Anne Klein Kadın Ödülü Canan Arın’a verildi: “Türkiyeli kadınlar özgürlükleri için canları ile çok bedel ödedi”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

“Anne Klein” Kadın Ödülü bu yıl, avukat ve kadın hakları aktivisti Canan Arın’a verildi. 40 yılı aşkın süredir kadınların hakları için mücadele eden avukat Arın, Türkiye’nin ilk bağımsız kadın sığınağı vakfı Mor Çatı‘nın kurucularından biri. Arın ayrıca sayısız davada şiddete uğrayan kadınlar için mücadele ediyor.

Heinrich-Böll-Stiftung ve ödül jürisi başkanı Barbara Unmüßig

10. yılını dolduran Anne Klein Kadın Ödülü’nün jürisi dört kişiden oluşuyor. Çevirimiçi toplantı, Heinrich-Böll-Stiftung yönetim kurulu başkanı ve ödül jürisi başkanı Barbara Unmüßig‘in konuşmasıyla başladı. Anne Klein’in kadın hareketindeki öneminden bahseden Unmüßig“Kadınlar istedikleri zaman her şeyi yapabilir” dedi. Unmüßig, Türkiye’deki kadın hareketinin durumunu ve aile içinde yaşanan şiddeti anlatması için sözü Canan Arın’a bıraktı.

Canan Arın: “Türkiye’deki hükümet eski kanunlara dönmeye çalışıyor”

Canan Arın konuşmasına, Türkiye’de kadın ve erkek eşitsizliğini kanunlar üzerinden anlatarak başladı. Kadın hakaretinin Medeni Kanunu’nda ve Ceza Kanunu’nda neleri değiştirdiğini anlatan Arın, şu anki kanunların daha iyi olduğunu fakat uygulamanın kötü olduğunu ifade etti:

“Ben Türkiye’de kadının ve erkeğin eşit olduğu yanılsaması ile büyümüş bir kuşaktan geliyorum. Ailemde kadın olduğum için hiçbir zaman ayrımcılığa tabi tutulmadım. Hukuk fakültesinde okurken de anayasada ‘kadın ve erkek eşittir’ yazıyordu. Fakat 1980 yılında kadın hareketinin içinde yer aldığım zaman zaman aslında eşit olmadığımızı fark ettim ve eşitliği bozan en önemli unsurlar da kanunlardı. Birincisi Medeni Kanunu’nun Aile Hukuku’ydu, ikincisi ise Ceza Kanunu’ydu. Kadın hareketi bu kanunları değiştirdi. Bizim şu anki kanunlarımız oldukça iyi fakat uygulama kötü. Şu anki hükümet eski kanunlara dönmeye çalışıyor. Eski Ceza Kanun’nda bir kadına bir erkek tecavüz ettiği zaman erkeği cezadan kurtarmak için kadını tecavüzcüsüyle evlendiriyorlardı. Bu değişti. Ama şu anki hükümet tekrar bunu getirmeye çalıyor. Bu korkunç bir durum.” 

Avukat ve kadın hakları aktivisti Canan Arın

Kürtaj politikası: Kanun ne diyor?

Barbara Unmüßig, Canan Arın’a Türkiye’nin kürtaj politikasını sordu. Arın, Türkiye’deki kürtaj politikalarını, konu hakkındaki araştırmalar üzerinden anlattı:

1983 yılından yayımlanana Nüfus Planlaması Kanunu’na göre 10 haftalığa kadar kürtaj serbesttir. Türkiye’de hâlâ bu kanun yürürlüktedir. Eğer kadın evliyse kocanın rızası da sorulur, evli değilse isteğe göre kürtaj yaptırmak mümkün. Eğer 18 yaşından küçük ise ebeveyninden izin alınması gerekir. Ancak benim de kurucuları arasında olduğum Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı’nın 2014 Aralık ayında yaptığı araştırma sonucunda; sadece İstanbul’da 37 tane devlet hastanesi var, bu devlet hastanelerinde kanununa göre yapılan kürtajın parasız olması gerekiyor. Mor Çatı olarak bu hastanelere telefon ettik ve kürtaj yapıp yapmadıklarını sorduk. İstanbul’da 37 hastaneden sadece üç tanesi kürtajı kabul ediyor. Aynı araştırmayı 2015 Temmuz’da yaptık. Bu sefer kürtaj yapan hastane sayısı iki. Çünkü Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AKP) Genel Başkanı televizyonlardan kürtaja karşı olduğunu söyledi. Çünkü Türk nüfusunun doğum oranları düşüyor. Bu yüzden çok çocuk doğurtmak üzere erken yaştaki evliliklere göz yumuluyor ve kürtajı da dolaylı yoldan yasaklıyorlar, kanunlara uymuyorlar.”

“Ataerki, birden bire kadın hareketinin gücüyle sarsılmaya başladı”

Unmüßig, Türkiye’nin tartışmaya açtığı İstanbul Sözleşmesi’ne değindi. Kadınlar açısından İstanbul Sözleşmesi’nin önemli bir yere sahip olduğunu söyleyen Unmüßig, Türkiye’nin imzaladığı bir anlaşmayı neden tartışmaya açıldığını ve neden uygulanmadığını sordu. Hükümetin amacının şeriatı uygulamak olduğunu söyleyen Arın, sözlerine şöyle devam etti:

“İstanbul Sözleşmesi’nin dört temel ayağı var. Sözleşme diyor ki: ‘Kadını şiddetten koru, kadına yönelik şiddeti önle, şiddeti uygulayan kişiye gerekli cezayı ver, şiddeti önleyecek politikalar geliştir.’ Ataerki birdenbire kadın hareketinin gücüyle sarsılmaya başladı. Bu sarsılma, hükümeti korkuttu. Çünkü hükümetin asıl amacı şeriatı uygulamak. Onu uygulayamayacağını görünce bunun temellerinden bir tanesi olan ‘6284 sayılı kanunu kaldıralım, İstanbul Sözleşmesi’nden de çekilelim’ diyorlar. Sözleşmenin aile yapısını bozduğunu ve LGBTİ+’ları güçlendireceğini iddia ediyorlar. Oysa Türkiye yasalarında zaten LGBTİ+ olmak suç değil. O çok övdükleri Türk aile yapısında da erkek mutlak egemen. O ailelerde kocalar kadınları öldürüyor.”

“Zafer kadınların olacak”

Bu yıl 8 Mart Dünya Kadınlar Günü eylemlerinin daha kalabalık olacağını düşündüğünü söyleyen Canan Arın, dünyanın artık değiştiğini söyledi ve “Zafer kadınların olacak” dedi:

“Bu yıl da 8 Mart’ın coşkulu olacağını düşünüyorum. Polisin gaz sıkmasına rağmen kadınlar bir araya geliyor ve gelecekler. Cumartesi, İstanbul Kadıköy’de ve sonrasında pazartesi Taksim Sıraselviler’de olacak kadınlar. Bu yıl ben de katılabilecek miyim? Bilmiyorum çünkü sağlık sorunlarım var. Kadınlar bu yıl da ‘İstanbul Sözleşmesi yaşatır, haklarımızı verin’ diye haykıracak. Patriyarka ne kadar direnirse dirensin dünya değişiyor zafer kadınların olacak. Bu ödülü bana verdiğiniz ben teşekkür ederim. Türkiyeli kadınlar özgürlükleri için canları ile çok bedel ödedi.”

Unmüssig, Canan Arın’ın hakkında onlarca suç duyurusu olmasına rağmen kadın mücadelesinden vazgeçmediğini söyledi ve 40 yılı aşkın süredir kadınların hakları ve kadınların kendi kaderini tayin hakkı için verdiği başarılı mücadeleden dolayı ödüle layık görüldüğünü belirtti. Arın, ayrıca 10 bin euroluk para ödülünün de sahibi oldu.

Alman-Türk şair ve belgesel sanatçısı Dilek Mayatürk‘ün yapacağı ödül töreni de 5 Mart 2021 tarihinde Berlin’de düzenlenecek ve katılıma açık olacak.

Anne Klein kimdir?

1950-2011 yılları arasında yaşayan Anne Klein, kadın haklarını ve eşcinsel birliktelikleri savunan bir açık lezbiyen Alman avukat ve Berlin’in ilk feminist senatörüydü. Batı Berlin’deki hızla gelişen feminist harekete dahil olan Klein, aynı zamanda aktivistlerle birlikte şehrin ilk kadın sığınma evini ve Berlin’in Kreuzberg semtindeki ilk feminist hukuki danışma merkezini kurdu.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus