81 yaşında hayatını kaybeden efsane futbolcu Jimmy Greaves’i, The Guardian yazarı Jonathan Wilson kaleme aldı: “Santrforu yeniden tanımlayan adam Jimmy Greaves”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

İngiltere Premier Lig’de mücadele eden Tottenham Hotspur’un tarihindeki en golcü isim olan Jimmy Greaves, 19 Eylül günü, 81 yaşında hayatını kaybetti.

İngiltere Milli Takımı’nın kazandığı 1966 FIFA Dünya Kupası’nda takımın en önemli oyuncuları arasında yer alan Greaves, 1963 UEFA Avrupa Kupa Galipleri Kupası’nı kaldırdığı Tottenham formasıyla 379 maçta 266 kez ağları sarsarak rekorun sahibi olmuştu.

İngiltere Milli Takımı’nda ise 57 karşılaşmada 44 gole imza atan Greaves, Wayne Rooney, Bobby Charlton ve Gary Lineker’in ardından fileleri en çok havalandıran dördüncü oyuncu unvanını elde etmişti.

Jimmy Greaves’in hayatını kaybetmesinin ardından The Guardian yazarı Jonathan Wilson’ın yazdığı “Jimmy Greaves redefined perception of what a centre-forward should be/Santrforu yeniden tanımlayan adam Jimmy Greaves” yazısını Medyascope Spor Servisi’nden Kubilayhan Kavrazlı çevirdi.

Santrforu yeniden tanımlayan adam Jimmy Greaves

Brian Clough gibi Greaves de klasik İngiliz 9 numaralarından çok farklıydı ve birlikte oyunun taktik anlayışını değiştirdiler.

Jimmy Greaves 81 yaşında öldü.

Jimmy Greaves’in kariyerinin sonunu yakalayamayan yaştaki futbolseverlerin bilmesi gereken bir durum var.

1971’de futbolu bıraktıktan sonra 20 yıl boyunca diğer futbolcuların kıyaslandığı golcü olarak kaldı ama yine de efsanesini, ITV’nin programlarına katılan V yakalı kazak giyen hafif tombul, bıyıklı adamla bir tutmak zordu. Ancak görüntülerini izlediğinizde hızı ve zarafetini, şık bilek hareketleri ile yön değiştirmelerini ve defans oyuncularını çalımlama yeteneğini ama her şeyden önce gol vuruşunu görüyorsunuz.

Ve bu anlamda fiziği ön plana çıkıyordu çünkü Greaves -en azından İngiltere’de- forvet oyuncusunun ne olması gerektiğine dair yeni bir anlayışın öncüsüydü. O, klasik İngiliz 9 numaralarından değildi. Nat Lofthouse ya da Tommy Lawton değildi. Stoperleri hırpalamak için heybetli bir fiziğe sahip değildi. Kariyerinin başlangıcında santrfor da değildi…  Kariyerine başladığı Chelsea’de Greaves, Ron Tindall veya Charlie Livesey’nin arkasında oynayan bir sağ kanat oyuncusuydu.

Greaves, bir başka büyük İngiliz golcü olan Brian Clough’un izinden gitti. Greaves, ilk çıkışını -iki yıl sonra- 1955’te yaptı. İngiliz futbolunda radikal bir değişim zamanıydı. Kasım 1953’te Wembley’de Macaristan’a karşı 6-3’lük yenilgi ve altı ay sonra Budapeşte’de 7-1’lik mağlubiyet, İngiliz futbolundaki taktik anlayışın ne kadar çıkmazda olduğunu herkese gösterdi. 

1958 Dünya Kupası’ndaki Brezilya’nın 4-2-4 formasyonundaki başarısı, otuz yıldır varsayılan diziliş olan WM’nin sonunun geldiğini doğrular nitelikteydi. Tüm eski doğrular kaybolmuştu; her şey yeniden yorumlanmaya açıktı. Lofthouse’un 1958 FA Cup finalindeki performansı, eski moda santrforların hâlâ etkili olabileceğini gösterdi ancak artık tek yol bu da değildi.

Middlesbrough’nun 1957-58 sezonunda lige yükselme umutları kötü bir aralık ayında sona erdiğinde, menajerleri Bob Dennison’ın da pek bir amacı kalmamıştı; bu yüzden denemeye başladı ve İngiltere menajeri Walter Winterbottom’un ”ülkedeki en iyi kafa vuruşu yapan isim” olarak tanımladığı Clough’u Alan Peacock’un yanında kullanmaya başladı. 

Clough, o zamana kadar, gol rekoru ve şaşırtıcı özgüveni ile kendisine 9 numaralı formayı garanti etmişti. Clough ve Greaves, Nisan 1958’de İngiltere 23 yaş altı takımının Galler’e karşı aldığı 2-1’lik yenilgide ileri üçlüde birlikte oynadı. 1959’da İsveç’e yenildikleri ikinci maçta ise WM formasyonunda Clough, pivot santrfor, Greaves ise sağ kanat forvetiydi. 

Ancak Middlesbrough’nun ve bazı çeşitli kulüplerin yaptığı şey farklıydı: Yan yana iki santrfor, her iki tarafta da bir kanat oyuncusu ve bir de forvet arkası ile oynuyorlardı. 1959’da Peru’ya 4-1 yenildikleri başarısız bir maçtan sonra Greaves, Bobby Charlton’un yanına konumlandı. İngiltere, 1961’de İskoçya’ya karşı aldığı 9-3’lük galibiyette bu anlayışı benimsedi. Greaves’in Bobby Smith ile partner olduğu dönemde arkalarında Johnny Haynes ve Winterbottom oynuyordu. Alf Ramsey’nin beş yıl sonra Dünya Kupası’nı kazanacağı 4-4-2 formasyonuna ilk başladığı dönemde ise Bryan Douglas ve Charlton kanatları oluşturmaya başladı.

İki forvetli sistem, bilindiği gibi, WM’den (3-2-2-3) savunma hattının dört kişi kurulmasına geçişteki önemli adımlardan biriydi. Bu sistem, İngiltere’de başlamadan 10-15 yıl önce Brezilya ve Orta Avrupa’da denenmeye başlamıştı. Ancak devrim, İngiltere’ye ilk geldiğinde çok hızlı ilerledi ve başka yerlerde olduğundan daha da ileri gitti.

1964 ve 1974 yılları arasında Galler menajeri olan Dave Bowen’in açıkladığı gibi, bu herkes için temel değişiklikler anlamına geliyordu: ”Üç savunmalı düzenin dinamikleri farklıydı. Temelde merkez kapatıldığı için kanat oyuncularının diyagonal paslarla buluşma ve etkili olmak için alanı vardı. Dörtlü savunmada bekler kanat oyuncularına yakın oynayabiliyor ve bu durum sebebiyle kanatların çalım atmak için ivmelenecek alanı kalmıyor. Bu kanatlar için oldukça zor bir durum.”

İngilizlerde kanat oyuncularının beklerini geçmesi ve 9 numaralar için ceza sahasına orta açması beklenirdi. Ancak dörtlü savunma onları etkisiz hale getirdiği için yeni hücum metotları bulunmalıydı. İşte burada Clough ve Greaves gibi inanılmaz gol rekorları kıran forvetler devreye girdi. Greaves 528 lig maçında 366 gol atarken Clough ise 274 maçta 251 gol attı. 

Clough daha güçlü olmasına rağmen Greaves daha akrobatik goller atıyordu; daha zarif ve yumuşak bileklere sahipti. Her ikisi de olağanüstü bitiricilerdi ancak ikisi de klasik 9 numaralar gibi yetiştirilmedi. Greaves otobiyografisinde, “Her şey boş alana kaçmak ve bir takım arkadaşımın beni kaçarken fark etmesini ummakla ilgiliydi. Topun geleceği noktayı hissettiğim bir pozisyon alabilmek…” diye yazdı.

Greaves, ancak 1961’de Gianni Rivera’nın hemen önünde oynadığı Milan’a katıldıktan sonra normal bir santrfor haline geldi. Birkaç ay sonra Tottenham ile İngiltere’ye döndüğünde ilk zamanlarda hareketli oyunu ile ön plana çıkan Bobby Smith ile birlikte oynadı. Daha sonra ise Alan Gilzean ile forvet ikilisini oluşturdu.

Greaves’in son vuruşları, kariyeri boyunca sürekli olarak olağanüstüydü. Milan’da bile 12 Serie A maçında dokuz gol attı: ”Gol atmak için duruma göre pas verirdim, topla oynardım, şut çekerdim, kısacası gol atmak için ne gerekiyorsa onu yapardım. Kale önünde yaptığım bu şey bana doğal geldi. Çoğu zaman düşünmezdim bile. Sadece yapardım.”

Clough da benzer şekilde, tekniği ve bir savunmacının önüne geçme yeteneği nedeniyle saygı duyulan biriydi. Boro’dan takım arkadaşı Billy Day, “Hareketli bir oyunun mükemmel bir forvet oyuncusuydu. Zamanlaması mükemmeldi. Ceza sahası üzerinden şutları ile adeta ateş etmesi harikaydı. Dizini her zaman yere dik açıda tutmayı başarıyordu” dedi.  

Her ikisi de düzenli olarak top ile buluşamadıklarında takımlarına çok az katkıda bulunan düz ve basit forvet oyuncuları oldukları suçlamasıyla karşı karşıya kaldı. Ve belki de günümüz modern forvetlerine alışkın gözler için durum budur. 

Ancak Clough ve Greaves de bir zamanlar moderniteydi, radikal taktik değişiklikler sayesinde mümkün hale gelen bir oyun tarzının temsilcileriydiler. WM artık 4-4-2’ye dönüşürken forvet olmanın ne anlama geldiğini yeniden tanımladılar.

Yazan: Jonathan Wilson

Çevirmen: Kubilayhan Kavrazlı

Editör: Doğa Üründül

Kaynak: https://www.theguardian.com/football/blog/2021/sep/19/jimmy-greaves-redefined-perception-of-what-a-centre-forward-should-be

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus