Boğaziçi Üniversitesi’ne atanan rektör Bulu, yaptığı atamalarla gündemde – Emeritus Prof. Cevza Sevgen: “Darbe zamanı korsan dernek kurduk, YÖK ile savaştık ama hiçbiri bu kadar zor olmadı”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Haftalardır üniversitenin öğrencileri ve öğretim üyeleri tarafından protesto edilen Boğaziçi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Melih Bulu, yardımcısı Prof. Dr. Fazıl Önder Sönmez’i Öğrenci İşleri Dekanlığı’na ve Burs Ofisi Koordinatörlüğü’ne de atadı. Daha önce bir diğer yardımcısı fizik profesörü Naci İnci’yi Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürlüğü’ne atayan Bulu, üniversitenin teamüllerine uymamakla eleştiriliyor. Üniversitede uzun yıllar yöneticilik yapan Emeritus Prof. Dr. Cezva Sevgen, tek kişinin birden fazla göreve gelmesini ve yöneticilerin hepsinin erkek olmasını eleştirerek, “YÖK üniversiteye dışarıdan rektör atadığında dahi böyle şeyler yaşanmamıştı” diyor.

Boğaziçi Üniversitesi’ne bu yılın başında atanan rektör Prof. Dr. Melih Bulu’ya karşı öğrencilerin ve öğretim üyelerinin eylemleri aralıksız devam ediyor. Öğretim üyeleri, her gün cüppeleriyle rektörlük binasına sırtlarını dönerek Bulu’yu protesto ediyor. Atama kararından beri kampüsteki eylemlerine devam eden öğrenciler ise eylemler gerekçesiyle tutuklanan altı arkadaşları için yaptıkları altı günlük boykotlarının dördüncü gününde.

Öğrencilerin ve öğretim üyelerinin Bulu’nun istifası yönünde talebi sürerken, Bulu’nun kendisiyle çalışmayı kabul edecek bir öğretim üyesi bulup bulamayacağı merak konusu olmuştu. Bulu, atanmasından dört hafta geçtikten sonra Endüstri Mühendisliği Bölümü’nden Prof. Dr. Gürkan Kumbaroğlu’nu rektör yardımcılığı görevine atadı. Kumbaroğlu’nu Fizik Bölümü’nden Prof. Dr. Naci İnci izledi. Bulu’nun danışmanlığına getirileceği duyurulan Dr. Öğretim Üyesi Oğuzhan Aygören ise görevi kabul etmeyeceğini açıkladı. Bulu’nun üçüncü yardımcısı, 5 Mart’ta atanan, Makine Mühendisliği Bölümü’nden Prof. Dr. Fazıl Önder Sönmez oldu.

Öğretim üyeleri tarafından yapılan seçim tanınmayarak, Fizik Bölümü’nden Prof. Dr. Naci İnci’nin Melih Bulu tarafından Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürlüğü’ne atanması, üniversitenin teamüllerine aykırı olduğu gerekçesiyle eleştirilere yol açtı. Ardından önceki gün, Rektör Yardımcısı Fazıl Önder Sönmez’in Öğrenci İşleri Dekanlığı’na ve Burs Ofisi Koordinatörlüğü’ne de atandığı bilgisi öğretim üyelerine duyuruldu. Rektör yardımcılarının ikisinin birden fazla pozisyonda yöneticilik yapması ve bütün ekibin erkeklerden oluşması, üniversite öğrencilerinin ve öğretim üyelerinin tepkisini çekti.

Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerinin rektör atamasına karşı eylemleri 4 Ocak’tan beri devam ediyor.

Konuya ilişkin düşüncelerini ve üniversitenin geleneklerini sorduğumuz Boğaziçi Üniversitesi Batı Dilleri ve Edebiyatı Bölümü Öğretim Üyesi Emeritus Prof. Dr. Cevza Sevgen, öğrenci işleri dekanının daha önce rektör danışmanlarından dahi seçilmemiş olduğunu vurguladı: “Her rektör yardımcısının kendine ait bir işi vardı, öğrenci işleri dekanı hep başka biriydi. Rektör danışmanı dahi öğrenci işleri dekanı olmadı.”

Prof. Dr. Sevgen, rektör yardımcılarının birden fazla pozisyona atanmasının sebebinin, Bulu’nun kendisiyle çalışmayı kabul edecek başka bir öğretim üyesi bulamamaktan endişe etmesi olduğunu düşünüyor. 

“Erkekler kulübü gibi, bizim üniversitemizde çok komik kaçıyor”

Prof. Dr. Melih Bulu, üniversitede eylemler sürerken, makamında birçok ziyaretçi ağırladı ve ziyaretçilerle çekilmiş fotoğrafları üniversitenin resmi sosyal medya hesaplarından paylaşıldı. Ziyaretçilerinin çoğu erkek olan Bulu’nun atadığı yöneticilerin de tamamı erkek.

1974 yılından beri Boğaziçi Üniversitesi’nde öğretim üyeliği yapan ve çeşitli kademelerde uzun yıllar yöneticilik tecrübesi bulunan Prof. Dr. Cevza Sevgen, bu durumu “Yönetim erkekler kulübü gibi, ziyaretçilerinin de yüzde 90’ı erkekler. Bu bizim üniversitemizde çok komik kaçıyor” sözleriyle değerlendirdi. Sevgen, Boğaziçi Üniversitesi’nde seçilmiş kadın rektörlerin ve dekanların yıllarca görev yaptığını da hatırlattı: “Biz iki kadın rektör seçmiş bir üniversiteyiz. Fen-Edebiyat Fakültesi’nin bugüne kadar dört kadın dekanı oldu. Bu kişiler toplumsal cinsiyetine bakılmadan, liyakate göre seçilmiş insanlar.”

Emeritus Prof. Dr. Cevza Sevgen

“Asıl mobbing seçimlerin kabul edilmemesi”

Melih Bulu, öğretim üyelerine Sosyal Bilimler Enstitüsü (SBE) Müdürlüğü’ne Naci İnci’nin atandığını duyururken, seçim yerine atamayla yapılan bu görevlendirmeyi eleştirenlere şu cevabı vermişti: “‘Mobbing’ ortamının kalktığı noktada süreçler Boğaziçi kültürüne uygun şekilde ilerleyecektir.” Öğrenciler ve öğretim üyeleri, daha önce yöneticilerin seçimle belirlendiği üniversitede yapılan seçimin tanınmamasına ve sosyal bilim bölümlerini koordine eden enstitünün başına fizik bölümünden birinin getirilmesine tepkili.

“Öğretim üyelerinin arkalarını dönmekten başka yaptıkları bir ‘mobbing’ yok, asıl mobbing yapılan seçimlerin kabul edilmemesi” diyen Sevgen, Bulu’nun atamalarını eleştirdi ve üniversitenin teamülünü şöyle anlattı: “Burası 20 küsur yıldır seçim geleneği olan bir üniversite. Seçim kanunda olmasa da biz kendimiz seçim yapıyorduk. Rektörlük seçimi sadece eğilim oylamasıydı ama bizde Gülay Barbarosoğlu’na kadar hep birinciler rektörlüğe atandı çünkü ikinci ve üçüncü gelenler adaylıktan çekiliyordu. Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Kanunu denilen kanun, korkunç bir şeydir. Biz seçimi icat etmedik ama yeniden icat ettik diyebilirim. 1973’ten 1980’e kadar üniversiteler zaten kendi rektörlerini seçiyordu, YÖK yasakladı. Bu seçim Türkiye’de bilinmeyen bir pratik değildi.”

Boğaziçi Üniversitesi’nde öğretim üyeleri hafta içi her gün cüppeleriyle rektörlük binasına sırtlarını dönerek rektör atamasını protesto ediyor.

Bulu: “Üniversitenin geleneklerini gözetmek adına tercih belirleme oylaması yapılacak”

Prof. Dr. Melih Bulu, 1 Mart’ta Prof. Dr. Naci İnci’nin Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürlüğü’ne atamasından bir hafta sonra öğretim üyelerine yaptığı bilgilendirmede, kanuna göre rektörün enstitü müdürünü atamaya yetkisi olduğunu hatırlattı. “Bununla birlikte, Boğaziçi Üniversitesi’nin yönetim geleneklerini gözetmek, öğretim üyelerinin yönetime katılımını artırmak ve üst yönetimin daha çoğulcu bir yapı kazanması amacıyla, SBE ve FBE enstitü müdürlükleri için tercih belirleme oylaması yapılacaktır” diyen Bulu, “tercih belirleme oylaması”nın ayrıntılarını şöyle açıkladı:

“Atamayı yapacak makam tarafından, yani Rektörlük tarafından yetkilendirilecek bir komisyon, tercih belirleme sürecini yürütecektir. Komisyon; Rektörlük tarafından, şahitlerin huzurunda, kura usulü ile oylama listesi dışındaki öğretim üyeleri arasından, rasgele seçilecektir. Eğilim oylaması en az üç adayla yapılacaktır. Sadece iki veya tek adayın çıkması durumunda, Rektörlüğün onayıyla oylama yapılabilecektir. Rektör oylama sonucunda ilk üç adayla ayrı ayrı görüşecek, sonrasında da atama yapılacaktır.”

Boğaziçi Üniversitesi’ne Cumhurbaşkanlığı kararıyla rektör olarak atanan Prof. Dr. Melih Bulu

Prof. Dr. Bulu ayrıca, Fen Bilimleri Enstitüsü müdürlüğü için yapılmış olan seçimin rektörlük bilgisi dahilinde yapılmadığını ve bu yüzden usule aykırı olduğunu belirterek, seçimi düzenleyen komisyonun yetkili olmadığını söyledi. Tercih belirleme oylamasının en kısa sürede yapılacağını belirten Bulu, 21 Mart’ta öğretim üyelerine bir bilgilendirme e-postası daha yolladı. Bu e-postaya göre, SBE Müdürlüğü tercih belirleme oylaması için kura yöntemiyle belirlenen komisyon üyeleri görevi kabul etmedi. Rektörlük, SBE Müdürlüğü için mevcut durumun bir süre daha “vekâleten” devam edeceğini duyurdu.

Cevza Sevgen, söz konusu seçim yöntemi için “çok tuhaf bir eğilim yoklaması” yorumunu yaptı ve bu seçim yöntemini “güvensizlik göstergesi” olarak niteledi.

“Hayatımız böyle şeylerin peşinde koşmakla geçti ama hiçbiri bu kadar zor olmamıştı”

Sevgen, Melih Bulu’ya yönelik eleştirileri değerlendirirken, 1980 askeri darbesinin ardından üniversiteye İstanbul Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ergün Toğrol’un rektör olarak atandığı zamanları hatırlatıyor. Öğrencilerin Toğrol için “Extra Terrestrial” filminden esinlenerek “E.T.” dediğini hatırlatan Sevgen, o dönemde yaşananları şöyle anlattı:

“Başka bir gezegenden geldiği için öğrenciler Toğrol’a bu adı takmıştı. İhtilalin hemen ertesiydi, o zaman insanlar Ergün Toğrol ile çalışmayı kabul etmişti. Toğrol bu kadar acayip şeyler yapmıyordu. YÖK dışarıdan birini atadığı halde böyle şeyler olmamıştı. 1980’lerde, askerlerin zamanında korsan olarak Üniversite Öğretim Üyeleri Derneği’ni kurmuştuk. Hayatımız böyle şeylerin peşinde koşmakla geçti. YÖK ile savaştık ama hiçbiri bu kadar zor değildi, şimdi on misli daha zor.”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus