İstanbul’un surları (2): Bin 600 yıldır İstanbul’u besleyen Yedikule Bostanları

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

İstanbul’un korunması amacıyla M.S. 400’lü yıllarda üç etaplı olarak inşa edilen kara surları, ilk günlerinden itibaren bostanlarla ayrılmaz bir kültürel bütünlük içinde. İstanbul’un surlarını incelediğimiz haber serimizin ikinci bölümünde Yedikule Surları’nda bin 600 yıldır sürdürülen tarım pratiğini, bostanları ele aldık.

Peyzaj mimarı Dilek Yürük, UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan İstanbul Kara Surları’nın içinde yer alan bostanların özenle korunması gerektiğine dikkat çekerek, “Yedikule Surları bostanlardan ayrı düşünülemez” dedi. Surların iç kısmındaki tarımsal faaliyetlerin bin 600 yıldır, surların aralarındaki alanda da 300 yıldır var olduğunu belirten Yıldız Salman, surları inşa eden Doğu ve Batı Roma’nın ikisini birden yönetmiş son imparator Theodosius’un, surların bakım görevini bostancılara verdiğini belirtti.

Salman, Osmanlı döneminde bostancıların ağırlıklı olarak Ermeniler’den oluştuğunu, erken Cumhuriyet döneminde Ermeniler’in yerini Arnavutlar’ın aldığını, şimdiyse bostancıların neredeyse hepsinin Kastamonulu olduğunu söyledi. Konuştuğumuz bostancılar “Burada üç kişi hariç hepimiz Kastamonulu’yuz, eskiden Arnavutlar’ın yanına mevsimlik işçi gelirdik, onlar yaşlanınca yerlerini bize bıraktılar” dedi.

Bostancıların yasal statüsü yok, tazminat ödüyorlar: “İşgalci sayılıyoruz”

Ne bin 600 yıldır İstanbul’u besleyen Yedikule Bostanları’nın ne de bostanlardaki tarım pratiğini kültürel bir miras olarak sürdüren bostancıların yasal bir statüsü yok. Bostanlar, şehir planında “park” olarak geçerken, bostancılar hem İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) işgaliye ücreti, hem de Milli Emlak’a ecrimisil, yani haksız işgal ücreti ödüyor. Konuştuğumuz bir bostancı, dostlukları bulunan Recep isimli bir bostancının yakın zamanda Milli Emlak’tan 600 bin lira ecrimisil cezası aldığını, “kahrından hasta olduğunu” ve hayatını kaybettiğini söyledi. Salman da bin 600 yıldır tarım için kullanılan bir alanda yapılan tarım faaliyetinin sürdürülmesinin “usulsüz kullanım” sayılmasına dikkat çekti.

Surların restore edilmesiyle birlikte bostancılar tarlalarını kaybedebilir

Uzun yıllardır ihmal edildiği için yıkılmakta olan İstanbul Surları’nın restorasyonu başladı. Surların yıkılmaktan kurtarılacak olması surun bütün paydaşları için mutluluk verici ancak bostancıların bu süreç hakkında soruları var. Konuştuğumuz bir bostancı “en büyük dertlerinin belirsizlik” olduğunu söylüyor. Restorasyon uygulaması başlayan surların etrafındaki bostanlarda tarım faaliyeti sürdürülemiyor, restorasyon süreci bitince de bostanların akibetinin ne olacağı hakkında bostancılara bilgi verilmemiş.

Bostanların yanı sıra bostancıların gün boyu çalıştıkları arazide dinlenebilecekleri, yemek yiyebilecekleri “mekanlar” bulunuyor. Bu mekanlar, sur duvarlarına bitişik yapıldığı için restorasyon sırasında yıkılacaklarına kesin gözüyle bakılıyor. Bostancılar, bu yıkımın sebebini anladıklarını söylüyor ancak ihtiyaçlarına yönelik konteynırların yerleştirilmesine izin verilmesini de talep ediyor.

Bostancılar kendilerini güvende hissetmiyor

Bostancıların restorasyona dair bir de umutları var: Güvenlik. Muhabirimize konuşan bir bostancı, kendilerini mekanlarında güvende hissetmediklerini, surların bulunduğu Yedikule tarafında çok sayıda kişinin, çeşitli uyuşturucu maddeler kullanıp surların etrafında dolaştıklarını belirtti. Bu sebeple daha önce yaşadığı rahatsızlık verici olayları anlatan bostancı, “Eşimi yalnız bırakamıyorum. Ben bir yere gittiğimde mecbur o da geliyor. Bir keresinde eşim evde çay koyarken biriyle karşı karşıya geldi, çok korktu. Ben de buralarda kaç kere kavga ettim mecburen” dedi.

Yeni nesiller bostancılığın zorluğunu görüyor, tarlada olmak istemiyor

Bostan tarımının nesilden nesile aktarılan bir pratik olduğunun altını çizen Yürük, yeni nesillerin bostancılıkla ilgili hem fiziksel hem yasal hem de ticari zorlukları görerek bu işten uzaklaştıklarını, bu sebeple bin 600 yıllık zanaatin yok olmakla karşı karşıya olduğunu belirtti. Başka bir bostancı, iki oğlu olduğunun ama ikisinin de bostancılıkla ilgilenmediğini, birinin özel güvenlik birinin de pazarcı olduğunu söyledi. Aynı bostancı, “Bin 600 yıldır olan sur bostancılığı ömrünü tamamlıyor” dedi.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus