Cumartesi Anneleri 839. haftasında 1915 yılında gözaltında kaybedilen Ermeni aydınlar için adalet istedi: “Kaybedilen Ermeni aydınlar gerçeği ile sağlıklı bir yüzleşme sağlanamadığı için bu topraklarda gözaltında kaybetmeler devam ediyor”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Cumartesi Anneleri, Galatasaray Meydanı’nın yasaklanmasının 140. haftasında, koronavirüs salgını nedeniyle sosyal medya hesabından açıklama yaptı. 839. haftanın moderatörlüğünü 1995 yılında gözaltında kaybedilen Fehmi Tosun’un kızı Besna Tosun yaptı. Cumartesi İnsanı Sevinç Koçak’ın okuduğu açıklamada, 1915 yılında gözaltına alınıp kaybedilen Ermeni aydınlar anıldı.

İlk olarak, Ermeni aydınların torunları adına Rober Koptaş konuştu. Gözaltında kaybedilen Ermeni aydınların isimlerini sayan Koptaş, “Bu insanlar devlet tarafından gözaltına alındılar. Hiçbir suçları yoktu, yargılanmadılar, Anadolu’nun bilinmeyen yerlerinde katledildiler. Mezarları yok, mezar taşları yok. Kimse suçlanmadı, kimse yargılanmadı” dedi.

“Aynı zihniyet bizim de sevdiklerimizi gözaltında kaybetti”

Rober Koptaş’ın ardından, 1995 yılında İstanbul’da gözaltına alınan ve cansız bedeni İstanbul – Altınşehir Kimsesizler Mezarlığı’nda bulunan Hasan Ocak‘ın kardeşi Aysel Ocak söz aldı. Ocak, “Kaybedilen Ermeni aydınlar gerçeği ile sağlıklı bir yüzleşme sağlanamadığı için bu topraklarda gözaltında kaybetmeler devam ediyor. Aynı zihniyet bizim de sevdiklerimizi gözaltında kaybetti” diye konuştu.

Açıklamayı okuyan İnsan Hakları Derneği Ankara Şubesi Üyesi Sevinç Koçak, Ermeni aydınların gözaltında kaybedilme hikayelerini anlattı:

“24 Nisan 1915 gecesi İttihat ve Terakki hükümetinin İçişleri Bakanı Talat Bey’in emriyle İstanbul Emniyeti tarafından bir operasyon başlatıldı. Operasyonu İstanbul Emniyet Müdürü Bedri Bey yönetti. Siyasi şube müdürü Mustafa Reşat Bey yönetiminde önceden hazırlanan ‘Tutuklanacak Ermeniler Listesi’ne göre polisler gece yarısından sonra insanları evlerinden ‘İfadeniz var, bir saat içinde geri döneceksiniz’ diyerek götürdü.

24 Nisan 1915’te başlatılan bu operasyon kapsamında İstanbul’un çeşitli semtlerinde gözaltına alınan ve içlerinde milletvekili, yazar, şair, avukat, doktor, gazeteci, eczacı, müzikolog, yayıncı, siyasetçi olan bu aydınlar Ermeni toplumunun en saygın isimleri, kanaat önderleriydi. Gözaltına alınanlar önce semt karakollarına, oradan da Sultanahmet’teki Merkez Cezaevi’ne nakledildiler. 25 Nisan 1915 tarihinde cezaevi müdürü İbrahim Bey nezaretinde ve güvenlik güçleri eşliğinde özel bir trenle yola çıkarıldılar.

Tutuklular önce tren sonra at arabalarıyla Ayaş ve Çankırı’ya sevk edildiler. Daha sonraki günlerde İstanbul’da devam eden tutuklamalarla Çankırı’ya getirilenlerin sayısı 158 kişiye, Ayaş’a getirilenlerin sayısı 92 kişiye çıktı.

Gözaltına alındıkları andan itibaren başlarına geleceklerden hükümetin sorumlu olduğu bu insanlardan 174’ü bir mezar taşları bile olmadan yok edildiler. Devletin gözetimi altındayken yok olan bu insanların akıbetleri kayıtlara firar ettikleri ya da serbest bırakıldıkları şeklinde geçti. Onların hakikati resmi tarihten düşürüldü.

Kaç yıl geçerse geçsin tüm kayıplarımız gibi Ermeni aydınları da hakikat ve adalet mücadelemizde yaşatacağız. Unutturmaya karşı hatırlamayı, inkâra karşı hakikati, cezasızlığa karşı adaleti savunmayı sürdüreceğiz. Kayıplarımızdan ve 140 haftadır bize yasaklanan kayıplarımızla buluşma mekânımız Galatasaray’dan vazgeçmeyeceğiz.”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus