CTP Genel Başkanı Sıla Usar İncirli Ankara’da: Kıbrıs’ta federal çözüm ve Türkiye’nin garantörlüğünün simgesel olmadığı vurgusu

Sıla Usar İncirli ve Özgecan Özgenç

ANKARA (Medyascope) – KKTC Cumhuriyetçi Türk Partisi Genel Başkanı Sıla Usar İncirli, Ankara’da gazetecilerle bir araya geldi. İncirli, partisinin Kıbrıs’ta çözüm yaklaşımını “Federal temelde iki toplumlu, iki kesimli, siyasi eşitliğe dayalı bir çözüm” olarak ortaya koydu. Bölgedeki savaşlarla Kıbrıs’ta Türkler aleyhine bir güvenlik asimetrisi oluştuğuna dikkat çeken İncirli “Türkiye Cumhuriyeti F-16’larını getirdi ve Ercan’a konuşlandırdı. Hava savunma hattını da kurdu. Bu bizim için çok kıymetli. Türkiye’nin garantörlüğü simgesel bir şey değil” dedi.

Haberin özeti:
Bu özet yapay zekâ tarafından hazırlanmış ve editör tarafından kontrol edilmiştir.
  • CTP Genel Başkanı Sıla Usar İncirli, partisinin Kıbrıs’ta “federal temelde, iki toplumlu, iki kesimli ve siyasi eşitliğe dayalı” çözüm için mücadele ettiğini söyledi.
  • İncirli, bölgedeki savaşlar ve Güney Kıbrıs’ın Fransa ile güvenlik anlaşmaları nedeniyle Kıbrıslı Türkler aleyhine “güvenlik asimetrisi” oluştuğunu belirtti.
  • Türkiye’nin garantörlüğünün “simgesel olmadığını” vurgulayan İncirli, F-16’ların Ercan’a konuşlandırılmasını ve hava savunma hattını “çok kıymetli” bulduklarını söyledi.
  • İncirli, temmuz ayı itibarıyla yeni bir “Beş artı BM” sürecinin başlayabileceğini, siyasi eşitlik ve takvime bağlı çözüm yaklaşımının kritik olduğunu ifade etti.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) ana muhalefet partisi Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Başkanı Sıla Usar İncirli, Ankara’da gazetecilerle bir araya geldi. Tufan Erhürman’ın KKTC Cumhurbaşkanı seçilmesinin ardından Genel Başkanlık görevini üstlenen İncirli, ilk seçimlerde iktidar olacakları mesajı verdi. 

Bölgedeki jeopolitik sarsıntılar ve Kıbrıs’ın yeni güvenlik dengelerine ilişkin değerlendirmeler yapan İncirli, Türkiye’nin garantör ülke olmasının ne anlama geldiğine dikkat çekti. Ankara Kent Konseyi’nin programı için Ankara’da olan İncirli’ye, gazetecilerle buluşmasında CTP Dış İlişkiler Sekreteri Fikri Toros eşlik etti. 

CTP Genel Başkanı Sıla Usar İncirli, Ankara’da gazetecilerle buluştu.

“Güvenlik asimetrisi”

CTP’nin Kıbrıslı Türklerin eşitlik, adalet, özgürlük mücadelesindeki yerine değinen İncirli, Kıbrıs sorununun partisi için en önemli meselelerden olduğunu ifade etti. İncirli “Partimiz federal temelde, iki toplumlu, iki kesimli siyasi eşitliğe dayalı bir çözüm için mücadele eder. Bu çözümün adil ve kalıcı olması için çalışır. Çözüme ulaşabileceğimiz siyasi iklimin oluşabilmesi için için çaba harcar” diye konuştu.

Erhürman’ın Cumhurbaşkanı seçilmesinin, Kıbrıslı Türklerin çözüm iradesini ortaya koyduğunu belirten İncirli, bölgedeki gelişmelere ve savaşlara değindi. ABD ve İsrail’in İran’a saldırısıyla Kıbrıs’ın jeopolitik olarak daha önemli hale geldiğini ve adadaki İngiliz üslerinin hedef alındığını kaydeden İncirli şöyle konuştu:

“Kıbrıslı Rum lider Hristodulidis ise Güney Kıbrıs Rum Yönetimi-Kıbrıs Cumhuriyeti’ni çok farklı bir güvenlik mekanizması içerisine sokmaya çalışıyor. Mayıs 2024’te Fransa’yla stratejik bir anlaşma yaptılar ve şu anda bunu daha da ileriye taşıyarak SOFA (Kuvvetler Statüsü) anlaşmasını gündeme getirdiler. Fransa bu anlaşmayla Kıbrıs’a asker ve askeri teçhizat götürecek. Güney Kıbrıs’ın yaptığı bu uluslararası anlaşmalar Kıbrıs Adası’nı daha riskli bir bölge haline getiriyor. “

“Türkiye’nin garantörlüğü simgesel değil”

ABD’nin de adaya yönelik hamleleri olduğunu ifade eden İncirli, Kıbrıslı Türkler aleyhine güvenlik asimetrisi oluştuğunu vurguladı. 1959 Zürih Antlaşması’yla Yunanistan ve Türkiye’nin garantör ülke olduğunu hatırlatan İncirli, bunun sembolik olmadığına dikkat çekti: 

“Türkiye’nin garantörlüğü simgesel bir şey değil. Bu uluslararası hukukun önemli bir parçasıdır. Güvenlik asimetrisi oluşması nedeniyle Türkiye Cumhuriyeti F-16’larını getirdi ve Ercan’a konuşlandırdı. Hava savunma hattını da kurdu. Bu bizim için çok kıymetli. İngiliz üslerinin bulunması, Fransa’nın oraya asker getirecek olması, ABD’nin oralarda olması, bu Kıbrıslı Türkler ve Türkiye Cumhuriyeti açısından bir asimetrik güvenlik durumu oluşturdu. Çünkü orada bu güvenlik mekanizmaları oluşurken Kıbrıslı Türkler tamamen dışlanıyor ve Türkiye Cumhuriyeti’ne de karşı bir durum söz konusu oluyor.”

CTP Genel Başkanı Sıla Usar İncirli, Ankara’da gazetecilerle buluştu.

Yeni bir “Beş artı BM” süreci

İncirli, Kıbrıs sorununun çözülmesiyle birlikte güvenlik asimetrisinin ortadan kalkabileceğini söyledi. Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri António Guterres’in görev süresinin bu yıl bittiğini ancak Guterres’in görevi devretmeden Kıbrıs sorununda önemli adımlar atılmasını istediğini aktaran İncirli, tezmmuz ayı itibariyle “Beş artı BM” sürecine girebileceklerini söyledi. 

Beş artı BM süreci, Kıbrıs meselesinin çözümü amacıyla tarafları bir araya getirmeyi hedefleyen, Birleşmiş Milletler (BM) gözetiminde yürütülen özel bir diplomatik müzakere formatı anlamına geliyor. Burada taraflar, Kıbrıs’ta garantör ülkeler olan Türkiye, Yunanistan ve İngiltere ile Kıbrıs’ta bulunan Türk tarafı ve Rum tarafını ifade ediyor. 

Siyasi eşitlik kırmızı çizgi

Müzakerelerin en başından yürütülmesinin anlamı olmadığını, 50 yıllık bir müzakere birikimi olduğunu ve artık çözüme ulaşılması gerektiğini kaydeden İncirli, Cumhurbaşkanı Erhürman’ın çözüme yönelik dört maddelik önerilerinin uluslararası kamuoyunda yer ettiğini söyledi. İncirli çözüm ilkelerine dair şöyle konuştu: 

“Bu maddeler ön koşul olarak değil ama müzakerelerin başarıyla sonuçlanabilmesine zemin hazırlamak maksadıyla önerildi. Bunların en önemlisi, siyasi eşitlik. Bunun hiçbir şekilde tartışmaya açık olmadığını herkesin anlaması gerekiyor. Siyasi eşitlikten kastımız dönüşümlü başkanlıktır ve federal devletin karar alma organlarında ‘one favorable vote’ dediğimiz en az bir Kıbrıslı Türk’ün onayı olmaksızın herhangi bir kararın geçirilmeyeceği hakikatidir. İkincisi çözüm odaklı ve bir takvim çerçevesinde bu işin olması hassasiyetidir.”

50 yıllık statükonun sürdürülebilir olmadığını ve bunun bedelini Kıbrıslı Türkler ile Türkiye Cumhuriyeti’nin ödediğini söyleyen İncirli, “Bu gerçekten hareketle bu görüşmeler yapılmaya başlandığında, çözüm odaklı ve takvime bağlı olması gerekiyor” dedi. İncirli, Türkiye Cumhuriyeti’nin de Kıbrıs’ta çözüm istediğini ve Cumhurbaşkanı Erhürman’ın Türkiye ile istişare ve işbirliği içinde olduğunu dile getirdi. 

“Siyasi eşitliğe dayalı federal çözüm”

Kendisine “Kıbrıslı Rumlar istemiyor, siz birleşip ne yapacaksınız” diye sorulduğunu ve Türkiye’den bakıldığında Kıbrıslı Türklerin, Türkiye’den uzaklaşacağı kaygısı olduğunu aktaran İncirli şunları söyledi: 

“Kıbrıs’ta siyasi eşitliğe dayalı ve güvenlikten taviz verilmeden kalıcı, adil, kapsamlı bir çözüm olması Kıbrıslı Türklerin menfaatinedir. Kıbrıslı Türkler bunu Rumlar ile birleşmek için değil, toplumsal varoluşları için istemektedir. Çünkü içinde bulunduğumuz siyasi tecrit ortamı bizim kimliğimizi, kültürümüzü, Ada üzerindeki varlığımızı çok aşındıran ve devletin kurumlarını da zayıflatan bir şeydir. Bizim bütün kurumlarıyla birlikte güçlü bir devlet yapısına ulaşma hedefimiz vardır. Bunu da bugüne kadar olduğu gibi, bundan sonra da Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile birlikte yapacağız.”

İncirli, CTP’nin Kıbrıs’ta çözüm yaklaşımını “Partimiz federal temelde iki toplumlu, iki kesimli, siyasi eşitliğe dayalı bir çözüm için mücadele ediyor. Burada ‘federasyon’ ifadesinin rahatsızlık yaratan bir ifade olduğunu görüyoruz. Ancak biz şu anda kelimelere takılmadan, hukuki içeriğe bakmamız gereken bir zamandayız. Yani burada modelin ismi neydi, nasıldı değil de içerik ve hukuki zemin çok önemli” diye anlattı. 

Rumlar neden masaya otursun?

Kıbrıs’ta Rumlar lehine bir güvenlik asimetrisi varken, yeni bir müzakere süreci için Rumların masaya oturma motivasyonunun ne olacağı sorusuna İncirli “Masadan kaçan taraf kaybeder” diye yanıt verdi. Fikri Toros ise şöyle devam etti: 

“Kıbrıs Rum toplumunu çözüm için motive edecek olan, Doğu Akdeniz’de güvenlik, enerji ve ortak menfaatler üzerine bina edilecek jeopolitiktir. Kıbrıs sorununun çözümüyle ve deniz yetki alanları üzerindeki siyasi sorunun ortadan kaldırılmasıyla Kıbrıs, bölgesel enerji projesinin çekirdeği konumunda olacaktır. ABD bölgede bir güç oluşturma çabası içerisindeyse, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin burada önemli bir unsur olması, Türkiye’yle olan sorununu çözmekte yatmaktadır. Avrupa Birliği üyeliğinden elde edilebilecek potansiyel kazanımlar, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin mevcut siyasi koşullarda tam olarak elde edemediği avantajlar ve kazanımlardır. Tüm bunlar Rumları da teşvik edecek olan, hatta teşvik çok kibar bir kelime, bana göre zorlayacak olan güncel unsurlardır. Bunlar göz ardı edilemez.”

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.