KONDA’nın koronavirüs raporuna göre Türkiye’de korku azaldı, toplum virüsle yaşamaya alıştı

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

KONDA Araştırma ve Danışmanlık, Türkiye’de koronavirüs ve toplumsal etkileri hakkında bugüne kadarki en kapsamlı raporu hazırladı. Rapor perşembe günü (10 Mart) KONDA Genel Müdürü Bekir Ağırdır ve Prof. Dr. Veysel Bozkurt’un katılımıyla gerçekleştirilen çevrimiçi basın toplantısında açıklandı.

KONDA Barometresi adı verilen ve şirketin 13 yıldır devam ettirdiği aylık siyasal ve toplumsal araştırma raporları kapsamında, belirlenen mahalle ve köylerde 2 bin 700 ila 3 bin 600 kişi ile hanelerinde yüz yüze görüşüldü. Ayrıca salgın döneminde insanların deneyimlerini daha kapsamlı anlayabilmek amacıyla 26 kişiyle “Pandemi Dönemi Değişen Zihin Haritaları” çalışması yapıldı. “Değişen Hayat Pandemi ve Türkiye” adlı raporda, toplumun başlangıcından itibaren salgına yönelik tutumu, maske kullanımı ve aşılamaya dair görüşleri, salgının ekonomik etkileri ve insanların ruh hallerini anlamaya yönelik incelemeler ve istatistikler yer aldı.

Koronavirüsle ilk temas

KONDA’ya göre salgın başladığında toplum genelinde koronavirüsü duymayan neredeyse yoktu ancak toplumun yüzde 13’ünün nasıl bulaştığına dair bilgisi bulunmuyordu. Salgının ilk günlerinde toplumun koronavirüse karşı hangi önlemlerin alınması gerektiğine dair fikri olmasına rağmen bunları uygulamadığı gözlemlendi. Örneğin salgının başladığı dönemde toplumun yüzde 51’i maske kullanılması gerektiğini söylerken, yalnızca yüzde 7’si maske kullanmaya başladığını belirtiyordu.

Panik ve korku

Rapora göre, virüs başladığında topluma panik hâkimdi.

24 yaşında bir erkek katılımcı pandeminin başlarında yaşadığı korkuyu şu sözlerle aktardı:

“’Öleceğiz’ dedim, başka çaresi yok. İşyerimizin kapanacağını anladım ben. Dediğim gibi de oldu, iki sene çalışmadık biz.”

33 yaşında bir kadın katılımcı da ilk zamanlarda çok korktuğunu söyledi:

“Akraba ziyaretlerinin tamamını iptal etmiştik.”

Toplum virüsle yaşamaya alıştı

Rapora göre, kaygılar zamanla azaldı, kişisel ve toplumsal olarak virüsle yaşamaya alıştıklarını beyan eden vatandaşların sayısı artmaya başladı. 42 yaşında, koronavirüse hiç yakalanmamış bir vatandaş ilk zamanlarda vaka sayılarının psikolojisini etkilediğini ancak zamanla alıştığını söyleyerek “salgının kendi evinde çok etkisinin kalmadığını” belirtti.

Komplo teorileri

Salgının “başka kimselerin oyunu” olduğunu düşünen yurttaşlar da vardı. 21 yaşında bir erkek katılımcı düşüncelerini şöyle dile getirdi:

“Ben bunun bilinçli bir şekilde yapıldığını düşünüyorum tabii ki. Zaten böyle bir şey önceden de vardı, koronavirüs daha önceden de vardı yani.”

Bir başka katılımcı da salgının başlangıcından beri yaşananların “nüfus planlaması” olduğunu ve “yaşananların da belgelerle doğrulandığını” söyledi ve gerekçesini de şöyle açıkladı:

“Çünkü sağlık sektörüne dünya devletlerinin harcaması çok büyük.”

Maske, mesafe ve hijyene dikkat ediliyor, aşıya karşı şüphe var

Ankete katılanların, KONDA’nın “Koronavirüse karşı şu önlemlerden hangilerini uyguluyorsunuz?” sorusuna verdikleri yanıtlardan, toplumun genel olarak “fiziksel temastan kaçınma”, “kişisel hijyene dikkat etme” ve “maske kullanımı” gibi tedbirlere uyma konusundaki eğilimlerinin hâlâ yüksek olduğu ancak özellikle yaygın aşılamanın gerekli olduğu fikrinde bir düşüş yaşandığı görülüyor.

65 yaş üstünün yarısına yakını gerekmedikçe sokağa çıkmıyor

Salgın boyunca yasakların da etkisiyle gerekmedikçe sokağa çıkmayanlar en çok 65 yaş ve üzeri grubuydu. Grafiğe göre 65 yaş ve üzeri vatandaşların yüzde 45’i hâlâ gerekmedikçe sokağa çıkmıyor. Gerekmedikçe dışarı çıkmama konusunda Nisan-Mayıs 2021’deki tam kapanmadan sonra tüm yaş gruplarında gevşeme görüldü.

Gerekmedikçe sokağa çıkmayanlar

Salgın önlemleri ve tehlike algısı

Rapora göre, toplum koronavirüse karşı resmi makamların uygun gördüğü önlemleri makul buluyor. Ankete katılanların yüzde 99’u pazar ve marketlerde maske takma zorunluluğunu onaylıyor.

Aşıya rağmen maske takılması gerektiği algısı, zihinlere yerleşmiş durumda. Toplum, maske kullanımını artık zorunlu bir alışkanlık olarak görüyor. Ancak önlemlere artık eskisi kadar uyulmadığı görüşü hâkim.

Toplum koronavirüsü her dönem tehdit olarak görmeye devam etti. Salgının etkilerinin sertleştiği dönemlerde ise koronavirüsü “hâlâ tehlikeli” görenlerin oranının arttığı gözlemlendi. Son olarak, geçen yıl (2021) aralık ayında Omicron varyantının etkisiyle koronavirüsü tehlikeli görenlerin sayısı arttı, riskli bulanların oranı hazirandan aralığa kadar yüzde 62’den 67’ye çıktı.

Toplum koronavirüs önlemlerini benimsedi

Mayıs 2021’de verilen cevaplarda toplumun salgının ilk döneminden itibaren uygulamaya konan önlemleri benimsediği ve desteklediği görüldü. En çok desteklenen önlem, “pazar ve marketlerde maske takma zorunluluğu getirilmesi” oldu. Camilerin ibadete kapatılması yüzde 91 oranla, “hafta sonları 31 ilde sokağa çıkma yasağı” yüzde 95 oranla onaylandı.

Kadınlar erkeklerden, virüsle tanışanlar tanışmayanlardan daha temkinli

Salgın süresince kadınlar virüse karşı daha temkinliydi. Hâlâ kadınların yüzde 36’sı, erkeklerin yüzde 23’ü gerekmedikçe sokağa çıkmadığını belirtiyor.

Raporda aynı zamanda, Mayıs 2021’den bu yana evinde koronavirüs vakası görülenlerin, görülmeyenlere göre daha az sokağa çıkma eğiliminde olduğu, virüsle temas ihtimalinin de kişilerin önlem alma pratiklerini değiştirdiği belirtildi.

62 yaşında, virüse yakalanmış, erkek bir katılımcı hissettiklerini “Bir kere yakalanınca bir daha yakalanmamak için çok uğraşıyoruz çünkü iki, üç kere yakalanma durumu bizi daha çok etkiler diye daha çok korunuyoruz” sözleriyle dile getirdi.

51 yaşındaki bir kadın ise Delta varyantına yakalanmış oğlunun virüse yakalanma endişesine değindi:

“Oğlum günde üç dört kez kıyafet değiştiriyor, korku kaldı çocukta.”

Toplu taşıma kullanımı

49 yaş ve üzeri her beş kişiden biri hâlâ toplu taşıma kullanmaktan kaçınıyor.

Verilere göre, geçen aya (ocak) kadar kadınlar erkeklere göre toplu taşımayı daha az kullanırken bu ay toplu taşıma kullanmadığını beyan eden kişilerin oranı kadınlar ve erkeklerde yüzde 17’de eşitlendi.

Toplu taşıma kullanmayanlar

Salgın süresince çalışan kesimdekiler, çalışmayanlara göre (ev kadınları, öğrenciler, emekliler) daha fazla her zamanki sıklıkta sokağa çıkma eğilimindeydi. Yaz aylarında çalışanlar ve çalışmayanlar arasındaki makas iyice açıldı. Bugün, çalışan kesimin yüzde 52’si, çalışmayanlarınsa yüzde 30’u salgın öncesine benzer sıklıkta sokağa çıktığını belirtiyor.

Salgın sonrası normale dönüş algısı

Toplumun genelinde normal hayata dönüş için öngörülen vade hep bir yıl oldu. Daha kısa süreceğini tahmin edenler her zaman azınlıktaydı.

KONDA’nın yayımladığı grafikte “Sizce salgın sonrası ülke ne zaman normale döner?” sorusunu “Zaten normal devam ediyor” diyerek yanıtlayanların oranı Mayıs 2021’de her 100 kişiden sadece biriyken, aynı değerin Ekim 2020’de yüzde 11’e çıkıp, 2021 Temmuz’unda yüzde 7’ye düştüğünü görüyoruz.

Maske kullanma eğilimi

Araştırma, salgın süresince toplum genelinde maske kullanma eğiliminin neredeyse hiç terk edilmediğini ortaya koydu.

Maske kullanımı

Maske kullanımı konusunda bilgi kirliliği ve kafa karışıklığı yaşandığı ve kulaktan dolma bilgilerin topluma hâkim olduğu gözlemlendi.

Örneğin 51 yaşındaki bir kadın şöyle konuştu:

“Her kafadan bir ses çıkıyor. Maske de korumuyormuş ama maskeyi dışarıdan gelip çöpe atarsan güzel oluyor. 10-15 defa kullanılırsa herhalde korumaz.”

Sosyal ilişkiler

Salgın sosyal anlamda da toplumu hayli zorladı. Büyük bir kesim salgın süresince çocuklarının eğitimi konusunda sorun yaşadığını ve ev işlerinin arttığını, her beş kişiden ikisi de çalışma ile ilgili iş yükünün arttığını söyledi.

Toplumun yarısından fazlası evden çalışırken zorlanmadığı yanıtını verirken her 10 kişiden üçü zorlandığını söyledi.

Her 10 kişiden yedisi “aile içi ilişkilerinin bozulduğuna katılmadığını” söylerken, her 10 kişiden üçü salgın süreci sayesinde komşularıyla ilişkilerini iyileştirdi.

Salgın sürecinde sosyal ilişkiler

Her 100 kişiden 44’ü kilo aldı

Her 100 kişiden 44’ü salgın sürecinde kilo aldığını belirtirken, 18-32 yaş grubunun yüzde 11’i pandemi sürecinde kilo verdiğini söyledi.

Kilo veren kadınların oranının da erkeklerden fazla olduğu belirtilen araştırmada, her 10 kadından biri pandemide kilo verdiğini beyan etti. Kilo alma durumunun yaş gruplarına göre çok farklılaşmadığı görüldü.

Toplum bunalmış ve mecalsiz

Toplumun ruh halinin incelendiği başlıktaki verileri incelediğimizde “bunalmış ve mecalsiz” hissettiklerini söyleyen anket katılımcılarının, diğer ruh hallerinde olduğunu belirtenlerden fazla olduğu görülüyor.

Mayıs 2021’de alınan verilere göre her 10 kişiden üçü “her şeyin kendine yük olduğunu ve burnundan geldiğini” söyledi. Yine her 10 kişiden üçü huzursuz uyuduğunu belirtirken, salgın sürecinde toplumun depresyon eğiliminde de artış gözlemlendi.

Toplumun ruh hali (Mayıs 2021)

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope'a destek olun.

Sizleri iyi ve özgür gazeteciliğe destek olmaya çağırıyoruz.

Medyascope sizlerin sayesinde bağımsızlığını koruyor, sizlerin desteğiyle 50’den fazla çalışanı ile, Türkiye ve dünyada olup bitenleri sizlere aktarabiliyor. 

Bilgiye erişim ücretsiz olmalı. Bilgiye erişim eşit olmalı. Haberlerimiz herkese ulaşmalı. Bu yüzden bugün, Medyascope’a destek olmak için doğru zaman. İster az ister çok, her katkınız bizim için çok değerli. Bize destek olun, sizinle güçlenelim.

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus