İSTANBUL (Medyascope) – İBB davasının 32. gününde Murat Gülibrahimoğlu’nun çalışanı tutuklu Ahmet Güldü savunma yaptı. Duruşmada Ekrem İmamoğlu mahkeme heyetine seslendi, “Iraz neyi anlatamadı? Aykut Erdoğdu yatarı bile olmayan husustan neden burada bulunuyor? Bu millete bu zulüm çektirilemez” dedi.

CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun da bulunduğu 77’si tutuklu 414 sanıklı davanın ilk duruşmasına 32. günde devam ediliyor. 4 Mayıs Pazartesi günü avukatlara söz hakkı verilmemesi üzerine mahkeme başkanına tepki gösterilmiş, duruşmaya ara verilmişti. Firari sanık Murat Gülibrahimoğlu’nun çalışanı tutuklu Ahmet Güldü’nün kimlik tespitinin ardından savunmasına geçildi.
Eylem 59 ile suçlanan Güldü, avukatsız bir şekilde ifade verdiğini ve savcının bazı ifadelerini tutanağa geçmediğini söyledi:
“Bana bazı sorular soruldu, verdiğim cevaplar tutanağa yazılmadı. Eski işverenimin kimlerle görüştüğüne dair isimler istendi. Şirkette ofisboy (ofis görevlisi) olduğum için bilmediğimi söyledim, bunlar da tutanağa yazılmadı. Tutuklandığımda çok şaşırdım. Savcılık doğrudan hangi suçu işlediğimi de açıkça söylemedi. Neye karşı savunmam gerektiğini bile anlayamadım.”
Ahmet Güldü, Murat Güibrahimoğlu ile ilişkisini, “Sadece işçi işveren ilişkisidir. Özel bir ilişkim bulunmamaktadır” diyerek anlattı.
- İmamoğlu’na düzenlenen operasyon haberlerimizin tamamını okuyun.
- İmamoğlu’na düzenlenen operasyon videolarımızın tamamını izleyin.
“70 kişiyle aynı koğuştayım, hepsi uyuşturucu mahkumu”
Ekrem İmamoğlu’nun belediye başkanı olmasının, kendi çalışmalarını hiçbir şekilde ekilemediğini ifade eden Ahmet Güldü, savunmasına şu sözlerle son verdi:
“70 kişiyle aynı koğuştayım, hepsi uyuşturucu mahkumu. Ben nasıl bir suç işledim de uyuşturucu mahkumlarıyla kalıyorum? Seneye üniversite sınavına girecek olan çocuğum ‘İstersen okulu bırakayım bana’ diyor. Ben bunu hak edecek bir ebeveynlik yapmadım. Beni bu duruma kim düşürdüyse onları Allah’a havale ediyorum.”
“Bu insanlar neyi anlatamadı da burada?”
Soru sormak için söz alan Ekrem İmamoğlu, geçen haftaki tahliye kararları üzerine olmadığı projeyle suçlanan Iraz Bayrak ve tek eylemle suçlanan Aykut Erdoğdu’yu hatırlattı. “Bu insanlar neyi anlatamadı da burada?” diye soran İmamoğlu, şunları söyledi:
“Birtakım gerginlikler yaşandı, yaşanıyor. Burada insanlar sadece beyanla tutuklu. Bir gün değil aylarca tutuklu. Bizim canımızın yanmasını, herkesten çok da benim canımın yanmasını, sizin anlamanız gerektiğini düşünüyorum; herkesten çok. Savunmasını yapıyor insanlar. Neye göre yapıyorlar? Beyana göre. Çok çarpıcı bir şey yaşadım. Geçenlerde birisi tutuklanıyor. Muhalif medyadan birileri bunu eleştiriyor. Yandaş medyadan biri de çıkıyor, ‘Savunacağınıza suçsuzluğunu ispat edin’ diyor. Yahu kurallar mı değişti bu dünyada? Yani birine suç at, suçsuzluğunu ispat etsin! İnanın bu ne toplum vicdanına sığar ne milletin bu kadar biriktirdiği değerlere sığar ne insan olmaya sığar sığmaz. Ve burada insanlar çıkıyor, kendilerini ifade etme gayretinde. Şimdi ben Ahmet Güldü kardeşimin… Yani buraya bakıyorum çünkü ismini de bilemedim! Tanımıyorum: Örgüt üyesi! Tanımıyorum çünkü. Yazık değil mi? Yazık. Ve diyoruz ki; ‘Anlat. İspat et. Kendini ispat et.’ Birisi çıktı, itirafçı bize göre iftira, bir şeyler anlattı. Belgeleriyle bilgileriyle Ali Kurt, Ali Sukas, Elçin Bey, Ceyhun Bey savunma yaptı, ne oldu? Beyan geçerli oldu, bu kadar sunum oldu ‘siz bekleyin…’ Bu insanlar beyanla tutuluyor. 8 ay benim iki şoförüm yattı, sizin önünüze bile gelemedi çünkü iddianamede yoklar.”
Ahmet Güldü’nün çalıştığı şirketten 11 kişinin tutuklu bulunduğunu hatırlatan İmamoğlu, “110 milyar kamu zararı… 110 milyar! Bu nasıl uydurulur yahu? Sayın Başkan, bu nasıl uydurulur? Yani bu uydurma üzerine biz nasıl bir savunma yapalım? Pazartesi söz vereceğinizi söylediniz, vermediniz. Bu insanlar tutuksuz yargılansın, kendim için değil… Ev hapsi verin, başka bir adli kontrol verin. Iraz neyi anlatamadı? Aykut Erdoğdu yatarı bile olmayan husustan neden burada bulunuyor? Bu millete bu zulüm çektirilemez” diye konuştu.
“Akit Gazetesi’ne para yatıran şirket”
İmamoğlu şöyle devam etti:
“110 milyar… Ahmet Güldü’ye bunları anlatsam, 10 defa anlatsam anlamayacak. Yani buranın bir maden bölgesi olduğunu, buranın bir kanunla maden bölgesine dönüştürüldüğünü ve biliyorsunuz efendim, biliyorsunuz değil mi? Buranın yetkilisi Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığıdır, MAPEG’dir, Valiliktir. Biz kurum olarak masada bir kurumuz, bir kişiyiz. Başka kimse yok. Ve biz şu anda bir şirketin ofisinde geçenler… Maden yok edilmiş, yaz 80 milyar. 30 milyar da işte şeyden yaz, hafriyattan yaz. Peki, kim kontrol ediyor burayı? Soruya geliyorum, kim kontrol ediyor? Siyasi ilişkiymiş. Bakınız benim, çevremdekilere ana avrat söven, küfreden bir gazeteye, Akit Gazetesi’ne 5 milyon 700 bin lira yatıran bu şirket, 2024 listesine bakın, göreceksiniz orada. Orada Halk TV yok, Sözcü yok, efendime söyleyeyim BirGün Gazetesi yok, Cumhuriyet Gazetesi yok ama Akit Gazetesi var. 5 milyon 700 bin lira. Sayın Başkan, savunmadan daha önemli bu. Bakınız geliyorum, geliyorum soruma geliyorum. Adem Soytekin çıktı dedi ki: ‘Önüme bir şablon kondu ve ben o şablonun altına imza attım. O şablonda da örgüt tarifleniyor. O şablonu koyan da şu savcıyla şu savcı vardı, önüme bunları koydu ben oraya imza attım’ dedi. Bakın örgütün tarifi var. ‘Ben böyle bir cümle ne kurdum ne de biliyorum’ dedi burada, sizin huzurunuzda söyledi. Sayın Başkan, Adem Soytekin burada örgüt yöneticisi… Şablonda örgüt yöneticisi, çöktü. Ertan denen kişi örgüt yöneticisi; çöktü. Murat Gülibrahimoğlu örgüt yöneticisi; çöktü. Hüseyin Gün diye birisi var, pazartesi davamız var, ben adamı tanımıyorum; çöktü. En zirvede bu isimler var ve o örgütün yöneticisi onlar, ben de örgüt lideriyim. Duruma bakar mısınız?”

Ekrem İmamoğlu, Ahmet Güldü’ye sorular sordu. İki arasında çeken konuşma şöyle:
Ekrem İmamoğlu: Ahmet Güldü, sen böyle bir örgütten haberdar mısın?
Ahmet Güldü: Hayır, değilim.
Ekrem İmamoğlu: Sen, beni tanıyor musun sevgili kardeşim?
Ahmet Güldü: Tanımıyorum Başkanım, sadece televizyonlardan ve belediye başkanı olduğunuzu biliyorum.
Ekrem İmamoğlu: Yahu Sayın Başkan bu nasıl örgüt üyeliği? Yazık değil mi bu insana? Şimdi bu insan burada üç ay tatil mi yapacak Sayın Başkan? Sizin vicdanınıza bırakıyorum.
- Yeni Akit Gazetesi Haber Müdürü Murat Alan cuma namazı çıkışı saldırıya uğradı
- Ruşen Çakır yorumladı | İBB davasının ilk gününden izlenimler: Usul esası belirler
- Ruşen Çakır yorumladı: Ekrem İmamoğlu’nun zorlu sınavı
- 19 Mart’ın birinci yılı: Kim ne kazandı, ne kaybetti? Ruşen Çakır yorumladı
Ekrem İmamoğlu’nun çocukluk arkadaşı Hakan Karanis, savunma yaptı. “Yaklaşık 10 ay boyunca, neden tutuklu olduğumu bilmeden cezaevinde kaldım” diyen Karanis, “Tutuklu bulunduğum süre boyunca, iddianame açıklanana kadar bana hiçbir soru sorulmadı” ifadelerini kullandı.
Karanis, “Murat Gülibrahimoğlu ile İmamoğlu arasında köprü olduğu” iddiasının temelsiz olduğunu söyleyen söyledi.
Karanis, şunları söyledi:
“İddianameyi gördüğümde anladım ki, tutukluluğumdan üç ay, hatta yedi ay sonra oluşturulan sanık beyanlarıyla tutukluluğum tesis edilmiş. Sosyal medyada hakkımda çok sayıda asılsız iddia dolaşıma sokuldu. Hakkımda ‘1992’de Kıbrıs’ta olduğu, Amerika’ya gidip yüksek lisans yaptığı’ gibi tamamen gerçek dışı bilgiler yayıldı. Hakan isimleri karıştırıldı. Tanıdığım bir Kıbrıslı Hakan vardı ama ben Trabzon’da yaşayan bir insanım. Cebeci’yi hayatımda hiç görmedim. Ben Murat Gülibrahimoğlu ile kimse arasında köprü görevi görmedim. Çevremdeki kimseyle tanıştırmadım. Ancak kendisi beni devlette görev yapan önemli bürokratlarla, siyasilerle tanıştırdı.”
İş insanı Hasan Tahsin Sönmez: “Kendimi savunmaktan utanıyorum”
Sahte fatura düzenleme ve Vergi Usul Kanunu’na muhalefet ile suçlanan iş insanı Hasan Tahsin Sönmez, savunmasına başladı.
Sönmez, “Cebeci köyünde 100 yılı aşkın süredir yaşayan bir ailenin üyesiyim. burada bulunma sebebim Şükrü Kaynar isimli kişinin hakkımda verdiği beyandır. Bu şahsı tanımam” diye konuştu.
“Ortada psikolojisi bozuk bir adam var. Ben diyorum ki psikoloğa götürelim, iddia makamı diyor ki hacı hocaya gönderelim. Durum bundan ibarettir” diyen Sönmez, “Kendime ait olmayan bir şirketten, işlemediğim bir suçtan 10 aydır tutukluyum. Kendimi bu iddiaya dair savunmaktan utanıyorum” ifadelerini kullandı.
Sönmez, devamında şunları söyledi:
“İçeride yaşadığımız bir dünya olumsuzluklar vardır; işte en kötüsü de daha geçen gün yaşadım, size de burada anlattım dedim ki örgüt üyesi olduğumuzdan dolayı cezaevindeki şartlarımız diğer mahkumlara göre biraz daha ağır. Telefon hakkımız yok, görüntülü konuşma hakkımız yok. Sağ olun size iddianamede sevk maddemde örgüt üyesi olmadığımdan dolayı siz de cezaevine yazı yazdınız, ‘hakları geri verilsin’ diye. Bir günlüğüne hakkım geri verildi, kızımı aradım. Dedim ‘bundan sonra her gün seni arayacağım kızım, telefon haklarımız geri verildi’. 10 aydır ben kızımı görmüyorum bu arada, cezaevine getirtmiyorum, buraya gelip beni burada görmesini istemiyorum. O da sevindi, ‘her gün arayacak mısın baba’ dedi, ‘arayacağım kızım’ dedim. Üstüne çok sevindiğimden dolayı bir de söz verdim ona seni arayacağım diye. Buraya geldik, tekrar yargılama yapıldı, cezaevine gittik, sevinçle tekrar kızımı arayacağım diye telefona geldim, hakkımızı geri almışlar.
Bir gün bekledim, hakkımız tekrar geri verilmedi; ‘bir yanlışlık olmuştur’ dedik. Ondan sonra duydum ki kızım her gece ben onu aradıktan sonra elinde telefonla ‘babam beni arayacak’ diye elinde telefonla uyumuş. Yani bize bunları niçin yaşattınız, niçin yaşatıyorsunuz, hala da devam ediyorsunuz? Yani bir babanın kızına verdiği sözü tutamamasının ne demek olduğunu kelimelerle zaten anlatamam. Allah kimseye yaşatmasın, düşmanıma dahi yaşatmasın bunları. Benim yattığım 10 ay yattığım cezaevi hiç umurumda değil fakat en son yaşadığım bu olay beni çok yaralamıştır. Yani dediğim gibi Allah bana bunları yapanlara dahi yaşatmasın bu olayı. Biraz da sinirlendim, mümkünse tahliyemi talep ediyorum, diyeceğim bu kadar.”






