BAYETAV’ın Güz 2025 raporuna göre İzmir, uluslararası kriterlere göre tam olarak kadın dostu bir kent olmasa da, Türkiye’deki diğer kentlere kıyasla daha ileride. Rapora göre kadınların en çok karşılaştığı zorluk, ekonomik fırsatlardan eşit olarak yararlanamamak. Sevda Alankuş ve Sevgi Artuç Kutlu raporu Medyascope’a anlattı.
Bir Arada Yaşarız Eğitim ve Toplumsal Araştırmalar Vakfı (BAYETAV) İzmir Barometresi 2025 Güz raporunu açıkladı. Bu raporda İzmir’e dair çok çarpıcı bulgular var. İzmir’deki yaşam durumu, güncel siyasi eğilimler, İzmir’in gündemi, ekonomi, çözüm süreci gibi konular ayrıntılı bir şekilde masaya yatırıldı. Raporda “İzmir’de kadın olmak” başlığı da vardı. Yaşar Üniversitesi’nden Sevda Alankuş ve BAYETAV’dan Sevgi Artuç Kutlu araştırmayı değerlendirdi.
“Kadınlar kendilerini özgür hissediyor”
Sevda Alankuş, İzmir’in uluslararası kriterlere göre tam olarak kadın dostu bir kent olmasa da, Türkiye’deki diğer kentlere kıyasla daha ileride olduğunu söyledi.
Alankuş, kadınların kamusal alanda özgür hissettiğini söyledi, “Kılık kıyafet açısından, kamusal alanda katılım açısından kadınlar kendilerini özgür hissediyor. İzmir, kadın dostu kent olmaya yakın. Ancak kadın ve erkeklerin İzmir’e dair değerlendirmeleri arasında %10-15’lik bir fark var; kadınlar sorunların ‘gerçek yüzünü’ görme konusunda daha başarılı, eşitsizlikleri daha derinden deneyimliyorlar” dedi.
“Her iki kadından biri kamusal yaşamda şiddete ya da tacize maruz kalıyor”
Kadınların ekonomik anlamda da zorluk çektiğini ifade eden Alankuş, “İş bulma koşulları açısından erkeklere göre daha az fırsata sahipler. Hizmet sektöründe taciz endişeleri yaygın. Kadınlar erkeklere göre daha az birikim yapabiliyor ve geleceğe daha az umutla bakıyorlar. Sağlıklı gıdaya erişim konusunda daha fazla endişe taşıyorlar” diye konuştu.
Sevgi Artuç Kutlu ise şunları söyledi:
“Şimdi kadınların aslında şiddete maruz kalma deneyimleri, daha doğrusu bir şiddet öyküsünün bulunması Türkiye verisinin çok gerisinde değil İzmir’de. Hatta çok da tutarlı bir şey sağlıyor. İzmir gerçekten çoğu anlamda kadın dostu bir kent olarak nitelendirilmeyi hak edebilecek göreli olarak. Fakat mesele şiddet, taciz gibi kadınların doğrudan maruz kaldıkları ve maalesef bugün bunları hem önleyici hem de yeteri kadar cezalandırıcı bir mekanizmanın varlığından bahsedemiyorken çok daha can alıcı bir noktaya geliyor aslında. Yani her iki kadından birinin kamusal yaşamda ya da özel yaşamda şiddete ya da tacize maruz kaldığını ifade etmesi aslında korkunç bir oran yani çok yüksek bir şeyden bahsediyoruz.”








