Işın Eliçin yazdı: Uygun adımlarla faşizme doğru giden dünya

İtalya’da hükümeti kurma görevi 21 Ekim’de İtalyan Biraderler (FdI) partisi lideri Giorgia Meloni’ye verildi. Meloni, FdI, Lig ve Haydi İtalya partilerinin kurduğu üçlü koalisyonun başbakanı olarak İtalya’ya hükmedecek. BBC her zamanki titizliği (sterilliği) ile Meloni ve partisine “faşist” yakıştırması yapmaktan imtina etmiş, “aşırı-sağcı” demiş. Ben kediye kedi demekten yanayım: Meloni’nin neden kavun* değil faşist olduğunu yazmıştım.

İsveç’te de faşizan bir parti -İsveç Demokratları- hükümete dışarıdan destek verir konuma yükseldi. Korkulan o ki, İsrail’de de 1 Kasım’da düzenlenecek seçimlerden bir başka faşist parti -Yahudi Gücü- ülkenin en büyük üçüncü partisi çıkacak. Örnekleri çoğaltabiliriz. Faşizm yükselişte. Neden? Siyaset bilimciler, yükselişte olanın adı faşizm mi değil mi tartışmasına devam ederken asıl neden sorusuna odaklanmalı kanımca. Nobel ödüllü Amerikalı yazar Toni Morrison’ın daha 1995’te Howard Üniversitesi’ndeki konuşmasında söylediklerine külliyen katılıyorum. İzah edeyim:

Faşizm bizlere genellikle sanki salt Nazi Almanya’sına özgüymüş gibi -kimi Yahudiler’in “Holokost”diyerek soykırımı sadece onların maruz kaldığı eşsiz bir tarihî olgu olarak kabul ettirmek istemesi gibi-, iki dünya savaşı arasındaki özel bir vakaymış gibi öğretiliyor çoğunlukla. İşte Morrison tam da bu öğretinin tehlikesine karşı uyarıyor bizi, uyanık olmaya çağırıyor. Söz konusu konuşmasında Hitler’in “nihai çözüm” vaadini 10 adımda çözümleyerek faşizm heyulasının neden peşimizi bugün de bırakmadığını sade bir dille anlatıyor. Diyor ki, “Dikkati çekmeme izin buyurun; nihai çözümden önce, birinci, ikinci, üçüncü çözüm olması lazım. Nihai çözüm bir sıçrama değildir. Adım adım gelir”.

“Nihai çözüm”e giden yolda Morrison’un listelediği adımlara** bakalım:

  1. Hem dikkatleri çekmek hem de dağıtmak için bir iç düşman yaratın.
  2. Açıktan ya da üstü örtülü hakaretler ve sözlü sataşmalarla -türlü isimler takarak, yakıştırmalar yaparak- tecrit edip şeytanlaştırın. Bu düşmana karşı şahsi saldırıları meşrulaştırın.
  3. Şeytanlaştırma işine kârlı olduğu, güç sağladığı ve işe yaradığı için destek vermeye -“şeytanlaştırma” sürecini “gazlamaya”- gönüllü kaynaklar ve bilgi yayıcıları işe alın.
  4. Tüm sanat formlarını kafese alın: Gözden düşürme ve şeytanlaştırma sürecine direnen, süreci istikrarsızlaştıran/kafa tutan kim varsa gözlem altına alın, itibarsızlaştırın ya da kovun.
  5. Bu inşa edilmiş (yaratılmış) düşmanın tüm temsilci ve sempatizanlarını kötüleyin ve çökertin.
  6. Düşmanı akademik ve popüler mecralarda patolojik bir durum gibi gösterin; durumun patolojikliğini doğallaştırmak için ise örneğin bilimsel ırkçılığı ve ırksal üstünlük mitlerini yeniden dolaşıma sokun.
  7. Düşmanın içinden dışlama ve tecrit etme sürecini sterilize edebilecek ve bunu yapmaya istekli işbirlikçileri yanınıza çekin.
  8. Düşmanı kriminalize edin. Düşmanı (özellikle erkekleri ve kesinlikle çocuklarını) tecrit etmek üzere alanlar inşa etmek için gerekli altyapı ve bütçeyi hazırlayın.
  9. Anıtsallaştırılmış etkinlik ve eğlencelerle, küçük mutluluklar ve ufak baştan çıkarmalarla, TV’lerde birkaç dakika, basında birkaç satır, birkaç sahte-başarı hikayesi, güç ve nüfuz illüzyonu, biraz neşe, biraz tarz, çok az bedelle düşüncesizliği ve kayıtsızlığı (duyarsızlığı) ödüllendirin.
  10. Her ne pahasına olursa olsun suskunluğu/sessizliği sağlayın.

Morrison çok usta bir yazar ve her iyi hikaye anlatıcısı gibi, anlatısıyla içinde yaşadığımız koşulları, kendi kendimizi sorgulamayı öneriyor. 27 sene önce, bu konuşmayı yaptığı günden bugüne faşizmin adım adım ilerleyişini inkar etmek mümkün mü? Sizce kaç adım kaldı faşistlerin iktidarına? Morrison konuşmasının ilerleyen bölümünde korkularımızın sterilize edildiği, yaratıcılığımızın sansürlendiği, fikirlerimizin “piyasalaştırıldığı”, haklarımızın satıldığı, zekamızın sloganlaştırıldığı, gücümüzün azaltıldığı, mahremiyetimizin ihaleye çıkarıldığı, özetle hayatlarımızın “piyasada pazarlanması”nın tamamladığı bir geleceğin kapıda olduğunu kaygıyla öngörmüş. Bugün, 2022’de, siyasi görüşümüz ne olursa olsun, Morrison’ın haksız çıktığını düşünebilir miyiz?

kalbinizi sevin! çünkü o bir ödüldür

“…hepimiz etten kemikten yapılma canlılarız; ağlayan, gülen canlılar, otların üzerinde, çıplak ayak dans eden bedenler. sevin onu. bedeninizi sevin. bütün yüreğinizle. dışarıda bedeninizi sevmeyenler var. ondan nefret ediyorlar. gözlerinizi sevmiyorlar; ilk fırsatta onları oymaya hazırlar. sırtınızdaki deriyi de sevmiyorlar. o deriyi yüzmeye hazırlar. ah, benim güzel insanlarım; onlar ellerinizi de sevmiyorlar. o elleri yalnızca kullanır, bağlar, zincire vurur, kesip atar, ya da boş bırakırlar. ellerinizi sevin! sevin. onları kaldırın ve öpün. bir elinizle öteki elinize dokunun, okşayın; ellerinizi yüzünüze sürtün, çünkü onlar yüzünüzü de sevmiyor. yüzünüzü siz seveceksiniz, siz! yo, ağzınızı da sevmiyorlar elbette. orada, dışarıda, ağzınızın yarıldığını görmek, onu bir daha yarmak isteyenler var. o ağızdan çıkan hiçbir şeyi önemsemeyecekler. o ağızdan fırlayan çığlığı duymayacaklar. bedeninizi beslemek için o ağza sokacağınız her lokmayı çekip alacak, size kendi artıklarını verecekler. hayır, ağzınızı sevmiyorlar. onu siz sevmek zorundasınız. işte burada, böyle bir bedenden söz ediyorum. sevilmesi gereken bir bedenden. dinlenmeye, dans etmeye gereksinen ayaklar; dayanağa gereksinen sırtlar; kollara, güçlü kollara gereksinen omuzlar. ey halkım; dinle beni. onlar demirsiz, urgansız ve dik boynunuzu da sevmiyorlar. öyleyse, sevin boynunuzu; ona dokunun, onu süsleyin, okşayın ve dik tutun. ilk fırsatta, domuzların önüne atmaya hazır oldukları iç organlarınıza gelince; onları sevmek zorundasınız. o kara, kapkara ciğeri sevin… sevin onu. ve yüreği, o çarpan yüreği büyük bir aşkla sevin! gözlerden, ayaklardan da çok. özgür havayı içine çekmesi gereken ciğerlerden de çok. yaşam taşıyan rahminizden, yaşam veren özel organlarınızdan da çok. beni dinleyin: kalbinizi sevin! çünkü o bir ödüldür.” (Toni Morrison’un Türkçeye de çevrilmiş Sevilen adlı romanından)

**Morrison’ın 10 adımda faşizm lstesinin maddenin çevirisini, Türkiye’nin en iyi çevirmeni dostum Duygu Akın sayesinde yaptım. 6. maddeyi tümüyle çevirerek, diğer maddelerin hepsinde benimkine yaptığı düzeltmeleriyle, size ulaşan metne katkı yaptı. Teşekkür ederim canım arkadaşım.  

* “Meloni”, İtalyanca’da kavun ve argoda da meme anlamına geliyor. İtalya’nın yeni başbakanı, soyadının anlamını kullanarak cinsiyetçi espriler yapmaktan imtina etmeyen bir kadın:

Medyascope'a destek olun.

Sizleri iyi ve özgür gazeteciliğe destek olmaya çağırıyoruz.

Medyascope sizlerin sayesinde bağımsızlığını koruyor, sizlerin desteğiyle 50’den fazla çalışanı ile, Türkiye ve dünyada olup bitenleri sizlere aktarabiliyor. 

Bilgiye erişim ücretsiz olmalı. Bilgiye erişim eşit olmalı. Haberlerimiz herkese ulaşmalı. Bu yüzden bugün, Medyascope’a destek olmak için doğru zaman. İster az ister çok, her katkınız bizim için çok değerli. Bize destek olun, sizinle güçlenelim.

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus