Kulüp doktoru Frederico Varandas’ın başkan olması ile 19 yıl sonra şampiyonluğa uzanan Sporting Lizbon’un hikâyesi

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Portekiz Ligi’nde şampiyon olarak taraftarlarını 19 yıl sonra mutlu eden Sporting Lizbon, bu şampiyonluğa yenilgi almadan ulaştı. Frederico Varandas‘ın 2018 yılında başkan olarak seçilmesi ise başkent temsilcisinin yıllar sonra elde ettiği şampiyonluğun dönüm noktası oldu. Asıl mesleği doktorluk olan 41 yaşındaki isim, kulübün başına geçtikten sonra aldığı akıl almaz riskler ile adından söz ettirdi. Takımın yıldız oyuncusu Bruno Fernandes’i satarak büyük gelir elde eden Varandas, kazanılan bu paranın bir bölümünü 36 yaşındaki teknik direktör Ruben Amorim‘e harcadı. Hayal kırıklıklarının hüküm sürdüğü yılların ardından Varandas ile özlemini kurduğu kupaya ulaşan Sporting Lizbon’un hikâyesini, Medyascope‘tan Kubilayhan Kavrazlı derledi. 

Mario Jardel ve Cristiano Ronaldo

Mario Jardel, 19 yıl önce Sporting Lizbon’u şampiyonluğa taşımıştı

Portekiz futbolunda ‘’Büyük Üçlü’’ (Os Tres Grandes) olarak nitelendirilen Benfica, Porto ve Sporting Lizbon, tarih boyunca Portekiz Ligi’ni domine etmeyi başardı. Büyük Üçlü’den özellikle Porto, 1977-1978 sezonu ile 1998-1999 sezonları arasında büyük çıkış yakalayarak 13 şampiyonluk kazandı. Milenyuma girildiğinde ise önce Sporting Lizbon, ardından da büyük bir sürprize imza atarak şampiyon olan Boavista, Porto’nun hegemonyasına ”dur” diyen kulüpler oldu. Boavista, bu başarısı ile 1945-1946 sezonunda şampiyonluğa ulaşan Belenenses’in ardından Büyük Üçlü dışında şampiyon olan ilk kulüp olarak tarihe geçti. Öte yandan Sporting Lizbon’un da durmaya niyeti yoktu. Başkent temsilcisi, dönemin en iyi golcülerinden Mario Jardel’i Galatasaray’dan 6.20 milyon euroya transfer ederek 2001-2002 sezonuna giriş yaptı ve sezon boyunca Boavista ile kıyasıya bir rekabetin içine girdi. Sezonun ilk sekiz haftasında üç mağlubiyet yaşamasına rağmen Sporting, daha sonra oynadığı 26 karşılaşmada yenilgi yüzü görmeyerek tarihinin 18. şampiyonluğuna ulaştı. Galatasaray’dan transfer edilen Mario Jardel ise yeşil-beyazlı ekibe şampiyonluğu getiren isim oldu. “Süper Mario” lakaplı futbolcu, 2001-2002 sezonunda oynadığı 30 karşılaşmada 42 gol atarak kupanın başkente gelmesini sağladı. Ancak Sporting taraftarlarının 19 yıl boyunca şampiyonluk hasreti çekeceğinden kimsenin haberi yoktu. Öte yandan gelecek yıllarda tarihin en iyi futbolcuları arasında gösterilecek olan 17 yaşındaki Cristiano Ronaldo, o dönem Sporting’in alt yaş gruplarında kendisini futbol otoritelerine göstermek ile meşguldü.

Mario Jardel’in 2001-2002 sezonunda Sporting Lizbon’u şampiyonluğa ulaştıran gollerinden bazılarına bu bağlantıyı kullanarak ulaşabilirsiniz:

Ricardo Quaresma ve Cristiano Ronaldo 

Sporting Lizbon altyapısı, önemli yıldızları yetiştirdi

2001-2002 sezonunu şampiyon olarak tamamlamasına rağmen Sporting Lizbon, uzun yıllar başarısız olacağı bir dönemin içine girdi. Ancak yeşil-beyazlı ekip, bu dönem içinde altyapısına büyük yatırımlar yaparak Portekiz futbolunun gelişimine katkıda bulunmaya devam etti. Luis Figo ile sükse yapan Sporting Lizbon’un altyapısı, 2000 yılından itibaren Cristiano Ronaldo, Ricardo Quaresma, Luis Nani, Pepe, Rui Patricio, Joao Moutinho, Adrien Silva, Joao Mario ve William Carvalho gibi isimleri dünya futboluna sundu. Taraftarlar, Portekiz Ligi’nde sportif olarak başarısız geçen günlerin tesellisini altyapılarından çıkan ve sonraki yıllarda dünya yıldızı olan bu isimleri izlemekte bulmuştu. Sporting’in yetiştirdiği isimler, Portekiz’in 2016’da Fransa’da düzenlenen Avrupa Futbol Şampiyonası’nı da kazanmasını sağladı. 10 Temmuz tarihinde oynanan final karşılaşmasında ev sahibi ile karşılaşan ve sahadan 1-0’lık galibiyet ile ayrılan Portekiz’de finalde süre alan 14 futbolcudan 10’u, Sporting Lizbon altyapısından yetişmişti. 

Godinho Lopes

Hayal kırıklıkları ile geçen yıllar

Sporting, 2002 ile 2013 yılları arasında iki kez Portekiz Kupası’nı bir kez de Portekiz Süper Kupası’nı müzesine götürdü fakat ligde Benfica ve Porto’nun gerisinde kalmaktan kurtulamadı. Yeşil-beyazlı ekip, 18 Mayıs 2005 tarihinde ise mabedinde oynadığı karşılaşmada UEFA Avrupa Ligi şampiyonluğunu CSKA Moskova‘ya kaptırdı. Öte yandan Avrupa’da yaşanan hayal kırıklıkları, 2008-2009 sezonunda da devam etti. Barcelona, Shaktar Donetsk ve Basel’in olduğu gruptan çıkmayı başaran Sporting, UEFA Şampiyonlar Ligi son 16 turunda Bayern Münih ile eşleşti. Sahasında oynadığı ilk maçı 5-0, deplasmanda oynadığı karşılaşmayı da 7-1’lik skorlar ile kaybeden Sporting, böylece tarihine büyük bir kara leke sürdü. Senelerdir kulübe istenilen başarıları getiremeyen dönemin başkanları Filipe Franco, Jose Bettencourt ve son olarak Nobre Guedes, 2011 yılına gelindiğinde Sporting Lizbon’u 276 milyon euroyu aşan borcun içine soktu. Yaşanan gelişmelerin ardından seçime gidilen kulüpte başkanlık görevine Godinho Lopes getirildi. Ancak Lopes ve yönetimi, Sporting Lizbon’un kötü gidişatına merhem olamazken kulübün içinde bulunduğu sorunların daha da katlanmasına yol açtı. 2009 yılının Kasım ayından 2013 yılının Mayıs ayına kadar olan süreçte Carlos Carvalhal, Paulo Sergio, Jose Couceiro, Domingos Paciencia, Ricardo Sa Pinto, Frank Vercauteren ve Jesualdo Ferreira’yı teknik direktör olarak takımın başına getiren başkent temsilcisi, 2012-2013 sezonunda bu istikrarsızlığın acılarını derinden hissetti. Sezonu yedinci sırada bitiren Sporting Lizbon’da bu sefer sorumlu olarak Başkan Godinho Lopes gösterildi.

