Kaos GL ve Susma Platformu “LGBTİ+’ların İfade Özgürlüğü ve Sansür” konferansı düzenledi: “Tüm eşitlik ve özgürlük mücadeleleri, örülen ittifaklarla er ya da geç haklarına kavuşur”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Kaos GL ve Susma Platformu, medya, yayıncılık ve sanatta LGBTİ+’ların karşılaştığı ifade özgürlüğü ihlallerine dair  “LGBTİ+’ların İfade Özgürlüğü ve Sansür” başlıklı çevrimiçi bir konferans düzenledi.  

Bugün (29 Mayıs) düzenlenen konferansın açılış konuşmasını yapan Susma Platformu’ndan Alican Acanerler şunları söyledi: “LGBTİ+’lara yönelik korkutma, sindirme, yıldırma politikalarıyla artık bir kültür eserinde, açtığımız televizyonda, girdiğimiz internet sitesinde LGBTİ+’ların var olduğu her noktanın kesilip kırpılması şeklinde değil, artık ‘var olamaması’ noktasına evrilen bir sansürden bahsedeceğiz. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın hedef göstermesi ile beraber LGBTİ+’lar sansür ve yasaklarla daha da çok karşılaşmaya başladı.”

Kaos GL editörlerinden Yıldız Tar, açılışta, “Toplum genel olarak muhalefetin de ne yazık ki sivil toplumun da çok daha önünde bir yerde duruyor şu an. Benim güvendiğim ve umut bağladığım yer burası, LGBTİ+ hareketinin ilmek ilmek ördüğü o toplumsal dönüşüm. Günün sonunda toplumsal mücadeleler, tüm eşitlik ve özgürlük mücadeleleri, sadece haklı oldukları için değil, bir yandan da haklılığın kazandırdığı meşruiyetle ve örülen ittifaklarla er ya da geç haklarına kavuşurlar” diye konuştu.

Konferansın ilk oturumunda Kaos GL Hukuk Koordinatörü Av. Kerem Dikmen, “İfade özgürlüğü denizinde nefret adası olabilir mi?” sorusunu irdeledi. Nefret söyleminin sınırlanmasının bir sansür olmadığını söyleyen Kerem Dikmen, sansürün LGBTİ+’ların hayatında nasıl ortaya çıktığını anlattı. Ticaret Bakanlığı bünyesindeki Reklam Kurulu’nun, e-ticaret sitelerinde LGBTİ+ ve gökkuşağı temalı ürünlerin +18 ibaresiyle satışa sunulması kararını örneklerle ele alan Dikmen, “Artık gökkuşağı bayrağı İçişleri Bakanlığı tarafından kriminal bir delil olarak kabul edildi, bu yeni bir sansür çeşidi oldu” dedi. 

İlk oturum konuşmacılarından, Galatasaray Üniversitesi’nden Dr. İdil Engindeniz, “Kimin ifade özgürlüğü? Medyadaki nefret söylemi LGBTİ+’ların ifade özgürlüğünü nasıl etkiliyor?” başlıklı konuşmasında dünden bugüne medyada nefret söylemi ve ifade özgürlüğünü ele aldı. Nefret söyleminin çatı kavram olarak ele alınması gerektiğini düşündüğünü söyleyen Engindeniz, konuşmasında nefret suçu ve nefret söylemi arasındaki farkı değerlendirdi. 

Konferansın ikinci oturumunda “Aşkın L* Hali” kitap seti editörlerinden Oya Burcu Ersoy, hem seti hem de Kadın Kadına Öykü Yarışması’nın dünden bugüne açtığı alanları, yarışmanın yıllar içerisinde hedef gösterilmesini anlattı. 

Moderatörlüğü Kaos GL dergisi editörü Umut Güven’in yaptığı oturumun ikinci kısmında Hatice Kapusuz, “Çocuk edebiyatında sansür ve muzır kurul” başlığıyla çocuk kitaplarına uygulanan sansürü anlattı. Müstehcen olarak tanımlanan kitapları anlatan Kapusuz,  “çocukları korumak” ve “çocukları sansürle korumak” arasındaki farkı ele aldı. 

Konferansın “Sanatta ifade özgürlüğü ve sansür” başlıklı oturumda Kaos GL Ankara Queer Sanat Programı’ndan Aylime Aslı Demir, TAPA’dan Özgür Can Taşçı ve Pembe Hayat Kuirfest Kuir Sanatçılar Dayanışma Ağı’ndan Arya Zencefil, sansüre karşı dayanışma imkanlarını, sanatta üretimi sansürü ve otosansürü tartıştı.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus