IŞİD’in “Türkiye Vilayeti” faaliyetleri: Avrupalı militanları eğitmek için Mersin’de askeri eğitim kampı planlanmış

Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) tarafından Mart 2021’de Suriye’de yakalanan ve ifadeleri geçtiğimiz günlerde 10 Ekim 2015 Ankara Garı katliamı dava dosyasına eklenen Kasım Güler’in itiraflarıyla IŞİD’in “Türkiye Vilayeti” yapılanmasına dair içeriden ilk defa bilgi sağlamış, bu yapının 2018’den itibaren, Türkiyeli militanlarca yönetilen “Mekteb-i Faruk” isimli daha büyük bir birime bağlandığını aktarmıştı. Güler’e göre Mekteb-i Faruk, IŞİD’in Türkiye, Ukrayna, Rusya, Azerbaycan ve Avrupa ülkelerinde kurduğu vilayet yapılanmalarından sorumluydu. Mekteb-i Faruk, farklı vilayet yapılanmalarına hem mali kaynak sağlıyor hem de bu bölgelerde yapılacak saldırıları planlıyordu. Güler, Mekteb-i Faruk tarafından Avrupa’da saldırı düzenleyecek kişilere Mersin’de askeri eğitim verilmesinin planlandığını anlatıyor. Ancak iki defa denenen askeri eğitim kampı projesi, eğitim verecek IŞİD mensuplarının Mersin’de belirlenen eğitim alanına ulaşamamaları sebebiyle iptal edildi.

Mart 2021’de Türkiye’ye kaçak yollardan girmeye çalışırken, Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) kontrolündeki bölgede MİT tarafından yakalanıp sorgulanan IŞİD yöneticisi Kasım Güler’in itirafları arasında, IŞİD’in daha önce başvurmadığı bir yöntem göze çarpıyor.

IŞİD’in 2017’de kurduğu “Türkiye Vilayeti” yapılanması içinde dört yıl görev alan, bir süre “IŞİD Türkiye Vilayeti”nde “valilik” görevi de üstlenen Kasım Güler, 2017’de eski IŞİD lideri Ebubekir el-Bağdadi’den gelen bir talimat üzerine Türkiye içinde askeri eğitim kampı oluşturmak için girişimlerde bulunulduğunu anlatıyor.

Kasım Güler

Güler’e göre Mersin’de kurulması planlanan askeri eğitim kampının hedefi, özellikle Avrupa’dan gelecek militanlara eğitim vermek ve bu kişilerin ülkelerine dönüp IŞİD adına saldırılar düzenlemesiydi.

Güler’in anlatımlarından, eğitim kampı için lojistik ayarlamaların yapıldığı ve Mersin’de eğitim için bir alan hazırlandığı anlaşılıyor. Ancak Güler, “eğitimciler ve eğitimde kullanılacak silah ve mühimmat Mersin’deki bu alana ulaştırılamadığı için” askeri eğitim kampı projesi hayata geçirilemediğini anlattı.

Dağ Projesi: Türkiye’de eğitilen militanlar saldırılar için Avrupa’ya gönderilecekti

Kasım Güler’e göre “Dağ Projesi” Nusret Yılmaz’ın “IŞİD’in Türkiye Valisi” olduğu dönemde, el-Bağdadi’nin talimatı üzerine gündeme geldi. Proje için somut adımlarsa örgütün bir sonraki “Türkiye Valisi” Mustafa Dokumacı döneminde atıldı.

Eğitim kampının, Mersin ili içindeki kırsal bir alanda kurulması planlanmıştı.

İlk plan, “eğitimcilerin ve beraberlerinde getirecekleri silah ve mühimmatın Mersin’deki güvenli alana ulaştırılması, burada eğitimciler ile militan adaylarının eğitim faaliyetlerini gerçekleştirmesi ve eğitim alan kişilerin kendi ülkelerine dönerek eylem talimatı beklemesi” yönündeydi. Kasım Güler, bu planı şöyle açıklıyor:

“Proje kapsamında Mersin ilinde kurulacak dağ̆/çiftlik evi gibi bir bölge eğitim alanı olarak kullanılacaktı. Bu ile gömülen silahları Türkiye’deki örgüt mensupları alarak, özellikle Avrupa’dan gelen katılımların, kırsal alanda askeri eğitime alınmaları ve sonrasında tekrar ülkelerine dönerek Mekteb-i Faruk’tan gelecek talimat doğrultusunda eylem yapmaları planlanmıştı.”

Kasım Güler’e göre, eğitim kampının işlerlik kazanması için iki deneme yapıldı. Bunların birincisinde eğitimci kadrosu Mersin’deki eğitim alanına (dağ/çiftlik evi olarak tabir edilen yere) varamadan yakalandı. İkinci denemedeyse İdlib’den Türkiye’ye geçiş yapacak olan grup Türkiye sınırına ulaşamadı.

İlk girişim Mersin’deki eğitim kampına giden 10 kişi yakalanınca iptal oldu

Kasım Güler’e göre “Dağ Projesi“nin hayata geçirilmesi için yapılan ilk girişimde, 10’dan fazla kişi Mersin’deki eğitim alanına ulaşamadan yakalandı. Güler, hem İdlib’den Mersin’e gönderilen “Gaziantepli Adbdüllatif”in hem Yalova’dan Mersin’e doğru harekete geçen “Cemil Hoca” ve beraberindeki beş-altı kişinin hem de Balıkesir’den yola çıkan beş-altı kişilik bir grubun Mersin’de yakalandığını anlatıyor.

Mersin’deki eğitim alanını faaliyete geçirmek için yapılan bu ilk girişimde, Nusret Yılmaz’ın “IŞİD Türkiye Emiri” olduğu dönemde Mersin’e gömülmüş silahlar eğitimlerde kullanılacaktı. Kasım Güler’e göre “Abdurrahman” künyesini kullanan biri, IŞİD’in “Türkiye Vilayeti”nden aldığı emirler doğrultusunda, Mersin’de ormanlık bir alana sekiz adet Kalaşnikof tüfek, bir adet Bixi makineli tüfek (PKM veya PSM tipi makine tüfek) ve mühimmat gömmüştü. Silahlar, “Türkiye Vilayeti”nin talimatıyla, IŞİD’in “Hicret Bakanlığı”na bağlı çalışan İlhami Balı’nın ayarladığı kaçakçılar tarafından Türkiye’ye getirilmişti. “Abdurrahman”, gömdüğü silahların koordinatlarını IŞİD’in “Türkiye Vilayeti” yönetimine iletmişti. Eğitimlerde, Nusret Yılmaz döneminde Mersin’e gömülen bu silahların kullanılması planlanmıştı.

Eğitim kampı, kampa ulaşmak üzere yola çıkan 10’dan fazla kişinin Mersin’de yakalanması üzerine faaliyete geçemedi ama Kasım Güler’e göre, eğitim için Mersin’e gelen isimlere henüz silahların gömüldüğü olduğu koordinatlar bildirilmemişti. Dolayısıyla silahların yeri deşifre olmadı.

Kasım Güler’in anlattığı bu ilk girişim, 2018-2019 döneminde, yani Mustafa Dokumacı’nın “IŞİD’in Türkiye Vilayeti” üzerinde söz sahibi olduğu dönemde gerçekleşti.

İkinci girişim İdlib’den Hatay’a geçiş sağlanamayınca iptal oldu

Kasım Güler’e göre, Mersin’de kurulan eğitim kampını faaliyete geçirmek için ikinci bir girişimde daha bulunuldu.

Bu ikinci girişimde İdlib’den daha geniş bir kadronun Türkiye’ye geçip Mersin’deki dağ evine gönderilmesi planlanmıştı.

İdlib’den üzerlerindeki Kalaşnikof silahlar, tabanca ve el bombalarıyla Türkiye’ye geçecek olan Şahap Variş ve yanındaki isimler (Kasım Güler’e göre Bingöllü Bera, Elazığlı Ahmet ve Ebu Talha isimleriyle bilinen üç kişi de Şahap Variş’le birlikte hareket ediyordu), önce İdlib’den Hatay’a geçiş yapacak, Amanos Dağları’ndaki güvenli bir yerde bir süre kaldıktan sonra Mersin’deki dağ evine gidecekti.

Kasım Güler’e göre, “IŞİD Türkiye Vilayeti”nin irtibat halinde olduğu “Dörtyol Grubu”na mensup kişiler, Variş ve beraberindekileri, Hatay’da sınıra yakın Altınözü İlçesi’ndeki Hacıpaşa Mahallesi’nde karşılayacak, grubu Amanos Dağları’ndaki kırsal alana götüreceklerdi. Ancak İdlib’den gelecek ekibin Türkiye’ye ulaşmayı başaramaması ve Ebu Talha’nın yakalanması üzerine ikinci girişim de başarısız oldu.

Kasım Güler’in anlattığı bu ikinci girişimin Mayıs 2019-Mart 2021 tarihleri arasında yaşanmış olması muhtemel. Bu zaman aralığında “IŞİD’in Türkiye Vilayeti”nin başında Şahap Variş bulunuyordu ve İdlib’deki belirsizliklerden ötürü, beraberindekilerle Türkiye’ye geçmeye çalışıyordu. Ancak Güler’in aktarımlarına göre Variş ve yanındakilerin bu planı başarısız oldu.

Avrupa’da saldırı planları: Mekteb-i Faruk bağlantısı

Kasım Güler’e göre, Mersin’deki askeri eğitim kampı planının IŞİD için en önemli getirisi, burada eğitim alacak Avrupalı IŞİD sempatizanlarının, ülkelerine döndüğünde eylem yapma kapasitesine ulaşacak olmasıydı: “Avrupa’dan gelen katılımların kırsal alanda askeri eğitime alınmaları ve sonrasında tekrar ülkelerine dönerek Mekteb-i Faruk’tan gelecek talimat doğrultusunda eylem yapmaları planlanmıştı.”

Mekteb-i Faruk, 2017’de oluşturulan “IŞİD’in Türkiye Vilayeti”ni de kapsayan, üst bir yapılanmaydı ve Mekteb-i Faruk’un başında 2015 öncesi Türkiye’de birçok genci IŞİD militanı olarak örgütleyen Adıyaman’daki İslam Çay Ocağı örgütleme noktasının arkasındaki isimlerden Mustafa Dokumacı bulunuyordu.

Kasım Güler’e göre, IŞİD’in dış istihbarat birimi “Emni”den gelen talimat doğrultusunda Mustafa Dokumacı 2018’de Mekteb-i Faruk isimli yeni bir büro kurdu. Mekteb-i Faruk doğrudan “Emni”ye bağlıydı, Mekteb-i Faruk çatısı altındaysa, Kasım Güler’e göre “Türkiye, Rusya, Ukrayna, Azerbaycan Vilayetleri”, bir de güvenlik gerekçesiyle isimleri Kasım Güler’den bile gizlenen üç-dört Avrupa ülkesi bulunuyordu. Yani 10’a yakın ülkenin sorumluluğu Mekteb-i Faruk isimli bu yeni yapıya verilmiş, Mustafa Dokumacı tüm bu yapılanmaların sorumlusu haline gelmişti.

Mekteb-i Faruk’un, isimleri Kasım Güler’den bile gizlenen Avrupa ülkelerinden de sorumlu olması, Mersin’deki eğitim kampının Avrupa’dan IŞİD sempatizanlarını eğitip, bu kişileri eylem yapmak üzere tekrar ülkelerine gönderme amacıyla örtüşüyor.

El-Kaide taktiklerine dönüş: Mersin planı El-Kaide’nin “Millenium Plot” dönemine benziyor

Mersin’de gerçekleştirilmesi planlanan askeri eğitimlere katılan sempatizanların, yaşadıkları Avrupa ülkelerine dönüp burada saldırılar gerçekleştirmesi tasarısı, El-Kaide’nin 1990’ların sonunda benimsediği yöntemleri akıllara getiriyor.

El-Kaide ilk döneminde ABD’nin askeri ve diplomatik varlığını hedef almış ve çoğunlukla Körfez ülkelerindeki ABD güçlerine saldırılarda bulunmuştu. Bu saldırılarda görev alan isimler çoğunlukla Afganistan, Pakistan ya da İran’da eğitim görmüştü.

90’ların sonunda El-Kaide’nin eylem stratejilerinde farklılıklar görülmeye başladı. Askeri ve diplomatik hedefler yerine (sert hedefler), eylemcilerin daha kolay erişebileceği toplu taşıma ağları, havalimanları, tren istasyonları gibi sivil halkın bulunduğu yerlere (yumuşak hedefler) saldırılar düzenlemeye başladı.

Bu eylem girişimlerinin en önemlilerinden biri, 31 Aralık 1999’u 1 Ocak 2000’e bağlayan gece planlanmış saldırılar dizisiydi. Saldırıların 2000 yılına girileceği anlarda gerçekleştirilmesi planlandığı için bu girişimler “2000 Milenyum Saldırıları Planı” [ing. The Millenium Plot] ismiyle anılıyor. Kanada ve ABD’de düzenlenmek istenen saldırıların planlayıcıları, Afganistan’daki kamplarda askeri eğitim alıp bomba düzenekleri kurmayı öğrenmiş isimlerdi. IŞİD militanları, eğitim aldıktan sonra yaşadıkları ülkelere dönmüş ve bu ülkelerde saldırılar planlamışlardı.

Bu yöntemin başarısızlığa uğramasının ardından El-Kaide, eğitmen eğitimi yöntemini kullanmaya başladı.

Bu yöntemin uygulandığı en bilindik saldırı, 16 Mayıs 2003’te Fas’ın Kazablanka kentindeki Sidi Moumen Mahallesi’nde eşzamanlı düzenlenen beş eylemdi. Yahudi ve İspanyol işletmeleri ile yerleşimlerinin hedef alındığı saldırıları 14 intihar eylemcisi gerçekleştirmişti. Saldırıları düzenleyen isimler eğitimlerini ise, Afganistan’da savaştıktan sonra Fas’a dönen Karim Mejatti’den almıştı. Mejatti, Kazablanka çevresinde düzenlediği çadır kamplarında, örgütlediği isimleri patlayıcılar konusunda eğitmiş ve saldırıları gerçekleştirmelerini sağlamıştı.

Medyascope'a destek olun.

Sizleri iyi ve özgür gazeteciliğe destek olmaya çağırıyoruz.

Medyascope sizlerin sayesinde bağımsızlığını koruyor, sizlerin desteğiyle 50’den fazla çalışanı ile, Türkiye ve dünyada olup bitenleri sizlere aktarabiliyor. 

Bilgiye erişim ücretsiz olmalı. Bilgiye erişim eşit olmalı. Haberlerimiz herkese ulaşmalı. Bu yüzden bugün, Medyascope’a destek olmak için doğru zaman. İster az ister çok, her katkınız bizim için çok değerli. Bize destek olun, sizinle güçlenelim.

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus