Osman Kavala’nın “casusluk” suçlamasıyla yargılandığı dava, Gezi davasıyla birleştirildi, Kavala’nın tutukluluğunun devamına karar verildi

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

1 Kasım 2017 tarihinden beri cezaevinde bulunan iş insanı Osman Kavala’nın  “anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs” ve “devletin gizli kalması gereken bilgilerini casusluk amacıyla temin etme” suçlamalarıyla yargılandığı davanın ikinci duruşması, bugün Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi’nde, 36. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yapıldı. Duruşmayı izlemeye sivil toplum örgütleri ve konsolosluk görevlilerin yanı sıra bağımsız İstanbul Milletvekili Ahmet Şık, CHP İstanbul milletvekilleri Sezgin Tanrıkulu ve Ali Şeker de katıldı. Kavala duruşmaya, koronavirüs önlemleri kapsamında tutuklu bulunduğu Silivri Cezaevi’nden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile katıldı. Dosyanın İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki Gezi davası ile birleştirilmesine karar veren mahkeme, Kavala’nın tutukluluğunun devamına hükmetti.

Mahkeme başkanı, İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi’nin, davanın, Gezi davası ile birleştirilmesi yönünde muvafakat verdiğini açıkladı. Duruşma Leyla Alaton’un tanık olarak dinlenmesiyle başladı. 

Tanık beyanları: “Henri Barkey ile Osman Kavala’yı bir arada görmedim”

Alaton, Henri Barkey, Osman Kavala ve Cem Fadıl Bozkurt’u tanıdığını beyan ederken mahkeme başkanı, ilk duruşmada tanık olarak dinlenen Bozkurt’un “Leyla Alaton ve İshak Alaton darbe girişimini Barkey’den öğrendi” iddiasını sordu. Alaton, Mart 2015’te şirketlerinin soyulduğunu fark ettiklerini, Cem Fadıl Bozkurt ile aralarındaki davanın ceza mahkemesinde sürdüğünü belirtti ve “Böyle bir şey mümkün değil. Darbeden bir sene evveline kadar hiçbir ilişki kalmamıştı. Tamamı iftiradır, yalandır” dedi.

Alaton’a Osman Kavala’nın avukatı Deniz Tolga Aytöre “Henri Barkey ile Osman Kavala arasında bir ilişkiye şahit oldunuz mu?” diye sordu. Alaton, “Bunlar babamın ziyaretine gelen genç insanlardı. İkisini bir arada görmedim” diye konuştu.

Daha sonra, Barkey’in kaldığı otelin çalışanı tanık olarak dinlenmek üzere söz aldı ve “Kavala’yı tanımıyorum. O akşam otelde değildim, evdeydim. Geç saatte öğrendim darbe olduğunu. Gündüz oradaydım, Barkey’i gördüm. Aramızda bir görüşme geçmedi”  dedi. Tanık, hâkimin iddianamede geçen “Pensilvanya” yazılı çanla ilgili sorusunu ise “Çanla ilgili bir şey görmedim” diyerek yanıtladı.  

Diğer bir otel çalışanı tanık ise 15 Temmuz darbe girişiminin olduğu gece Henri Barkey’in otelde konakladığını söyledi ve üzerinde “Pensilvanya” yazılı çanı resepsiyona kimin bıraktığını görmediğini beyan etti.

Osman Kavala: “Üzerime atılı kurgulanmış suçlardan dolayı üç yılı aşkın süredir tutuklu yargılanıyorum”

Tanık beyanlarının ardından Osman Kavala söz aldı. Üç yılı aşkın bir süredir yargılandığını dile getiren Kavala, Gezi iddianamesinin büyük bölümünün hukuksuz dinlenmelere dayandığını belirtti ve beyanına şöyle devam etti: 

“Üzerime atılı kurgulanmış suçlardan dolayı üç yılı aşkın süredir tutuklu yargılanıyorum. Gezi iddianamesinde çoğu hukuksuz dinlemelere dayalı bulgular dışında benimle ilgili hiçbir delil olmamasına rağmen dava beraatla sonuçlanana kadar tek tutuklu sanık olarak cezaevinde kaldım. İddia makamı suçlamalara dayanak olacak bulgular olmadığının farkındadır. Casusluk suçlamasının AİHM kararını boşa çıkarmış olmak için ortaya atıldığı açıktır. Suçlu olduğum algısının canlı tutulması için hukuka aykırı şekilde özgür yaşama hakkım gasp ediliyor. Delilleri karartma şüphesi ile tahliye edilmemem sanal bir bahanedir. Bugüne kadar bulunmamış delillerin karartılacağı şüphesi makul değildir. Tutuklu olduğum her gün yeni bir hak ihlaline sebep olmaktadır. Tahliyemi talep ediyorum.” 

Deniz Tolga Aytöre: “Birleştirme kararı dosya açısından hiçbir amaca hizmet etmiyor”

Kavala’nın beyanının ardından avukatları söz aldı. Avukat Deniz Tolga Aytöre, Kavala’nın davasının Gezi davasıyla birleştirilmesinin hiçbir anlam taşımadığını belirterek şu beyanda bulundu: “Henri Barkey ve Osman Kavala’nın görüştüğü yönünde algı yaratma çabaları bugün Leyla Alaton’un tanık ifadesiyle bir kez daha çökmüştür. Osman Kavala ile ilgili ne zaman tahliye doğacak şekilde bir aşamaya gelinse o zaman karşımıza yeni bir şey çıkıyor. Bugün de birleştirme kararı çıktı karşımıza. Birleştirme kararı dosya açısından hiçbir amaca hizmet etmeyen bir karardır. İstinaf mahkemesinin kararı imkansızı istemektir, ceza hukuku prensiplerine ihanettir. Her iki dosyada da ‘Hukuki ve fiili irtibat var’ deniyor. Dosyalar arasındaki tek ortak nokta iddianameleri hazırlayan savcı Hasan Yılmaz. Başka hiçbir hukuki fiili irtibat yok. Birleştirme kararının tahliye kararına aykırı olduğuna dair hiçbir hukuki düzenleme yok. Dolayısıyla bugün Osman Kavala hakkında tahliye vermeniz dosya ve birleştirme kararı açısından engel teşkil etmiyor. Savcı iddianamede Osman Kavala ile Henri Barkey’in bir araya geldikleri ve görüşme gerçekleştirdiklerini iddia ediyor. Bu iddiasını da özel ısmarlama tanık Cem Fadıl Bozkurt’un tanıklığına ve iletişim tespit tutanaklarına dayandırıyor. Ancak dosyada bunu kanıtlayacak hiçbir iletişim tespit tutanağı ya da HTS kaydı yoktur. Bu kadar yok delil arasında biz hâlâ tutukluyuz. Bu suçlama ve iddianame AİHM kararına karşı tutuklamayı taşıyıcı görev üstlenmiştir. Unsurları oluşmamış atılı suçtan dolayı Osman Kavala’nın bihakkın tahliyesini talep ediyoruz.”

Aytöre’nin ardından avukat İlkan Koyuncu söz aldı ve “Bu dosyalar arasındaki hukuki ve fiili bağ olan savcı Hasan Yılmaz bu dosyadan sonra terfi edip bakan yardımcısı olmuştur. Diğer bağ da İrfan Fidan’dır. O da bu dosyadan sonra önce Yargıtay’a sonra Anayasa Mahkemesi’ne atanmıştır” dedi. 

Köksal Bayraktar: “Birleştirme kararı hukuka aykırıdır”

Son olarak söz alan Kavala’nın avukatlarından Köksal Bayraktar, birleştirme kararının hukuka aykırı olduğunu söyledi. Bayraktar, beyanına şöyle devam etti: “Bugüne kadar avukata söz verilmeden birleştirmeye muvafakat eden hiçbir ağır ceza mahkemesi görmedim. Muvafakat isteğiniz kanuna aykırı ve yok hükmündedir. Mahkemeniz tutuklamanın devamı kararlarında hep soyut olgular kullanıyor. Adalet Bakanlığı bunu kabul etmiyor, somut öğeler istiyor. Üç yıl dört aydan beri tutuklu olan Osman Kavala’nın hürriyetine bir an önce kavuşturulması lazım. Rehin muamelesi ile karşı karşıyayız.”

Beyanların ardından mütalaa açıklandı ve Osman Kavala’nın tutukluluğunun devamına karar verildi 

Avukat beyanlarının ardından duruşmaya ara verildi. Aranın ardından duruşma savcısı mütalaasında, davanın İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki dosya ile birleştirilmesini ve Osman Kavala’nın tutukluluğunun devamını talep etti. Dosyanın İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki Gezi davası ile birleştirilmesine karar veren mahkeme, Kavala’nın tutukluluğunun devamına hükmetti.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus