım. Bizim üzerimizdeki baskıları, yaşadığımız acıları, başımıza gelenleri düşünürken adeta bir bıçak gibi bilendim” diye ekledi. 

Yaşadığı tüm zorluklara rağmen Yılmaz Güney’i bırakıp ailesinin yanına geri dönmeyi asla düşünmediğini dile getiren Fatoş Güney, “Bu benim için çok büyük bir teslimiyet olurdu çünkü zaten onlar bu işin yürümeyeceğini, benim çok küçük olduğumu, henüz hayata hazır olmadığını düşünüyorlardı. Yılmaz’ın hayatına dayanamayacağımı düşünüyorlardı. Bu düşüncelerini doğru çıkarmak istemezdim. Gerçekten de Yılmaz onların bu düşüncelerinin doğru olmadığını ispat etti bana” diye konuştu. 

“Ülkenin içinde bulunduğu durum Yılmaz Güney ile birlikteliğimizi yaşamamıza müsaade etmedi”

Yılmaz Güney vefat ettiğinde 32 yaşında olduğunu ve 16 yıllık birlikteliklerinin 10 yılının hapishanelerde geçtiğini söyleyen Fatoş Güney, “Bir yerde hayatın dediği oluyor bizim çok güzel bir birlikteliğimiz vardı. Ama ne yazık ki olaylar izin vermedi, ülkenin içinde bulunduğu durum buna müsaade etmedi” dedi.  

Yabancılık duygusunu içinde hep taşıdığını belirten Fatoş Güney hislerini şöyle dile getirdi: “Kendi ülkemde bir yabancı olmak, dışarıdaki ülkelerde bir yabancı olmak ve döndüğüm zaman hâlâ kendi ülkemde yabancı olmak. Bugün hâlâ yabancıyım diyebilirim. Bu çok garip bir duygu aslında. Hem ülkenizi çok seviyorsunuz hem de bu duyguları yaşıyorsunuz. Kitabımda dediğim gibi, cennet ve cehennemi bir arada yaşıyorsunuz.”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus