İnşaatlardan madenlere: İşçiler neden ölüyor?

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin (İSİG) 2022’nin ilk 10 ayını kapsayan “İş Cinayeti Raporu’na” göre en az bin 521 işçi, iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi. Türkiye’de her yıl 2 binin üzerinde işçi çalışırken ölüyor.

İş kazaları sonucunda işçi ölümleri rutin bir hale geldi. Günde ortalama beş işçi hayatını kaybediyor ancak işçi ölümleri kitlesel olduğunda kamuoyunun gündemine giriyor.

İSİG verilerine göre son 20 yılda en az 30 bin 224 işçi hayatını kaybetti. Bu rakam “Savaşta mıyız?” sorusunu aklımıza getiriyor. Türkiye’de bu kadar çok işçi çalışırken hayatını kaybetmesine rağmen, yargı ceza verme konusunda eksik kalıyor.

21 kişinin öldüğü patlamada hapis cezası çıkmadı

İstanbul Davutpaşa’daki bir kaçak maytap atölyesinde 31 Ocak 2008’de patlama meydana gelmiş, 20’si işçi 21 kişi hayatını kaybetmiş, 115 kişi yaralanmıştı. Katliam sonrası yapılan yargılamada sorumlular bir gün bile hapis cezası almamıştı.

Soma’daki cezalar

Cumhuriyet tarihinin en büyük işçi katliamı olan Soma maden faciasında 301 işçi ölmesine rağmen sorumlular düşük cezalar aldı. Soma Kömür İşletmeleri A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Can Gürkan ölen her işçi için sekiz gün (6,5 yıl) hapis yattı.

“Hakkımızı aramaya karar verdik, 15 yıldır da uğraşıyoruz”

İş cinayetlerinde hayatını kaybedenlerin yakınları bir yandan acılarını yaşarken bir yandan da sorumluların ceza alması için mücadele etmek zorunda kalıyor. Davutpaşa faciasında yaşamını yitiren Gülhan Çabuk’un eşi İdris Çabuk da 15 yıldır suçluların ceza alması için mücadele ediyor. Anneleri öldüğünde 3 yaşında olan çocukları ise bugün 18 yaşında.

Patlamayı kendisine gelen telefonla öğrendiğini söyleyen Çabuk, “Gündüz saat 09:45’te haber geldi. Ben saat 10:30’da eşimin çalıştığı işyerindeydim. Eşimi aramaya başladım. Ulaşamıyordum. Eşimi bir gün sonra adli tıpta buldum. Zor günlerdi. Travmalar atlattım” dedi.

O günden itibaren sorumluların cezalandırılması için çabaladığını anlatan Çabuk, “Hukuk çerçevesinde hakkımızı aramaya karar verdik o dönem. 15 yıldır da uğraşıyoruz” diye konuştu.

“Adalet saraylarda kalmasın”

Davutpaşa faciasında eşini kaybeden Fadime Taranoğlu da şunları söyledi: “Sabah ben bir telefonla uyandım. Bana denilen şey ‘İşyeriniz yarıyor’ oldu. Bizim işyerimiz vardı orada. Ne olduğunu bilmeden yola çıktık. İşyerine gittiğimizde zaten her yer kalabalık, toz duman içinde. Zaten binada hasarlı bir binaydı. Sürekli bir sallantı vardı. Eşimi bulamadım. Öğlen saatlerini geçiyordu eşimin öldüğünü öğrendiğimde. Hastaneye kaldırmışlar.”

15 yıldır adalet aradıklarını belirten Taranoğlu, “15 yıldır beklediğimiz sonucun hiçbirini alamadık. Adalet saraylarda kalmasın” dedi.

Fadime Taranoğlu

“Soma ailelerinin acısını Bartın faciası artırdı”

Avukat Berrin Demir, yıllardır iş cinayetlerinde yakınlarını kaybeden ailelere gönüllü avukatlık yapıyor. Demir, Soma Maden faciasında iki kuzenini kaybetti.

Bartın’daki maden faciasıyla Soma’da yakınlarını kaybedenlerin acılarının bir kez daha arttığını söyleyen Demir, “Soma’da hem aile olarak hem gönüllü avukat olarak bulundum. Patlamanın olduğu gün Soma’daki ailelerin birçoğu beni aradı ve hepsi çok kötü durumdalardı. Bütün acıları yeniden artmıştı. Zaten kendi acılarıyla yoğun bir şekilde uğraşıyorlar. Hâlâ acılarını hissederken 41 madencinin hayatını kaybettiği bu olay için perişan olmuşlar. Hastanelik olanlar var, bayılanlar var. O kadar kötü hissetmişler kendilerini. Tabii ben de kötü hissettim. Özellikle Sayıştay raporunun ortaya çıkmasından sonra bugün itibariyle de ön bilirkişi raporu çıkmış olması nedeniyle kötü hissettim” dedi.

“Soma’da bütün sorumlular caydırıcı ceza alsaydı, büyük bir olasılıkla Bartın olmayacaktı”

Soma faciasının göz göre göre geldiğini belirten Demir, şöyle devam etti: “İş cinayeti dediğiniz şey yüzde 98-99 olasılıkla öngörülebilir ve önlenebilir bir şey. Soma da öngörülebilir ve önlenebilir bir şeydi. Soma’yı da bile bile bu hale getirdiler ve sonuçta 301 insanımız hayatını kaybetti. Aynı şey Bartın için de geçerli. Bartın da aylardan beri bağırıyormuş. İşçiler de biliyormuş. Sayıştay raporları da ortada. Ve nitekim şimdi ön bilirkişi raporuyla da oradaki bütün riskler biliniyor. Her an bekleniyor ve beklenirken önlem alınmıyor ve sonuçta beklenen sonuç meydana geliyor ve 41 işçi hayatını kaybediyor.”

Cezasızlık politikasının sonucu olarak iş cinayetleri yaşandığını söyleyen Demir, “Soma’da bütün sorumluların tamamı caydırıcı ceza alabilmiş olsaydı, 301 insanın hayatını kaybetmesinin sonucu ağır cezalar almış olsalardı kamu görevlileri de dahil büyük bir olasılıkla Bartın olmayacaktı” diye konuştu.

Berrin Demir

2022’nin ilk 10 ayında 300 inşaat işçisi öldü

İşçi Sağşığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisi’nin verilerine göre 2022’nin ilk 10 ayında 300 inşaat işçisi öldü. Ölümlü iş kazaları en çok inşaat işkolunda meydana geldi.

Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu’na (DİSK) bağlı Devrimci Yapı, Yol ve İnşaat İşçileri Sendikası (Dev Yapı-İş) Genel Başkanı Özgür Karabulut inşaatlarda yaşanan işçi ölümleri için “Kaza, kader değil, tam bir cinayettir” dedi.

“Neredeyse yüzde yüzü önlenebilir olaylar”

Bir olayın kaza olabilmesi için engellenemeyen bir şey olması gerektiğini belirten Karabulut, “İnşaatlarda işçilerin, ailelerinden, çocuklarından, geleceklerinden koparılmasını, yaşamlarını yitirmesini iş cinayeti olarak tanımlıyoruz. Çünkü neredeyse yüzde yüzü önlenebilir olaylar. Bazen 20 santimlik bir tahtanın olmaması, iki metrelik halatın verilmemesi, 5 liralık baretin işçiye maliyet gözüyle görüldüğü için verilmemesi iş cinayetlerine yol açıyor” diye konuştu.

“Üzüntüden daha fazla öfke duyuyoruz”

Her gün iş cinayetleri yaşandığını belirten Karabulut, “Toplumun duyarlılığı Bartın gibi 41 tane arkadaşımız yaşamını yitirdiğinde artıyor. Alınmayan önlemleri, denetimsizliği, devletin patronlara kol kanat gerdiğini, iş cinayetinde sorumlu olanlara bir cezasızlık zırhıyla koruduğunu görüp eleştiriyoruz ama öncesinde her gün en az üç işçi önlenebilir nedenlerle iş cinayetlerine kurban gidiyor. Yılda 2 bin insanımızı, genç insanımızı kaybediyoruz. Üzüntü duyuyoruz. Üzüntüden daha fazla öfke duyuyoruz” diye ekledi.

“Bartın’da sarı bir sendika var”

Bartın’da örgütlü olan sendikaya da değinen Karabulut, şunları söyledi: “Bartın’da sarı bir sendika var. Orada örgütlü. Neredeyse devletle aynı açıklamaları yaptı. ‘Kontrol ediliyordu, denetim vardı. İşte burada bir ihmal söz konusu değil’ diyor. Bir sendika açısından utanç verici bir durum.”

Medyascope'a destek olun.

Sizleri iyi ve özgür gazeteciliğe destek olmaya çağırıyoruz.

Medyascope sizlerin sayesinde bağımsızlığını koruyor, sizlerin desteğiyle 50’den fazla çalışanı ile, Türkiye ve dünyada olup bitenleri sizlere aktarabiliyor. 

Bilgiye erişim ücretsiz olmalı. Bilgiye erişim eşit olmalı. Haberlerimiz herkese ulaşmalı. Bu yüzden bugün, Medyascope’a destek olmak için doğru zaman. İster az ister çok, her katkınız bizim için çok değerli. Bize destek olun, sizinle güçlenelim.

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus