Resul Emrah Şahan yazdı: 24 Mayıs’a içeriden bakmak

Dün için yapılacak çok analiz, söylenecek çok söz var. Bir yol arkadaşım yazmış bugün, “28 Şubat’ımızı yaşıyoruz” diye. İşin özü budur. 28 Şubat, dönemin iktidarının, halka vesayetle eliyle, orantısız imtiyazlarla yaptığı bir zulümdü. Ama sonrasında Türkiye’nin siyasi iklimini tepeden tırnağa şekillendirdi. Aynı rotadan geçiyoruz. Halklaşan bir CHP’ye, sivilleşen ve Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında yeniden kurucu tabanını yaratacak bir siyaset yürüyüşüne müdahale bu. 28 Şubat’ta askeri vesayet, bugün için iktidarın orantısız tedbir uygulamaları… Tedbir devletinin tüm bileşenleri, CHP binasına polisle, gazla, müdahaleyle giren yapının ta kendisidir.

Genel Başkan Özgür Özel’in yürüyüşünün simgeleşen anları ise Türk siyasi tarihine geçecek ve üzerine sayısız yazı yazılacaktır. Ama işin özeti siyaset halklaşacak, sivilleşecek ve Cumhuriyet’i yeni yüzyıla hazırlayacaktır. Bize hangi zulümleri, hangi eller, hangi işbirlikçilerle yaparsa yapsın, inanın fark etmez. Konu artık ne bizlerin tutukluluğu ne de bir partinin geleceğidir. Cumhuriyet’in yeniden biçimlenişinin sonuçlarıdır. Tüm siyasete, demokrasiden yana, birlikten yana tüm yapılara bu zeminde birleşme sorumluluğu veriyor bu dönem. Olan biten her şeye taktiksel yaklaşan, oy hesabı yapan her kim olursa, milletle olan makasını açacak ve yeniden inşada var olamayacaktır. En net olan tablo budur.

İşin bu derin analiz kısmını önümüzdeki günlerde daha uzun yazarım. Ben size tutuklu bir belediye başkanı, aileden, çocukluğundan itibaren bu partinin geleneğiyle büyümüş, eski genel başkanının bizzat tavsiyesi üzerine şehir plancı olmuş bir Emrah Şahan’ın 24 Mayıs’ını anlatayım.

resul emrah şahan
Resul Emrah Şahan yazdı: 24 Mayıs’a içeriden bakmak

Sabah sekizde sayıma kalktım. İki gündür hastayım. Sağlık burada en dikkat edilecek iş biliyorum. Tayfun yıllarca görüşçüsü olduğumda hep bunu söyledi. İnsan on iki metrekarede tek başına hasta olunca, biraz da benim gibi evin tek oğlu nazı varsa biraz zor geçiyor. Ama ilgileniyorlar. Revir, ilaçlarım, eksiğim yok. İlk iş televizyonu açtım. CHP Genel Merkezi önündeki durum çok bildik hikâye. İstanbul İl’den şerbetliyiz. Şişli’den zaten alışkınız. “Genel Merkez’e de yapamazlar herhalde”, “Olmaz” dediğimiz her şeyin en hızlı şekilde olup önümüze konduğu zamanlardan geçiyoruz. 

CHP Genel Merkez müdahale
Resul Emrah Şahan yazdı: 24 Mayıs’a içeriden bakmak

İçim içime sığmıyor tabii. Kızıyorum, öfkeleniyorum. Genel Merkez önüne giden Bursa milletvekillerinden biriyle son geldiğinde saatlerce burada ülkenin geleceği için yaptığımız sohbet geliyor aklıma, inanamıyorum. “Hani aynı yerdeydik bu ülkenin geleceği için!” diyorum. Kaygılarımız, hedefimiz, çabamız ortaktı. “Ne safmışsın be Emrah, şu siyaset simsarlığını hiç öğrenemedin!” diyorum sonra.

Avukat geliyor. Çıkıyorum heyecanla. Sanki anlık haberler alacakmışım gibi… Koridorda başkanlarla karşılaşıyorum. Her yüzde başka bir duygu okuyorum. Kaygılı olan, umutlu olan… Ama özünde herkeste büyük bir hüzün. Karabasan çökmesi gibi. Bu kötülüğün sınırlarını anlamaya çalışıyorum televizyonda anbean, olan biteni yerimde durmadan izlerken. 

