Sağlık sisteminin yükü asistan hekimlerin omzunda: “Asistanlar öğle arasında bile çalışıyor, hastanelerde mobbing kurumsallaştı”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Türkiye’deki çalışma koşulları ve ekonomik sıkıntılar nedeniyle son zamanlarda artan hekim göçü ile çöken sağlık sisteminin yükü asistan hekimlerin omzunda. Ankara Şehir Hastanesi’nde 36 saat nöbet tuttuktan sonra aracıyla evine dönmeye çalışan asistan hekim Dr. Rümeysa Berin Şen’in (25) park halindeki kamyona çarparak yaşamını yitirmesiyle gündeme gelen hekimlerin çalışma koşullarını Ankara Tabip Odası (ATO) Hukuk Bürosu’ndan avukat Ender Büyükçulha, ATO Yönetim Kurulu ve Genç Uzman Komisyonu Üyesi Dr. Laleş Tunç ve mobbing sebebiyle ismini vermek istemeyen bir asistan hekim ile konuştuk. Asistanların öğle arasında bile çalıştığını belirten hekimler, hastanelerde mobbingin kurumsallaştığına dikkat çekti.

Avukat Ender Büyükçulha, 36 saat kesintisiz çalışmanın insani bir çalışma koşulu olmadığına dikkat çekti. Dr. Şen’in hayatını kaybetmesine yol açan çalışma koşullarının hukuki boyutunu Medyascope’a değerlendiren Büyükçulha, “Mevzuata göre kural olarak 36 saatlik kesintisiz çalışma kesin olarak hukuka aykırı, kural olarak bir çalışma 24 saati aşamaz. Ayrıca çalışma saatini aşan saatler için izin kullandırılması gerekiyor” dedi.

Tıp fakültesini bitiren birçok hekimin Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) ve güvenlik soruşturmalarıyla çalışmalarına izin verilmediğini söyleyen Büyükçulha, artan hasta yükünü karşılayabilecek kadar hekim olmamasına rağmen hekimlerin, Sağlık Bakanlığı’nı eleştiren sosyal medya paylaşımları nedeniyle görevden uzaklaştırılmasının asistan hekimlere iş yükü olarak yansıdığını dile getirdi. Rümeysa Şen’i ölüme götüren sürecin, Türkiye’de hekimlik yapılmasının engellenmesinin sonucu olduğunu söyleyen Büyükçulha “Sorun esasında sağlık sistemini yönetememe anlayışı ve orada sergilenen keyfiyetin hem çalışan sağlığı hem hasta sağlığı açısından can kayıplarına yol açan dramatik bir tabloyu karşımıza çıkarması” diye konuştu.

“Baskı ve mobbing ortamı artık kurumsallaşmış”

Çözümün hukuksuzluklara karşı açılan davalarda olmadığını belirten avukat Büyükçulha şöyle devam etti:

Hukuksuz işlemlere karşı bireysel olarak hak arayışı yapıldı. Çözüm, açılan davalarda değil fakat davalar kazanılmıyor ya da yargı aleyhe karar veriyor diye değil. Bu insanları bir hak arayışında bulunmaktan caydıran baskı ve mobbing ortamı kurumsallaşmış. Asistan hekim dava açtığı zaman bir uzmanlık öğrencisi olarak hiyerarşiye tabi tutuluyor. Çözüm, sendikal ve örgütlü mücadelede. Türk Tabipleri Birliği ve tabip odaları olarak bu konuda dava açmak isteyen bütün asistan hekimlerin yanında olacağız.

“Çalışma sistemi mobbingi destekliyor”

Medyascope’a konuşan asistan hekimler, çalışma koşullarını basına yansıttıkları zaman yöneticiler ve kendilerinden daha kıdemli asistanlar tarafından cezalandırıldıklarını belirtti. İsmini açıklamak istemeyen bir asistan hekim, su içmek, tuvalete gitmek, uyumak, yemek yemek, dinlenmek gibi insani ihtiyaçların bile ast üst ilişkisine tabi tutulduğunu söyledi.

Asistan hekim, “Nöbet devri hafta sonu genellikle 21.00’de olur. Rümeysa’nın kazası 23.00 sularında meydana geldi. Bu bile şunu kanıtlıyor: Nöbeti bittikten sonra çıkıp evine gidememiş çünkü kıdemlisi muhtemelen, ‘Şunu bitir öyle çık, bunu yap öyle çık’ demiştir” diye konuştu.

Ücretsiz mesai yapmak zorunda bırakılıyorlar

Mesai saati dışında istenen işleri yerine getirmedikleri zaman mobbinge maruz bırakıldıklarını belirten asistan hekim, yaşadıkları zorlukları şöyle dile getirdi:

“Bunu yapmadığımız zaman mobbinge maruz bırakılıyoruz, aşağılanıyoruz, kendince iş olarak ceza yüklüyor. Ceza nöbeti yazıyor mesela ve asla ücretini almadığın bir çalışma saati bu. Bununla alakalı bir denetim de yok, yönetmelikte bir madde var: Üç güne birden fazla nöbet tutturulamaz. Ayda 11, 14, 15 nöbet tutan arkadaşlarımız var. Filyasyonda görevli olmalarına rağmen aynı anda kendi kliniklerinde de nöbet tutturulan arkadaşlarımız var. O nöbet parasını tabii ki almıyorlar çünkü resmi olarak çalışmıyor gözüküyorlar o dönemde. Hocanın özel hastasını hazırlamak için nöbete gelmek zorunda bırakılıyoruz mesela.”

“Asistan hekimler öğle arasında bile çalışıyor”

Asistan hekim, Dr. Rümeysa Şen’i ölüme götüren çalışma sürecini ise şöyle anlattı:

“Sabah mesai saatinin başlangıcında hastaneye gidiyoruz. Belli klinikler için saat sekiz, yedi, altı bazen beşte hastanede olmak zorunda olan arkadaşlarımız oluyor. Bütün gün çalışıyorsunuz, öğle arası gibi bir durum zaten yok. Fırsat bulabilirseniz ayaküstü bir şekilde yemek yiyorsunuz. Sıfatımız devlet memuru ama çalışma biçimimiz öyle değil. 12-13.30 arası yemeğe gitmek gibi bir şey yok. Sonra mesai bitimi oluyor beş, altı, yedi, sekiz, mesaisi olmayıp 11’de çıkan arkadaşlarımız oluyor. O gün nöbetçisiniz, diyelim ki bütün gün çalıştınız. Gece de nerede görevliyseniz çalışmaya devam ediyorsunuz. Ertesi gün sabah tekrar mesai başladığında siz tekrar mesai yapıyorsunuz ve o ertesi günün akşamı hocanız, ‘Tamam sen artık gidebilirsin’ diyene kadar sürüyor. Bu birçok cerrahi klinikte akşam 10’lara varıyor, ertesi sabah tekrar mesaiye geliyorsunuz.“

“Aynı saate iki hasta verilerek hile yapılıyor”

Ankara Tabip Odası Yönetim Kurulu ve Genç Uzman Komisyonu Üyesi Dr. Laleş Tunç, sorunun kışkırtılmış sağlık sistemi algısı olduğuna ve her sorunun hastane kapısında çözülmeye çalışıldığına dikkat çekti. Hasta bakmak için beş dakikada bir randevu verildiğini söyleyen Tunç, “Beş dakikada bir hastayı tedavi etmek mümkün değil, bazen aynı saate iki hasta verilmiş olabiliyor, böyle hileler yapılıyor ama zaten biz, bir hastaya beş dakikanın altında sürede bakmak zorunda bırakılıyorduk” diye konuştu.

“Şehir hastaneleri tam bir garabet”

Şehir hastanelerinin asistan hekim eğitimi açısından tam bir garabet olduğuna değinen Tunç, hastanelerde daha çok kaç para kazanıldığı ve kaç hasta bakıldığı konularına öncelik verildiğini, bu duruma hastaların da itiraz etmesi gerektiğini belirtti. Tunç, asistan hekimlerin çalışma koşullarına ilişkin şunları söyledi:

Gece annem arıyor nöbetçiyim, sabah-akşam arıyor yine nöbetçiyim. Nasıl yaşadığımızı ailelerimize bile anlatamıyoruz. Bir türlü algılayamıyor, ‘Ne zaman çıkacaksın hastaneden?’ diyorlar. Ayda 10 nöbet tutuyoruz ve bu beş yıl boyunca yani bütün asistanlık eğitim boyunca böyle oluyor. Haftalık neredeyse 100 saat çalışıyoruz. Yıllarca okuyan hekimler olarak saatlik ücretimiz 15-18 liraya falan geliyor.”

Asistan hekimlerin, uzmanlar ve hocalar tarafından mobbinge maruz bırakıldığını söyleyen Tunç, Rümeysa’nın ölmeden önce son mesajında “eksik iş bıraktım kaygısı” olduğuna dikkat çekti. Hekimlerin yoğun stres yaşadığını belirten Tunç, “Bu durumla baş edebilmek için çok fazla sayıda hekim psikiyatrik ilaç kullanıyor ve bu bizim için artık normalleşti” dedi.

“Asistanlar ucuz işgücü olarak görülüyor”

Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Ankara Şubesi’nin açıklamasına göre, Türkiye genelindeki yataklı tedavi kurumlarında 130 bine yakın hekim görev alıyor ve bu hekimlerin yüzde 26’sı asistan hekimlerden oluşuyor. Ankara genelinde ise yataklı tedavi kurumlarındaki 15 bini aşkın hekimin yüzde 44’ü asistan. 

SES’in, asistan hekimlerin yükünün her geçen gün artığına dikkat çekilen açıklamasında, Ankara’daki asistan hekimlerin çalışma koşullarına ilişkin tespit edilen sorunlar şöyle sıralandı:

“-İlimizde asistan hekimler 32 saatlik kesintisiz mesailer yapmaktadır,

Asistan hekimler ucuz işgücü olarak görülmektedir,

Özellikli birimlerde dahi iş riskine rağmen asistan hekimler yeterli kadar dinlenememektedir,

Ayın dört gününü evinde geçiren ve dinlenme zamanı yakalayabilen, bu zaman diliminde sosyal ihtiyaçlarını karşılayabilen asistan hekimler kendilerini şanslı saymaktadır,

Asistan hekimlerin mali hakları zamanında ödenmemektedir,

Örneklem olarak alınan hastanede 1,850-1,900 aralığında asistan hekim tarafından yapılması gereken toplam mesai saati 1,150-1,200 aralığında asistan hekim tarafından yapılmaktadır,

Devlet memuru aylık 21 aktif çalışma günü üzerinden 168 saat mesai yaparken, asistan hekim aylık 45 aktif çalışma gününe denk gelen 360 saate varan mesai gerçekleştirmektedir,

Birinci klinikte yapılan çalışmada, birimde 27 asistan hekimin tamamlayacağı toplam mesai saati 13 asistan hekim tarafından tamamlanmaktadır. İdare, istihdam edeceği 14 hekime ödemesi gereken 109 bin Türk Lirası (TL) yerine bu işi 13 asistana fazladan nöbet tutturarak yaptırmakta ve karşılığında 42 bin TL ödemektedir,

İkinci klinikte yapılan çalışmada, birimde 37 asistan hekimin tamamlayacağı toplam mesai saati 20 asistan hekim tarafından tamamlanmaktadır. İdare, istihdam edeceği 17 hekime ödemesi gereken 137 bin TL yerine bu işi 20 asistana fazladan nöbet tutturarak yaptırmakta ve 64 bin TL ödemektedir,

Özellikli birimde yapılan çalışmada, 83 asistan hekimin tamamlayacağı toplam mesai saati 58 asistan hekim tarafından tamamlanmaktadır. İdare, istihdam edeceği bu 25 hekime ödemesi gereken 203 bin TL yerine bu iş, 58 asistana fazladan nöbet tutturarak yaptırmakta ve 154 bin TL ödemektedir,

Örneklem olarak alınan hastanede, asistan hekim saatlik normal mesai ücreti 47-50 TL aralığında iken normal serviste 130 saatin üzerindeki nöbet ücreti ödenmemesi nedeniyle fazla nöbetin saatlik ücreti 16-18 TL aralığına denk gelmektedir,

Asistan hekimlerin yoğun iş yükü ve dinlenme haklarının yok sayılmasına rağmen toplam gelirlerinin yüzde 30’una denk gelen nöbet ücretleri hastanelerin ekonomik sıkıntıları var denilerek 1,5 ay gecikmeli ödenmektedir.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus