İYİ Parti salgının psikolojik bilançosunu çıkardı – Prof. Dr. Murat Karaman ile söyleşi: “Koronavirüs geçirenlerde hastalık sonrası depresyon, öfke nöbetleri, panik bozukluk ve travma sonrası stres bozukluğu sık görülüyor”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

İYİ Parti Sağlık Politikaları ekibi, şubat ayında psikiyatrist ve psikologlardan oluşan bir grup bilim insanı ile çalıştay yaptı. Çalıştayda, koronavirüs salgını sürecinde toplumun yaşadığı psikolojik problemlerin tablosu oluşturuldu ve çözüm önerileri konuşuldu. Toplumun bu süreçte sıklıkla yaşadığı psikolojik sorunlar ve çözümleri; çocuklar ve gençler, 65 yaş üstü vatandaşlar, sağlık çalışanları, ev kadınları ve evlerinden çalışanların özelinde, ev-iş hayatı dengesi, iş hayatında dengesizlik ve mobbing, aile içi şiddette artış kategorilerine ayırarak değerlendirildi ve ortaya bir rapor çıktı.

İYİ Parti Genel İdare Kurulu Üyesi ve Sağlık Politikalarından Sorumlu Toplumsal Politikalar Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Murat Karaman, raporda tespit ettikleri problemleri ve çözüm önerilerini Medyascope canlı yayınında anlattı. Karaman şöyle konuştu: “Biz ilk göreve geldiğimizde öncelikle koronavirüsün Türkiye’deki mevcut önlem paketini açıklayarak başlamıştık göreve. Toplumun psikolojisi üzerindeki etkileri bir diğer konu başlığımızdı. Bir diğer başlığımız da tedavisini geciktirdiğimiz kronik hastalıkların bundan sonra yaratacağı sorunlar, bu da dile getirilecek. Şimdi biz ikinci aşamamız olan toplum psikolojisi üzerine etkilerini elbette bu işin uzmanlarından oluşan psikiyatristler ve psikologlardan oluşan bir ekiple toplanmaya karar verdik, kendileriyle süreci istişare ettik çünkü farkındayız, yediden yetmişe pek çok yaş grubunda psikolojik sıkıntılar var koronavirüsün yol açtığı, bu hem şu an mevcut hem de orta ve uzun vade de mevcut olacağı aşikâr.”

Ekibin hazırladığı raporda koronavirüs geçirmiş kişilerde hastalık sonrası depresyon, öfke nöbetleri, panik bozukluk ve travma sonrası stres bozukluğu rahatsızlıklarına sıklıkla rastlandığı ifade edildi. Salgının yarattığı belirsizlikler sebebiyle toplumda anksiyete bozuklukları ile depresyonun sık görüldüğü kaydedildi.

Raporda, koronavirüs sebebiyle yaşamını kaybetmiş kişilerin ailelerinin yas süreçlerinde desteğe ihtiyacı olduğu belirtildi ve salgın ile birlikte keskinleşen ekonomik krizin etkileri de vatandaşlarımızın baskılanmış birçok psikolojik rahatsızlığının tetiklenmesine sebep olduğu ifade edildi.

Çalıştayda belirlenen sorunlar için çözüm önerileri de tartışıldı ve şu öneriler sıralandı;

  • Gönüllü terapist ağı kurularak telefon ve online sistemler üzerinden destek hatları kurulmalı.
  • “Psikolojik İlk Yardım Süreci” tanımlanmalı ve devreye alınmalı.
  • Başa çıkma tekniklerinin anlatıldığı broşürler hazırlanmalı.
  • Mahallelerde psikolojik desteğin faydası ve gerekliliğini anlatacak “Ruh Sağlığı Elçileri” belirlenmeli ve halkın farkındalığı bu elçiler tarafından sağlanmalı.
  • Çevrimiçi seminerler ve web sitesi aracılığıyla yapılabilecek çalışmalarla bireyler desteklenmeli.
  • Krizle başa çıkma teknikleri (psikolojik esneklik çalışmaları vb.) üzerine alanında uzman sağlık profesyonelleri tarafından psiko-eğitim verilmeli, egzersizlerle eğitim desteklenmeli.
  • Aile Sağlığı Merkezleri’nde terapi odaları oluşturularak, tüm halka aile hekimliği ile paralel “Aile Psikoloğu” uygulamasına geçilmeli.
  • Koronavirüs geçirmiş hastaların bu travma sonrası süreçleri yakinen takip edilmeli, belli dönemlerde bu kişilere testler yapılarak, travma sonrası stres bozukluğu konusunda desteğe ihtiyacı olanlar takip altında tutulmalı.
  • Koronavirüs geçirmiş kişilerle grup terapileri planlanmalı.
  • Psikolojik filyasyon yöntemi ile koronavirüs geçirmiş kişiler ile birlikte onların yakınları da takibe dahil edilmeli.
  • Koronavirüs travmaları sebebiyle gündeme gelen toplumun psikolojik sağlığı göz önünde bulundurularak acilen Psikoloji & Psikiyatri Yasası’nın çıkarılması gerekmektedir.
  • Salgın tamamen ortadan kalkana kadar özellikle takıntıları tetiklenmiş ve kronik hastalığı bulunan vatandaşların rutin takibi için online hekimlik uygulamaları çoğalmalı.

Raporda; çalışan nüfusun bir kısmının tamamen veya çoğunlukla evden çalışmasının iş hayatı – ev hayatı sınırlarının ortadan kalkmasına neden olduğuna da vurgu yapıldı ve bu sebeplerin; çocuklu ailelerin çocuk bakımı, ev düzeni ve iş hayatını bir arada yürütmeye çalışmaları, eşler arasındaki görev paylaşımı, bireysel sınırların aşılması gibi sorunları beraberinde getirdiği belirtildi. Bu nedenle de çoğu çiftin üzerini örttüğü problemli konuların bu dönemde tekrar gündeme geldiği ve çiftler arasındaki sorunların arttığı ifade edildi.

Bu sorunlara belirlenen çözüm önerileri de şöyle sıralandı:

  • Ailelere psiko-eğitim verilmeli.
  • Eşlerin kendilerine ayrı alan yaratması gibi konular anlatılmalı, bu konular basit örneklerle açıklanmalı ve konuyla ilgili eşlerin uygulayabilecekleri egzersizler ve öneriler paylaşılmalı.
  • Çift terapileri ulaşılabilir hizmet haline getirilmeli.
  • Konunun profesyonelleri tarafından çevrimiçi seminerler verilmeli, seminer videoları ve/veya konuyla ilgili videolar oluşturulacak bir web sitesi üzerinden paylaşılmalı.

Ocak ayında öldürülen kadınların yüzde 70’i kendi evlerinde öldürüldü

Çalıştay raporunda, Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu verilerine göre geçen ocak ayında 23 kadının erkekler tarafından öldürüldüğü, 14 kadının ise şüpheli şekilde ölü bulunduğu; salgın yasaklarının da uygulandığı ocak ayında öldürülen kadınların yüzde 70’inin kendi evlerinde öldürüldüğü vurgulandı.

Bu verilere dayanarak kadına yönelik şiddete karşı mücadele adına aktivitelerin arttırılması, STK’larla işbirliği yapılması, bu STK’ların yardıma ihtiyacı olan kadınlara ulaşımının kolaylaştırılması ve ailelerin farkındalık kampanyaları ile bilgilendirilerek ev içi iş yükünün eşit dağıtılmasının sağlanması, bu durumun kadınların üzerinde yarattığı baskının hafifletilmesi tavsiye edildi.

“Çalışan nüfus eşine rastlanmamış bir mobbinge maruz kalıyor”

Raporda, salgın sebebiyle birçok meslek alanında her düzeyden çalışanın, amirlerinin ve patronlarının 7/24 iş talep etmesi nedeniyle, şimdiye dek eşine rastlanmamış bir mobbing yaşadığı belirtildi. Özel yaşam ile iş yaşamının sınırlarının iç içe geçtiği, işsizliğin artmasının patronların elini güçlendirdiği, “kutsal” denilen ailenin yemek saatlerinde bile patronların davetsiz sanal misafirler olarak masanın baş köşesine oturduğu ve bu nedenlerle tükenmişlik noktasına gelen çalışanların sesini duymak ve duyurmak gerektiği dile getirildi. Çalışanların fazla mesai ödenmeden limitsiz çalıştırıldığı vurgulandı. 

Bu durumla ilgili çözüm önerileri şöyle sıralandı:

  • Çalışanların güvenli ve anonim bir sistemle geri bildirim yapması sağlanmalı. Bu sayede çalışanlardan gelen geri bildirimlerle işverenlerin SGK tarafından denetlenmesi sağlanmalı.
  • Devlet tarafından iş hukukuna aykırı davranan işverenler uyarılmalı, düzenlenme sağlanamadığında hukuki yaptırım uygulanmalı ve mesai saati sınırlarına uyulması sağlanmalı.
  • İşverenlerde farkındalığın arttırılması için işverenlere yönelik seminerler düzenlenmeli.
  • Baskıların olumsuz sonuçları bilimsel çalışmalarla desteklenerek aktarılmalı.

Çalıştayda ayrıca, 65 yaş üzeri vatandaşlar için evde üretebilecekleri aktiviteler planlanması gerektiği ve bu sayede topluma sağladıkları faydayı tekrar hissetmelerinin sağlanabileceği belirtildi.

“Sağlıkçılar için ücretsiz terapi hatları kurulmalı”

Çalıştay raporunda sağlık çalışanları ve aileleri için de öneriler sıralandı. 

Buna göre:

  • Bu süreçte sağlık çalışanı olan anne ve babalarından uzak kalan çocuklar için lokal projeler geliştirilmeli.
  • Bu çocuklar için destek programları planlanmalı.(oyun terapisi vs.).
  • Sağlıkçılar için ücretsiz terapi hatları kurulmalı.
  • Salgında hayatını kaybeden sağlık çalışanlarının ailelerine mümkün olan en yüksek yardımın yapılmasını sağlayacak adımlar ivedilikle atılmalı.

“Etkilenmiyor sandığımız çocuklar buzdağının görünmeyen tarafı”

Çalıştayda çocukların ve gençlerin durumu da ele alındı. Salgın ile birlikte öncelikle sağlık alanında karşımıza çıkan sorun ve zorluklardan etkilenmediği varsayılan çocukların buzdağının görünmeyen tarafını oluşturduğu belirtildi.

Sosyal bir ortam olan okul olmadan verilen çevrimiçi eğitimin, hem öğrencilerin hem de eğitimcilerin sosyalleşmelerini ortadan kaldırdığı, okul – sınıf ortamının yarattığı düzen ve disiplinin ortadan kalkması ile birlikte her iki kesimin de bocalamaya başladığı, eğitimin veriminin düştüğü, öğrencilerde dikkat ve konsantrasyon toplama – sürdürme sıkıntılarının ortaya çıktığı, eğitimin geldiği aşamanın nerdeyse “yapmış olma” aşaması olduğu ve disiplin ile otokontrol zorluklarının yoğun olarak yaşandığı yaş grubuna karşı çözüm üretememenin eğitimin yetersizliği ve verimsizliğine yol açtığı ifade edildi.

5-10 yaş grubundaki çocukların gelişim özellikleri nedeniyle çok hareketli olmalarına karşın onlar için çok dar olan ev ortamında sıkışıp kaldıkları, birden fazla çocuklu aileler için bu durumun daha baş edilemez bir tablo yarattığı, mutsuz, gergin ve çözümsüz olan aile ortamının çocukları olumsuz etkilediği ve ruh sağlıklarında kalıcı izler bıraktığı ve koronavirüs somut bir nesne olmasına karşın karşımıza soyut bir kavrayış gibi çıktığı için çocukların çok zengin olan hayal dünyalarında etkilerinin ve yaratacağı ruhsal tabloların daha ağırlıklı olmaya başladığı öne sürüldü.

Tüm bu tespitlere ilişkin çözüm önerileri de şu şekilde sıralandı:

  • Aile büyükleri kaygı ve korkulardan uzak olmalı ve çocukları rahatlatacak biçimde açıklayıcı, somut aktarımlarda bulunmalı.
  • Çocuklar ve gençler sanat ve spor etkinliklerine yönlendirilmeli.
  • Eğitimcilerin yönlendirmesi ile çocukların ve gençlerin gereksinimleri olan sosyalleşmeleri gerçekleşmeli, hareket etmeleri sağlanmalı.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus