Işın Eliçin yazdı: Sri Lanka – Bir ülkeyi aile şirketi gibi yönetmek

17 yıllık iktidar devrildi. Başkan Rajapaksa kaçtı. Ancak yakıcı sorunlar devam ediyor…

“Bizim sorunumuz, insanların yoksulluk, açlık, ahmaklık karşısında, savaş ve zorbalık karşısında itaat ediyor olması… hapishaneler küçük hırsızlıklar yapanlarla doluyken … ve büyük hırsızlar ülkeyi yönetirken, insanların itaatkâr olması… Bizim sorunumuz bu…” (Howard Zinn)

Derin bir ekonomik krizle sarsılan Sri Lanka’da, üç yıl önce ilk turda yüzde 52 oy oranı (7 milyon oy) ile seçilen devlet başkanı Gotobaya Rajapaksa, üç ay süren sivil itaatsizlik eylemleri, grev ve protestoların sonunda 13 Temmuz’da devrildi. Rajapaksa, Sri Lanka’yı “devlet başkanlığı hükümet sistemi” sayesinde tam bir aile şirketi gibi yönetmeye kalkmıştı; kelimenin tam anlamıyla “batırdıktan” sonra Singapur’a kaçtı.
Devlet başkanının yürütmenin başı olduğu ülkede bu defa Gotobaya’nın yerine gelecek yeni “CEO”yu parlamento seçti: Ranil Wickremensinghe. Ancak 73 yaşındaki yeni devlet başkanı, halkın oldum olası sevmediği, Rajapaksalar’ın kurduğu ahbap-çavuş düzeninden ziyadesiyle nemalanmış, “aynı tas aynı hamam” bir siyasetçi.

Wickremensinghe, ülke yönetiminde doğrudan ve dolaylı etkili olarak zenginleşmiş bir ailenin ferdi olarak parlamentoya girdiği 1977’den bu yana, üçü son 15 yılda, Rajapaksalar’ın iktidarında olmak üzere toplam beş defa başbakanlık yapmıştı. Üstelik hepsinde de görev süresini tamamlayamadan yolsuzluk suçlamaları ve protestolar eşliğinde istifa etmek zorunda kalmıştı. Kendisinin altıncı başbakanlığı ise Rajapaksa kaçmadan hemen önceydi. Oysa Wickremensinghe, son seçimde yeterli oy alamadığı için milletvekili bile değildi! Sri Lanka’nın isyana durmuş halkı 9 Temmuz’da Rajapaksa’yı koltuğundan indirmek üzere başkanlık sarayına yürürken Wickremensinghe’nin makamına da uğramış, onun da istifasını istemişti. 

Kifayetsizliğini kurnazlığı ile örttüğü için “tilki” lakabıyla anılan Wickremensinghe, başkan olur olmaz iktidarını sağlama almak üzere protestoları bastırmaya girişti. Cuma sabahı güvenlik güçleri başkanlık sarayı önüne kamp kurmuş grupları dağıttı, çok sayıda kişiyi gözaltına aldı. 

Wickremensinghe’nin ekonomik sorunların çözümüne odaklanarak halkı yatıştırmak yerine, bastırmaya yönelmesinin en önemli sebebi, protestocuların sadece ekonomiyle ilgili değil siyasi taleplerinin de olması. Sivil toplum örgütleri, sendikalar, barolar ve üniversite öğrencileri yeni bir anayasa yapılmasını ve mevcut başkanlık sisteminin yerine “güçlendirilmiş” bir parlamenter sisteme geçilmesini istiyor. Sri Lankalı siyaset bilimci Emeritus Profesör Jayadeva Uyangoda’ya kulak verelim:

“Mevcut sistem dağılıyor. Yeni bir sistem, yeni bir anayasa gerekiyor. Bu anayasanın Sri Lanka’ya parlamenter demokrasiyi geri getirmesi gerekiyor; ancak eski tip parlamenter demokrasiye dönüş olmamalı, çünkü halkın demokratik talepleri son birkaç yılda değişti. Gücün istismar edilmesini engelleyecek denge ve denetleme mekanizmaları istiyorlar. Yönetenlerin hesap verebilir olmasını ve halk tarafından seçilenlerin halk tarafından görevden alınmasını sağlayacak bir sistem istiyorlar. İnsan haklarının, siyasi hakların ihlal edilmediği, yolsuz yöneticilerin cezalandırıldığı bir sistem”.

Uyangonda, halkla siyasi partiler arasında çok ciddi bir güven açığı olduğuna da dikkati çekiyor: 

“Siyasi partiler halkın değişim taleplerine cevaben kendilerini reforme etmedikçe, halkın güvenini ve meşruiyetini yeniden tesis etmeleri çok zor olacaktır. Fakat böyle bir irade ve anlayışa sahip değiller… Halk ise krizin ciddiyetini anlıyor -ekonomik kriz, siyasi kriz ve sosyal kriz. Siyasi yolun hiçbir çözüm getirmediğini de biliyorlar. Bu yüzden siyaseti kendi ellerine almaya karar verdiler”.

Peki ya bundan sonra? Uyangonda “mücadeleye devam” diyor:

“Bu şekilde baskıyı sürdürmek zorundayız. Yoksa Meclis hiçbir zaman insanların istek ve arzularına cevap veremez. Bana göre barış ve istikrar bir nebze olsun yeniden sağlansa bile, halkın protesto hareketi Sri Lanka siyasetinin kalıcı bir özelliği olmalıdır. Politikacıların olduğu kadar bürokratların da halka hesap vermesini sağlamanın tek yolu bu”.

Sri Lankalılar yoksulluk, açlık ve ahmaklığa direniş gösterdi. Yeni devlet başkanının “evlerinize dönün” çağrısına ve zorbalığına da direnebilecekler mi? Umut veren bir örnek var aslında. Şilililer çok uzun soluklu bir mücadelenin sonunda yeni bir anayasa yapıp, hep beraber buluştukları yeni gelecek tahayyülünü hayata geçirecek bir lider seçmeyi başardılar. Sri Lanka ise yolun henüz çok başında. 

İflas eden ülke

Hindistan’ın güneyinde bir ada ülkesi olan Sri Lanka, 1948’de İngiltere’den bağımsızlığını kazandı. 22 milyonluk nüfusu başlıca üç etnik gruptan oluşuyor:  Sinhala (%75), Tamil (%11), Moro (%9). Ülkede dört de temel dinî grup mevcut: Budistler (%70), Hindular (%12,5), Müslümanlar (%10) ve Hıristiyanlar (%7).

Ülkenin eski adıyla (Seylan) bilinen çayı meşhurdur, bilirsiniz. En kaliteli tarçının üretildiği cinnamomum zeylanicum ağacı da adanın yerli bitkilerinden. Nitekim Sri Lanka dünyanın en büyük tarçın ihracatçısı ve ayrıca karabiberden kakuleye, kişniş ve karanfilden vanilyaya türlü çeşit baharat üretiliyor. Adada mücevher yapımında kullanılan 20 çeşit kıymetli taş da çıkıyor. Kauçuk ve kauçuk ağacının özsuyundan üretilen latex ürünlerin ihracatında dünya sıralamasında 12 numara olan Sri Lanka’da en büyük ihracat geliri ise hazır giyim ve tekstilden elde ediliyor. En çok döviz girişi ise turizmden.

Ülkede siyasete yıllarca tek bir aile, Rajapaksalar yön verdi. Mahinda Rajapaksa, 2009’da ayrılıkçı Tamil Kaplanları’nın direnişini kanlı bir şekilde bastırınca, çoğunluktaki Sinhalalar için bir kahramana dönüştü. O dönemde savunma bakanı olan kardeşi Gotabaya, 2019’da devlet başkanı seçildikten sonra ülkeyi tam bir aile şirketi gibi yönetmeye başladı. Devlet Başkanlığı’nın yanı sıra Savunma Bakanlığı’nı da alan Gotabaya, küçük kardeşlerinden Rasil’e Maliye Bakanlığı’nı, ağabeyi Mahinda’ya Başbakanlık ve Din İşleri Bakanlığı’nı, büyük ağabeyi Chamal’a da Sulama Bakanlığı’nı verdi. Mahinda’nın oğullarından biri Başbakan’ın Özel Kalem’i olurken, diğeri Gençlik ve Spor Bakanlığı ile Teknoloji Bakanlığı’nı aldı. Chamal’ın oğlu da Tarım Bakanlığı’na yerleşti. Gotobaya giderek otokratikleşen yönetimi sırasında faiz oranları ve vergileri düşürdü. Mega projeler için çok sayıda yeni kredi aldı, bolca para bastı. Pandemi dönemi, her ikisi de büyük döviz kaynakları olan turizm ve ülke dışında çalışanların gönderdiği paralardan elde edilen gelirlerin akışını kesti. Döviz rezervleri tükenince ülke borçlarını ödeyemeyeceğini, yani iflasını ilan etti. 

Sri Lanka’nın 50 milyar dolardan fazla dış borcu var. En büyük pay, özel tahvil sahiplerine olan borç. Bunu Japonya, Çin ve Hindistan gibi kredi veren ülkeler izliyor. Yeni Devlet Başkanı Wickremesinghe, şimdi bir IMF kurtarma paketi ve borç indirimi elde etmek için reform yapmak durumunda. Ancak halkın güvenini kazanması zor.  

Medyascope'a destek olun.

Sizleri iyi ve özgür gazeteciliğe destek olmaya çağırıyoruz.

Medyascope sizlerin sayesinde bağımsızlığını koruyor, sizlerin desteğiyle 50’den fazla çalışanı ile, Türkiye ve dünyada olup bitenleri sizlere aktarabiliyor. 

Bilgiye erişim ücretsiz olmalı. Bilgiye erişim eşit olmalı. Haberlerimiz herkese ulaşmalı. Bu yüzden bugün, Medyascope’a destek olmak için doğru zaman. İster az ister çok, her katkınız bizim için çok değerli. Bize destek olun, sizinle güçlenelim.

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus