Medeni Yıldırım’ın öldürülmesiyle ilgili davada ikinci kez beraat kararı verildi

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Avukatlar Reyhan Yalçındağ ve Serdar Çelebi, Medeni Yıldırım’ın 2013 yılında kalekol protestosu sırasında öldürülmesiyle ilgili davadaki beraat kararını yorumladı.

Medeni Yıldırım’ın annesi Fahriye Yıldırım duruşma sonrası şunları söyledi: “Hakkımı alıncaya kadar bu davanın peşini asla bırakmam. Sadece Medeni için değil, Medeni gibi bütün mazlumların davasını takip ediyorum. Ölsem de şunu isterim: Kimse vazgeçmesin, kimse kendini sahipsiz görmesin ki sahipsiz değiliz. Hakkımızı istiyoruz. Adalet yok, adalet istiyoruz. Ne olursa olsun hakkımızı arayacağız. Onları kesinlikle affetmiyorum.”

Medeni Yıldırım’ın 28 Haziran 2013’te Diyarbakır’ın Lice ilçesi Kayacık Köyü Jandarma Karakolu önünde kalekol yapımlarını protestosu sırasında jandarmanın ateş açması sonucu hayatını kaybetmesiyle ilgili er Adem Çiftçi’nin yargılandığı davada ikinci kez beraat kararı verildi.

Yıldırım ailesi avukatları kararı, Medyascope’a değerlendirdi. Avukat Reyhan Yalçındağ “Toplumsal olaylara müdahale ya da basın açıklaması vb. gibi barışçıl etkinliklere müdahale esnasında ölenler Kürtler ise ve fail de kolluk ise klasik sonuç: Cezasızlık” dedi.

Avukat Serdar Çelebi, soruşturma aşamasından başlayan eksikliklere dikkat çekti. Karara itiraz ettiklerini, hukuken tüm aşamaları sürdüreceklerini belirtirken asıl meselenin “yaşam hakkı ihlalinin önüne geçme”k olduğunu ve bunun da sistemsel bir çözüm gerektirdiğini söyledi.

Avukat Çelebi: Benzer dosyalarda aynı yargı pratiği işliyor

Medeni Yıldırım 18 yaşındayken 2013’te Lice’de kalekol yapımını protestoları sırasında askerin ateşi sonucu hayatını kaybetmişti. Sanık er Adem Çiftçi’nin yargılandığı davanın 8 Kasım 2016’daki beraat kararı, Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi’nce bozulmuştu. 21 Aralık 2017’de yeniden başlayan yargılamada karar bugün açıklandı.

Diyarbakır 7. Ağır Ceza Mahkemesi “olası kastla öldürme” suçlamasıyla yargılanan Adem Çiftçi’nin beraatına karar verdi.

Avukat Serdar Çelebi, benzer dosyalarda verilen kararların beraat olduğunu söylerken, soruşturma sürecinin usulüne uygun yapılmamasına dikkat çekti. Çelebi şunları söyledi:

“Bölgedeki benzer dosyaların tamamında yargı pratiği aynı işliyor. Bu sadece mahkemelerin bir sorunu değil, savcılığın ya da devletin bakış açısı. Devlet bu tür olaylarda ‘kendi adamını harcatmak istemiyor’.  

Olayın başından beri failin bulunması, maddi gerçeğin ortaya çıkarılması ve cezalandırılmasıyla ilgili gerekli sorumluluklar yerine getirilmiyor, etkin soruşturma yürütülmüyor, deliler usulüne uygun toplanmıyor. 

Böyle olunca yargılama aşamasında mahkemelerin kolayına geliyor. Mahkemeler farklı karar vermek isterse delilleri toplayabilir ama mahkemeler de kolayına kaçıyor. Dosyada delil olmadığı için beraat kararı onların yapabileceği tek şey.”

“Eksik delilli iddianame ile usulen yargılama yapıldı”

Avukat Çelebi, Medeni Yıldırım dosyasındaki eksikliklere ve iddianamenin eksik delillerle hazırlanmasının karara etkisine dikkat çekti:

“Medeni Yıldırım dosyasında karakolun önünde 19 yaşında genç katlediliyor. Karakoldan açılan ateş sonucu olduğu belli. Devlet bunu tespit edemiyorsa, ‘delil bulamadım o yüzden sanığa beraat kararı veriyorum’ diyorsa bu başlı başına devlet politikasının olduğunun göstergesidir.

Karakoldan atılan atış sonucu bir ölüm gerçekleşiyor. Delili orada bulunan karakoldaki askerler topluyor, savcılık gidiyor ama ona eşlik eden jandarma. Savcılık karakoldaki askerlerin ifadelerini müşteki sıfatıyla alıyor.  Bunların  hepsi şüpheli, belki de sanık olabilecek insanlar. Sanık, şüpheli olmasa da tanık olan insanlar. Ama müşteki sıfatıyla ifadeleri alınıyor çünkü orada protesto olmuş bir iki çadır yanmış, bunlar mağdur deniliyor. Bir ölüm olayı araştırmadan ziyade o mağduriyet üzerinden soruşturma yürütülüyor.

Olay yerinde usulüne uygun keşif yapılmıyor. Mermi vücutta değil ama, oralarda toprağın altında, hassas bir cihazla bulunabilir, bunların hiçbiri yapılmıyor.

İddianame eksik delillerle hazırlandığı için, bir er -ki ağır silah kullanan bir er, ifadelerde bir çok asker talimat olmayınca ateş edemeyiz diyor-  bunu söyleyen askeri sanık kürsüsüne oturtup usulen yargılama yapılarak beraat kararı ile dosya sürüncemede bırakılmak istendi. Başından beri yapılmak istenen buydu çünkü etkin bir soruşturma yapılmadı, kısıtlama kararıyla dosyaya müdahil olmamız engellendi, delillerin toplanması konusunda da gerekli talepleri mahkemeye iletmedik çünkü dosyada ne yapıldığını bilmiyorduk.

Bu şeklen yapılan bir soruşturma, bir fail bulunup yargılanmasıyla,  8 yıldır ‘avutulduk’, son aşamada beraat kararı geldi. Ki istinaf daha önce keşif yaptır, ses analizi yaptır diye beraat kararını bozmuştu.  Eksikler de şeklen giderildi, usulen yargılama yapılıp beraat verildi.

“Mesele gençlerin katledilmesinin önüne geçmek”

Avukat Çelebi, bundan sonra hukuki süreci yürüteceklerini belirtirken asıl meselenin “yaşam hakkının ihlalinin önüne geçmek” olduğunu vurguladı:

“Bugün karara itiraz ettik. İstinaf, Yargıtay aşamasının ardından Anayasa Mahkemesi (AYM) ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) süreci var.

AYM kuvvetle muhtemel ihlal kararı verir, AYM vermezse AİHM verir. Ama mesele hukuken ihlal kararı çıkarmak, onun üzerinden gündem yaratmak değil, mesele bu coğrafyada bu gençlerin katledilmesinin önüne geçmek. Hukukçular olarak bu mücadeleyi yürüteceğiz, AİHM kararının Türkiye’ye yansımaları olacaktır ama esasında yaşam hakkı ihlalinin önüne geçecek olan siyaset kurumu, devlet, emniyet birimleri, savcılıktır.

Eğer bunlar etkin bir soruşturma yürütür, bir askere ya da bir polise bundan kaynaklı ceza verirse, o gün 50-60 kişinin katıldığı protesto gösterisine 26 ağır silah ile insanlara ateş açmazlardı. Uzman çavuş o ateşi ederken ‘benim başıma bişey gelir, bu insanlar başka türlü de teskin edilebilir’ diye on kere düşünürdü. 

İçişleri Bakanlığı’nın konuyla ilgili yürüttüğü soruşturmada bu olayın bu aşamaya gelmesinin temel sebebinin karakol komutanlığının kötü yönetimi olduğu söyleniyor. Bir-iki askerle ilgili etkin soruşturma, yargılama yapılıp ceza verilirse askerler ya da silah kullanma yetkisi olanlar daha dikkatli davranır, silahı kullanma konusunda bu kadar cesur olmazlar. O zaman ölümlerin önüne geçeriz. 

Hukuki mücadeleyi yürüteceğiz ama bir coğrafyada insanlar katlediliyorsa, gün ortasında ort karakol önünde bir insan öldürülüyor ve fail bulanamıyorsa bu sistemsel bir sorundur ve çözümü sistemseldir, sistemin, bakış açısının değişmesi gerekiyor.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus