Medyascope Yayın Yönetmeni Ruşen Çakır, Burak Bilgehan Özpek, Gürkan Çakıroğlu, Hüseyin Raşit Yılmaz ve Vahap Coşkun ile MHP lideri Devlet Bahçeli’nin son açıklamalarını değerlendirdi. “Bahçeli’nin Öcalan’a statü önerisi” başlıklı yayında Öcalan’a statü tartışması, Kürt meselesi, iktidarın yeni politik hattı ve muhalefetin olası tepkileri tartışıldı.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında PKK lideri Abdullah Öcalan’ın statüsü konusunu yeniden gündeme getirdi. Bahçeli, “terörsüz Türkiye” hedefine ulaşmanın güvenliğe ayrılan kaynakların kalkınmaya harcanmasına zemin hazırlayacağını vurguladı. PKK kongresinin toplanarak örgütü fesih kararı alması ve 11 Temmuz’da sembolik silah yakma töreninin önemine işaret eden Bahçeli“Süreç titizlikle, güvenlik hassasiyetlerinden taviz verilmeden yürütülecektir. Bu kapsamda Abdullah Öcalan’ın statü meselesinin konuşulması da daha önce ifade ettiğimiz gibi, bizim açımızdan önemlidir” dedi.
Ruşen Çakır yayında, Devlet Bahçeli’nin “Öcalan’a statü” önerisini konukları ile ele aldı. Çakır, Burak Bilgehan Özpek, Gürkan Çakıroğlu, Hüseyin Raşit Yılmaz ve Vahap Coşkun ile değerlendirdi.
Burak Bilgehan Özpek, Bahçeli’nin çıkışının aslında iktidar içindeki uyumsuzluğa işaret ettiğini söyledi:
“Bahçeli’nin ‘kabine, bürokrasi ve Cumhur İttifakı aynı hedefe bakmalı’ demesi çok açık bir çağrı. Eğer zaten tam bir uyum olsaydı böyle bir çağrı yapmasına gerek kalmazdı. Burada asıl dikkat çekici olan şey, Erdoğan’ın hâlâ bu süreci tam sahiplenmemesi. Medya seferber edilmiyor, bürokrasi seferber edilmiyor. 2013’teki çözüm sürecine bakın, bir de bugüne bakın. Büyük bir fark var.”
Bahçeli’nin büyük bir siyasi risk aldığını vurgulayan Özpek, “Bugün sürecin bütün yükünü Bahçeli üstlenmiş durumda. Eğer Erdoğan yarın çıkıp ‘Biz niye terör örgütü liderine statü verelim’ derse, Bahçeli milliyetçi taban açısından çok zor durumda kalır. O yüzden burada tam bir mutabakat mı var, yoksa Bahçeli Erdoğan’ı zorlayan bir pozisyonda mı, bence asıl tartışılması gereken konu bu” dedi.
Gürkan Çakıroğlu, Öcalan’ın devlete entegre edilmesi tartışmasının abartıldığını savunarak şu değerlendirmeyi yaptı:
“Bence Abdullah Öcalan’ın devlete katılması değil, devlet düşmanı haline getirilmesi daha zordu. Rejim bunu başardı. Şimdi de mevcut hatasından geri dönerek Türkiye’yi daha kapsayıcı hale getirmeye çalışıyor. Ayrıca bugün Türkiye Cumhuriyeti Devleti adına Ortadoğu’daki yangının Türkiye’ye sıçramasını engelleyen iki figür saysanız, biri Devlet Bahçeli’dir, diğeri Abdullah Öcalan’dır.”
“Devlet aklı değil, siyasi zorunluluk”
Hüseyin Raşit Yılmaz ise Devlet Bahçeli’nin açıklamalarını devlet aklı değil, siyasi zorunluluk olarak okuduğunu söyledi. Yılmaz sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu mesele bazılarının anlattığı gibi devlet aklı falan değil. Bu tamamen siyasi bir kamulaştırma hikâyesidir. Nasıl geçmişte farklı partiler iktidara eklemlendiyse, bugün de MHP aynı pozisyondadır. Sayın Bahçeli’nin söyledikleri de izaha muhtaçtır. CHP’ye yaptığı çağrının anlamı da şudur: ‘İmamoğlu meselesini büyütmeyin, size çizilen sınırlar içinde kalın.’ Bunun meali budur.”
Öcalan’a statü verilmesi ihtimaline ise Yılmaz, “Böyle bir şey olamaz. Çünkü biz varız. Bu ülkede nefes alıp veren milyonlarca Türk var. Hiç kimse elindeki yetki ne olursa olsun bu kadar saçma bir şeyi hayata geçiremez. Ama Sayın Bahçeli süreç ameliyat masasında eks olmuş durumda diye düşünüyor ve elektroşok vererek süreci diriltmeye çalışıyor” diye konuştu.
“Bahçeli artık süreci kurumsallaştırmak istiyor”
Vahap Coşkun ise Bahçeli’nin açıklamalarını “süreci kurumsallaştırma arayışı” olarak değerlendirdi:
“Bahçeli’nin konuşmasında üç temel vurgu vardı. Öcalan’ın statüsü, yasal düzenleme ihtiyacı ve Ortadoğu’daki gelişmeler nedeniyle sürecin başarıya ulaşma zorunluluğu. Ben burada doğrudan ‘Öcalan koordinatör olsun’ gibi bir teklif görmüyorum. Daha çok süreci yönetecek kurumsal bir yapı tarif ediyor. Toplumsal onarım, siyasal normalleşme, demokratik katılım gibi başlıklarla tarif edilen daha kapsamlı bir yapı.”







