Formula E: Gelecek ve iklim bilinci

Elektrikli araçların hayatımıza girmesiyle, araçlardaki karbon salımı da azalmaya başladı. Peki ya spordaki karşılığı? Formula 1’e rakip olan Formula E’nin gelecek ve iklim bilincini Medyascope Spor Servisi‘nden Muhammed Kaya yazdı.

Formula E: Gelecek ve iklim bilinci

Sekizinci sezonu devam eden Formula E artık kendini iyiden iyiye ispat etti. Geçen sezon Monako’da yapılan E-Prix ile de adeta gövde gösterisi yaptı. Peki, nedir bu elektrikli yarış arabalarının alametifarikası?  

Serinin açılış sezonundan (2014) bu yana, Formula E’nin kafaları karıştırdığını söylemek doğru olacaktır. Yıllardır motor sporlarının tutkunu olanlar aslında uzunca bir süre benimsenmedi bu etkinliği ancak daha sonra sürdürülebilir bir yaşam için elektrikli araçların savaştığı bu sporda en ön safta buldular kendilerini.

Ses, güç ve hız gibi temel unsurlarda daha düşük kalan bir seri Formula E. Aslında motor sporlarındaki çeşitlilik bizi bir favori belirlemeye itiyor. Sonuç olarak bu çeşitlilikte Formula E’ye kapıyı tamamen kapatmak büyük bir hata.

Yarış dünyası değiştikçe, yeşil ve mavi gezegenimizin iklimi giderek daha fazla tehdit altına giriyor, Formula E zamanınızı ayıracağınız kısımdan daha fazlasına değecektir.

Arka plandaki niyet ne olursa olsun, doğa için buna kulak verin. 

Yarış serilerinin geleceği

Eğer “Para dünyayı döndürür” diyorsanız, motor sporlarında bunu yüz ile çarpabilirsiniz. Araç geliştirmekten, araçları taşıyan kamyonlara, pilotunuz maaşına ve yıldız pilotlarınızın yarış öncesi dinlenirken odada ihtiyaç duyduğu su şişelerine kadar her şeyin bir bedeli var.

2008 Dünya Ekonomik Krizi’nin finansal sonuçları bazı büyük markaları olumsuz etkilediğinden, otomotiv markaları o günden bu yana harcamalarını daha dikkatli ve daha fazla elekten geçirerek yapıyor; hele bir de üzerine koronavirüs salgını eklenince elek iyice daraldı.

Ne yazık ki ekonomik olarak ipler sıkıldığında, ilk kısılacak operasyon alanı motor sporları oluyor. Formula 1’den Honda’nın, Aralık 2008’de; BMW ile Toyota’nın da seriden bir yıl sonra çekildiğini hatırlayın. Bu olay tabii ki o dönem yalnızca Formula 1’in sorunu değil motor sporlarına ilgi duyan izleyicilerin ve markaların da sorunu idi. 

Ford, 2019’dan sonra son derece başarılı olduğu GTE serisine devam etmek istemedi ve son zamanlarda Porsche, koronavirüs kaynaklı ekonomik koşullar nedeniyle IMSA girişimini kısmaya başladı.

Bununla birlikte, motor sporlarında bulunmak ve ses getirmek otomotiv satışlarıyla da doğrudan ilgilidir. Sporun en üst seviyelerinin bazılarında rekabet etmek caziptir ancak yol otomobilleri teknolojisi üzerinde doğrudan bir etkisi olmazsa veya müşteri yaratmazsa otomobil markalarının buralarda yarışmasının elle tutulur bir sebebi de olmaz.

Yarış serilerinin patronları da bunları biliyor. WECin hibrit yol teknolojisi üzerindeki çalışmaları otomotiv pazarında çoğalmaya devam ederken; Formula 1‘de 2014’ten beri günden güne geliştirdiği turbo-hibrit güç ünitelerine ev sahipliği yapıyor. NASCAR bile çevreye duyarlı ve yakıt açısından verimli bir güç ünitesi için V8 motorları hurdaya çıkarmayı düşünüyor.

Buna karşılık Formula E aynı zamanda, bazılarının halihazırda bulunduğu dünyanın önde gelen elektrikli otomobil üreticilerini bekleyen bir Ar-Ge merkezi. Bir Formula E programı içine dâhil olmanın meyveleri önümüzdeki yıllarda elektrikli otomobiller arttıkça ve dünyaya yayıldıkça toplanacak. Diğer markaların katılma isteği de artmaya devam edecek.

Çok yakında kullanacağımız e-nesil yol araçlarındaki teknoloji, doğrudan doğruya Formula E’nin test platformundan gelecek ve bu durum, halihazırda markaların devam eden maliyet-fayda analizlerini finansal olarak yarışlar sırasında analiz ettiği için seriyi çok değerli bir yatırım haline getiriyor.

Küresel ölçekte iklim değişikliği bilinci

Küçük yeşil ve mavi gezegenimizin insan davranışlarının bir sonucu olarak neredeyse kaçınılmaz iklim çıkmazına uğradığını söylemeye gerek yok. Ocak 2020’de Avustralya’daki orman yangınları da bu iklim değişikliğinin çarpıcı bir sonucu. Belki bu yaz Türkiye’de yaşanan yangınların nedeni de aynıdır. 

Bu sürecin nedenlerinin ön saflarında da uzun zamandır fosil yakıtlara olan sarsılmaz bağlılığımız var, enerji taleplerimiz bu şekilde devam ederse ve biz de fosil yakıt kullanmaya devam edersek dünyamızı kuru bir şekilde bulacağız günün birinde. Bu kadar basit aslında. Bir noktada bu yakıtlar tükenecek, ancak Formula E bir organizasyon olarak vermeye çalıştığı mesajda bizi birçok alternatifin var olduğuna ve bunları kullanmamız gerektiğine ikna etmeye çalışıyor.

2020 yılının Eylül ayında Formula E, ilk ve tek karbon-bağımsız yarış serisi olarak FIA tarafından Dünya Şampiyonası olarak tanınmasını kutladı. Birleşmiş Milletler yönergelerini izleyen seri, dünya çapında yarıştığı süreçte her yarışta karbon emisyonlarını etkili bir şekilde azalttı ve dengeledi.

Şimdi pek çok kişinin umurunda olmasa da meselenin basit gerçeği şu, eğer böyle çabalar gösterilmezse işte o zaman motor sporları geri dönüşü olmayan iklim değişikliğine karşı mücadelede rolünü oynamadığı için uluslararası incelemeler ve cezalar ile karşı karşıya kalabilir özellikle de Formula 1.

Yarış dünyası Formula E’nin değerini, çevreye sahip çıkarken yarış hissini de kaybetmeme konusunda yol gösterici bir ışık olarak kabul etmezse, o zaman bütünüyle motor sporlarının geleceği tehlikeye girebilir.

Ve bu durum en korkunç senaryo olur, değil mi?

Formula E, aslında araçların fosil yakıtlara ihtiyacının olmadığı ve elektriğin gittikçe güçlendiğinin gözler önüne serildiği önemli bir mecra. Şimdi tüm bunlar hayali görünebilir ancak Formula 1, NASCAR ve diğer serileri kurtarabilecek tek şey Formula E’nin uyguladığı dönüşüm. Formula E, çığır açan yarış formatı ve elektrikli araç teknolojisi ile çevreye duyarlı bir yaşamın sadece basit bir öncüsü olduğunu vurguluyor.

Tüm süper kahraman filmlerini sıralamak istemiyorum ama Formula E sadece bir yarış şampiyonasıyla ilgili değil, dünyayı kurtarmakla ilgili fikri olan bir organizasyon.

Ar-Ge merkezi rolü

Bir motor sporları hayranı olmanın doğal bir parçası, belirli bir marka için yumuşak bir noktaya sahip olmaktır. Sevdiğimiz takımın yarış sonunda nerede olduğu ve hangi seride yer aldığı pek de önemli değildir aslında, her şartta her durumda kalpte büyük bir yer tutar.

Neredeyse sevdiğimiz tüm markaların Formula E’de bulunması önemli bir durumdur. Formula E’nin diğer yarış serilerinin çoğunda üstünlüğü elinde tuttuğu yer de burası. Büyük bir Ar-Ge merkezi konumunda olan bu seri tüm markalar için cezbedici durumda.

Mercedes ve Porsche’nin 2019/20 sezonu için katılmasıyla, Formula E listesinde dünyanın en büyük yedi otomobil markası yer alırken, iki elektrikli araç üreticisi de fabrika destekli ekiplere sahip durumda. McLaren de yakın zamanda bu seride yerini alacak.

Bu, araç satın alabileceğiniz sistem üreticilerindeki 12 ekipten dokuzu yapar. Karşılaştırma için söylemek gerekirse MotoGP‘de altıFormula 1‘de yalnızca beş (Honda’nın motor katılımını dahil ederseniz altı), NASCAR‘da üç ve VASC‘de iki tane var.

Yarış dünyasının başka hiçbir yerinde Porsche, Audi, BMW ve Jaguar gibilerinin tam donanımlı fabrika ekipleriyle kafa kafaya geldiğini göremezsiniz. Yarış dünyasının başka hiçbir yerinde bu düzeyde bir marka rekabeti elde edemezsiniz.

Kendinize bir yarış tutkunu diyorsanız eğer her türlü otomobil yarışında kesinlikle keyif alabilirsiniz. İster sert bir Formula 1 hayranı olun, ister bir WEC tutkunu olun, hepimiz daha önce hiç izlemediğimiz bu seriyi açabilir ve keyfini çıkarabiliriz. Yarış izlemekten hoşlanıyorsanız, Formula E’nin sizi diğer pist yarışlarına çeken sebepleri karşılamaması için hiçbir neden yoktur. Sesi dışında.

Le Mans’tan Formula 1’e geçmiş yılların rekabetleri, en yeni ve en gelişmiş uluslararası yarış sahnesinde yeniden canlanıyor aslında. Herkes için bir ekip var ve yakın gelecekte daha fazla markanın pistlerde bulunmayı seçmesi ile bu sayı da artacaktır.

Önceki iki noktanın etkileri (yarış dünyası üzerindeki finansal baskılar ve iklim durumları) büyümeye devam ederken; Formula E, markaların motor sporları alanına girmesi için birincil ve cezbedici fırsat olarak çok daha fazla öne çıkıyor.

Bu nedenle, favori markanız henüz Formula E’de değilse endişelenmeyin, markanız yakında orada olacaktır.

Yeni nesil Formula E için yararlı bilgiler

Geçen haftalarda, 2022-23 sezonunda kullanılacak yeni nesil (3.) araçlarını da tanıttı. Formula E’nin yeni nesil aracı 322 km/s azami hıza çıkabilecek. Bunun için de aracın arka aksında yüzde 95 civarında güç verimliliği sunan ve 350 kW (476 PS) güç üreten yeni bir elektrik motoru kullanılacak. Bunun yanı sıra, ön aksında da elektrik motoru bulunan ilk Formula E aracı olarak da gelecek sezon sahne alacak. Bu da aracın toplam geri kazanım yeteneğini 600 kW’a çıkarıyor. Ayrıca, yarış esnasında ekstra enerji gereksinimi için 600 kW ultra hızlı şarj yeteneği de listede. Üstelik yarış heyecanının artması için pit-stopların gelmesi de konuşuluyor.

1. Nesil2. Nesil3. Nesil
Uzunluk5320mm5160mm5016.2mm
Yükseklik1050mm1050mm1023.4mm
Genişlik1780mm1770mm1700mm
Aks Mesafesi3100mm3100mm2970.5mm
Ağırlık920kg900kg840kg
Maksimum Güç200 kW250 kW350 kW
Maksimum Geri Kazanım100 kW250 kW600 kW
Azami hız225km/s280km/s322km/s
Güç aktarmaArkaArkaÖn ve arka
LastiklerMichelinMichelinHankook

Yazan: Muhammed Kaya

Editör: Doğa Üründül

Medyascope'a destek olun.

Sizleri iyi ve özgür gazeteciliğe destek olmaya çağırıyoruz.

Medyascope sizlerin sayesinde bağımsızlığını koruyor, sizlerin desteğiyle 50’den fazla çalışanı ile, Türkiye ve dünyada olup bitenleri sizlere aktarabiliyor. 

Bilgiye erişim ücretsiz olmalı. Bilgiye erişim eşit olmalı. Haberlerimiz herkese ulaşmalı. Bu yüzden bugün, Medyascope’a destek olmak için doğru zaman. İster az ister çok, her katkınız bizim için çok değerli. Bize destek olun, sizinle güçlenelim.

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus