The Guardian yazarı Julian Borger: “İsrail-Filistin çatışması Biden yönetimini hazırlıksız yakaladı”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

ABD’de, İsrail-Filistin sorununu daha büyük meselelere odaklanmak için arka plana atabileceğini düşünerek göreve başlayan Joe Biden yönetimi, Doğu Kudüs’te bir anda patlak veren çatışmalara hazırlıksız yakalandı. Yaşanan son gelişmelerde Beyaz Saray zamana oynuyor fakat Biden yönetiminin eski Başkan Donald Trump’ın Binyamin Netanyahu’ya verdiği sarsılmaz desteğin mirasıyla nasıl başa çıkacağına bir an önce karar vermesi gerekiyor. İngiliz The Guardian gazetesinde Julian Borger tarafından kaleme alınan analiz yazısının önemli kısımlarının çevirisini sizinle paylaşıyoruz. 

Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) Joe Biden yönetimi İsrail-Filistin sorununu daha büyük meselelere odaklanmak için arka plana atabileceği düşüncesiyle göreve geldi fakat durum istedikleri gibi gitmiyor. İsrail ve Filistin’de yaşanan çatışmalar ABD’deki yeni yönetimi, bu soruna karşı açıkça tanımlanmış bir politikaları olmadan yakaladı. 

ABD’nin İsrail Büyükelçiliği için aday bile yok. Salı günü Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) açıklama çağrısı ile karşı karşıya kalan ABD, zamana oynadı ancak geleneksel olarak arabuluculuk rolünden vazgeçmeye çalışması artık uygun bir seçenek olarak görülmüyor. 

ABD’nin bölgedeki çatışmalara yaklaşımı şu ana kadar “müdahaleci olmayan” olarak tanımlandı fakat Ortadoğu Enstitüsü’nün Kıdemli Üyesi Khaled Elgindy, bu yaklaşımın gerçekte eksik olan tarafsızlığı ima ettiğini iddia ediyor. 

ABD’nin İsrail ordusuna 3,8 milyar dolarlık desteğine ve BMGK’nın İsrail aleyhine bir karar almasını engellemesine işaret eden Elgindy, “Meselenin yoğun bir şekilde içindeler. Sadece çatışmaların hafifletilmesi ile ilgili olan kısımda yer almıyorlar” dedi. 

Elgindy sözlerine şöyle devam etti: “Bu yüzden müdahaleci olmayan bir yaklaşımı benimsemiyorlar. Oldukça müdahiller fakat işleri daha iyiye getirmek için gerekli olan şekilde müdahale etmiyorlar. Çünkü işleri daha iyiye getirmek için müdahale etmek, İsrail’e baskı yapmayı gerektiriyor ve bu durum bu yönetimin aforoz ettiği tek şey.”

Trump yönetimi, Netanyahu’ya sınırsız destek ve Filistinliler’e düşmanlık politikasını benimseyerek ABD’nin arabuluculuk rolünü çöpe attı. İsrail ile bazı Körfez ülkeleri arasındaki ilişkileri normalleştirmeye yönelik imzalanan Abraham Anlaşmaları (Abraham Accords), Filistinliler’in içinde bulunduğu durumu gözardı etme girişimiydi. Beyaz Saray, Filistin’in güçlü yenilgisini ve Körfez’in Filistin davasından vazgeçmesini çatışmanın çözümü olarak gördü. Trump bu politikanın sonuçlarından kaçtı ancak konu bu kez selefine musallat oldu. 

Senatör Bernie Sanders’ın dış politika danışmanı Matt Duss sosyal medya hesabından şöyle yazdı: “Bazı zengin BAE’lilerin Tel Aviv’de özçekim yapmaları stratejisinin aslında İsrail ve Filistin’e barış getirmeyeceği ortaya çıktı.”

Biden, Trump’ın daha radikal adımlarından bazılarını tersine çevirmiş durumda. Örneğin ABD’nin Filistinliler için fon sağlamasını hayata geçirdi ve Filistinli yetkililer ile diplomatik temasları yeniden başlattı. Ancak ABD Büyükelçiliği’nin Tel Aviv’den Kudüs’e taşınması gibi diğer Trump politikaları devam ediyor. Yönetim, işgal altındaki bölgeler için Trump öncesi resmi referanslara dönme konusunda da çekingen davrandı. 

Eski bir Dışişleri Bakanlığı çalışanı ve şimdilerde Brookings Enstitüsü’nün kıdemli araştırmacılarından biri olan Tamara Cofman Wittes, “Şiddetin son tırmanışı, bu çatışmayı marjinalleştirmeye çalışmanın aptallığını gösteriyor: İsrail için, yeni Arap ortakları için ve Biden-Harris yönetimi için çılgınlık. Hepsi daha yüksek öncelikler olarak gördükleri şeyin peşinde işbirliğine odaklanmayı tercih edebilirler. Ancak mevcut kriz, bu kırılgan işbirliğini tersine çevirmek ve yeni yönetimin dikkatini dış politika hedeflerinden başka yöne çekmekle tehdit ediyor” dedi.  

Biden ayrıca, Trump’ın İsrail’i desteklemek için yükselttiği çıtayı ve kendi partisinin bölündüğü bir pozisyonda siyasi dengeyi de korumakla yükümlü. Bununla birlikte, Biden’ın eylemsizliği artık ilerici memnuniyetsizliğin de odak noktası. 

Liberal Yahudi Amerikan lobisi J Street yaptığı açıklamada, “Şu anda Biden yönetiminin proaktif olarak acil bir ateşkes sağlama ve tüm tarafları gerilimi düşürmeye zorlaması kritik önem taşıyor” dedi ve ekledi, “İnsanların hayatları tehlikedeyken, hükümetimiz daha fazlasını yapabilir ve yapmalıdır.”

ABD’de artık beklemede kalmak bir seçenek gibi gözükmüyor, Demokrat Parti içinde yönetimin şu anda hangi yolu izleyeceğine öncülük etmek için savaş devam ediyor. 

Demokrat Partili bir Kongre üyesinin yardımcısı yaptığı açıklamada, “ABD dış politika gündemine insan haklarını geri koymak istiyorsanız, bunu sadece kolay olduğu yerlerde yapmayın. Eğer gerçekten güvenilir olmak istiyorsanız, bunu en zor olan yerde yapmalısınız” dedi. 

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus