Osman Kavala yine tahliye edilmedi

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Birleştirilen Gezi ve Çarşı davalarının duruşması bugün (17 Ocak) görüldü. Davanın tek tutuklu sanığı iş insanı Osman Kavala yine tahliye edilmedi. Gelecek duruşma 21 Şubat’ta görülecek.

Taksim Dayanışması: “Bu akıl ve hukuk dışı dava derhal geri çekilmeli”

İş insanı Osman Kavala’nın tek tutuklu sanık olduğu, mimar Mücella Yapıcı, avukat Can Atalay, gazeteci Can Dündar, sanatçı Memet Ali Alabora’nın da aralarında bulunduğu isimlerin yargılandığı Gezi dosyası ile Beşiktaş taraftar grubu Çarşı üyesi 35 kişinin yargılandığı dosyanın birleştirilmesiyle görülen davaya bugün (17 Ocak) İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam edildi.

Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi’ndeki duruşma öncesi Taksim Dayanışması tarafından yapılan açıklamada, “Bu akıl ve hukuk dışı dava derhal geri çekilmeli, kurgu ithamlarla yargılanmak istenen arkadaşlarımız hakkındaki iddialar düşürülmeli, somut hiçbir delil olmadığı halde 1539 gündür siyasi bir tutsak olarak tutukluluğu devam eden Mehmet Osman Kavala serbest bırakılmalıdır” denildi.

Duruşmayı aralarında Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu, CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, CHP İstanbul milletvekilleri Sezgin Tanrıkulu ve Ali Şeker, çok sayıda avukat, gazeteci, Taksim Dayanışması ve Osman Kavala’nın eşi Prof. Dr. Ayşe Buğra’nın olduğu isimler takip etti.

Osman Kavala duruşmaya katılmadı

Dosyanın tek tutuklu sanığı Osman Kavala, AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kendisine yönelik “Soros artığı” sözlerinin ardından “Adil yargılama yapılmasına imkân kalmadı” diyerek bundan sonra duruşmalara katılmayacağını ve savunma yapmayacağını açıklamıştı. Kavala, bir önceki duruşmada olduğu gibi bugün yapılan duruşmaya da katılmadı. Mücella Yapıcı, Tayfun Kahraman, Can Atalay, Mine Özerden, Hakan Altınay ve bazı Çarşı davası sanıkları duruşmada hazır bulundu.

Can Atalay: “Yargılama bir çete faaliyetinin ürünü

Davanın sanıklarından avukat Can Atalay, “Bu iddianame, yargılama bir çete faaliyetinin ürünüdür. Karşımıza çıkan şey yamalı bir yalan bohçası, başkaca hukuk niteliği yok. Bu yargılama Gezi direnişimizi anlamamanın devamı niteliğindedir. Gezi direnişinin gücü karşısında çaresiz kalan AKP seçkinleri ve Fethullahçı çete, yani bu koalisyon onu nasıl karalayacaklarını bilememişler anlaşılan. Çaresizlik nelere kadir, en sonunda milyonlarca yurttaşın kendi kaderine sahip çıkma iradesini hiçe sayarak Gezi’yi uluslararası bir komplo olarak tasvir etmeyi deneyecek kadar düşkünleşilmiştir” dedi.

“Gezi direnişinin tek bir kör kuruş ile ilişkilendirilmesi mümkün değil”

“Gezi direnişinin tek bir kör kuruş ile ilişkilendirilmesi mümkün değildir” diyen Atalay, şöyle konuştu:

Gezi direnişinde sokaklarda anayasal demokratik haklarını kullanan milyonlarca insanı fon kullanımı ile suçlamak hiçbir kişinin ya da kurumun haddi değildir. Biz yahut tek bir Gezici, bir tek kör kuruş ile dahi ilişkilendirilemezken bu iddianameyi yazan savcının meslek içi eğitim seminerleri Avrupa Birliği tarafından fonlanmaktadır. Bu ne perhiz bu ne lahana turşusudur.

Gezi direnişinin bir anda ortaya çıkmadığını anlatan Atalay, kadın ve LGBTİ+ hareketinden, Tekel direnişine, sansür eylemlerinden, Emek Sineması direnişine 2011-2013 yılları arasındaki pek çok eylemi hatırlattı. Atalay, “Tüm bu itirazlar Taksim Gezisi vesilesiyle yan yana, omuz omuza geldi. Görünür olmak isteyen Taksim’e çıkar, Taksim’de olan tüm Türkiye’nin gözü önündedir” dedi.

Martin Luther King, Rosa Parks, Nelson Mandela ve George Floyd

“Barışçıl gösterilerde anayasal haklarını kullanarak hükümeti protesto etmek, kent hakkını savunmak, iddianamenin defalarca vurguladığı üzere şiddetsiz eylem ya da sivil itaatsizlik gerçekten de ‘Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırma’ veya ‘görevini yapmasını engellemeye teşebbüs’ suçunu oluşturur mu?” diye soran Atalay, sözlerini şöyle sürdürdü:

İddianame ‘oluşturur’ diyor. Ama bunu yaparken uygarlık tarihini, demokrasi tarihini, toplumsal mücadeleler tarihini tamamen devreden çıkartmaya çalışıyor. Kendi kendine birtakım varsayımlarla yurttaşların en temel hak arama özgürlüklerine ipotek koymak istiyor. Polis şiddetine karşı insanların sokağa dökülmesinden suç çıkaracaksanız, o zaman Martin Luther King’i, ırkçılığa karşı siyahların beyazlarla eşit haklara sahip olduğunu savunan ve bu hakkı şiddetsiz eylemlerle kazanan Amerikan Yurttaş Hareketi’ni hatırlamak zorundasınız. Tabii o zaman ırkçı yasayı çiğneyerek, otobüste yerini bir beyaza vermeyi reddeden ve bu yüzden hapse atılan Rosa Parks’ı anımsamalısınız. Biz Rosa Parks’ın yanındayız. Biraz daha günümüze yaklaşıp bu kez Güney Afrika Cumhuriyeti’ndeki ırkçı yönetime, Apartheid’a karşı mücadele veren Nelson Mandela’yı, o mücadelenin sonunda elde ettiklerini ve tüm dünyanın kendisine duyduğu saygıyı hatırlamak durumundasınız. Çevreye yönelik müdahalelere, başta tüm dünyanın geleceğini ilgilendiren nükleer santrallere karşı oluşmuş toplumsal hareketleri görmezden gelerek protestoyu suç gibi gösteremezsiniz. 70’lerden gelen o mücadele bugün Sinop ve Mersin’de gördüğünüz mücadeleyle akrabadır. Arjantinli kayıp annelerinin Majo Meydanı eylemlerinden burada Cumartesi Anneleri’ne uzanan çizgiyi tartışmadan ‘kaos yaratma amaçlı eylemler’ şeklinde cümleler kuramazsınız. Biz, George Floyd’u boynuna dizini bastırarak öldürenlerin karşısındayız. Savcılık nerededir?”

“İddianame Medeni Yıldırım’dan söz etmiyor, biz söz edeceğiz”

İddianamede Gezi direnişi eylemlerinde öldürülenlere yer verilmediğine dikkat çeken Atalay, “İddianame bin dereden su getiriyor ama 3 Haziran’da Türkiye’nin iki ucunda ölen iki kardeşimizi, Mehmet Ayvalıtaş’ı ve Abdullah Cömert’i anmıyor. İddianame 28 Haziran tarihli basın açıklamasından söz ediyor ancak yıllar sonra Fırat’ın öte yakasındaki bir acıyı yüzbinlerce insanın sokakta sahiplenmesinden, Medeni Yıldırım’dan söz etmiyor. Biz söz edeceğiz” dedi.

“Osman Kavala için özgürlük talep ediyorum”

Emperyalizm ve faşizm bir madalyonun iki yüzü gibidir. Gezi direnişi emperyalizme de faşizme de milyonlarca insanın ellerinin tersini göstermesi halidir” diyen Atalay, dosyanın tutuklusu olduğunu hatırlatarak, “Osman Kavala için özgürlük diliyorum. Dilemekten de öte, Osman Kavala için özgürlük talep ediyorum” diye konuştu.

“Biz haklıyız, biz kazanacağız”

Atalay, sözlerini şöyle tamamladı:

“Gezi, insanın kendi kaderini eline alma iradesi, kararlılığıdır.  Gezi, bu memleketin, bu toprakların, Ortadoğu’nun karanlıktan çıkacağının somut işaretidir. Gezi, eşitlik, özgürlük ve adalet imkanıdır, umududur. Biz haklıyız, biz kazanacağız. Hep birlikte mücadele edecek, hep birlikte kazanacağız.”

Kahraman: “Toplum vicdanı sokağa çıktı

Şehir plancısı Tayfun Kahraman da her şeyin Gezi Parkı’na dair imar planlarına karşı hukuk mücadelesi ile başladığını hatırlattı. Kahraman, “Polis şiddetiyle sokağa çıkan toplumun vicdanı oldu. Toplum vicdanı sokağa çıktı. Bizlerin o gün gördüğü şiddeti hayatımda başka yerde yaşamadım. Hiçbir güç, para, otoritere 80 ilde insanların sokağa çıkıp haklı haykırışlara ses olmasını organize edemez. Gezi direnişi sadece biz değiliz, milyonlardır. Her din, dil, ırk, cinsiyetten insanın itirazıyla geldiği alandan bahsediyoruz. Gezi aydınlık bir yüze sahiptir. Gezi’nin yüzünü hiçbir şekilde karartamazsınız” dedi.

Yapıcı: “Sonu belli bir oyunun figüranları gibiyiz

“Burada sizler ve bizler sanki sahneye konuşmuş sonu belli bir oyunun figüranları gibiyiz” diyen yüksek mimar Mücella Yapıcı da “Bu kadar yolsuzluğun, haksızlığın, cinayetin olduğu yerde siz beni ve arkadaşlarımı mesleğimin evrensel ilkelerini uygulamış olmamdan dolayı nasıl idamla defalarca yargılıyorsunuz?” diye sordu.

Yapıcı, Gezi Parkı’ndaki yıkımın ilk gününü şöyle anlattı: “30 erkek geldi, hâlâ kim olduklarını bilmiyorum, ağaçların orada durdular, arkasından gaz ekibi geldi ve ben ölüyordum. Her tarafım sarıldı ağaca sarılıyorum diye. İnanılmaz bir şiddet, inanılmaz bir gaz. Şu anda hâlâ ondan dolayı KOAH hastasıyım. Gece çocuklar da çadırlardayken çadırlar yakılmaya kalkıldı. 45 kişi gözünü yitirdi. Sekiz çocuğumuz öldü. Ne için? Gaz fişeklerinden girilecek yer yoktu, kediler, köpekler, kuşlar öldü. Ayağa kalkan halkın vicdanıydı. Şu anda Kavala’yı da rehin olarak kullanarak Gezi’yi kriminalize etmek çalışmaktadır birileri. Bize beraat veren yok oluyor. Size kolay gelsin.”

Altınay: “Böyle iddianame yazılmasından esef duyuyorum”

Neyle, neden suçlandığımı anlamıyorum” diyen Hakan Altınay ise “Hiçbir delile, somut olguya dayanmayan suçlamanın tümünü reddediyor, ülkemde böyle iddianame yazılmasından esef duyuyorum. Gezi olaylarıyla tek ilişkim gözlem yapmak için iki ya da üç kez orada olmaktan ibaret” dedi.

İddiaların çelişkili, haksız ve dayanaksız olduğunu anlatan Altınay, “Bu ülke vatandaşlarının hakları ve hukukları için elimden geleni yaptım. Benim anayasadan kaynaklanan huzurlu bir yaşam hakkı için, lekelenmeme hakkım için kim ne yapıyor?” diye konuştu ve duruşmalardan vareste tutulmayı talep etti.

Özerden: “Maruz kaldığımız süreç irrasyonel, absürt, sürreal, distopik”

Gezi davası sanığı Mine Özerden de Neden burada olduğumu anlayamıyorum” diyerek beyanına başladı. Özerden, “Hangi hukuki ve somut delillerle suçlandığımı bilmeksizin maruz kaldığımız süreci irrasyonel, absürt, sürreal, distopik diye tanımlayabilirim. İsnat edilen suçların hiçbiri bulunmadığı halde Osman Kavala tutuklu yargılanıyor. Neden? Sormayalım mı?” diye konuştu.

Yurtdışına çıkış yasağının kaldırılmasını ve davalardan vareste tutulmayı talep eden Özerden, beyanını şu soruyla bitirdi:

“Son iddianamede hâlâ mağdur görünen 61. hükümetin üyeleri, hâlâ mağdur olduklarını ifade ediyorlar mı? Onları hangi konuda mağdur etmişiz öğrenmek istiyorum. O iddianamede mağdur adı altında geçenlerin bazıları ‘Bizim böyle mağduriyetimiz yok’ diyorlar. Niye hâlâ iddianamede mağdur olarak adlarının geçtiğini merak ediyorum.”

Çarşı davası sanığı: “Kavala kim, neyle yargılanıyorum bilmiyorum”

Duruşmaya SEGBİS ile bağlanan bir Çarşı davası sanığı ise Osman Kavala’yı tanımadığını belirterek, “Niye birleşti, neyle yargılanıyorum bilmiyorum” dedi. Çarşı davası avukatları dosyaların ayrılması talebinde bulundu. 

Ekmekçi: “2022 Türkiye’sinde böyle bir iddianame ile yargılanmayı zül addederim

Yiğit Ali Ekmekçi de iddianamedeki maddi hatalara dikkat çekerek “Anlaşılan savcılık makamının iddianame, mütalaa ve istinafta sundukları iddiaların kanıtlarını sunma kaygısı yok” dedi. Gözaltına alındığı 2018’den itibaren aynı şeyleri söylediğini ancak savcılığın 2018 yılından itibaren bu yanlışlarda düzeltme yapmadığını anlatan Ekmekçi, sözlerini  “2022 Türkiye’sinde böyle bir iddianame ile yargılanmayı zül addederim” diyerek bitirdi.

Avukat Koyuncu: “Osman Kavala tahliye olsa grup toplantılarının süresi kısalır”

Osman Kavala’nın avukatlarından İlkan Koyuncu, “Mücella Yapıcı, ‘figüran gibiyiz’ dedi, gibisi fazla. Osman Kavala dışındaki 51 kişi bu dosyanın figüranı. Kavala’nın tutukluluğunu uzatmak için boşu boşuna yargılanan insanlardır” dedi. “Bu dava siyasi davadır” diyen Koyuncu, “Siyasi dava derken neyi kastediyoruz, yerlisi, yabancısı, iktidarı, muhalefeti… Bilgisi, ilgisi olmayan herkes konuşuyor. Osman Kavala tahliye olsa inanın grup toplantılarının süresi kısalır” diye ekledi.

Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmayan kişilerin tutuklandıklarında, vatandaşı oldukları ülkelerin yetkililerinin devreye girmesiyle kısa sürede serbest bırakıldıkları örnekleri sıralayan Koyuncu, “Kavala’nın casus olmadığının en büyük kanıtı dört buçuk yıl içeride yatırılabilmesidir” dedi. Koyuncu, Kavala’nın tahliyesini talep etti. 

Avukat Bayraktar: “Bu hukuksuzluğa bugün son verin”

Avukat Köksal Bayraktar da mahkemenin önceki duruşmalarda tahliye talebinin reddine dair verdiği ara kararlarını okuyarak bunlara dair eleştirilerini sundu: “Sizden önce de 36. ACM, ondan önce de 30. ACM aynı şablonu kullanmıştı. Tahliye talebinin reddiyle ilişkin bu ara kararda gerekçe yok, birtakım kelimeler arka arkaya getirilmiştir, bu şekilde hareket etmemek gerekir.” 

AİHM’in Kavala için verdiği kararı okuyan Bayraktar, 19 Ocak’ta Bakanlar Komitesi’nin toplanacağını, tahliye kararı olmaması halinde Türkiye’ye yönelik yaptırım uygulanacağını anlattı. “Tutukluluğun devam etmesi Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin ihlali olarak ortaya çıkmalıdır” diyen Bayraktar, “Bu hukuksuzluğa bugün son verin. Bugün müvekkilimiz artık özgürlüğe kavuşsun. Biz haksız yere özgürlüğümüzden yoksun kılındık” dedi. 

Kavala’ya yine tahliye çıkmadı

Avukatların beyanlarının ardından savcı, Kavala’nın tutukluluğunun devamını talep etti. Mahkeme heyeti, önceki duruşmalardaki gerekçelerle Osman Kavala’nın tutukluluğunun devamına oyçokluğu ile karar verdi. Dosyaların ayrılması talebine ise 21 Şubat’taki celsede karar verilecek.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope'a destek olun.

Sizleri iyi ve özgür gazeteciliğe destek olmaya çağırıyoruz.

Medyascope sizlerin sayesinde bağımsızlığını koruyor, sizlerin desteğiyle 50’den fazla çalışanı ile, Türkiye ve dünyada olup bitenleri sizlere aktarabiliyor. 

Bilgiye erişim ücretsiz olmalı. Bilgiye erişim eşit olmalı. Haberlerimiz herkese ulaşmalı. Bu yüzden bugün, Medyascope’a destek olmak için doğru zaman. İster az ister çok, her katkınız bizim için çok değerli. Bize destek olun, sizinle güçlenelim.

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus