Ruşen Çakır, Edgar Şar’la değerlendirdi: “Bahçeli ve Erdoğan’ın süreçte risk algıları farklı”

İSTANBUL (Medyascope) – Bahçeli’nin “Öcalan’a statü” çıkışı siyasette yeni bir tartışma başlatırken, Edgar Şar’a göre Cumhur İttifakı içinde hedef ortak ancak yöntem farklı. Şar, Bahçeli’nin sürecin hızla ilerlemesini istediğini, Erdoğan’ın ise 2015 travması nedeniyle daha kontrollü hareket ettiğini savundu.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin çözüm sürecine ilişkin yayımladığı kapsamlı metin siyasette yeni bir tartışma başlattı. Medyascope Yayın Yönetmeni Ruşen Çakır’ın siyaset bilimci Edgar Şar ile yaptığı yayında, Bahçeli’nin özellikle Abdullah Öcalan’a “yasal statü” verilmesine yönelik yaklaşımı ve süreç için önerdiği mekanizmalar değerlendirildi.

Şar’a göre Bahçeli’nin metni, MHP açısından çözüm sürecinin bir tür “manifestosu” niteliğinde. Bahçeli’nin ilk kez bu kadar ayrıntılı biçimde Öcalan merkezli bir modelin neden gerekli olduğunu anlattığını belirten Şar, Cumhur İttifakı içinde temel bir hedef ayrılığı değil, “risk algısı” farkı bulunduğunu savundu.

“Bahçeli sürecin hızlanmasını istiyor”

Edgar Şar, Bahçeli’nin sürecin yalnızca Öcalan üzerinden yürütülmesini savunduğunu, bunun gerekçesini de “örgüt içinde parçalanmayı önlemek” olarak açıkladığını söyledi. Şar’a göre Bahçeli, sürecin başarısız olması halinde PKK’yı ve Öcalan’ı meşrulaştırmış ama sonuç alamamış bir lider konumuna düşmek istemiyor.

Şar, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ise geçmiş çözüm süreci deneyimlerinden kaynaklanan bir “2015 travması” taşıdığını öne sürdü. Erdoğan’ın, çözüm sürecinin yeniden milliyetçi tabanda oy kaybına yol açmasından çekindiğini belirten Şar, bu nedenle iktidarın daha kontrollü ve yavaş ilerlemek istediğini söyledi.

Bahçeli ve Erdoğan'ın sürece
Bahçeli ve Erdoğan’ın sürece bakışında farklılıklar

“Top artık iktidarın sahasında”

Yayında Bahçeli’nin önerdiği mekanizmalar da ele alındı. Buna göre metinde; Meclis komisyonu, Cumhurbaşkanı yardımcısının başkanlığında kurulacak bir “tasfiye ve milli birlik komisyonu”, ayrıca “terörle mücadele devlet koordinasyon merkezi” gibi yapılar öneriliyor.

Şar, bu önerilerin çatışma çözümü literatürüne dayandığını ve teknik açıdan önemli olduğunu söyledi ancak sürecin yalnızca güvenlik meselesi olmadığını vurguladı. Şar’a göre iktidarın önceliği aynı zamanda iç politik denklemi yeniden kurmak ve seçim sürecini yönetmek. Bu nedenle çözüm sürecinin takvimi ile anayasa değişikliği ve seçim hesabının paralel ilerlediğini savundu.

CHP vurgusu: “Kürtlerle köprü atmadı”

Yayında CHP’nin süreçteki konumu da değerlendirildi. Edgar Şar, CHP’nin çözüm sürecine kategorik biçimde karşı çıkmamasının iktidar açısından yeni bir denge yarattığını ifade etti. Kürt seçmenin CHP’ye desteğinin son dönemde arttığını savunan Şar, bunun Cumhur İttifakı’nın hesaplarını zorlaştırdığını söyledi.

Şar’a göre CHP, sürece destek verirken aynı zamanda “Kürtleri dışlamayan bir dil” kurarak kendi siyasal hattına uygun hareket etti. Bu yaklaşımın, Cumhur İttifakı’nın Kürt seçmeni tamamen kendi eksenine çekme planını zorlaştırdığı yorumunu yaptı.

“Toplumsal rıza stratejisi kurulmadı”

Programın son bölümünde çözüm sürecinin kamuoyu boyutu tartışıldı. Ruşen Çakır, iktidar medyasının sürece mesafeli durduğunu ve toplumda destek oluşturacak güçlü bir iletişim stratejisinin bulunmadığını söyledi.

Edgar Şar ise iktidarın bilinçli biçimde süreci “toplumsallaştırmak” istemediğini savundu. Şar’a göre Erdoğan yönetimi, sürecin demokrasi, kapsayıcı vatandaşlık ve Kürt meselesinin çözümü gibi başlıklar üzerinden geniş bir tartışmaya dönüşmesini kontrol edilmesi zor bir alan olarak görüyor. Bu nedenle süreçte kamuoyu desteğinden çok merkezi kontrolün tercih edildiğini belirtti.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.