Hangi siyasinin yaşamının yükünü üstlerine alacaklar?

Kemal Kılıçdaroğlu ile diyaloglarım geliyor gözümün önüne. En son buraya geldiğinde ofisindeki akademik toplantılarla ilgili konuşmuştuk. Butlan konusunu açmamıştım bile. Hiç düşünmemiştim bu kadarını. Şimdi ne mutlu ederdi acaba sonrasında CHP’ye butlan gelen bu aklı? Bugün onu düşünüyorum. Benim ailemden, kızımdan bir ömür uzak olmamı, bu zindanda çürümemi mi istiyorlar acaba? İçlerindeki kin neye? Hangi çocuğun, hangi ailenin, buradaki hangi siyasinin yaşamının yükünü üstlerine alacaklar acaba… 

İstedikleri nedir? Dara durduklarında, neyi nasıl anlatacaklar kendi inandıkları kutsal divana…

Karmaşık, bulanık, zor duygularla yürüyorum avlumda. Televizyon açık, ekrana bakıyorum hep. Bir taraftan da halsizim. İlaçları, vitaminleri alıyorum çabuk iyileşeyim diye. Sanki iyileşsem olan bitene müdahale edecekmişim, zamanı yakalayacakmışım hissi…

Üç demlik çay içiyorum…

Binaya polis girdiği anlarda tutamıyorum kendimi, çok doluyorum. Boğazım düğüm düğüm…

Hem hüzün hem umut var akıtmadığım gözyaşlarımda, biliyorum…

Genel Başkan çıkıyor, yürüyor yağmurda. Ben ayakta oturmadan bakıyorum, dolup dolup taşıyorum. “Meydanlar, sokaklar, parklar, bu vatanın her yeri bize evdir!” diyorum. Kendi kendime çok konuşuyorum bu ara…

CHP Genel Merkezi'ne polis müdahalesi: Özgür Özel Meclis'e yürüyor
Resul Emrah Şahan yazdı: 24 Mayıs’a içeriden bakmak

Genel Başkan Meclis’in yanındaki parkta konuşuyor. “19 Mart sonrası gibi bu hikâye. Bir adım daha ötede!” diyorum. Avluma çıkıp hızlı hızlı yürüyorum. En hararetli düşüncelerde tepenize bir serçenin pislemesiyle âna dönüyorsunuz. Serçeler geldiler ve benim avlumda fazlasıyla varlar. Alıştım ama. Cebimdeki peçeteyle silip yine devam ediyorum düşünmeye, umutla yarınlara ilişkin kurulacak sözlere…

Akşam yorgun düşmüşüm onu anlıyorum. Oysaki ne Genel Merkez’de mücadele ettim ne de o dolu altında yürüdüm. Sanki her ânı 12 metrekarede yaşamış gibi bitkinim.

Avukat geliyor, çıkıyorum. Yine karşılaşıyoruz belediye başkanlarıyla. Gözlerde umut var. Herkes sabahtan daha rahat, daha emin. Hüzünlü ama gelecek için umutlu o gözyaşlarını eminim hepsi içine akıttı. 

Yolculuk yeni başlıyor

Odama geliyorum, geç oldu. TRT Müzik ile Dünya Caz Günü konserinde uzun süredir burada hasret kaldığım iyi müzik ve müzisyenleri görünce heyecanla dinliyorum. Eylem Pelit, Volkan Öktem, Serdar Barçın, Meriç Demirkol, Şenova Ülker. Bu isimler için çaldıkları düzenleme, yaptıkları albümleri takip eden bir müzikseverdim. İyi geliyor… Heyecanla konsere taburemde ritim tutarak eşlik bile ediyorum. 

Yarın pazartesi… Kantin fişi yazacağım… Salı günü açık görüşüm var, bayram açık görüşü. Ailem ve kuzum gelecek. Onlara kantinden top kek yazıyorum bayramda yiyelim diye. 

Uzun, inişi çıkışı bol, umutlu, yorucu, hüzünlü, öfkeli, heyecanlı, hatta müzikli bir gün geçti. Yolculuk yeni başlıyor.

Yolumuz açık olsun…

Resul Emrah Şahan

Şişli Belediye Başkanı

Silivri Cezaevi

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.