Burak Bilgehan Özpek ile söyleşi: “Öcalan’ı merkeze alan bir süreç AKP için çok riskli”

İSTANBUL (Medyascope) – Prof. Burak Bilgehan Özpek, MHP lideri Devlet Bahçeli‘nin Türkgün’de yayımlanan yazısını değerlendirdi.

Video özeti
Bu özet yapay zekâ tarafından hazırlanmış ve editör tarafından kontrol edilmiştir.
  • Prof. Burak Bilgehan Özpek, Bahçeli’nin Abdullah Öcalan’a ‘statü’ verilmesi ve Kürt meselesindeki önerileri üzerine yorum yaptı.
  • Özpek, Bahçeli’nin metninin bir rapor niteliğinde olduğunu, etkisinin sınırlı olabileceğini belirtti.
  • Metin, birçok referansla dolu ancak çoğu boş ve tarihî gerçekleri çarpıttığını ifade etti.
  • Özpek, Bahçeli ve Öcalan’ın toplumda algılandıkları kadar etkili olmadığını vurguladı.
  • Bahçeli’nin yeni yol haritasının Meclis’teki ortak komisyon raporuyla çeliştiğini söyledi.
Bilmeniz gerekenler
İlgili bağlantılar

Prof. Burak Bilgehan Özpek, MHP lideri Devlet Bahçeli’nin PKK lideri Abdullah Öcalan’a “statü” verilmesi ve Kürt meselesinin çözümüne yönelik öneriler içeren yazısını tartıştı. Özpek, Bahçeli’nin metninin bir röportajdan ziyade rapor niteliğinde olduğunu belirterek, “Bana sorarsanız, rapor hâlinde yayınlandığı zaman etkisinin kısıtlı olacağı düşünüldüğü için röportaj şeklinde servis edildi. Bunun Milliyetçi Hareket Partisi tarafından hazırlanıp hazırlanmadığı konusunda da şüphelerim var. Parti bürokrasisi içerisinden mi geldi yoksa başka aktörler bu sürece dâhil mi ondan emin değilim. Muhtemelen çok uzun sürede öğrenemeyeceğiz çünkü Milliyetçi Hareket Partisi’nin komisyona sunduğu rapor ile bu rapor arasında çok büyük farklılık var” diye konuştu.

“Bu hukuk yapısıyla, bu rejim şekliyle, Türkiye bölgesel güç olabilecek mi?”

Metnin entelektüel hokkabazlık içerdiğini, birçok referans ve literatüre yapılan atıflar barındırdığını söyleyen Özpek, bunların çoğunun altının boş olduğunu ve tarihî gerçeklikleri saptırarak belirli bir amacı desteklemek için yorumlandığını ifade etti. Özpek, Weber’e atıfla söylenen karizmatik otorite modeli ya da İspanya’daki ETA (Euskadi Ta Askatasuna – Bask Yurdu ve Özgürlük) ile ilgili atıfların hatalı olduğunu ve Madrid’in ETA’yı hiçbir zaman muhatap almadığını belirtti. Bu durumun Öcalan’ı tarif etmek için kullanılmasının sorunlu olduğunu vurgulayan Burak Bilgehan Özpek, “Bunun dışında çözüm sürecinin ruhunu belirleyen bir işportacılık var. Bu işportacılık çözüm sürecinin hedefine ulaşması durumunda Türkiye’nin büyüyeceği ve bölgesel güç olacağı yönünde bir anlatı. Bu hukuk yapısıyla, bu rejim şekliyle, Türkiye çözüm süreci olsun ya da olmasın, bölgesel güç olabilecek mi?” dedi.

Burak Bilgehan Özpek ile söyleşi: "Öcalan’ı merkeze alan bir süreç AKP için çok riskli"
Burak Bilgehan Özpek ile söyleşi: “Öcalan’ı merkeze alan bir süreç AKP için çok riskli”

“Bahçeli ve Öcalan toplum tarafından algılandıkları kadar etkili figürler olmadı”

Sürecin başlangıcında Bahçeli’nin devlet aklını temsil eden bir figür olarak algılandığını belirten Özpek şöyle konuştu:

“Devlet Bahçeli, bir devlet aklını temsil etmiyor. Devlette uyumlu bir irade yok ve iktidar bloğu içerisinde ciddi görüş ayrılıkları var. Abdullah Öcalan sanıldığı kadar etkili bir lider değil. Çünkü Suriye’deki özerklik meselesi Öcalan’ın çağrılarıyla değil Şam’ın askerî müdahalesiyle çözüldü. Kandil tam olarak silah bırakmadı ve silah bırakmak için ilave şartlar öne sürüyor. 18 ayın sonunda geldiğimiz bu noktada iki aktörün de aslında iddia ettikleri kadar ya da toplum tarafından algılandıkları kadar etkili figürler olmadığını görüyoruz.”

Burak Bilgehan Özpek ile söyleşi: "Öcalan’ı merkeze alan bir süreç AKP için çok riskli"
Burak Bilgehan Özpek ile söyleşi: “Öcalan’ı merkeze alan bir süreç AKP için çok riskli”

Özpek, Bahçeli’nin bu yeni yol haritasının Meclis’te kurulan ve tüm partilerin rapor sunarak ortak bir yol haritası belirlediği komisyon raporuyla çeliştiğini ifade etti. Burak Bilgehan Özpek sözlerine şöyle devam etti:

“Metinde bahsedilen üç mekanizmanın da anahtar aktörü AKP. Bugün Milli Güvenlik Kurulu, Erdoğan’ın iradesinin üzerinde konumlanan bir yapı değil. Erdoğan hem Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı, hem Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı hem de Milli Güvenlik Kurulu’na başkanlık ediyor. Dolayısıyla üç farklı Erdoğan’dan söz etmiyorsak, burada belirleyici olan tek bir siyasi irade var.

Mecliste kurulacak komisyonun kaderini belirleyecek kişi Erdoğan. Güvenlik bürokrasisinin nasıl tutum alacağını belirleyecek kişi Erdoğan. Milli Güvenlik Kurulu’nun, yani tüm bu yapıları koordine eden üst mekanizmanın tavrını belirleyecek kişi de yine Erdoğan. Bu nedenle meseleyi aşırı derecede karmaşıklaştırmanın ya da bürokratik süreçlere boğmanın çok anlamlı olmadığını düşünüyorum.”

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.