Barcelona Kadın Futbol Takımı’nın Ballon d’Or ödüllü yıldızı Alexia Putellas, The Players’ Tribune’e yazdı: “Futbolun cinsiyeti yoktur”

Barcelona ile 2020-2021 sezonunda UEFA Şampiyonlar Ligi şampiyonluğu yaşayan ve FIFA Yılın En İyi Kadın Futbolcusu ve Ballon d’Or ödüllerinin sahibi Alexia Putellas’ın The Players’ Tribune için kaleme aldığı “Football Has No Gender/Futbolun cinsiyeti yoktur” yazısını Medyascope Spor Servisi‘nden Kubilayhan Kavrazlı çevirdi.

Futbolun cinsiyeti yoktur

Ballon d’Or gecesini hâlâ tam olarak hatırlayamıyorum. İspanya Milli Takımı’nın antrenman kampından ayrılıyorum, sonra Paris’e özel bir uçakla gidiyorum, daha sonra ise aniden Kylian Mbappe bana ödülümü veriyor… Bu büyüleyici sahneden etrafa bakıyorum, ön sıralarda ailemi ve Leo Messi’yi görebiliyorum… Sadece benim için değil; İspanya adına aday gösterilen dört Barcelonalı arkadaşım için de tarihi bir geceydi. Ertesi gün İskoçya’ya karşı Avrupa Şampiyonası eleme maçımız olduğu için törene gitmeyebilirdik ama ne pahasına olursa olsun onu araya sıkıştırmamız gerektiğini biliyorduk. Öyle ki en son İspanya adına bu ödülü, 1961 yılında Luis Suarez kazanmıştı. 

Annem ve ablam futboldan pek anlamaz. Onlar benim her şeyim ve bu özel anı paylaşmak için onları Paris’e getirdiğim için çok mutluyum. Ancak törende neler olup bittiğini tam olarak bildiklerini sanmıyorum. Gala sırasında yanıma gelip, “Alexia, bak, bu kişiyle bir resmim var… Kim olduğunu söyleyebilir misin?” diyorlardı. Hahaha!

Henüz ödülümle tekrar bir araya gelemedim. Törenin bitiminde düzenlenen basın toplantısının ardından ailemle vedalaştım ve İskoçya maçı için doğruca Sevilla’ya uçtum. Kutlamaya zamanım yoktu. Ballon d’Or’u otel odasında bıraktım, maçıma çıktım ve o zamandan beri ödülümü elinde tutan kulübüme geri döndüm.  

Burj Khalifa’da olduğumu ancak telefonuma baktığımda fark ettim. Dubai’deki Globe Soccer ödüllerinden sonra yüzlerce metre yüksekliğindeki gökdelene siluetimi yansıttılar ama olay olurken binanın içinde olduğumuz için hiçbir şey göremedim. Ancak telefonum çalmaya başladığında o ana şahit oldum. İlk defa bir kadın siluetini bu şekilde yansıttıklarını öğrendim. Bu, sporumuzun görünürlüğü için oldukça havalıydı.

Şöhret, başa çıkmam gereken başka bir unsur. Hayatım geçen yıl değişti ve hâlâ değişiyor ama ben sadece her gün yaptığım şeye konsantre oluyorum. Gerisi beni ilgilendirmiyor.

Küçüklüğümden beri amacım Barça’da oynamaktı. Bu kulüpte oynarken gerçekten ailemi, geçmişimi ve evimi temsil ediyormuş gibi hissediyorum. Altı yaşındayken El Clasico’yu bilardo masasının üstünden takip ettiğimi hatırlıyorum. Ailem, stadyuma gidemedikleri zaman maçları, genellikle Mollet del Valles’de yaşadığımız yerin yanındaki barda -La Bolera’da- izliyorlardı. Her zaman büyük maçlar için özel olarak hazırlanmaktaydı. Yetişkinlerin üzerinden televizyonu görebilmem için babam beni alır ve bilardo masasına oturturdu. Neler olduğunu zar zor anlamama rağmen aşırı gergin olduğumu hatırlıyorum. Sadece bunun önemli olduğunu biliyordum .

Eskiden Camp Nou’nun sadece erkekler için olduğunu düşünürdüm. Çocukken, ailemin yanı sıra teyzelerim, amcalarım, büyükannem ve büyükbabamla birlikte otobüse biner Mollet Penya’ya giderdim. O günlerde oyunculara olabildiğince yakın oturmak istiyordum. Görüntü aslında daha kötü olsa bile; her zaman biraz daha yakına gitmemiz konusunda ısrar ediyordum. Sadece aksiyonun bir parçası olmak istedim. O zamanlar bana bir gün o çimenlere ayak basacağımı söyleselerdi, “Pffff olmaz… Burada sadece erkekler oynar” derdim. Geçen yıl orada oynadığımda, altı yaşımdan beri gördüğüm bir rüya gerçek oldu. Soyunma odasındayken veya orta saha çizgisindeyken, durumu algılayabilmek için uğraştım. Yer, saygıyı hak ediyordu.

“Bu kızda bir şey var… O özel biri” gibi cümleler duyardım. Ama pek dikkat etmemiştim. Sadece oynamak istedim. Ve elimden geldiğince, her yerde oynadım. Ailem meydanda kahve içerken ben, topumu alır ve belediye binasının duvarına karşı şut çekerdim. Ve biraz su için yalvararak terli bir şekilde onların yanına dönerdim. Sokakta o kadar çok oynadım ki bacaklarımın her yerinde büyük morluklar olurdu. Ve sonunda annem, ”Tamam, bacaklarının morarmaması için seni bir kulübe yazdırmamız gerek” dedi. (Yine de istediği olmadı. Hâlâ sokakta oynuyordum ve morluklar devam ediyordu. Hahaha…)

Futbol kariyerim beyaz bir yalanla başladı. Ailem beni bir tanıdığımızın oynadığı Sabadell’e götürdü. Ancak kulüp, minimum sekiz yaşındakileri takıma alıyordu. Ben ise sadece yedi yaşındaydım. Bu yüzden beni kulübe yazdırmak için biraz “hile” yapmak zorunda kaldılar. Halam ise kulübe olan yarım saatlik yolculuğumuzda kafama kaskımı takardı ve ben de onun altı silindirli devasa motosikletinin arkasına binerdim. 11-12 yaşlarındaki kızlarla oynuyordum ve onlar kadar sert şut çekemediğim için eve şikayet ederek dönüyordum. Ama yine de onlar ile oynamayı seviyordum. 

Öğrencilik hayatımda da futbola doyamadım. Sabah üniversitedeydim; akşam ise antrenman yapıyordum. Kafa olarak tam anlamıyla profesyoneldim. O zamanlar, günde 24 saat antrenman yapabilseydim, yapardım.

Barcelona, kadınlara inanıyordu. 2012 yılında kulübe katıldığımda; birkaç yıl boyunca şampiyonluk kazanamadım. Sınırı bir türlü geçemiyorduk. Ancak Barça, kadın takımına güvenmeye devam etti. Kulüp, sonuçlar gelmemesine rağmen projeye bağlı kaldı. Başarının kazanılabilmesi için ne gerektiğini biliyorlardı.

2019 Şampiyonlar Ligi finalinde Lyon’a yenilmek bize yardımcı oldu. Aslında yolculuğumuzdaki en önemli anlardan biriydi. Lyon’un performansı, bizim için tamamen farklı bir seviyedeydi. Budapeşte’de onlara hiç yaklaşamadık ama başarısız olduğumuzu da hiç hissetmedik. Söylemesi biraz garip ama yenilginin ardından huzur doluydum. Yolumuz açıktı. Ve o yolda nasıl ilerlememiz gerektiğini biliyorduk. 

2021 Şampiyonlar Ligi finalinde sakat sakat oynadım. Antrenmanda, finalden üç gün önce, hamstring kasımda problem olduğunu hissettim. Teknik direktör ve sağlık ekibiyle konuştum. Bana, durumum ile alakalı ellerinden gelen her şeyi yapacaklarını söylediler. Ertesi gün ağrıyı hâlâ hissediyordum ve antrenmanın 10. dakikasından sonra devam edemedim. Rüyamda bana kapanan kapıları görebiliyordum. Budapeşte’de olanları düzeltme şansı yok oluyordu… Bu yüzden maçtan 24 saat önce kendime sakatlanmadığımı söyleyerek biraz “zihinsel çalışma” yapmaya başladım. Gerçekten sakat olmadığım konusunda kendimi ikna etmek zorundaydım. Takım arkadaşlarıma saygımdan dolayı daha düşük viteste oynamayı göze alamazdım. Çevremdeki insanlara, “Ne sakatlığı? Sakın bana sakatlıktan bahsetme” diyordum. Maçı kazandıktan sonra, sakatlığım düşündüğümden daha kötü olduğu için iki hafta sahalardan uzak kaldım… Ama buna değdi. Kutlamalar sırasında, sakat olan bacağımda hiçbir şey hissetmediğime inanabilirsiniz.

Chelsea’yi yeneceğimizden emindim. Belki de daha önceki final tecrübemizden dolayı böyle hissediyordum. Oyun planımıza, birbirimize ve en önemlisi kendimize güvenimiz tamdı. İlk yarıda penaltıyı alıp skoru 2-0’a getirdiğimde tamamen emindim: O top içeri girmeye devam edecek ve biz kazanacaktık. 

Baskı, bir bağımlılıktır. Her zaman kazanmayı sevdim ve kaybetmekten nefret ettim. Çocukken bile oynadığımda bahislere ihtiyacım vardı. Peki ya 10 yılın ardından Barça’da? Bu kulübün ruhu içinize giriyor… Eğer öyle hissedemiyorsanız; burada uzun süre kalamazsınız. Her maçı kesinlikle kazanman gerektiğini biliyorsun. Başka seçeneğin yok. Benim için, böyle büyük hedefleri olmayan bir kulüpte oynamak nasıl olurdu, hayal bile edemiyorum. Performans gösterebilir miydim, bilmiyorum. 

Futbolun cinsiyeti yoktur. Mollet’te, çocukken sokakta veya parkta erkeklerle oynayan tek kız bendim ama hiçbir zaman sorun olmadı. Oynayamayacağımı hiçbir zaman söylemediler. Hakaret yoktu. Bu kız futbolcu olmak istediğini söylediğinde kimse sinirli şekilde kaşını kaldırmadı. Ailem ve birlikte büyüdüğüm arkadaşlarım için şanslı olduğumu biliyorum ama benim deneyimim her genç kız için olması gerektiği gibi. Yeni neslin bunu normalleştirmesi gerekiyor. Futbol, herkesindir.

Emekli olduğumda; formamı ve atkımı alıp, otobüs ile Mollet Penya’ya geri döneceğim. Ve gelecek nesildeki erkek ve kızların sevdiğim kulüpte futbol oynamasını izleyeceğim. 

Her şey arz ve taleple ilgili. Daha önce insanlar kadın futboluna talep olup olmadığını sorgulardı. Ancak şimdi yetişmesi gereken arz. Oynadığım 20 yılda dünya değişti ve değişmeye devam edecek. Ve şimdi kadın futboluna katılım seviyesinin iyi olduğunu düşünüyorsanız; birkaç yıl sonra geriye bakıp güleceksiniz. Çılgınca olacak….

Yazan: Alexia Putellas

Çeviren: Kubilayhan Kavrazlı

Editör: Doğa Üründül

Kaynak: The Players’ Tribune

Medyascope'a destek olun.

Sizleri iyi ve özgür gazeteciliğe destek olmaya çağırıyoruz.

Medyascope sizlerin sayesinde bağımsızlığını koruyor, sizlerin desteğiyle 50’den fazla çalışanı ile, Türkiye ve dünyada olup bitenleri sizlere aktarabiliyor. 

Bilgiye erişim ücretsiz olmalı. Bilgiye erişim eşit olmalı. Haberlerimiz herkese ulaşmalı. Bu yüzden bugün, Medyascope’a destek olmak için doğru zaman. İster az ister çok, her katkınız bizim için çok değerli. Bize destek olun, sizinle güçlenelim.

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus