Küba’daki hükümet karşıtı protestoların perde arkası: Ekonomiyi çökerten koronavirüs salgını, sosyal medya etkisi ve kuşak çatışması

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Küba’da koronavirüs döneminde ekonomik şartların her geçen gün kötüye gitmesi, temel ihtiyaç maddelerinin temin edilememesi, sosyal medya ve internet erişimine kısıtlama getirilmesi gibi nedenlerle patlak veren hükümet karşıtı protestolarda bir kişi hayatını kaybetti. Ülkedeki “kuşak çatışması”nın da öne çıktığı protestolar, Devlet Başkanı Miguel Diaz-Canel’in hükümet yanlılarını “devrimi savunmak” için meydanlara çağırmasının ardından büyük ölçüde azaldı. 

Küba, hükümet ve rejim karşıtı protestolarla sarsılıyor. ABD ambargosunun pençesindeki ülkede ekonomik koşulların koronavirüs salgınının da etkisiyle her geçen gün kötüleşmesi ve temel ihtiyaç maddelerinin temininde yaşanan sıkıntlara internete olan erişimin kısıtlanması da eklenince başını gençlerin çektiği kitleler “Kahrolsun komünizm” sloganıyla sokaklara döküldü.

Hükümet karşıtı protestolar, güvenlik güçlerinin sokaklara konuşlandırılması ve Devlet Başkanı Miguel Diaz-Canel’in destekçilerine seslenip, “devrimi savunmak” için sokağa çıkma çağrısında bulunmasıyla büyük ölçüde duruldu.

Pazartesi günü (12 Temmuz) başkent Havana’nın güneyindeki La Guinera banliyösünde bir protesto daha patlak verdi. Buradaki protestolarda bir kişi öldü ve güvenlik güçleri de dahil olmak üzere birçok kişi yaralı olarak hastaneye kaldırıldı.

La Guinera’da yüzlerce kişi “Kahrolsun komünizm” ve “Küba halkı için özgürlük” sloganları ile sokaklara döküldü. ABD’li Temsilciler Meclisi Üyesi María Elvira Salazar da bu protestoya tweet atarak destek verdi.

Küba’nın resmi haber ajansı Cuban News Agency ise La Guinera’daki protestonun güvenlik güçlerine saldırma ve altyapıya zarar verme amaçlı bir “provokasyon” olduğunu öne sürdü. Ajans, protestocuların evleri tahrip ettiklerini, konteynırları ateşe verdiklerini ve banliyönün elektrik kablolarına zarar vererek güvenlik güçlerine taş ve diğer nesnelerle saldırdıklarını duyurdu.

Bitmeyen kuyruklar,

Kübalı birçok insan süpermarketlerden et, yağ ve deterjan gibi temel ihtiyaç maddelerini temin edebilmek için günün erken saatlerinde kuyruğa giriyor. Bu kuyruklar bazen sabahtan akşama dek sürebiliyor. Kübalı aileler, çocuklarını besleyebilmek için saatlerce bu kuyruklara katlanmak zorunda kalıyor.

Koronavirüs döneminde gittikçe uzayan kuyruklar, azalan maaşlar ve yaşanan elektrik kesintileri Kübalılar’ın hayatını oldukça zor bir hale getirdi. Eski Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkan Donald Trump döneminde uygulamaya konulan yaptırımların Küba ekonomisinin üzerinde ağır bir etki yaratması ve Kübalı genç kuşakların daha yüksek yaşam standartları talep etmesi yaşanan protestoların en temel sebepleri arasında gösteriliyor.

41 yaşındaki Rey Alonso, protestoların sebebini şu çarpıcı sözlerle açıkladı: “Kübalılar mutlu olmak için sigara, kahve ve yiyeceğe ihtiyaç duyuyor. Dört yıl önce bunların hepsine sahiptik, dışarı çıkıp bir kutu kola alabilirdiniz. Şimdi her şey gitti. Doğal olarak insanlar da sokağa çıktı.

Salgının Küba üzerindeki etkisi

Küba, koronavirüsün tüm dünyayı esir almasından bu yana bölgesindeki en düşük hasta ölüm oranına sahip ülkelerden biri konumundaydı. Fakat yeni varyantların ortaya çıkması, Küba’daki koronavirüs vakalarının artmasına neden oldu. Cumartesi günü (10 Temmuz) ülke yeni bir rekor kırdı ve 6 bin 923 yeni vaka görüldü.

Kübalılar, hükümetin koronavirüs ile mücadeledeki başarısızlıklarını sosyal medyada trend olan #SOSCuba etiketiyle paylaştı.

Küba’da devlet, aşılama sürecinde önceliği kendi yerli aşısını geliştirmeye verdi. Şimdiye kadar Küba’da nüfusun yüzde 17’si aşılandı. Ancak yaşanan ekonomik güçlükler, nakit sıkıntısı çeken devletin aşı üretimine yatırım yapmasını engelledi. Bu sorunlara ek olarak, eczanelerdeki raflar neredeyse tamamen boşaldı. Havana hükümeti en temel ihtiyaç maddelerinin ithalatı için dahi bütçe ayıramaz hale geldi.

Trump yaptırımlarının etkisi

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken pazartesi günü (12 Temmuz) yaptığı açıklamada, Küba’yı ilaç ve gıda maddeleri de dahil olmak üzere en temel insani ihtiyaçları karşılayamamasından dolayı eleştirdi.

Ancak ABD’nin Küba’ya uyguladığı ambargoların geçmişten bugüne temel hedefi, komünist rejimi en temel insani ihtiyaçları karşılayamayacak duruma getirmekti. Nitekim eski ABD başkanlarından Dwight Eisenhower, “Eğer Küba halkı aç kalırsa Castro’yu devirir” demişti.

Özellikle Trump’ın başkanlığında Küba’ya yönelik başlatılan ağır yaptırımlar ülkeye döviz girişinin azalmasına neden oldu. Küba’ya yapılan uçuşlar kesilirken, yolcu gemilerinin gelişi yasaklandı. Bunların üstüne koronavirüsün Küba’yı en önemli gelir kalemlerinden biri olan turizm gelirlerinden mahrum etmesi ülke ekonomisini derinden sarstı. 

Yaptırımlarla birlikte, ABD’li firmaların Küba’ya yatırım yapan çokuluslu şirketlere karşı yargı yoluna gitmesinin de önü açıldı. Trump yönetiminin Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, Eisenhower’a nazire yaparcasına bu yaptırımların amacının “Küba’yı aç bırakmak” olduğunu söylemişti.

Öte yandan yeni Başkan Joe Biden, Trump yaptırımlarının hiçbirini iptal etmedi. Biden’ın Küba’da olup bitenlere proaktif bir yaklaşım sergilememesi eleştiri konusu oldu. Florida’nın Cumhuriyetçi Senatörü Marco Rubio, Biden’ın yaklaşımını sosyal medya hesabı üzerinden eleştirdi:

Hükümetin çözümü “dollar store” açmak oldu

Ekonominin kötüye gitmesi, ABD yaptırımlarının etkisi ve döviz kıtlığı yaşanması nedeniyle Küba’da devlet, “dollar store” adı verilen ve yabancı para birimlerinin kullanıldığı süpermarketleri açma kararı aldı. Hükümet, dolar açığını kapatmak için, devlete ait yaklaşık beş bin mağazanın 72’sini “dollar store” haline getirdi.

Ancak “dollar store” hamlesi, Küba’daki döviz açığını kapatmaktan ziyade toplumdaki ekonomik eşitsizliği ve yoksulluğu gözler önüne serdi. Zira bu süpermarketlerde sadece yabancı para birimleriyle ödeme yapılabiliyordu.

Temel gıda ve hijyen ürünlerinin bulunabildiği bu süpermarketlerden alışveriş yapabilen Kübalılar’ın sayısı oldukça az. Nitekim ülkede gösterilerin başladığı pazar günü (11 Temmuz) “dollar store” konseptindeki bazı süpermarketler yağmalandı.

Protestolar, Küba’daki kuşak çatışmasını ortaya çıkardı

Küba’da yaşlı nesil sağlık, okuryazarlık ve kültüre erişim konusunda ülkenin oldukça ileri olduğu zamanları yaşadığı için rejim yanlısı. Sovyetler Birliği yıkıldıktan sonra dünyaya gelen, kıtlık ve yoksulluk yaşayan yeni nesil ise mevcut rejime karşı çıkıyor. Yeni nesil, Küba’nın içine girdiği çıkmazdan tamamen hükümeti ve rejimi sorumlu tutarken ABD’nin veya başka bir ülkenin dış müdahalesini pek umursamıyor.

Bu durum meydana gelen protestolarda da açıkça göze çarptı. Rejim karşıtı protestocular ezici bir çoğunlukla gençlerden oluşurken, hükümet yanlısı protestocular arasında yaşlı neslin temsilcileri çoğunluktaydı.

İnternet ve sosyal medyanın karşı konulamaz etkisi

Küba’da mobil internet hizmeti sağlanmasına, dünyanın birçok ülkesine kıyasla geç bir zamanda, 2018 yılında başlandı. Yaklaşık 11,5 milyon nüfuslu ülkede mobil internete erişimi olan kişi sayısı ise 4 milyon civarında.

Geçmişte komünist rejim bu tür protestoları bastırmakta fazla bir güçlük yaşamıyordu ancak internete ve sosyal medyaya erişimin artması bu durumu değiştirdi. Protestolardan ve yaşanan sorunlardan şikayet eden insanlar, çektikleri fotoğrafları ve görüntüleri sosyal medyada paylaşarak anında binlerce insana ulaşabildi.

ABD, Küba için, “demokrasiyi teşvik” adı altında her yıl yaklaşık 20 milyar dolar fon ayırıyor. Ülkede son yıllarda muhalif bloglara ve ABD hükümeti tarafından finanse edilen haber sitelerine erişimin engellenmesine rağmen, uluslararası medyaya erişim imkânı mevcuttu. Ancak pazar akşamından (11 Temmuz) beri Küba’da internet kesik. 

Londra merkezli küresel internet gözetim şirketi NetBlock, salı günü (13 Temmuz) yaptığı açıklamada, Küba’nın Facebook ve WhatsApp dahil olmak üzere sosyal medya ve mesajlaşma platformlarına erişimi kısıtladığını açıkladı.

Küba Dışişleri Bakanı Bruno Rodriguez ise hükümetin internet bağlantılarını kasıtlı olarak kısıtlayıp kısıtlamadığı sorusuna durumun karmaşık olduğunu söyleyerek yanıt verdi. Rodriguez, elektrik kesintilerinin telekomünikasyon hizmetlerini etkileyebileceğini belirtti ve “Küba kendini savunma hakkından asla vazgeçmeyecektir” dedi.

Kaynak: The GuardianReutersBBC

Derleyen: Gökalp Badak

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus