İstanbul Sözleşmesi 10 yaşında – Türkiye ilk imzacısı olduğu sözleşmeden ayrılıyor, kadınlar ve LGBTİ+’lar bu kararı protesto ediyor: “İstanbul Sözleşmesi bizim, vazgeçmiyoruz!”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Toplumsal cinsiyet eşitliği için önemli bir adım olan İstanbul Sözleşmesi, 10 yaşında. Türkiye, ilk imzacısı olduğu sözleşmeden 10. yaşında çekilme kararı verirken kadınlar ve LGBTİ+’lar, bu kararın iptali için taleplerini yineliyor.

Kamuoyunda “İstanbul Sözleşmesi” olarak bilinen “Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Sözleşmesi”, 11 Mayıs 2011’de imzaya açıldı. Türkiye, sözleşmenin ilk imzacısı oldu, 2014’te de sözleşme yürürlüğe girdi. 45 ülke ve Avrupa Birliği’nin (AB) imzaladığı sözleşme, imzacı ülkelerin 34’ünde onaylandı.

Türkiye, kadınları, çocukları, LGBTİ+’ları, engellileri, mültecileri şiddetten koruyan İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararıyla karşı karşıya. Resmi Gazete’de 19 Mart’ı 20 Mart 2021’e bağlayan gece yayımlanan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan imzalı karar, bir başka Cumhurbaşkanlığı kararnamesini dayanak göstererek, “Sözleşmenin Türkiye Cumhuriyeti bakımından feshedilmesi”ni içeriyordu.

Kadınlar ve LGBTİ+’lar sözleşmeden çıkılmak istenmesi kararını protesto ederken hükümet yetkilileri, bu fesihten memnun olduklarına dair açıklamalar yaptı. Yazılı resmi açıklama Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’ndan geldi. Çekilme gerekçesi, “eşcinselliği normalleştirme” şeklindeki nefret söylemi örneği ile açıklandı:

“Başlangıçta kadın haklarının güçlendirilmesini teşvik etmeyi amaçlayan İstanbul Sözleşmesi, Türkiye’nin toplumsal ve ailevi değerleriyle bağdaşmayan eşcinselliği normalleştirmeye çalışan bir kesim tarafından manipüle edilmiştir. Türkiye’nin sözleşmeden çekilme kararı alması da bu nedene dayanmaktadır.”

Türkiye eğer bu kararından dönmezse, sözleşmeden resmi olarak çekilme tarihi 1 Temmuz 2021 olacak.

10. yılda çekilme kararından dönülmesi çağrıları

Sözleşmeden çekilme ihtimaline dair söylentiler gündeme geldiğinde de dikkat çekilen nokta, sözleşmenin gereğince uygulanmamasıydı. Şimdi ise hem çıkılma kararından dönülmesi hem de sözleşmenin uygulanması talebi yineleniyor.

Kadın ve LGBTİ+ örgütleri sözleşmenin 10. yılına dair paylaşımlarında çekilme kararını protesto ediyor.

Türkiye, Avrupa ve uluslararası alanda mücadele eden feminist örgütler ve LGBTİ+ örgütleri, sözleşmenin 10. yıldönümünde “İstanbul Sözleşmesi İçin Birlikte” sloganıyla bir araya geldi. Grup, geçersiz ve hükümsüz olduğunu belirttikleri karardan vazgeçilmesi çağrısı yaptı.

İstanbul Sözleşmesi’ni Uygula Kampanya Grubu’nun bugün açılan internet sitesinde ise sözleşmenin feshinin resmileşeceğinin duyurulduğu 1 Temmuz’da eylem çağrısı yer aldı:

“1 Temmuz’da bize hak görmedikleri o hayatı durduracağız! İtaatsizliğimizle iktidarı bu gayrimeşru çekilme kararını aldığına pişman etmek için sokaklarda olacağız, sesimizi yükselteceğiz. Eşit yaşama hakkımızı yok sayarak adımıza karar alanlara bir kez daha ilan edeceğiz: Susmuyoruz, korkmuyoruz, itaat etmiyoruz – ne 1 Temmuz’dan önce ne 1 Temmuz’dan sonra!”

Kampanya kapsamında ayrıca, İstanbul’daki surlara “İstanbul Sözleşmesi bizim! Vazgeçmiyoruz” yazısı yansıtıldı.

İstanbul Sözleşmesi nedir?

İstanbul Sözleşmesi, erkek şiddetine maruz bırakılan kadınların korunması konusunda bağlayıcılığı olan uluslararası ilk sözleşme niteliğinde. Sözleşme fiziksel şiddet, taciz, tecavüz, zorla evlendirme, psikolojik şiddet, kadın sünneti, kürtaja zorlama gibi cinsel şiddetin her türüne yaptırım öngörüyor.

Toplumsal cinsiyet eşitliği için önemli bir adım olan sözleşme, Türkiye’deki ve dünyadaki kadın hareketlerinin önemli bir kazanımı.

Birinci maddesi, İstanbul Sözleşmesi’nin amacını şöyle tanımlıyor:

– Kadınları her türlü şiddete karşı korumak ve kadına yönelik şiddet ve ev içi şiddeti önlemek, kovuşturmak ve ortadan kaldırmak.

– Sözleşme, kadına kadın olduğu için ayrımcılık yapılmasını engelliyor ve kadın, erkek, çocuk, engelli, mülteci, LGBTİ+ bütün bireyleri ev içi şiddetten koruyor.

– Sözleşme, toplumsal cinsiyet eşitliği kavramını tanımlayan ilk bağlayıcı metin olma özelliği taşıması açısından da önemli. Erkek şiddetine karşı yerel, ulusal ve küresel mücadelede de kritik önemde. 

– Erkek şiddeti mağdurlarına psikolojik ve hukuki danışmanlık sağlanması ve yeterli sayıda sığınma evi tahsis edilmesi sözleşmenin koruma maddeleri arasında.

– Yargılamada, kadına yönelik şiddetin suç sayılması ve gerekli cezaların verilmesinin sağlanması da sözleşmeyle öngörülüyor. Sözleşme, kadına yönelik şiddette gelenek, töre, din ya da “namus” gerekçelerini de yaptırıma tabi tutuyor.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus