
Demokrasi Platformu, pazar günü “Bahar Toplantıları” kapsamında “Önce Siyaset Değişmeli” başlıklı, yoğun ilgi gören ilk toplantısını Ankara’da yaptı.
Toplantının açılış konuşmasını Anayasa Mahkemesi eski başkanı Haşim Kılıç yaptı.
Eski bir Anayasa Mahkemesi Başkanı’nın hukuksal, uzun süreli bakanlık yapmış eski siyasetçilerin de siyasal uyarılar yapması önemlidir.
Uyarıları duyacak, önemseyecek, iyi niyetle değerlendirecek bir sağduyu hâlâ var mı yoksa çoktan sizlere ömür mü oldu, onu bilmiyorum.
Örneklerine sürekli rastlıyorum, o nedenle soruyorum.
Basın Tarihi için 12 yıl öncesini taradığımda, 2014 Nisan ayındaki yoğun AYM tartışmalarıyla burun buruna geldim.
2014 yılında da Türkiye AYM kararlarını ve Twitter yasaklarını konuşuyormuş.
Geçen hafta da anımsattığım gibi Türkiye 31 Mart 2014’te yerel seçimlere gitti. AKP seçimden başarıyla çıktı.
Yerel seçim sırasında dönemin başbakanı, biraz da yolsuzluk iddialarının dolaşması nedeniyle sosyal medyaya tepkiliydi.
20 Mart 2014 tarihindeki Bursa Mitingi’nde “Twitter mivitır hepsinin kökünü kazıyacağız. Uluslararası camia şöyle der, böyle der, hiç beni ilgilendirmiyor. Türkiye Cumhuriyeti devletinin gücünü görecekler” dedi.
Ertesi gün ne oldu?
Ulaştırma Bakanlığı’na bağlı Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı (TİB) yerel mahkeme kararlarını gerekçe göstererek 21 Mart‘ta Twitter’a erişimi engelleme kararı aldı.
Twitter’ın yasaklaması yurt içinde de yurtdışında da büyük tepki çekti.
Örneğin ABD Dışişleri Bakanlığı yasağı, “21. Yüzyılda kitap yakmak” olarak değerlendirdi.
O zamanlar Trump yoktu… Barack Obama başkandı.
Muhalefet, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan‘ın “Twitter’ın kökünü kazıyacağız” açıklaması sonrasında bu yasaklama kararı alındığı için eleştiriyordu.
Hükümet kanadı ise mahkeme kararlarını uygulamadığı için Twitter’a erişimin engellendiğini savunuyordu.
Ankara İdare Mahkemesi, yasağın kalkması yönündeki başvurular üzerine TİB’in Twitter’a erişimi engelleme uygulamasını durdurdu.
TİB’in 26 Mart’ta alınan bu mahkeme kararını uygulamak için yasaya göre 30 günlük süresi ve karara itiraz hakkı bulunmaktaydı.
Bu arada İstanbul Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Yaman Akdeniz ve Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Kerem Altıparmak Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru yaparak Twitter yasağının durdurulmasını istedi.
Daha sonra aynı başvuru CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu tarafından da yapıldı.
Başvuruları ele alan Anayasa Mahkemesi, başvurucuların haklarının ihlal edildiğini, erişimin engellenmesinin ifade özgürlüğünün ihlali anlamına geldiğine oy birliği ile karar verdi.
Karar 2 Nisan günü kamuoyuna açıklandı.
Yüksek Mahkeme, hak ihlalinin giderilmesi ve gereğinin yapılması için kararı, TİB ile Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığına gönderdi.
Ve siyasal iktidar kıyameti kopardı
AYM kararını önce Başbakan Erdoğan salvo ateşine tuttu:
“Anayasa Mahkemesi’nin vermiş olduğu karara uymak durumundayız. Ama saygı duymak zorunda değilim. Bu karara saygı duymuyorum,” dedi.
Ve sonra karara neden karşı olduğuna dair itirazlarını sıraladı:
- “Şu anda alınmış olan bu karar, birincil mahkemelere müracaat edilmeden, hukuk yolları tüketilmeden AYM’ye götürülmüştür. AYM’nin bunu reddetmesi gerekirdi; bu bir.
- İkincisi, özgürlükler yaklaşımını doğru bulmuyorum. Zira bu ticari şirkettir. Sadece Twitter değil, YouTube da Facebook da ticari şirkettir. Bunun ürününü alıp almamak herkesin tasarrufundadır. Bunun özgürlükle alakası yok.
- Özgürlük noktasında, temel haklar noktasında AYM’de bunca bekleyen dosyalar varken, iki gün önce AYM’nin direkt kendilerine başvurmak suretiyle böyle bir karar almasını ben doğrusu milli bulmuyorum. Bunun yanında ABD’li şirketin savunması yapılırken, bizim millî ahlakî her türlü değerlerimiz bir kenara konuluyor.”
Benim dikkatimi ise Erdoğan’ın itirazlarından ziyade bu eleştirilere karşı çıkan dönemin Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç’ın açıklamaları çekti.
Haşim Kılıç, Yüksek Mahkemenin Twitter konusundaki kararıyla ilgili tepkilere ilişkin “Biz ifade özgürlüğünün şok edici, rahatsız edici ve bizleri huzursuz edici boyutlarını her zaman hesap ederiz. Bunları normal karşılarız. Mahkeme bir karar vermiştir ve bu kararın sonucunda da bu tür duygusal birtakım refleksler olabilir. Biz bunları anlayışla karşılıyoruz,” diyordu.
İfade özgürlüğünü, haber alma özgürlüğünü ve haber verme özgürlüğünü ilgilendiren konularda olduğu gibi telafisi imkânsız olan bir durumda yasadan doğan hakkı gereği AYM ve AİHM’in süreci beklemeden de karar alabileceğini anımsatıyordu.
AYM kararı yerel seçimden 5 gün önce, 25 Mart’ta oy birliğiyle almıştı.
Ancak toplantı sırasında 15. İdare Mahkemesi’nin yürütmeyi durdurma kararını öğrenince açıklamayı geciktirmişti.
12 yıl önce, 12 yıl sonra…
Aradaki fark ne diyeceksiniz…
İlki, o zamanlar AYM kararları uygulanıyordu.
İkincisi, 2014 yılında Türkiye, Hukukun Üstünlüğü Endeksi’nde (Rule of Law Index) 99 ülke arasında 59. sırada yer alıyordu.
Hukuk henüz tümüyle buharlaşmamıştı.
Bugün ise 143 ülke arasında 118. sırada yer almakta.
Serbest düşüşün hızlandırılmış videosu gibi…
Son olarak şunu da hatırlatayım…
Biz Twittır’ı engelleyip engellememeyi tartışırken, 9 Nisan 2014 tarihli Financial Times BBC’nin teknoloji müdürü Matthew Postgate‘in, yayın kuruluşunun gelecek stratejisi ile ilgili açıklamalarına yer veriyordu:
“BBC kendisini, televizyon yayınlarını internet üzerinden ve mobil cihazlardan takip eden genç izleyicilere adapte etmeye çalışıyor… Medya kuruluşları dijital çağda doğmuş şirketlerle rekabet edebilmek istiyorsa, yeni dersler öğrenmeli.”
Bazıları derslerini öğreniyor, bazıları da öğrenmiyor…
İkisinin arasındaki farkın ne olduğunu da yaşayarak görüyoruz.
- Nijerya hükümeti, ülkedeki Twitter yasağını ihlal eden kişilerin yargılanmasına karar verdi
- Kılıçdaroğlu Adana’da: “Uyuşturucu baronlarının kökünü kazıyacağım”
- Elon Musk ile Tim Cook arasındaki buzlar eridi
- Kemal Can ile 5 Soru 10 Cevap (86): Dünyayı garipler mi, zalimler mi yakıyor?
- Ukrayna’daki savaştan etkilenen çocukların hikayesi








