Onur Yaser Can’ın intiharından 12 yıl sonra şüpheli polislere ve bilirkişiye dava açıldı – Ezgi Sevgi Can: “İddianame eksik, işkenceden bahsedilmiyor”

Gözaltında kötü muamele ve çıplak aramaya maruz bırakılmasının üzerine 2010’da intihar eden Onur Yaser Can’la ilgili savcılık iddianamesi tamamlandı. Dört polise “kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği, resmi belgeyi bozma, yok etme veya gizleme”, bir bilirkişiye de “gerçeğe aykırı bilirkişilik veya tercümanlık yapma, kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği, resmi belgeyi bozma, yok etme veya gizleme” suçlarından dava açıldı. İlk duruşma, 30 Eylül Cuma günü görülecek. Onur Yaser Can’ın kız kardeşi Ezgi Sevgi Can ile dava sürecini ve yaşananları konuştuk. 

En başından beri sanıkların işkence suçundan yargılanmasını istediklerini söyleyen Onur Yaser Can’ın kız kardeşi Ezgi Sevgi Can, işkence ile ilgili suç duyurularına takipsizlik kararı verildiğini ve bu kararlara itirazlarının reddedildiğini söyledi. Bunca yıldır sadece iki polis hakkında evrakta sahtecilik suçundan yargılama yapıldığını hatırlatan Can, “2019’da babamı kaybettikten bir hafta sonraki duruşmada bu iki polis altışar yıl ceza aldılar. Bu kararda aynı zamanda şöyle bir ara karar vardı: Evrakta sahtecilik suçunda kastı ve kusuru bulunan diğer tüm polislerin, delil imhasında bulunan bilirkişinin hakkında suç duyurusunda bulunulmasına karar verildi” dedi. 

“İddianame eksik, işkenceden bahsedilmiyor”

Babasını kaybettikten sonra tek başına kaldığını anlatan Can, bu mücadeleyi sürdürmeye karar verdiğini ve avukatıyla birlikte süreci takibe aldıklarını belirtti. Yıllardır, “Ceza verilen bu iki polise emir veren amirlerini ve suça iştirak eden diğer polisleri de yargılamaya dahil edin” diye direttiklerini dile getiren Can, iddianamenin eksik olduğunu söyledi ve şöyle devam etti: “İddianame işkenceden bahsetmiyor, bu kadar geç olmasına rağmen, annem ve babam da bu aşamayı göremediler ama yine de bir kazanım Türkiye şartlarında. Ben elimden gelen her şeyi yapacağım. Bu davanın bir işkence davası olduğunu her yerde duyuracağım. Mahkemenin de bu yönde bir yargılama yapması için elimden geleni yapacağım.”

Üç polisin görevlerine devam ettiğini belirten Can, “Cezasızlığın şu an bizi soktuğu durum bu. İşkenceci polisler maalesef hâlâ görevdeler. Bu polisler, kurtulduklarını düşündükleri olayla tekrar yüzleşmek zorunda kalacaklar” diye konuştu.  

 

“Öfkem çok yoğun şekilde devam ediyor”

Şüpheli polis memurlarından O.Ü., “Bahse konu olayın üzerinden yaklaşık 12 yıl geçtiği için zamanaşımı süresinin göz önünde bulundurularak, haksız ve hukuksuz yere hakkımda açılan soruşturmaların artık son bulmasını talep ediyorum. Çünkü hakkımda açılan soruşturmalar mesleki olarak yükselmem için açılan sınavlara giremememe, bu sebeple hak kaybına uğramama sebep olmaktadır. İzah ettiğim tüm kararlar ve daha önce vermiş olduğum ifadem dosya içerisinde mevcut olup müştekilerin hakkımda iddia ettiği suçlamaları kabul etmiyorum” diye ifade vermişti.

Ezgi Sevgi Can, O.Ü.’nün “Hakkımda açılan soruşturmalar mesleki olarak yükselmem için açılan sınavlara giremememe, bu sebeple hak kaybına uğramama sebep oluyor” sözlerine şöyle tepki gösterdi: “Bir aile yok olmuş hâlâ bunu söyleyebiliyorlar. Bu vicdansızlık, bu hukuksuzluk, cezasızlığın verdiği bir şeydir. Bu cümleleri kurma cüretini gösterebiliyorlar. Bir yandan da öfkem çok yoğun bir şekilde devam ediyor.”  

Ezgi Sevgi Can son olarak kamuoyuna şöyle seslendi: “Herkesi bu davayı takibe çağırıyorum. Bu binlerce davadan biri, maalesef polis şiddetiyle ilgili aynı hikaye tekrarlanıp duruyor. Bu davayı takip etmenizi rica ediyorum.”

Ne olmuştu?

ODTÜ Mimarlık Fakültesi mezunu Onur Yaser Can, 2010 yılının haziran ayında İstanbul-Harbiye’de esrar satın aldığı iddiasıyla gözaltına alındı. 28 yaşındaki genç mimar, nöbetçi savcının talimatıyla ifadesi alındıktan sonra serbest bırakıldı. İki gün sonra tutanaklarda eksiklik olduğu gerekçesiyle tekrar karakola çağrıldı. Kötü muameleye maruz bırakılan Can, baskı altında tutanakları imzalamak zorunda kaldı. 23 Haziran’da bir kez daha karakola çağrılan Can, 23 Haziran 2010 tarihinde odasının penceresinden atlayarak intihar etti. Anne Hatice Can, oğlunun intiharından sonra kot pantolonun arka cebinde bir not buldu. Notta, “Narkotik Şube’de çırılçıplak soyulup yere çöktürülüp öksürtüldüm. Onurumla oynadılar. Korkuyordum” yazıyordu.

Oğulları Onur’un ölümünün ardından Can ailesi hukuk mücadelesi başlattı. İki polis memuru hakkında “resmi belgede sahtecilik” suçlamasıyla dava açıldı. Polisler dava sırasında çıplak aramayı itiraf etti ancak 2011 yılında polisler hakkında işkence ve kötü muameleyle ilgili kovuşturmaya yer olmadığına karar verildi.

İki polis, evrakta sahtecilik suçundan altı yıl beş ay hapis cezasına çarptırıldı. Anne Hatice Can, mahkemenin kararını Yargıtay’a taşıdı ama sürecin adaletsizliğine dayanamadı ve 2014 yılının Mart ayında yaşamına son verdi. Bu süreçte sağlığı bozulan baba Mevlüt Can da 2019’da hayatını kaybetti.

Medyascope'a destek olun.

Sizleri iyi ve özgür gazeteciliğe destek olmaya çağırıyoruz.

Medyascope sizlerin sayesinde bağımsızlığını koruyor, sizlerin desteğiyle 50’den fazla çalışanı ile, Türkiye ve dünyada olup bitenleri sizlere aktarabiliyor. 

Bilgiye erişim ücretsiz olmalı. Bilgiye erişim eşit olmalı. Haberlerimiz herkese ulaşmalı. Bu yüzden bugün, Medyascope’a destek olmak için doğru zaman. İster az ister çok, her katkınız bizim için çok değerli. Bize destek olun, sizinle güçlenelim.

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus