Deniz Gezmiş kimdir?

İSTANBUL (Medyascope) – 1968 gençlik hareketinin ve Türkiye’de anti-emperyalist mücadelenin en sembol isimlerinden Deniz Gezmiş, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğrencisiyken 6. Filo protestoları ve öğrenci eylemleriyle tanındı. Gezmiş, daha sonra Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu’nun (THKO) kurucu kadroları arasında yer aldı. 12 Mart Muhtırası’nın ardından yakalanan Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan ile birlikte yargılandı; 6 Mayıs 1972’de Ankara Ulucanlar Cezaevi’nde idam edildi.

Deniz Gezmiş kimdir?
Deniz Gezmiş kimdir?

Deniz Gezmiş, 28 Şubat 1947’de Ankara’nın Ayaş ilçesinde doğdu. Annesi Mukaddes Gezmiş ve babası Cemil Gezmiş öğretmendi. Ailesinin öğretmen olması nedeniyle ilk ve ortaöğrenimini Sivas’ta, lise eğitimini ise İstanbul’da tamamladı. 

Deniz Gezmiş, İstanbul’da Haydarpaşa Lisesi’nde okudu. Lise yıllarında sol düşünceyle tanıştı. 1960’ların ortasında Türkiye İşçi Partisi (TİP) çevresinde siyasallaştı. 1965’te Türkiye İşçi Partisi’nin Üsküdar İlçe Başkanlığı’na üye oldu; 1966’da Üsküdar İlçe Sekreterliği görevini üstlendi.

Deniz Gezmiş’in asıl politik görünürlüğü İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi yıllarında başladı. Kaynaklarda 1966’da İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne girdiği aktarılıyor. İstanbul Üniversitesi, 1960’ların sonunda Türkiye’de öğrenci hareketlerinin en yoğun yaşandığı merkezlerden biriydi.

Bu dönem, sadece üniversite içi öğrenci taleplerinin değil; Vietnam Savaşı, Amerikan 6. Filosu’nun Türkiye’ye gelişi , emperyalizm karşıtlığı, üniversite reformu ve sosyalist gençlik örgütlenmeleri gibi başlıkların da iç içe geçtiği bir siyasal atmosferdi. 

Deniz Gezmiş’in ismi bu yıllarda İstanbul Üniversitesi işgalleri, öğrenci eylemleri, 6. Filo protestoları ve Türkiye İşçi Partisi/Fikir Kulüpleri Federasyonu çevresindeki gençlik siyasetiyle birlikte anılmaya başladı.

Türkiye İşçi Partisi ve erken siyasal çizgi

Deniz Gezmiş’in erken siyasal hattı, 1960’ların ortasında Türkiye İşçi Partisi çevresinde şekillendi. TİP, 1965 seçimlerinde Meclis’e girmiş ve Türkiye’de sosyalist siyasetin parlamenter kanadının en görünür temsilcisi haline gelmişti. 

Ancak 1960’ların sonuna gelindiğinde gençlik hareketinin önemli bir kısmı TİP çizgisini yetersiz görmeye başladı. Türkiye solunda Milli Demokratik Devrim ve Sosyalist Devrim tartışmaları sertleşti. Deniz Gezmiş’in içinde yer aldığı gençlik çevresi, giderek anti-emperyalist mücadeleyi daha yüksek bir hatta kuran MDD çizgisine yaklaştı.

1968 gençlik hareketi ve 6. Filo protestoları 

Deniz Gezmiş’in kamuoyunda tanınmasını sağlayan en önemli başlıklardan biri 6. Filo protestoları oldu. 1968’de Amerikan 6. Filosu’nun İstanbul’a gelişi, Türkiye’de anti-emperyalist gençlik hareketinin en sembolik eylemlerinden birini doğurdu.

Deniz Gezmiş 1968’de 6. Filo protestolarına katıldı ve bu olayların ardından “öğrenciyi ayaklandırmaya teşvik, tahrip ve yaralama” gibi suçlamalarla hakkında işlem yapılmasıyla 30 Temmuz 1968’de tutuklandı. 

Bu olay, Deniz Gezmiş’in “öğrenci lideri” kimliğinin ötesinde, Türkiye’de anti-Amerikancı ve anti-emperyalist sol hareketin sembol figürlerinden biri haline gelmesinde belirleyici oldu. 

Deniz Gezmiş, İstanbul Üniversitesi’nde yalnızca protestolara katılan bir öğrenci değil; eylemlerin örgütleyici isimlerinden biri olarak öne çıktı. 1968 ve 1969’da İstanbul Üniversitesi’nde yaşanan işgal ve boykotlar, dönemin öğrenci hareketinin en görünür eylemleri arasındaydı.

Deniz Gezmiş, 1968 sonunda İstanbul Üniversitesi’nde rektörlüğün işgali sürecinde yer aldı. 1969’da İstanbul Üniversitesi’nde düzenlenen öğrenci hareketleri nedeniyle yeniden tutuklandı. 

Dev-Genç, FKF ve 1968 kuşağı içindeki yeri

Deniz Gezmiş’in adı, Fikir Kulüpleri Federasyonu ve daha sonra Dev-Genç olarak anılan gençlik hareketiyle birlikte geçti. Bu yapı, 1960’ların sonunda üniversite gençliği içinde sosyalist ve anti-emperyalist hareketin ana damarlarından biri haline geldi.

Deniz Gezmiş biyografisinde öne çıkan başlıklardan biri de Filistin’e gidişidir. Birçok biyografi kaynağında Gezmiş’in 1969’da Filistin’e gittiği ve burada gerilla eğitimi aldığı aktarılır. 

Deniz Gezmiş kimdir?
Deniz Gezmiş kimdir?

Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu’nun kuruluşu

Deniz Gezmiş’in siyasi biyografisinin merkezinde Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu yer alıyor. THKO, Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan, Sinan Cemgil ve arkadaşlarının adıyla anılan; 1968 gençlik hareketinin içinden çıkan ve anti-emperyalist mücadeleyi silahlı mücadele stratejisiyle birleştirmeyi savunan devrimci örgütlerden biri oldu.

THKO, kendisini yalnızca üniversite gençliği hareketiyle sınırlamayan bir yapı olarak kurdu. Örgüt, Türkiye’de devrimin silahlı mücadele yoluyla gerçekleşebileceği fikrini savundu. Bu yönüyle THKO, dönemin sol hareketi içindeki en radikal damarlardan birini temsil etti.

Deniz Gezmiş, bu yapı içinde en görünür isimlerden biri oldu. Hüseyin İnan daha çok teorik-programatik yönüyle, Yusuf Aslan örgütsel-silahlı mücadele hattındaki rolüyle anılırken, Deniz Gezmiş kitlesel öğrenci liderliği ve anti-emperyalist sembol kimliğiyle öne çıktı.

THKO eylemleri ve yöneltilen suçlamalar

Deniz Gezmiş’in adı THKO’nun 1970-1971 dönemindeki bazı eylemleriyle birlikte anıldı. Biyografi ve arşiv kaynaklarında Ankara’daki banka soygunları ve dört Amerikalı askerin kaçırılması gibi eylemler bu dönemin başlıkları arasında yer aldı.  Bu eylemler, 12 Mart Muhtırası sonrasında yürütülen THKO davasının başlıkları arasında yer aldı. Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan, askeri mahkemede Türk Ceza Kanunu’nun 146/1. maddesi kapsamında yargılandı. Yargılama süreci, Türkiye siyasi tarihinin en tartışmalı askeri davalarından biri haline geldi.

12 Mart Muhtırası ve yakalanması

12 Mart 1971 Muhtırası’nın ardından sol örgütlere, öğrenci hareketlerine ve devrimci yapılara yönelik operasyonlar yoğunlaştı. THKO kadroları da bu süreçte güvenlik güçlerinin hedefindeki isimler arasındaydı.

Deniz Gezmiş, 16 Mart 1971’de Sivas Gemerek’te Yusuf Aslan’la birlikte yakalandı. Hüseyin İnan ise 23 Mart 1971’de Kayseri Pınarbaşı’nda yakalandı. 

Deniz Gezmiş’in yakalanması, THKO davasına giden sürecin en kritik dönemeçlerinden biri oldu. 12 Mart sonrasında yürütülen yargılamalar, hem hukuki,  hem zamanda siyasi yönüyle de uzun yıllar tartışıldı.

Kızıldere ve idamları durdurma girişimi

Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idamlarını engellemek için yapılan girişimler, Türkiye sol tarihinin başka bir kritik olayına, Kızıldere’ye uzandı. THKP-C ve THKO’dan isimler üç ismin idamını engellemek için Ünye Radar Üssü’nden üç teknisyeni rehin aldı. Grup 30 Mart 1972’de Tokat’ın Niksar ilçesine bağlı Kızıldere köyünde kuşatıldı. 

Mahir Çayan, Sinan Kazım Özüdoğru, Hüdai Arıkan, Ertan Saruhan, Saffet Alp, Sabahattin Kurt, Nihat Yılmaz, Ahmet Atasoy, Cihan Alptekin ve Ömer Ayna öldürülürken, Ertuğrul Kürkçü yaralı yakalandı.

Kızıldere, Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idam sürecinin Türkiye solunda yarattığı siyasal gerilimin en çarpıcı sonuçlarından biri oldu. Bu olay, 12 Mart döneminin yalnızca yargılamalarla değil, silahlı çatışmalar ve devlet operasyonlarıyla da şekillendiğini gösterdi.

6 Mayıs 1972: Ulucanlar’da idam

Deniz Gezmiş kimdir?

Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan ile birlikte 6 Mayıs 1972’de Ankara Merkez Kapalı Cezaevi’nde, bilinen adıyla Ulucanlar Cezaevi’nde idam edildi. Deniz Gezmiş idam edildiğinde 25 yaşındaydı.

Üç ismin idamı, Türkiye siyasi tarihinde 12 Mart döneminin en sembolik olaylarından biri olarak hafızaya geçti. 

Deniz Gezmiş, Türkiye sol tarihinde Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan ile birlikte “üç fidan” olarak anıldı. Ancak üç isim arasında en geniş kamuoyu sembolüne dönüşen figür Deniz Gezmiş oldu.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.