Medyascope, Tevhid ve Sünnet Cemaati’nin yok ettiği video ve yazıların izini sürmeye devam ediyor – Bugüne kadar hangi içerikler kaldırıldı?

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

2006’da İstanbul’da Bağcılar ve Bayrampaşa’da dini sohbetler yaparak Selefi anlayışa sahip kişileri etrafında toplamaya başlayan Ebu Hanzala takma isimli Halis Bayancuk, sosyal medya aracılığıyla kısa bir sürede geniş kitlelere ulaştı. Ebu Hanzala’nın Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) ile ilgili yazılı veya görüntülü olarak yaptığı açıklamalar, internet ortamından teker teker kaldırıldı. Medyascope, Tevhid ve Sünnet Cemaati’nin kaldırdığı video ve yazıların izini sürüyor, ortadan kaldırılan içerikleri sizler için bulup haberleştiriyor. İlk üç bölümde, Ebu Hanzala’nın Hizb ut Tahrir, IŞİD ve El Kaide’den övgü ile bahsettiği “Dolar ile Nasıl Sömürülüyoruz?” başlıklı videonun güncel halinden çıkarılan kısımları, 2014 yılında Tevhid ve Sünnet Cemaati’nin dergisinde yayımlanan bir yazının konusunu ve bu yazının internetten kaldırılmasını ve son olarak 2014’te Ebu Hanzala’nın IŞİD’e destek çağrısı yaptığı “Suriye’de muhacir katliamı” adlı videosunda anlattıklarını haberleştirdik.  Yok edilen videolara ulaşan Medyascope, YouTube hesabında bu içerikleri yayınladı ancak Tevhid ve Sünnet Cemaati’nin yaptığı telif şikayeti sonucu söz konusu içerikler yayından kaldırıldı. Şimdilik üç bölümden oluşan araştırmamızın devamı gelecek. 

Ebu Hanzala cezaevine girmeden önce Tevhiddersleri.tv adlı internet sitesini ve Tevhid dergisini kurdu. Dini sohbet videolarını YouTube’daki Tevhid Dersleri kanalında ve kendi adını taşıyan hesabında paylaşan Ebu Hanzala, açıklamaları dolayısıyla en çok tartışılan isimlerden biri. 2017’de tutuklanan Ebu Hanzala hakkında Nisan 2020’de tahliye kararı verildi. Ancak cezaevinden çıkmadan hakkında yakalama kararı çıkarıldı ve yeniden tutuklandı. Cumhuriyet savcısı, “örgüt üyelerine talimat verme”, “inisiyatif kullanma” gibi yöneticilik faaliyetlerinde bulunduğu iddiasıyla Halis Bayancuk’un “silahlı terör örgütü kurma ve yönetme” suçundan 15 yıldan 22 yıl 6 aya kadar hapisle cezalandırılmasını talep etti. Ebu Hanzala, Silivri 9 No’lu Cezaevi’nde tutuluyor. 

Birinci Bölüm: Ebu Hanzala, sohbet videolarından IŞİD’i övdüğü kısımları kesti

“Tevhid ve Sünnet Cemaati geçmişini yok etmeye devam ediyor” isimli dosyamızın ilk bölümünde Ebu Hanzala’nın cemaatinin YouTube kanalında paylaştığı “Dolar ile Nasıl Sömürülüyoruz?” başlıklı videoda Hizb ut Tahrir, IŞİD ve El Kaide’den övgü ile bahsettiği kısımların çıkarılmasını haberleştirmiştik. Medyascope muhabiri Sema Kızılarslan, videodan çıkarılan kısımları bulmuş, videonun kesilmemiş halini yayınlamıştı. Toplumun çoğunluğunun “Müslüman” olmadığını düşündüğünü belirten Ebu Hanzala’nın IŞİD’den “İslami yapı ve cemaat” olarak bahsetmesi ve sonrasında bu kısımların kesilmesi dikkat çeken bir detay olarak dosyanın ilk bölümünde ele alındı. 

“Türkiye şeriatla yönetilmediği için ne kadar iyi bir şey yapmak isterlerse yapsınlar, eksik kalacaktır”

2016 yılındaki bir sohbette Ebu Hanzala, doların yükselişi ile ilgili konuşuyor. Cemaat lideri, videoda doların tarihi, altın ve gümüş ticaretinin faydaları gibi birçok konuya değiniyor. 

Ebu Hanzala, AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın vatandaşlara yönelik, “Dolarlarınızı bozdurun, altına, Türk Lirası’na çevirin” çağrısını değerlendiriyor. Ebu Hanzala, bu çağrının doğru olduğunu savunuyor ancak Türkiye’nin şeriatla yönetilmediği sürece bu uygulamanın işe yaramayacağını şu cümleler ile anlatıyor: 

“Türkiye şeriatla yönetilmediği için ne kadar iyi bir şey yapmak isterlerse yapsınlar eksik kalacaktır. Çünkü nizam, kökünde bozuk bir nizam. İnsanlara yapılmış en büyük ihanet, kağıt paraların tedavüle sokulmasıdır. İkinci oyun ise doların dünyada tek ekonomik kur haline getirilmesidir. Türkiye’nin dolara kafa tutması iyi bir şeydir ama bunu Türk Lirası üzerinden yapmamak gerekir. Altın ve gümüş ile ticarete tekrar geri dönülmelidir.”

Ebu Hanzala, konuşmasının ilerleyen dakikalarında, Hizb ut Tahrir, IŞİD ve El Kaide’nin dolar ile ilgili çalışma ve görüşlerini anlatıyor. Bu üç örgütten “İslami yapı ve cemaat” olarak bahseden Ebu Hanzala’ya göre, bu örgütlerin dolar konusundaki çalışmalarını diğer dünya devletleri de dikkate almalı:

“Bu konuda üç tane İslami yapı ve cemaatin çok ciddi çalışmaları var. Herkes bunlardan istifade edebilir. Devletler adına söylüyorum, devletlerin bile yapılar gibi çalışmaları yok. Bunlardan biri, Hizb ut Tahrir’dir, biri El Kaide’dir, bir tanesi de İslam Devleti’dir. Bu üç yapı yıllardır bu meseleye dikkat çekiyor. Hizb ut Tahrir, yıllardır, altına dönülmediği sürece dünyadaki bu adaletsizliğin devam edeceğine dikkat çekiyor ve bunu çok güzel verilerle ispat ediyor. Bırakın bunları, Batı’da olup da biraz adalet sahibi olan, kâfir olsa bile daha çok düzenden yana olan insanların tamamı bu dolar meselesine karşıdırlar. İkincisi ise, doların nasıl yıpratılacağı ve dolara nasıl alternatif oluşturulacağı ile ilgili El Kaide’nin çok ciddi çalışmaları var. Onlara göre, küresel şerrin merkezi Amerika’dır. Amerika’yı da ayakta tutan şey uyduruk kağıt parçaları olan dolarlardır. Dolara karşı neler yapılabilir? Bununla ilgili çok ciddi çalışmaları vardır. Üçüncüsü ise İslam Devleti’dir. Bunlar da sahada ta başından beri altına geri dönüşün Batı sömürgesini bitireceği tezine sahiplerdir. Bu çok yerinde ve uygulanabilir bir şeydir.”

Haberde bahsi geçen videonun kesilmiş hali hâlâ Ebu Hanzala’nın kendi YouTube hesabında duruyor. Videoya erişmek için tıklayın

İkinci bölüm: IŞİD lideri Bağdadi’den “Şeyh” olarak bahsedilen dergi yazısı her yerden kaldırıldı

Dosyanın ikinci bölümünde yer alan araştırmamızda ise 2014 yılında Tevhid ve Sünnet Cemaati’nin dergisinde yayımlanan bir yazının konusunu ve bu yazının internetten kaldırılmasını haberleştirdik. Tevhid dergisi, 32. sayısının 46. sayfasında yayımladığı “Recep Tayyip Erdoğan: Yeni Cumhurbaşkanı, Potansiyel ‘Halife” başlıklı yazıda, AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “İslam’ın halifesi olup olmadığı” ele alınıyor. Bu yazı, derginin dijital ortamlarda bulunan nüshasından çıkartıldı.

Kerem Çağlar imzalı yazıda, eski IŞİD lideri Ebubekir El Bağdadi’den “Şeyh Bağdadi” olarak bahsediliyor. Araştırmalarımıza göre Kerem Çağlar bir mahlas. 

Yazısında Bağdadi’ye “Şeyh” diyen Çağlar, Erdoğan ve 2023 hedeflerinden ise olumsuz bir dille bahsediyor. 

İslam literatüründe “Şeyh” kavramı “bağlılık gösterilen, önder olarak kabul edilen” kişiler için kullanılıyor. Ayrıca yazıda IŞİD’in bayrağını taşıyan bir militan bulunuyor.

Derginin dijital baskısından kaldırılan bölümün ayrıntılarını bulduk. İşte o kısımlar:

Üçüncü bölüm: Ebu Hanzala’nın “IŞİD’e karşı savaşanlar kâfirdir” dediği video her yerden kaldırıldı

Tevhid ve Sünnet Cemaati’nin yok ettiği video ve yazıların izini sürdüğümüz dosya haberimizin şimdilik son bölümü olan üçüncü kısımda ise Ebu Hanzala’nın 2014 yılında herkese açık düzenlediği bir sohbet programında IŞİD ile ilgili açıklamalarının yer aldığı ve internetten kaldırılan videosunu haberleştirdik. 

2014’te IŞİD, hilafetini ilan etmiş ve Suriye’de İslami Cephe ve Özgür Suriye Ordusu, IŞİD’e karşı birlikte bir saldırı başlatmıştı. Suriye’de savaşan en önemli gruplardan biri olan IŞİD, yine 2014 yılında Türkiye’nin Musul Başkonsolosluğu binasına 900’den fazla militanı ile baskın yapmıştı.

“Bizden dua bekleyen, bizden yardım bekleyen kardeşlerimize yardımımızı net bir şekilde bildirmemiz lazım” 

Haberde ayrıntıları ile anlattığımız “Suriye’de muhacir katliamı” başlıklı video, Tevhid ve Sünnet Cemaati’nin YouTube kanalından ve bütün platformlardan kaldırılmış durumda. Ebu Hanzala, cemaat üyeleri ile bir araya geldiği sohbetin videosunda, İslami Cephe ve Özgür Suriye Ordusu’nun IŞİD’e karşı birlikte saldırı başlatması ile ilgili açıklamalarda bulunuyor. Videoda IŞİD militanlarından birkaç kez “mücahit”, birkaç kez de “Müslüman kardeşlerimiz” olarak bahseden Ebu Hanzala, bazı kısımlarda ise örgüt militanlarından “muhacir” olarak bahsediyor. Suriye’deki savaş ile ilgili olarak “Tarafımızı net bir şekilde belli etmemiz lazım” diyen Ebu Hanzala, bu savaşın bir akide (inanç) savaşı olduğunu söylüyor. Ebu Hanzala, videonun sonlarına doğru, IŞİD’i kastederek, “Bizden dua bekleyen, bizden yardım bekleyen kardeşlerimize de yardımımızı net bir şekilde bildirmemiz lazım” diyor. 

Ebu Hanzala’nın videosundan alınmış ekran görüntüsü

Ebu Hanzala sözlerine, kendi inancını ve İslam Cephesi’ni anlatarak başlıyor. “Bu IŞİD’e yönelik başlatılmış bir operasyon değildir” diyen Ebu Hanzala, şunları söylüyor: 

“Allah izin verirse çok sorulan bir konu hakkında açıklama yapacağım, bir beyanda bulunacağım. Şu anda Suriye’de yaşanan olaylar ile alakalı. İslam Cephesi adı altında bir grubun Irak Şam İslam Devleti’ne başlattığı saldırılarla alakalı. Geçen haftadan bu yana İslam Cephesi adı altında bir oluşum, IŞİD’in bütün karargâhlarına saldırı düzenledi. Türkiye’de kamuoyuna, basına baktığımız zaman çok ciddi taraflı haber yapılıyor. Hatta öyle ki Müslüman kardeşlerimizden bazılarının aldandığına ve bu olaylara devlerin sebep olduğunu söylüyor. Ben de anladığım kadar, bildiğim kadar açıklama yapacağım. Açıklama yapmadan önce zaruri birtakım şeyler anlatmam lazım. Önce inancımı söyleyeyim size. Bu IŞİD’e yönelik başlatılmış bir operasyon değildir. Bu bütün muhacirleri Suriye toprağından temizlemek için yapılmış bir operasyondur ve özellikle belli bir akide hedef alınmıştır. Bu da Tevhid akidesidir. Her ne kadar tekfircilik, aşırılık, katıcılık gibi isimler kullanılsa da olayın hakikatinde bir akide hedef alınmıştır. Ve bu akidenin sahipleri kadın, çocuk, erkek demeden Suriye’nin her tarafında, hem de Ribat’ta iken arkalarından hain bir saldırı olmuştur. IŞİD’e saldıranlar kimdir kardeşlerim? İslam Cephesi’dir. Bunların ismi, İslam Cephesi’dir. Evvela bunlar kimdir, biraz hafızalarımızı yoklayalım.”

“İslam Cephesi’nin tankları, ABD’nin tanklarıdır“

Ebu Hanzala, videonun ortalarında ise IŞİD’e karşı savaşan İslam Cephesi’ni, Ebrehe’nin ordusuna benzetiyor. Ebrehe ordusu, İslam tarihinde ve Kur’an’da Kabe’yi yıkmak isteyen bir grubun anlatısında yer alıyor. “Ebrehe’nin tankları yani ABD’nin tankları, uçakları” diyen Ebu Hanzala, şöyle konuşuyor: 

“Bundan yakın bir zaman önce sahada savaşan ve sancağı olan büyük gruplar ‘Biz İslam Cephesi adı altında birleşeceğiz’ dediler. O dönemde Suudi Arabistan’dan yetmiş iki tane alim, altına imza attıkları bir bildiri yayınladılar. Buraya dikkat edin, aynı dönemde yetmiş iki tane Suudlu alim bir bildirinin altına imza atıp, yayınladılar. Aslında Müslümanlar o dakika uyanmak zorundaydılar. Niye kardeşler? Eğer bir yerde Ebu Rigal varsa, kapıda Ebu Rigal gördünüz mü arkada Ebrehe’nin filleri vardır demektir. Ne demek istiyorum? Biliyorsunuz, İslam’da fil vakası diye bir vaka var. Ebrehe, Kabe’yi yıkmak için saldırı düzenlediğinde Araplara demiş ki, ‘Bana öncülük yapın, yol gösterin’. Araplar demiş ki, ‘Biz Kureyş’i sevmiyor olabiliriz. Orası Allah’ın evidir. Biz nasıl Kabe’nin yıkılmasına aracı olalım?’ Ebu Rigal adında bir bedevi demiş ki ‘Sen bana ne vereceksin bana onu söyle’. Yani, ‘Ben sana öncülük, kılavuzluk yaptığımda bana ne vereceksin?’ diyor. Ebu Rigal, Ebrehe’nin önüne düşmüş ve Kabe’yi yıkmak için, Kabe’yi yıkmaya gelmişler. Günümüzde Suudi Arabistan, İslam ümmeti için Ebu Rigal ‘dir. Siz bir yerde Suud’u ve alimlerini gördüğünüz zaman, onların bir şeye destek verdiğini gördüğünüz zaman bilin ki Ebrehe’nin tankları yani ABD’nin tankları, uçakları arkadan geliyordur.”

“IŞİD, İslam Cephesi’ne katılmayarak doğru bir karar vermiştir”

Ebu Hanzala, sohbet sırasında kendini dinleyenlere hitap ederek, “Uyanık olmalıyız, Suudi Arabistan’ın desteklediği İslam Cephesi’nin karşısında yer almalıyız” diyor. “Irak’ta oynanan oyunun Suriye’de de oynandığını düşündüğünü” söyleyen Ebu Hanzala, IŞİD’in verdiği savaş kararının doğru olduğunu anlatıyor:

“Biz Müslümanlar olarak uyanmak zorundayız kardeşlerim. Suudi Arabistan’ın desteklediği ve mal olarak, para olarak yardım ettiği, alimlerinin de imza attığı bir şey gördüğünüz zaman siz bilin ki Ebrehe arkadan geliyor demektir. Fakat niyeyse bilmiyorum, Türkiye’de yıllardır bunları eleştiren, bu anlamda küfrünü bilen insanlar bu konuya uyanmıyor. ‘Neden IŞİD, İslam Cephesi kurulduğunda onlara katılmadı?’ İyi de, bir Müslüman bir delikten bir defa ısırılmış ise, neden gidip onlara destek olsun? Niye onların siyasetini yeryüzünde ikame etmek için onların yanında yer alsın? Elbette ki burada IŞİD’ın verdiği karar doğrudur. Onun için kardeşlerim, bizim uyanık olmamız lazım. Irak’ta oynanan oyun, Suriye’de de oynanıyor. Konuşurken ‘Aşırılık’ diyorlar, ‘Tekfir’ diyorlar, ‘İstihbarat servisleri tarafından kullanılıyor’ diyorlar, siz bunu şöyle anlayın: ‘Belli bir akidenin Irak üzerinde hakimiyet kurmasına veya Suriye üzerinde hakimiyet kurmasına engel olmaya çalışıyorlar.”

“Bu olayları başlatan IŞİD değildir, IŞİD, kendini müdafaa etmiştir”

İslam Cephesi’nin IŞİD’i arkadan vurduğunu düşündüğünü belirten Ebu Hanzala, savaşı başlatanın IŞİD olmadığını söylüyor. IŞİD militanlarından “mücahit” olarak bahseden Ebu Hanzala, konuyla ilgili basında yer alan haberlerin yalan olduğunu söyleyerek cemaatini şöyle uyarıyor: 

“Suriye’de ne oldu kardeşler? Mücahitler, yüzde doksanı Ribat’ta iken geride kalan yüzde ona saldırdılar. Sonra dediler ki ‘Biz başarı elde ettik’. O yüzde ona saldırmakla başarı elde ettiklerini düşünüyorlar. Hainin başarıya ulaştığı nerede görülmüş.  Allah hainlerin tuzağını sonuca ulaştırmaz. Sen şimdi bir kavme arkadan saldırırsan, 48 saat içerisinde burayı boşaltın dersen, bunlardan dört yüz tane hür Müslüman kadını esir olarak alırsan, elbette ki karşı tarafın da seni vurma hakkı vardır. Karşı tarafın kendini müdafaa etme hakkı vardır. O zaman da bağırmayacaksın. Yani kardeşler, basında anlatıldığı gibi bu olayları başlatan IŞİD değildir. Bu olayları başlatan, onlardır. IŞİD, kendini müdafaa etmiştir.”

“Bu kâfirlerin yarın kendine saldıracaklarını bilmiyorlar mı?”

O dönem Suriye’de savaşan El Kaide’yi eleştiren Ebu Hanzala, IŞİD’den sonra sıranın El Kaide’ye geleceğini düşünüyor. IŞİD’in bu savaşı kaybetmemesi için dua eden Ebu Hanzala, örgütün kesinlikle kaybetmeyeceğini düşündüğünü de sözlerine ekliyor: 

“IŞİD, El Kaide’den olmadığını, onlara bağlı olmadığını açıktan ilan etti. Fakat Cephetul Nusra (El Nusra Cephesi), El Kaide’ye bağlı olduğunu, onların yanında yer aldığını söyledi. Eymen Zevahiri de bunu tasdik etti. Eğer gerçekten sizin derdiniz sahada El Kaide’yi temizlemek ise öyleyse temsilcileri bellidir. Daha çirkin olanı, daha kötü olanı onlar sukut ediyorlar. Yarın sıranın kendilerine geleceğini bilmiyorlar mı? Bu kâfirlerin yarın kendilerine saldıracaklarını bilmiyorlar mı? Bu kâfirlerin yarın IŞİD’i galebe çaldıkları takdirde -ki inşallah Rabbime hüsnü zannım böyle bir şey kesinlikle olmayacak- sıranın onlara geleceğini bilmiyorlar mı? Bu basiretsizliği görmüyorlar mı? ‘Taraflar Müslümandır, savaş Müslümanlar arasındadır’ diyorlar. Sizler düne kadar Irak’takilere Müslüman mı diyordunuz?”

“Batı İslam Cephesi’ni istiyor”

Ebu Hanzala kendi deyimiyle “Batı” tarafının IŞİD ile savaşmak istemediğini, örgütü karşısına almak istemediği için İslam Cephesi’ni kurduğunu anlatıyor. Bunu ise şöyle açıklıyor: 

“Batı tezgâhını öyle bir kurmuş ki, savaş olsun, istifade edebilsinler. Fakat şöyle savaşan insanları istemezler: Emiri belli, sancağı belli, menheci belli bir grup oldu mu bunu istemezler. Çünkü kalan gruplar kullanılmaya müsaittir. Mesela ben şimdi size bir soru soracağım kardeşlerim, yarın Batı’yla masaya oturdular, sorunu çözecekler. Allah için Suriye sorununu kime göre çözecekler? Her biri farklı adamlar, dünya görüşleri başka başka. Her birinin Suriye’ye dair beklentileri başka başka. Batı bunu bildiği için İslam Cephesi’ni istiyor. Ama IŞİD’i karşısına alsa bir tane emir var, bir kişi konuşacak. Bütün cemaatin ne istediğini belirleyecek olan bir tane insan var. Ondan dolayı Batı böyle bir şey istemiyor. Ve bu akideye sahip olan insanların, iki şeyi kabul etmeyeceklerini çok iyi biliyorlar. Bir, Batı’yla masaya oturup Müslümanların sorunlarını konuşmak. İki, demokratik bir geçiş sürecini kabul etmek. Suriye’de mesele şu an bu ikisidir.”

“Bütün Müslümanların desteğini vermesi gerekir”

Cemaatine hitap ederek, “IŞİD bizim Müslüman kardeşimizdir” diyor Ebu Hanzala. Bütün Müslümanların IŞİD’e destek vermesi gerektiğini söyleyerek taraflarının net bir şekilde belli olması gerektiğini vurgulamaya devam ediyor:

“Birçok Müslümanın belki IŞİD ile uzaktan yakından alakası yoktur. Fakat onlar bizim Müslüman kardeşlerimizdir. Ve onlara yönelik yapılmış her türlü saldırıyı biz kendimize yönelik yapılmış kabul ederiz. Ve biliriz ki tekfircilik, haricilik vesaire, bu tip söylemler aslında akidenin hedef alındığı söylemlerdir. Bütün Müslümanların desteğini vermesi gerekir. Böyle bir durumda karşı tarafa yardım edenler varsa yardımlarını kesmeleri gerekir. Karşı tarafa giden insanları görenlerin engel olması gerekir. Bu durumda tarafımızı net bir şekilde belli etmemiz lazım.”

“Onların kadınlarının esir alınmasını benim karımın esir alınması olarak görüyorum”

Videonun sonunda kendini örnek vererek, “Ben dualarımla desteklerimle kardeşlerimin yanındayım” diyen Ebu Hanzala, IŞİD için cemaatinin diğer üyelerinin de desteğini istiyor.

Ebu Hanzala, videoyu IŞİD’e dua ederek sonlandırıyor: 

“Ben, önce Allah’ı şahit tutarak sonra bütün Müslümanları şahit tutarak, sonra da tarihi şahit tutarak diyorum ki, ben inanıyorum ki bu savaş akide savaşıdır. Ben inşallah o kardeşlerimin yanındayım. Dualarımla, desteklerimle o kardeşlerimin yanındayım. Kim o kardeşlerimize saldırı yapmışsa bunun bana yapılması, onların kadınlarının esir alınmasını benim karımın esir alınması, çocuklarının öldürülmesini benim çocuklarımın öldürülmesi olarak kabul ediyorum. Bu mesele akide meselesidir. Her birimiz kardeşlerim, bu konuda tarafımızı belli etmemiz lazım. Bizden dua bekleyen, bizden yardım bekleyen kardeşlerimize de yardımımızı net bir şekilde bildirmemiz lazım. Rabbimden, bu zındıkların kurmuş olduğu tuzakların boyunlarına geçmesini, karşılarında boğulan Müslüman kardeşlerimizin ayaklarını sabit kılmasını, cihat adına mücadele eden kardeşlerimizin çalışmalarını şeriat devleti olarak bize göstermesini niyaz ediyorum. Amin.”

* Haberde söz konusu olan video Medyascope’un YouTube hesabında paylaşıldı ancak Tevhid ve Sünnet Cemaati’nin telif şikayeti sonrasında video yayından kaldırıldı.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope'a destek olun.

Sizleri iyi ve özgür gazeteciliğe destek olmaya çağırıyoruz.

Medyascope sizlerin sayesinde bağımsızlığını koruyor, sizlerin desteğiyle 50’den fazla çalışanı ile, Türkiye ve dünyada olup bitenleri sizlere aktarabiliyor. 

Bilgiye erişim ücretsiz olmalı. Bilgiye erişim eşit olmalı. Haberlerimiz herkese ulaşmalı. Bu yüzden bugün, Medyascope’a destek olmak için doğru zaman. İster az ister çok, her katkınız bizim için çok değerli. Bize destek olun, sizinle güçlenelim.

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus