Berrin Sönmez yazdı: Mutlak butlanın mutlaklığı kesinlikle geçici olacaktır

Şaşırmak, bir erdem olarak görülmediği sürece otoriterleşmenin giderek sertleşmesini önlemek, demokrasiye dönmek mümkün olmayabilir zannımca. Reflekslerimizi diri tutmamızı sağlayan şey olumsuzlukları olağanlaştırmaktan kaçınmak zira. Hukukun üstünlüğü bir yana ayaklar altına alındığını bilmekle birlikte her an gerçekleşen yeni bir hukuk ihlalini bunca çabuk kanıksanması, şaşırma erdemini yitirmiş bir topluma dönüşmemizle ilgili olsa gerek. Yasal hiyerarşinin çiğnenmesiyle başlayan sürecin geldiği mutlak butlan aşaması, ilk Anayasa ihlaline toplum tepkisiz üç yıl önceki kurultayın yok sayılmasına cüret etmekte zorlanmadı iktidar. Ekrem İmamoğlu’nun otuz yıl önceki diploması iptal edilince ayağa kalkın gençlerimizi de yalnız bıraktık ve bu sonu hak ettik resmen. Hukukun üstünlüğü ve Anayasa bu denli çiğnendiği hâlde sorunu çözme görevi sadece CHP’nin işiymiş gibi görüldü maalesef. Bir ülkede ana muhalefet partisine bunca hukuka aykırı girişimlerle baskı yapılı, şantaj tuzakları kurulurken Cumhur İttifakının içinde olmayan partilerin hâlâ iktidar hayali kurması şaşırtıcıydı. Ancak butlan kararı çıktıktan sonra iktidarda olmayan partilerin “Türkiye’yi CHP’ye bırakamayız” sözleri şu anda iktidara içeriden icazet verme şifresi olarak sarf edilmiş gibi. Anketlerde toplamı ancak %5-6 oranındaki partiler için bunca büyük lokma cümleye bugün başka bir anlam veremiyorum. İktidarın içerden siyasi icazete ihtiyacı var mıydı diye düşünenler olabilir ama kesinlikle vardı ve istediğini aldıktan sonra harekete geçti sanırım. Nitekim muhalefetteki İslamcı sağ partilerden kırık dökük cümlelerle kınama gelse de söylemden eyleme geçilmedi. Şaşırdık mı, soruları yine ayyuka çıktı. Ama mesele şu ki şaşırmamak siyasi yanılgıları kanıksamak yolunu açıyor. İrili ufaklı tüm siyasi partilerin bu durumun CHP meselesi değil demokrasi, hukuk yani memleket meselesi olduğunu görmesi beklenir. Ve aksi durumda şaşırmak, şaşırdığımızı haykırmak gerekir.

Berrin Sönmez yazdı: Mutlak butlanın mutlaklığı kesinlikle geçici olacaktır
Berrin Sönmez yazdı: Mutlak butlanın mutlaklığı kesinlikle geçici olacaktır

“Hırsızın hiç mi suçu yok?”

Fıkradaki gibi Nasrettin Hoca’nın komşuları misali tüm bu usulsüzlükleri gerçekleştiren iktidarı bir yana bırakıp muhalefete yüklenmek de elbette meseleyi anlamak için yeterli değil. Sadece sorumluluk payı olduğunu hepimiz tastamam görmek zorundayız. İktidarın adaletsizliğine ortak olmak istemeyenler bunu böyle kabul etmeli. Toplumu çürümeye yönelten adaletsizlikle sorumluluk alarak başa çıkmak mümkün olabilir. Ancak bu sadece CHP’ye yüklenemez. Yurttaşlık bilinciyle üstümüze düşeni yerine getirmek hepimizin doğal görevi. İlk seçim, seçmenlik deneyimini 1876’da yaşamış nesillerin siyasi mirasını, saltanat hevesiyle mirasyedi gibi harcayıp tüketmeyi göze almış iktidar ve saray erkânı bu uzun geleneğin kıymetini anlamaktan âciz. Tom Barrack ve Trump’ın biçtiği kaftanı, kendileri için “hil’at giymek” gibi geçmişin şeref payesi sayabilirler. Ya da öyle kabul etmiş gibi görünmek zorunda olabilirler. Fakat yurttaş bilincine sahip, geçmişin tebaa deneyiminin insanı ne denli değersizleştirdiğini bilenler, kendileri ve gelecek nesiller için harekete geçmeli. İktidarın yaptığı her türlü usulsüzlük ve kural tanımazlık karşısında susma konforuna sığınma zamanı geçti. Siyasetin toplumu şekillendirmesini beklemek yerine toplum siyasete yön çizmeli. Ve bu sorumluluk sadece sandıkla sınırlı değil. Her an yer yerde, her durumda usulsüzlüğü usul hâline getirmiş iktidarın her kararına, her uygulamasına karşı gördüğümüz haksızlıkları, kural ve hukuk dışı girişimleri durdurmak gerekir. İçimizden birini sokan yılan elbet bir gün bizi de sokar diyerek o ünlü ve çarpık atasözünü değiştirelim.

Berrin Sönmez yazdı: Mutlak butlanın mutlaklığı kesinlikle geçici olacaktır
Berrin Sönmez yazdı: Mutlak butlanın mutlaklığı kesinlikle geçici olacaktır

Nüfusun yüzde 65’ini alacak hapishane yapamazlar

Evet insanlık dışı baskılarla, devletin zor gücüyle, bağımsız olması gereken yargı eliyle iktidar tepemizde Demokles’in kılıcını hazır tutuyor. Çünkü korkuyor. İktidarı kaybetmemek için siyaset yapması gerekiyor ama artık siyaseti, siyasetçiler değil saray erkânı masa başında şekillendirme yetkisine sahip olduğu için kâğıt üzerinde denklem çözer gibi plan yapıyorlar. Ama işin kötüsü toplumun denklemi onların problemi değil. Atanmışlar sadece koltuk hesabı yapar. Koltuktan kalkmamak için gereken her şeyi kural tanımaksızın gerçekleştirir. Toplumun bugününü veya geleceğini değil kendi totosunu nereye konduracağını önemser. Ucube sistemin bize dayattığı gerçekler böyle. Siyasi ve seçilmiş olmayan saray erkânı yönetimdi ağırlıklı kadrolara sahip olduğu için halkın rızası onların umurunda değil. Ölçüsüzce biçtikleri gömleği halka zorla giydirmek niyetindeler. Tabii ki yetkiyi ve talimatı tepeden alıyorlar. Baş sorumlu tek adam elbette. O siyaseti iyi bilir ama iyiliğin siyasetini değil siyasetin hilesini bilir. “Hiçbir hikâyemiz yarım kalmayacak” sözü verdiği için de amaca giden her yolu mubah görür. Nitekim halkın iyiliği, ülkenin refahı için siyaset üretmek yerine amacına ulaşmak için halkı köleleştirmeyi bile göze almış görünüyor. Bu durumu görüp itiraz edenler ya da bu gidişatın açıklarını ifşa edenler, kısacası biat etmeyenler hapiste. Toplumun çok büyük bir kısmı CHP’ye Belediyelerine yapılan baskıların, iktidar için siyasi yenilgiyi önleme hamlesi olduğunun farkında. Bu çoğunluk korku duvarını aşarsa inanın iktidar herkesi içeri atamaz. Bizler dışarıda özgürce yaşar ve düşüncelerimizi korkusuzca ifade edersek onlar evlerinden, saraylarından çıkamaz. Şimdi çarşıya, pazara çıkamadıkları gibi kapı eşiğini aşamaz hâle gelirler.

Berrin Sönmez yazdı: Mutlak butlanın mutlaklığı kesinlikle geçici olacaktır
Berrin Sönmez yazdı: Mutlak butlanın mutlaklığı kesinlikle geçici olacaktır

“Rıza lokmasını” yiyemedi

Pir Sultan Abdal yüzyıllar önce Demedim mi şiiriyle rıza lokmasını herkesin yiyemeyeceğini söylemiş. Kılıçdaroğlu ise “helalleşme” politikasıyla bedel ödeyeceğini biliyor ve bunu göze aldığını belirtiyordu. 13 yıl başkanlık yapıp 13 seçim kaybettiği partinin başına kayyum olarak gelmeye razı. Rıza lokması demir leblebi malum yutmak zor. Ayrıca Kılıçdaroğlu vaktiyle “birisi koltuktan kalkmak istemiyorsa bilin ki orada bir pislik var” derdi. Yazık ki şimdi bu sözün kendisi için de kullanılabileceğinin farkında değil gibi. CHP Genel Başkanlığını kaybetmek ise kurultayın üzerinden üç yıl geçtiği hâlde hâlâ ona ağır geliyor, tuhaf. Meselesi memleket değil sadece konforlu bir genel başkanlıkmış anlaşılan. Şimdi kurultayda seçilmek değil iktidarın siyasi çıkarı doğrultusunda yargı kararıyla partisine kayyım olmayı kabul etmesi sanırım başka türlü izah edilemez.

Sınırsız ve kuralsız yönetimin bedeli

“Sac düzen bulur hamur biter, ev düzen bulur ömür biter” sözü uyarınca Erdoğan tam hayal ettiği yönetim sistemini kurduğunda seçmende rıza üretemez oldu. Ama artık rıza üretemediğini kabul etmek yerine “zaten inecektim” dercesine rıza üretmeye ihtiyacı kalmamış gibi yapıyor. Devletin zor gücü, yargı erki adeta emir eri gibi kullanılıyor. Üstelik ne siyasi etik tanıyor ne ahlaki sınır, ne yasa ne anayasa dinliyor. Adaletsizlikle birleşen demokratik aşınmanın sonucu artan yoksulluğu da önemsemiyor. Tamamen kurduğu ucube sistemin kalıcılığına odaklanmış hâlde ve meşruiyeti de dışarıdan almakla yetindiği görülüyor. Ve tüm bunları başarabilmek için gözünü karartmış hâlde her türlü zulmü rahatlıkla sergiliyor. Cezaevi, zindan politikası tarih boyunca hiçbir muktedire yâr olmadı. Ama iktidar sahipleri ders almayı bilmez. Meğerki toplum kendisini hatırlatıp “il mi yaman bey mi yaman” göstersin, yani siyaseti toplum yeniden düzenlesin.

Sanırım bu sınıra gelindi. Yeter ki sessiz ve makul çoğunluk meselenin CHP olmadığını, demokrasi ve hukuk mücadelesi için asgari müşterekte ortaklaşmak gerektiğini idrak etsin. O vakit butlan kararının mutlak olamayacağını herkes idrak eder.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.