Bruno de Carvalho  

Bruno de Carvalho da Sporting Lizbon’un yarasına merhem olamadı

Hem ekonomik hem de sportif olarak kulübe büyük zararlar veren Godinho Lopes, gelen baskılara dayanamayarak başkanlık görevinden istifa etti. Kısa süre içerisinde seçime giden Sporting Lizbon’da başkanlık makamına Bruno de Carvalho getirildi. Carvalho’nun öncelikli hedefleri, kulübü borç batağından çıkarmak ve futbol takımının özlenen başarılarının geri kazanılmasını sağlamaktı. Bu amaç doğrultusunda teknik direktörlük görevine Leonardo Jardim‘i getiren Carvalho, ekonomik olarak kalkınabilmenin yolunu ise Angolalı iş insanı Alvaro Sobrinho‘nun yardımı ile buldu. Sobrinho, 2013 yılındaki hamlesi ile Sporting Lizbon’un yüzde 29,8’lik hissesini satın aldı. Öte yandan yeşil-beyazlı ekip, 2013-2014 sezonuna transfer bütçesine fazla kaynak ayırmadan girdi fakat bu dönem içerisinde yalnızca 300 bin euroya kadroya katılan Islam Slimani ve kiradan dönen William Carvalho, Sporting’in gelecek yıllarında önemli işlere imza atacaktı. Ancak yeşil-beyazlılar, sezonu eskiye nazaran iyi geçirmesine rağmen Benfica’nın arkasında kalmaktan kurtulamadı. Başkent temsilcisi, uzun yıllar sonra ilk kez bir teknik direktör ile sezon boyunca çalışma sabrını gösterdi fakat sezon bitiminde Leonardo Jardim ile yollar ayrıldı.

Braga’ya karşı tarihi geri dönüş

Sporting Lizbon yönetimi, Leonardo Jardim’den boşalan teknik direktörlük görevine Marco Silva‘yı getirdi. Yeni sezondaki hedef, yedi yıldır kupa sevinci yaşayamayan taraftarlarına bu coşkuyu yaşatmaktı. Ancak 2014-2015 sezonunda Benfica ile Porto, Portekiz Ligi’nde ilk iki sırayı aldı. Ligi ezeli rakiplerinin bir kez daha arkasında bitiren Sporting Lizbon’da gözler, Porto’yu eleme başarısı gösterilerek finale yükselinen Portekiz Kupası’na çevrildi. Rakip, Sergio Conceiçao’nun Bragası’ydı. Final karşılaşmasında, Sporting taraftarı için uzun yıllar unutulmayacak sahneler yaşandı. Yeşil-beyazlı ekipte mücadelenin henüz 15. dakikasında Cedric Soares, hem penaltıya sebebiyet verdi hem de kırmızı kart görmesi ile takımını 10 kişi bıraktı. Kazanılan penaltı vuruşunu gole çeviren Eder, Braga’nın rahat bir maç geçireceğinin ilk sinyallerini verdi. 25. dakikada ise Rafa Silva, skoru 2-0’a getirdi. Büyük hayal kırıklığına uğrayan Sporting Lizbon taraftarlarının takımlarından ümitlerini kestiği anlarda sahneye İslam Slimani çıktı. 84. dakikada skoru 2-1’e getiren Slimani, Sporting Lizbon’un son dakikalara umutlu girmesini sağladı. Karşılaşmanın son dakikalarında oyunu rakip yarı alana yıkan Sporting, aradığı beraberlik golünü 90+2. dakikada Fredy Montero ile buldu ve mücadeleyi uzatmalara götürdü. Marco Silva’nın öğrencileri, uzatma dakikalarında kalesini gole kapatarak maçı penaltılara taşımayı başardı. Penaltıları 3-1’lik skor ile kazanan Sporting Lizbon, yedi sene sonra ilk kez kupa sevinci yaşadı. Ancak Marco Silva’nın bu başarısı, Sporting ile kariyerinin devam etmesini sağlamayacaktı.

Sporting Lizbon’un Braga’yı yenerek kazandığı Portekiz Kupası’nın 84. dakikadan sonraki özet görüntülerine bu bağlantıyı kullanarak ulaşabilirsiniz:

Jorge Jesus

Jorge Jesus, Sporting Lizbon’da

Şampiyonluk hasreti ile yanıp tutuşan Sporting Lizbon, 5 Haziran 2015 tarihinde Benfica ve Portekiz futbolunun efsane isimlerinden Jorge Jesus‘u teknik direktörlük görevine getirdi. Rui Patricio, Joao Mario, Teofilo Gutierrez ve İslam Slimani’nin sırtladığı Sporting Lizbon, sezona fırtına gibi bir başlangıç yaparak Portekiz Süper Kupası’nı müzesine götürdü. Jesus’un eski takımına karşı aldığı bu zafer, Sporting taraftarlarının yeniden şampiyonluk hayalleri kurmasını sağladı. Ancak yeşil-beyazlılar, şampiyonluğa çok yaklaşmasına rağmen bir kez daha hüsran yaşamaktan kurtulamadı. Tarihinin en fazla puan topladığı sezonu geçiren Sporting Lizbon, 88 puan toplayan Benfica’nın yalnızca iki puan gerisinde kalarak Portekiz Ligi’ni ikinci sırada noktaladı. İslam Slimani ise attığı 27 gol ile Jonas Gonçalves’n ardından gol krallığı sıralamasında ikinci oldu. Jorge Jesus’un bu başarısına kayıtsız kalamayan Başkan Bruno de Carvalho, yıllık 5 milyon euro kazanan Portekizli teknik direktörün maaşını 6 milyon euroya çıkardı. Ancak Bruno de Carvalho’nun Jesus önderliğinde kurduğu hayaller, oldukça kötü bir son ile bitecekti.

Bas Dost

Bas Dost, harikalar yarattı

Bruno de Carvalho, sonuna kadar güvendiği Jorge Jesus’un isteğini kırmayarak 2016-2017 sezonu öncesi Bas Dost‘u transfer etti. Sporting Lizbon, Hollandalı golcü için Almanya’nın Wolfsburg kulübüne 12 milyon euro ödedi. Ancak Bas Dost’un 34 gol atarak rekorları altüst ettiği sezonda bile Sporting, Portekiz Ligi’ni Benfica ve Porto’nun ardından üçüncü sırada tamamladı. Başkent temsilcisi, kupasız geçen sezonun ardından Adrien Silva‘yı 25 milyon, Rúben Semedo‘yu da 14 milyon euro bonservis bedeli kazanarak takımdan gönderdi. Geleceğin yıldız adaylarından 22 yaşındaki Bruno Fernandes ise 9,70 milyon euroluk bonservis bedeli ile kadroya dahil oldu. Ancak Sporting, sezonu bir kez daha ezeli rakiplerinin arkasında tamamlayarak taraftarlarını öfkelendirdi. Vitória de Setúbal’a karşı kazanılan Portekiz Lig Kupası da Sporting taraftarının öfkesini dindirmedi. 15 Mayıs 2018 tarihi ise Başkent temsilcisinin geleceğini şekillendirecek olaylara sahne oldu.

Saldırıda Bas Dost’un kafası yarıldı

15 Mayıs tarihi, Sporting Lizbon’un kaderini değiştirdi

Öfkeden gözü dönmüş bir grup Sporting Lizbon taraftarı, 15 Mayıs 2018 tarihinde takımlarının antrenman tesisini bastı. Taraftarların bu saldırısında teknik direktör Jorge Jesus ile birlikte Bas Dost, Acuna, Rui Patricio, William Carvalho ve Rodrigo Battaglia yaralandı. Özellikle Bas Dost’un başından ciddi şekilde yaralanması, futbol kamuoyu tarafından günlerce konuşuldu. Bast Dost, yaşanan olayların ardından tepkisini “Söyleyecek söz bulamıyorum. Bu durumu beklemiyordum. Bu üzücü bir durumdu ve hepimiz şoke olduk. Herkes için bir dram” diyerek dile getirdi. Bu olaydan beş gün sonra Portekiz Kupası’nda final maçına çıkan Sporting Lizbon, Aves’e 2-1’lik skor ile yenildi. Taraftarların öfkesine sahne olan başarısız sezonun ardından Başkan Bruno de Carvalho, 23 Haziran 2018 tarihinde görevinden alındı. Sporting Lizbon’a yıllarca kulüp doktorluğu yaparak hizmet eden Frederico Varandas ise Carvalho’dan boşalan başkanlık makamına aday olduğunu açıkladı ve böylece başkent temsilcisinin özlediği başarıları elde edeceği günlerin kapısı aralandı.

Sporting Lizbonlu bir grup taraftarın kulüp tesislerine düzenlediği saldırı görüntülerine bu bağlantıyı kullanarak ulaşabilirsiniz:

Sporting Lizbonlu bir grup taraftarın saldırısı sonrasında soyunma odasında yaşananlara bu bağlantıyı kullanarak ulaşabilirsiniz:

Frederico Varandas

Doktorluktan kulüp başkanlığına: Frederico Varandas

Sporting Lizbon’un makûs talihini değiştirecek Frederico Varandas, 19 Eylül 1979 tarihinde Lizbon’da dünyaya geldi. Dünyaya gözlerini açar açmaz çok sevdiği dedesinin sayesinde kendisini Sporting Lizbon’un kucağında bulan Varandas, yalnızca bir yaşında olmasına rağmen ailesi tarafından kulübe üye yapıldı. Dedesi ile Sporting Lizbon’un mabedi Jose Alvalade Stadyumu’nu gezmeye bayılan Varandas, üç yaşından itibaren kulübün çeşitli spor organizasyonlarına katılmaya başladı. Sporting’i özlediği günlere ulaşmasını sağlayacak Lizbonlu, gençlik yıllarında ise Juventude Leonina isimli taraftar grubunun da aktif bir üyesiydi. Yeşil-beyazlı renklere gönülden aşık olan Frederico Varandas, Diario de Noticias’a verdiği röportajda o günlerden şöyle bahsedecekti: ”Sporting’i hayatımdan ayıramıyorum. Çocukluğumdan beri aptalca bir şekilde acı çekiyorum.”

Sporun hemen hemen her branşına ilgi duyan Varandas, aynı zamanda hem asker hem de doktor olma hayalleri kuruyordu. Kariyerini de bu amaçlar doğrultusunda şekillendirdi. Hayallerinin peşinden gitmekten asla çekinmeyen Varandas, 1998 yılında ülkesinin Harp Akademisi’nde tıp eğitimi aldı. Askerî bir ortamda eğitimlerini alan Varandas, 2005 yılında Lizbon Üniversitesi’nde tıp eğitimini tamamladı. Artık Portekiz ordusunda doktor olarak görev alabilecek kadar kendisini geliştirmişti. Ancak Varandas’a bu da yetmiyordu, spor hekimliği alanında da kendisini geliştirmeliydi. Bu amaç doğrultusunda 2007 yılında spor hekimliği branşında yüksek lisans eğitimini tamamlayan Varandas, artık istediği her şeyi yapabilecek potansiyele ulaşmıştı.

Portekiz ordusu ile Afganistan’a gitti

2007 yılında eğitimlerini tamamlayan Varandas, aynı yıl içinde Vitoria Setubal’ın sağlık ekibinde doktor olarak göreve başladı. Ancak yalnızca bir sene sonra kendisini Afganistan’da buldu. Afganistan’da Taliban ile mücadelede NATO üyelerinden Portekiz, bir grup askeri bu bölgeye yolladı. Afganistan’da görev alacak askerlerden biri de Varandas’tan başkası değildi. Buradaki askeri birlikte doktor olarak görev alan Teğmen Frederico Varandas, Kandahar’da Taliban ile yapılan savaş esnasında üstün performans gösterdi. Genç doktor, Afganistan’daki başarılarını Portekiz Krallığı’nın ilk hükümdarı Afonso Henriques’i anma amacı ile verilen madalya ile süsledi. Ancak Varandas, çölün ortasında geçirdiği süre zarfında da Sporting Lizbon’dan kopamadı. Varandas, 18 Mayıs 2008 tarihinde yaşadığı bir anısını şöyle anlatıyor: ”Kandahar’daydık, çölün ortasında.  O gün yüksek alarmdaydık çünkü Afgan gizli servisleri bizi Taliban’ın olası saldırı konusunda uyardı. Doktor ve hemşireler dahil bölgede bulunan herkesi tahliye ettik. Sadece savaşabilecek kişiler bölgede kaldı. Aynı dakikalarda ise Sporting Lizbon, Portekiz Kupası finalinde Porto ile karşılaşacaktı. Işığın bile olmadığı bir ortamda çantamdan radyoyu çıkardım ve birkaç dakika sonra Antenna 1 kanalını dinlemeye başladım. Yanımda bulunan 130 erkeğin en az yarısı, benimle bu heyecanı yaşadı.’’

Sporting Lizbon, bu karşılaşmada Porto’yu 2-0 yenerek mutlu sona ulaşacaktı.  

Frederico Varandas, taraftarı olduğu kulübe adım atmayı başardı

2009 yılında ülkesine dönen Frederico Varandas, aynı yıl içerisinde Vitoria de Setubal’de kulüp doktorluğu görevine yükseldi. Ancak Varandas’ın hayallerinde Sporting Lizbon’da çalışmak vardı ve genç doktorun bu hayali, 1 Temmuz 2011 tarihinde gerçek oldu. Varandas, Sporting Lizbon tarafından 19 yaş altı takımının kulüp doktorluğu görevine getirildi. Varandas, aynı zamanda dönemin başkanı Godinho Lopes’in yönetimine de kardeşi Pedro Varandas ile birlikte dahil oldu. Varandas’ın yükselişi de böylece başlayacaktı. 19 yaş altı takımdaki görevi yalnızca üç ay süren Frederico Varandas, Sporting Lizbon’un takım kulüp doktorluğuna terfi etti. Kulüp içinde sevilen bir figür olmayı başaran Varandas, yedi yıl sürecek görevinde dönemin teknik direktörleri ile de çok iyi anlaştı. Özellikle Leonardo Jardim ile çok iyi anlaşan Varandas, Jardim’den 2015 yılında da kariyeri için önemli sayılabilecek bir teklif aldı. Fransa’nın Monaco kulübünde teknik direktörlük yapan Leonardo Jardim, Varandas’ı yanına çağırdı. Ancak Varandas, Sporting Lizbon’dan asla ayrılmayı düşünmediğini belirterek bu teklifi reddetti. 

Sporting Lizbon’un yeni başkanı Frederico Varandas

Frederico Varandas’ı Sporting Lizbon’a getiren Godinho Lopes, 26 Mart 2013 tarihinde istifa etmişti. Varandas, başkanlık makamının yeni sahibi olan Bruno de Carvalho ile yaklaşık beş sene çalıştı. Ancak kulüpte yaşanan ekonomik ve sportif başarısızlıklar, Sporting taraftarının isyanı ile sonuçlandı. Sporting Lizbonlu bir grup taraftarın 15 Mayıs 2018 tarihinde kulüp tesislerine yaptığı saldırı, Bruno de Carvalho’nun sonunu hazırladı. Carvalho’nun istifası ile sonuçlanan sürecin ardından Frederico Varandas, büyük bir sürprize imza atarak başkan adayı olduğunu kamuoyuna duyurdu. Diario de Noticias’a verdiği demeçte ”Sporting’i benim gibi sevenlerin sorumluluğunu almaya karar verdim” diye konuşan Varandas, 9 Eylül 2018 tarihinde Sporting Lizbon’un yeni başkanı oldu.

Frederico Varandas ve Ruben Amorim  

Varandas, Ruben Amorim için 10 milyon euro ödedi

2018-2019 sezonunun dördüncü haftasında başkanlık koltuğuna oturan Varandas, ilk iş olarak teknik direktör Jose Peseiro‘nun görevine son verdi ve 12 Kasım tarihinde bu göreve Marcel Keizer‘i getirdi. Keizer’in Sporting’i, hem Portekiz Lig Kupası’nı hem de Portekiz Kupası’nı ezeli rakibi Porto’yu yenerek müzesine götürdü. Ancak Sporting Lizbon, bu başarısını lige yansıtmayı başaramayarak sezonu bir kez daha Benfica ve Porto’nun arkasında tamamladı. 2019-2020 sezonuna elindeki bazı yıldız oyuncuları satarak giren başkent temsilcisi, özellikle Raphinha’nın satışından 21 milyon euro bonservis bedeli kazanarak ekonomik anlamda nefes aldı. Sezona yine Marcel Keizer ile başlayan Sporting’de bazı şeyler hiç değişmemişti. Varandas da tıpkı kulüpte görev alan eski başkanların yaptığı gibi Keizer’in tökezlediği anlarda onun yanında olmadı. Tarihler 27 Eylül 2019’u gösterdiğinde Hollandalı teknik direktörün görevine son veren Varandas, bu pozisyona “Silas” olarak bilinen Jorge Fernandes‘i getirdi. Ancak Silas’ın takımı da Varandas’ı memnun edemedi. Öte yandan Sporting Lizbon, 2019-2020 sezonun kış transfer döneminde takımın yıldız futbolcusu Bruno Fernandes’i Manchester United’a 55 milyon euroya sattı. Bu transferden gelen parayı hemen harcamayan Sporting yönetiminin aklında eşine az rastlanan bir fikir vardı. Varandas, gözünü Braga’nın 35 yaşındaki teknik direktörü Ruben Amorim‘e dikmişti. Silas’ın görevine son vererek, hangi koşulda olursa olsun genç ismi, takımın başına getirmeyi planlıyordu. Silas’tan kurtulmanın yollarını arayan Varaandas’ın imdadına ise koronavirüs salgını yetişti. Varandas, liglere ara verildiğinin açıklandığı günlerde Ruben Amorim için Braga’ya 10 milyon euro bonservis bedeli ödedi. Bruno Fernandes’in satışından elde edilen 55 milyon euronun 10 milyon euroluk kısmını Silas’ın sözleşmesini feshetmek için harcayan Varandas, futbol kamuoyu nezdinde ”deli” olarak anılmaya başlandı. Varandas bir yandan da doktor önlüğünü yeniden sırtına geçirerek, koronavirüs salgınından çok kötü etkilenen halkına yardım etmeye hazırlanıyordu.

Frederico Varandas, doktorluğa geri döndü

Portekiz, diğer Avrupa ülkelerine nazaran koronavirüs salgınının etkilerini daha derinden hissetti. Koronavirüsten kaynaklı ölümler, hükümetin ve halkın adeta seferberlik ilan etmesine neden oldu. Hükümet, salgının hızla yayıldığı ilk günlerde hasta sayısına göre doktor eksikliği de hissetmeye başladı. Bu süreçte pek çok insan, fedakarlıklar yaparak halkının yanında olmaya gayret gösterdi. Bu isimlerden biri de Sporting Lizbon Başkanı Frederico Varandas oldu. 40 yaşındaki başkan, Portekiz ordusuna katılarak bu zorlu günlerde asıl mesleği olan doktorluğa geri döndüğünü açıkladı. Varandas, Portekiz halkına ise şöyle seslendi: ”Askerlik hizmetimi tamamlamıştım ancak bugün yeniden ülkeme hizmet etme kararı aldım. Ülkede acil durum ilan edildi. Ne zaman ülkemin ihtiyacı olsa geri dönmeye hazırım. Haydi! Elimizden gelenin en iyisini yapalım.”

New York Times’a verdiği bir röportajda ise Varandas, aldığı bu kararı şu cümleler ile anlattı: ”Portekiz’de spor durmuştu. Doktor olarak çalışmanın ülkem için daha önemli olduğunu düşündüm.”

Varandas, yaklaşık altı haftalık dönemde günde 12 saatlik vardiyalarda çalışarak hastanede nöbet tuttu. Ancak Portekiz’de futbol organizasyonlarının durmasına rağmen kulüpler, doğal olarak faaliyetlerine devam ediyordu. Bu süre zarfında hem başkanlık hem de doktorluk yapmak zorunda kalan Varandas, liglerin yeniden başlayacağı haberi ile tüm mesaisini kulübü için harcamaya devam etti.

Ruben Amorim

Ruben Amorim, Sporting Lizbon’un teknik direktörü oldu

5 Mart 2020 tarihinde Sporting Lizbon’un teknik direktörü olan Ruben Amorim, böylelikle kısa kariyerinin zirve noktasına da ulaşmış oldu. 32 yaşında futbolu bırakmak zorunda kalan Benfica efsanesi, kendisini gelecek yıllara hazırlamak için hem antrenörlük lisansı hem de psikomotor eğitimi aldı. Genç teknik direktör, ilk deneyimini Portekiz 3. Ligi’ndeki Casa Pia takımı ile yaşadı. Casa Pia’da yaklaşık altı ay geçiren Amorim, 16 Eylül 2019 tarihinde Braga’nın B takımının başına getirildi. Ancak Amorim için her şey çok hızlı gelişecekti. 16 Eylül’de Braga’nın B takımına getirildiği açıklanan genç teknik direktör, yalnızca bir gün sonra kendisini Braga’nın başında buldu. Braga, sezon ortasında takımı devralan genç teknik direktörü ile Porto, Sporting Lizbon ve Benfica’yı mağlup etmeyi başararak büyük ses getirdi. Bu süreçte Porto’yu mağlup ederek Portekiz Lig Kupası’nı da müzesine götüren Braga, Amorim ile gelecek hayalleri kuruyordu. Ancak Sporting Lizbon Başkanı Frederico Varandas’ın Amorim için Braga’ya yaptığı akıl almaz teklif, kırmızı-beyazlı ekibin yöneticilerini çaresiz bıraktı ve böylece 35 yaşındaki isim, 10 milyon euroluk sözleşme fesih bedeli ile Sporting Lizbon’un yolunu tuttu.

Sporting Lizbon, 19 yıllık aranın ardından şampiyon

Ligin tamamlanmasına 10 hafta kala Sporting Lizbon’un teknik direktörü olan Ruben Amorim, koronavirüs salgınının gölgesi altında oynanan sezonu takımı ile dördüncü sırada noktaladı. Bu 10 haftalık süreçte iki mağlubiyet ve iki beraberlik yaşayan başkent temsilcinde taraftarların tek konuştuğu konu, Amorim’e verilen 10 milyon euroluk sözleşme fesih bedeliydi. Bu şartlar altında yeni sezona hazırlanan Sporting Lizbon, oldukça cüzi bonservis bedelleri ödeyerek Joao Palhinha, Pedro Gonçalves, Nuno Santos ve Pedro Porro gibi isimleri renklerine bağladı. Öte yandan Joao Mario‘nun kiralık olarak gittiği Inter’den dönmesi ve altyapıdan yetişen Tiago Tomas, Nuno Mendes ve Gonçalo Inacio gibi isimler, Sporting Lizbon kadrosuna önemli bir derinlik kattı. Sezona fırtına gibi giren Ruben Amorim’in öğrencileri, sezon ortasında Braga’yı yenerek Portekiz Kupası’nı müzesine götürdü. Hemen hemen her maçta rakiplerine karşı büyük üstünlük kurmayı başaran başkent temsilcisi, Boavista’yı 1-0 yenerek bitime iki hafta kala, 19 yıllık aranın ardından şampiyonluğunu ilan etti. Sezonun en büyük yıldızı ise sadece 6,50 milyon euroya transfer edilen Pedro Gonçalves oldu. 22 yaşındaki futbolcu, sezonu 23 gol ve dört asistlik performans ile tamamladı. Boavista maçına kadar ligde yenilgi yüzü görmeyen Sporting Lizbon, bu başarısını ligin bitimine bir hafta kala oynanan Benfica maçına kadar sürdürebildi. 41 yaşındaki başkan Frederico Varandas ve 36 yaşındaki teknik direktör Ruben Amorim ile 19 yıllık aranın ardından şampiyonluğa ulaşan Sporting Lizbon, önümüzdeki yıllar için de büyük umut vaat ediyor.

Sporting Lizbonlu futbolcular, büyük emek vererek kazandıkları kupasına kavuştu:

https://twitter.com/Sporting_CP/status/1392243792493883397?s=20

Sporting Lizbon taraftarları, 19 yıllık özlemin sona ermesini doyasıya kutladı:

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus