Medyascope KKTC’de – Ankara’nın cumhurbaşkanlığı seçimlerine müdahalesi: “Adada korku iklimi hakimdi, insanları yedikleri lokmayla, vatandaşlıklarıyla sınıyorlardı”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Haber: Senem Görür

Kamera & Kurgu: Özgün Özgül

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti‘nde (KKTC) Ekim 2020‘de düzenlenen cumhurbaşkanlığı seçimlerine Ankara hükümeti tarafından müdahale edildiği öne sürülen bir rapor hazırlanmıştı. Raporluyoruz adlı bağımsız bir kuruluşun konuya aşina olan siyasetçiler ve gazetecilerle yaptığı röportajlardan hazırladığı raporda, şu anki Cumhurbaşkanı Ersin Tatar‘a karşı seçimi kaybeden eski Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı‘nın seçimlerden önce kendilerini Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) görevlisi olarak tanıtan kişiler tarafından tehdit edildiği, Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) ve Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) milletvekillerinin Lefkoşa’da kapı kapı gezdiği ve Türkiye’nin Lefkoşa Büyükelçiliği‘nin de seçim karargâhı olarak kullanıldığı belirtilmişti. Medyascope ekibi olarak KKTC ziyaretimiz çerçevesinde raporu hazırlayan ekipten avukat Mine Atlı ile hem güncel siyaseti hem de raporun detaylarını konuştuk.

“Burada Kıbrıslı Türkler’e yapılan müdahaleler inandığımız bütün değerlere karşı”

Raporluyoruz adlı kuruluş ile birlikte hazırladıkları rapor hakkında da bilgiler veren Atlı, Kıbrıslı Türkler’in iradesine inanan, Kıbrıslı Türkler’in ilelebet adadaki varlığına inanan ve federal Kıbrıs’ı savunacak arkadaşlar olarak bir araya geldiklerini ve böyle bir rapor hazırladıklarından bahsetti. Atlı, “Bizim gücümüz neye yeter? 80 milyonluk bir Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı varlık mücadelesi veriyoruz. Burada Kıbrıslı Türklere yapılan saldırı ve müdahale, inandığımız bütün değerlere karşı. Biz laik bir toplumuz, bu değerlerimiz saldırı altında” dedi.

“İnsanları yedikleri lokma ile sınıyorlardı”

Cumhurbaşkanlığı seçimlerine müdahalenin Ankara hükümetine yeterli gelmediğini ve daha sonra Ulusal Birlik Partisi’nin (UBP) kurultayına da müdahale edildiğini hatırlatan Atlı, “Bu müdahale de yetmedi, sonra yargımızın verdiği kararlar eleştirilmeye başlandı. Biz bağımsız bir yargıya sahibiz” dedi. Raporda yazılanlarda hiçbir abartı olmadığını vurgulayan Atlı, “Yayınlayamadığımız birçok anektod duyduk. Birçok kişi gözüyle gördüğü, tanık olduğu olayları anlattı ancak rapora katmamızı istemediklerini söyledi. Çünkü bunları aktardığımız takdirde kimliklerinin deşifre olacağı ve hatta belki de vatandaşlıktan çıkarılabileceklerinden korktu. Çünkü öyle bir iklimdeydik ki insanları yedikleri lokma ile sınıyorlardı, vatandaşlıklarıyla sınıyorlardı” dedi.

“Kıbrıslı Türkler için çok acı verici bir süreçti, elimizden yetkinin tamamen alındığını hissettik”

Seçim sürecinin Kıbrıslı Türkler için çok zor geçtiğini ve ellerinden yetkilerinin alınmış olduğunu hissettiklerini belirten Atlı, “Ancak yapabileceğimiz çok şey var. Bu adada Kıbrıslı ve Türkiyeli ayrımını en çok yapan ve kutuplaşmaya vesile olan aslında bu zihniyet. Bir örnek vereyim size: Karpaz bölgesi Tatar’a en çok oy çıkan bölgedir. Kırsal bir kesimdir. İnsanların ellerinde haritalar vardı. Çünkü elçilikler ekipler gidip, ‘Çözüm olduğu takdirde bu sizin kaldığınız yerler Rumlar’a verilecek’ diyerek insanlara haritalar dağıtmışlar. Tamamen korku üzerine kurgulanan, insanları ötekileştiren, insanların en derin korkularını suistimal eden ve sömüren bir süreç yaşadık” ifadelerini kullandı.

“Maraş, Kıbrıs tarihinin acılarla dolu bir yeri”

Kapalı Maraş’ın 46 yıl sonra açılmasının KKTC’deki cumhurbaşkanlığı seçimlerine alet edildiğini belirten avukat Mine Atlı, “Maraş, Kıbrıs tarihinin acılarla dolu bir yeri. Burası, Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı Rumlar’ın barış süreci içerisinde çok önemliydi. Her iki toplumun da birbirine duyduğu güveni artırmak amacıyla kullanılacak bir araçtı. Ama ne yazık ki öyle olmadı” dedi. Maraş’ın sadece bir kısmının açıldığına ve bu “sözde açılımın” Ersin Tatar’ın seçim malzemesi haline getirildiğine de dikkat çeken Atlı, “Maraş’ın açılacağını, buradaki sivil toplum örgütlerinin veya buradaki yıllarca Maraş konusunda aktif çalışma yürüten kurumlardan değil de Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘Size bir müjdemiz var’ şeklinde tam da seçim öncesinde duyduk. Bu da tabii ki bütün süreç boyunca son yapılan cumhurbaşkanlığı seçimleri boyunca Türkiye’nin müdahalelerinden bir tanesiydi” dedi.

“Dayanışmaya ciddi anlamda muhtacız”

Çözüm isteyen Kıbrıslı Türkler’in Türkiye’yi istemediği gibi bir algının yaratıldığını belirten Atlı, “Ben Türkiye’ye gidemiyorum. Birtakım kişiler yasaklı listeye konuldu, benim de bu listede olduğumu düşünüyor arkadaşlarım. Bizler kendi ülkemizi, kendi varlığımızı korumak istiyoruz diye Türkiye’ye karşı herhangi bir düşmanlık beslemiyoruz” dedi.

Türkiye’deki muhalefetten, gazetecilerden ve siyasilerden dayanışma beklediklerinin de altını çizen Atlı, “AKP iktidarı bir gün sona erecek, dolayısıyla ertesi gün bizim için çok önemli. Bu iktidardan sonra gelecek hükümet bizim burada yaşadıklarımızı, AKP’nin burada yarattığı antidemokratik iklimi unutmasın ve bizim bu bağlamdaki mücadelemize katkı sağlasın” ifadelerini kullandı.

Hazırlanan raporun detaylarına aşağıdaki haberimizden ulaşabilirsiniz.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus