Hilmi Hacaloğlu: “Kılıçdaroğlu konuştukça daha da batıyor, artık siyasi bir mevtadır”

Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP Genel Merkezi önündeki konuşmasını Ruşen Çakır’a değerlendiren Hilmi Hacaloğlu, “Kılıçdaroğlu konuştukça daha da batıyor, artık siyasi bir mevtadır” dedi.

Video özeti
Bu özet yapay zekâ tarafından hazırlanmış ve editör tarafından kontrol edilmiştir.
  • Hilmi Hacaloğlu, Kılıçdaroğlu’nun her konuşmasının onu daha da dibe batırdığını belirtti.
  • Kılıçdaroğlu’nun açıklamaları, destekçi kazandırmaktan çok mevcut destekçilerin uzaklaşmasına neden oluyor.
  • Hacaloğlu, Kılıçdaroğlu’nun partisini FETÖ ile suçlamasının inanılmaz olduğunu vurguladı.
  • Kılıçdaroğlu’nun iddiaları somut veriler sunmadığı için insanlar tarafından kabul görmüyor.
  • Hacaloğlu, Kılıçdaroğlu ve ekibinin siyasi olarak etkisiz hale geldiğini söyledi.
İlgili bağlantılar
Bilmeniz gerekenler

Kılıçdaroğlu artık siyasi mevta

Medyascope Yayın Yönetmeni Ruşen Çakır, Hilmi Hacaloğlu ile CHP’de mutlak butlan sonrası yaşananları değerlendirdi. Hacaloğlu, Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP Genel Merkezi önünde yaptığı konuşmaya değindi:

“Benim gördüğüm tablo şu: Kemal Kılıçdaroğlu her ortaya çıktığında, her konuştuğunda biraz daha dibe batıyor. Sürekli yeni bir şey açıklayacağı beklentisi oluşuyor ama ortaya çıkan sonuç tam tersi oluyor. İnsanlar büyük bir açıklama beklerken konuşmasının sonunda daha büyük bir hayal kırıklığı yaşıyor. Çünkü ne yeni bir siyasi vizyon ortaya koyabiliyor ne de elindeki iddiaları somutlaştırabiliyor.”

Bu durumun artık geri döndürülmesinin zor olduğunu savunan Hacaloğlu, “Bugün geldiğimiz noktada Kemal Kılıçdaroğlu’nun konuşmaları ona yeni destekçiler kazandırmıyor. Tam tersine mevcut destekçilerinin bile uzaklaşmasına neden oluyor. Çünkü çok iddialı konuşuyor ama hiçbir somut veri ortaya koymuyor. İnsanlar artık buna ikna olmuyor” dedi.

“Partiyi FETÖ ajanlarıyla suçlamak inanılır gibi değil”

Hilmi Hacaloğlu, Kılıçdaroğlu’nun konuşmasındaki FETÖ vurgusunu şu sözlerle eleştirdi:

“Kemal Kılıçdaroğlu CHP Genel Başkanlığı yapmış bir isim. O koltukta Mustafa Kemal Atatürk oturdu, İsmet İnönü oturdu, Bülent Ecevit oturdu. Şimdi o koltukta oturmuş bir kişi çıkıp partiyi FETÖ ajanlarıyla ilişkilendiriyor. Üstelik bunu isim vermeden yapıyor. Bu gerçekten inanılır gibi değil. Eğer böyle bir şey varsa neden isim söylemiyorsunuz? Eğer yoksa neden bu kadar ağır bir ithamda bulunuyorsunuz?”

Kılıçdaroğlu’nun CHP’ye zarar verdiğini belirten Hacaloğlu, “Bugün iktidar medyasında oturan herkes yarın çıkıp diyecek ki, bunu biz söylemiyoruz, CHP’nin eski genel başkanı söylüyor. Dolayısıyla bu yalnızca Özgür Özel’e ya da mevcut yönetime zarar veren bir şey değil. Bütün Cumhuriyet Halk Partisi’ni hedef haline getiren çok ağır bir suçlama” dedi.

“Bugün itibarıyla onlar siyasi mevta”

Ruşen Çakır’ın, Kılıçdaroğlu ve ekibinin ileride yeni bir siyasi hareket oluşturup oluşturamayacağı sorusuna Hacaloğlu şöyle yanıt verdi:

“Bırakın yeni parti kurmayı, bugün itibarıyla onlar siyasi mevta. Bunu çok açık söylüyorum. Bundan sonra sokakta nasıl siyaset yapacaklarını ben merak ediyorum. Çünkü insanların hafızası var. İnsanlar yaşananları unutmaz. İnsanlar umutlarını kimlerin kırdığını da unutmaz. Bugün muhalif seçmenin yaşadığı hayal kırıklığı çok büyük. Bunun siyasi sonuçları olacaktır.”

Video deşifresi

Hilmi Hacaloğlu: “Kılıçdaroğlu konuştukça daha da batıyor, artık siyasi bir mevtadır”

Hazırlayan: Gülden Özdemir

Hilmi Hacaloğlu: Merhaba Ruşen.

Ruşen Çakır: Öyle mi diyorsun sen de? Anıtkabir yürüyüşü yeni partinin yürüyüşü müydü?

Hilmi Hacaloğlu: Ben çok emin değilim. Yeni parti meşru bir hak, Özgür Özel ve beraberindekiler için. Burada bir tereddüt yok. Geçtiğimiz günlerde Aydın Erdem KONDA’nın bir araştırmasını yayınlamıştı. Geçtiğimiz cumartesi ve pazar günü yapılmış bir araştırmaydı. ‘‘Kemal Kılıçdaroğlu Cumhuriyet Halk Partisi genel başkanı olsun’’ diyenler CHP içinde %5’ti. Ama MHP ve AKP içinde %30’un üzerindeydi. Dolayısıyla Kemal Kılıçdaroğlu şu anda Cumhuriyet Halk Partisi seçmeninin, toplumsal muhalefetin genel başkanı ya da Cumhuriyet Halk Partisi’nin başında görmek istediği biri değil. Ama iktidar böyle düşünmüyor. Cumhur İttifakı’nınsa CHP adayı. Tabii burada tartışma olacak. Cumhuriyet Halk Partisi öyle çabucak bırakılabilecek bir parti değil. Bırakılabilir, burada bir sıkıntı yok. Tekrar edeyim bunu. Ama bence bir süre daha parti içinde mücadele edecekler. Çünkü Kemal Kılıçdaroğlu’nu destekleyen kimse yok. Gürsel Tekin, öğlen yaptığım yayında ismini hatırlayamadığım Berhan Şimşek, ondan sonra Barış Yarkadaş, Müslim Sarı, Orhan Sarıbal filan işte birkaç kişi. Faik Öztrak da galiba destekliyormuş. Bunların ne örgütte, ne partide, ne toplumda bir karşılığı bulunmuyor bu isimlerin. Dolayısıyla Kemal Kılıçdaroğlu; demin sizi dinlerken, yani hem Kemal Can’la yaptığın hem Edgar Şar’la yaptığın yayını hem de Alişer’le yaptığın yayını dinledim. Üçü de gerçekten iyiydi. Kemal’in “etkin pişmanlık şeyi koltuktan düşürdü beni” saptaması, Edgar da ‘‘19 Martçılık’’ kavramını vurguladı; ‘‘19 Martçı demeliyiz’’ dedi. Ona da katılıyorum. Az evvel de Alişer’in dediği şey doğru. Yeni ne doğru? Evet, yeni parti bir hak ama dahası şu; Kemal Kılıçdaroğlu her çıktığında, her ortaya çıktığında, her konuştuğunda daha da dibe batıyor. Aziz Yıldırım da malum şu anda dönmeye çalışıyor Fenerbahçe başkanlığı için. Aziz Yıldırım konuştukça, hani hep şey deniyordu: “Aziz Yıldırım konuşursa biter, şöyle olur, böyle olur”, ama konuştukça büyüyor. Konulara hakim olduğunu anlıyorsunuz. Ama basın toplantısı yaptı evinin bahçesinde Kemal Kılıçdaroğlu. İşte, ‘‘Onu bilmiyorum. Bunu hukukçular öyle biliyor, onu onlara sormak lazım’’ gibi şeyler söyledi ve konusuna da hakim olmadığı intibasını oluşturdu. Bugün de kağıttan okudu. Yani kağıttan okuduğu şeyde “FETÖ ajanları var” dedi ya; Cumhuriyet Halk Partisi genel başkanı bu. Yani o koltukta Mustafa Kemal, İsmet Paşa, Bülent Ecevit, Deniz Baykal, ondan sonra Kemal Kılıçdaroğlu. Arada Hikmet Çetin var, işte o birleşme sırasında; bir de Altan Öymen. Sen bu koltukta oturan birisin Sayın Kemal Kılıçdaroğlu. Yani partiyi FETÖ ajanlarıyla dolu olmakla itham ediyor. Üstelik FETÖ’nün en aktif olduğu yerde kendisi orada. Kendisi o dönem Zaman Gazetesi‘ni ziyaret ediyor. Bir başka milletvekili danışmanı 2017’de, şimdi isimleri zikretmeyeyim, FETÖ’den ceza aldı. Bir başka milletvekili şu anda Türkiye’de değil, aranıyor. Kendisinin seçtiği isimler bunlar. Yani şimdi sen bunu, bir lider olarak, bir partinin genel başkanı olarak kendi etrafındakileri söylüyorsan herhalde bunu Özgür Özel’e söylemiyorsun. Az evvel Twitter‘dan paylaştım; 15 Temmuz gecesi Özgür Özel, Aykut Erdoğdu ile beraber Meclis’e gitti. Yani bu açıklamayı Aykut Erdoğdu İBB davasında da açıkladı: “Biz oraya gittik, benim cebimde silah vardı filan” diye anlatıyor. Anlattı. ‘‘Biz kendi güvenliğimizi aldık ve bunlarla mücadele etmeye gittik’’ dedi. Nitekim Meclis’te yaptığı konuşmada da Özgür Özel 15 Temmuz darbe girişimini net bir şekilde reddetti. “Bize toplum ana muhalefet görevi vermiş durumda, biz bu Meclis altında mücadelemizi sürdüreceğiz” dedi A Haber ekranında. Şimdi hani bugün çok önemli şeyler açıklanacak diye beklerken, bu. Fakat tabii sırf bu değil; şimdi bütün bu süreç çok kötü yönetildi. Dün, evvelsi gün “haram arabalar” diye bir şey çıktı. O arabaların bir tanesi Kemal Kılıçdaroğlu’nun genel başkanlığında alınmış. Öteki, partinin parasıyla alınmış. Bir başkası Aziz İhsan Aktaş tarafından tahsis edilmiş. Her ne kadar Erdoğan Toprak bunu yalanlamış olsa da parti diyor ki: ‘‘Erdoğan Toprak bunu getirdi, Erdoğan Toprak bunu götürdüü, seçimi kaybettikten sonra, kurultayı kaybettikten sonra.’’ Dolayısıyla burada geçtiğimiz yazdan beri Kemal Kılıçdaroğlu ve çevresi partiye geri dönmek için çalışıyorlar. Bunu biliyoruz. Butlanın çıkmasının an meselesi olduğunu düşünüyorlar ve doğru bir zamanlama olarak iktidar herhalde şimdi bu dönemi tercih etti. Bilmiyorum. Belki Kürt meselesindeki yeni sürecin şekillenmesinde CHP’ye olan ihtiyaç ya da onları ikna etme ya da yeni anayasa süreci. Bilmiyorum neden bu zaman yapıldı ama şimdi geldi gündeme. Şimdi siz “hukuk, hukuk, hukuk” diyorsunuz; ‘‘biz işte bağımsız mahkemelere güveniyoruz’’ vesaire. Peki Canan Kaftancıoğlu siyasi yasakla mahkum edildiğinde, bugünün Adalet Bakanı Akın Gürlek ilk derece mahkemede mahkumiyet vermişti. Onu tanımadınız. Gittiniz Maltepe’ye. İşte Bursa mitingi Maltepe’ye alındı. Orada, o mitingde Kemal Kılıçdaroğlu aslında gayriresmî olarak — sen de oradaydın, ben de oradaydım — genel başkanlığını ilan etmişti. Enis Berberoğlu tutuklandıktan sonra o zaman da Adalet Yürüyüşü yaptı. O kararı da yanılmıyorsam yine Akın Gürlek mahkemesi vermişti. Şimdi siz o zaman bunları tanımıyorsunuz; bunu tanıyorsunuz. Bu mahkeme kararları üzerinden, daha da bu arada hüküm de yok ortada, bunun üzerinden ‘‘CHP hırsız’’ diyorsunuz, hem de kendi arkadaşlarınıza. 2023’ün 28 Mayıs’ında Kemal Kılıçdaroğlu seçimi kazansaydı bir yanında Mansur Yavaş olacaktı, öteki yanında Ekrem İmamoğlu olacaktı. Şimdi siz bunlardan birini suçluyorsunuz, belki ikisini de suçluyorsunuz, bilmiyorum. Yani birilerini suçluyorsunuz. Bir zamana kadar da yanınızda olan insanları suçluyorsunuz. Hani ahlak, etik vesaire deniyor; ben bunun neresinde olduğunu anlamıyorum. Gerçekten anlamıyorum.

Ruşen Çakır: Peki, Hilmi, şöyle bir şey sorayım. Bugün iki olayı gördük. Kemal de söyledi biliyorsun, “nicelik olarak kıyaslanamaz bile” dedi, katılım olarak bakıldığı zaman. Açıkçası ben yine de ne zamandır bekledikleri bir an olduğu için — imkanları da herhalde var, CHP’nin parası da onlarda ama aynı zamanda devletten de bayağı destek aldıkları ortada — coşkulu bir kalabalık bekledim ve göremedim. Genel Merkez açısından…

Hilmi Hacaloğlu: Bu coşkuyu nereden üreteceksin? Bunu üretmek için yani meşru bir şey olması, bir hedef koyulması lazım. Sen partiyi, hani dört nala gitmiş partiyi devlet bir taraftan çekiştiriyor, mahkemeler bir taraftan çekiştiriyor, Erdoğan her gün dövüyor ve buna rağmen at, süvari gitmeye çalışıyor. Bu sefer ne oluyor? Eski süvari geliyor atın ayağını çekmeye çalışıyor, süvariyi yıkmaya çalışıyor. Şu olabilir: “Ya seçim olur, bu ekip ayrılmaz da kalır da parti içinde mücadeleye devam ederse biz milletvekili olabiliriz, birtakım yerlerde birtakım makamlar…”

Ruşen Çakır: Tam bunu soracaktım. İşte şöyle bir şey, hani ‘‘varsayalım ki’’ diye bir soru soracağım. Bu aslında sakat bir yöntemdir ama yine de sorayım. Varsayalım ki Yargıtay, şu, bu bir şekilde partiyi tekrar Özgür Özel’e verdi ya da, işte atıyorum, 3 ay sonra kurultay oldu ve Özgür Özel tekrar partinin başına geçti. Kılıçdaroğlu ve destekçilerinin siyasi olarak yapabileceği bir şey var mı? Mesela bir parti kurabilirler mi?

Hilmi Hacaloğlu: Bırak parti kurmayı, bugün itibarıyla onlar siyasi mevta. Onların bundan sonra sokakta nasıl yürüyeceklerini ben merak ediyorum, o insanların. Kolay değil. Ozan Güven bir kadın şiddeti yapmıştı biliyorsun. Dün akşam kafede bir kadın, bir avukat, bugün Twitter‘da da okudum, yani kaç yıllık olay bu olay, gidip orada Ozan Güven’i o kafeden çıkartmaya çalışıyor. Anlatabiliyor muyum? Yani kadınları tabii ki ilgilendiren bir mevzu ama insanlar artık unutmuyor. İnsanların hafızası var, insanların umutları var. İnsanların umutlarını birileri yıkıyorsa o umutsuzluk öfkeyi beraberinde getiriyor ve unutmuyorsun. Unutmuyorsun. Ve bugün de bu yaşananları bugünkü muhalif seçmen unutmayacak. Bak, bugün Gezi’nin yıldönümü değil mi? 30 Mayıs değil mi bugün? 30-31 Mayıs Gezi’nin yıldönümü. Şimdi siz bugün bununla karşıdasınız. Ve bayramlaşma denen şeyden ne çıktı? ‘‘Pavyon masalarında meze ediyorlar Cumhuriyet Halk…’’ Ya böyle bir cümle kurulabilir mi ya? Ben seninle özelde konuşsam, kimsenin duymadığı bir yerde, ‘‘ya böyle böyle bir şey de…’’ İnsan utanır yani. Sen beni terslersin diye, ben seni terslerim diye insan bunu söyleyemez yani. Bunu bir genel başkan oradan söyler mi ya? Ne kadar ayıp bir şey ya bu. Şimdi bunu dediğin için de “vay sen foncu musun, bilmem ne misin, sarı zarf” falan birtakım şeyler… Bak bir de bununla geldi. İlk hikaye sarı zarf… Bu ekip devraldıktan sonra ilk yaptıkları iş sarı zarftı ya. Gazetecileri suçladılar, gazetecileri hedef gösterdiler. Hem de Akit‘e yaptılar bunu. Şimdi bu siyasi öngörüsüzlükle, bu siyasi ufuksuzlukla, bu siyasi akılsızlıkla; bırak partiyi bir yerden bir yere götürmeyi, siyasete devam etmeleri mümkün değil. O yüzden ‘‘siyasi mevta’’ diyorum. Bak, bugün Mansur Yavaş ortaya çıktı. Mansur Yavaş otobüsün üzerinden çıktı ve konuşmasını yaptı. Yani “ilk zamanda kurultay” dedi. Bunu daha önce demişti ama burada çok önemli bir kırılma anında bir pozisyon tuttu, pozisyon aldı. Devletin bugün — müesses nizam, ne dersek diyelim — devlete hakim olan gücün işte Yargıtay’a, Anayasa Mahkemesi’ne, efendim diğer kurumlara, Milli İstihbarat Teşkilatı’na, oraya buraya, emniyete… Emniyeti nereden biliyoruz? İçişleri Bakanı’yla geçtiğimiz hafta görüşmeye gitti Suat Özçağdaş’la Murat Emir, çıktılar işte “İçişleri Bakanı şöyle hoş şeyler söyledi, bizi anladı” bilmem ne filan dediler. Yani konuşmanın mürekkebi bitmeden, konuşma bitmeden müdahale başladı ya. Konuşma bitti, kamera öbür tarafı gösterdi. Polis, Cumhuriyet Halk Partisi’ni zorluyor. Dolayısıyla devlet burada yerini almış durumda. Mansur Yavaş da aslına bakarsan bu devletin sistematiğini Ankara’da iyi bilen isimlerden biri. Hiçbir şey değilse Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı, ikinci dönemdir. Dolayısıyla Mansur Bey burada büyük bir risk üstleniyor. Özgür Özel önceki gün amcasını kaybetti, ona rağmen İzmir’de miting yaptı, döndü, cezaevinde Tunç Soyer başta olmak üzere cezaevindeki Ankara il başkanını vesaire ziyaret etti, çıktı açıklama yaptı. Dün İstanbul’a geldi, tutuklu belediye başkanlarıyla 7 saat görüştü, aralarında Ekrem İmamoğlu da vardı, onunla da konuştu. Benim anladığım kadarıyla burada Mansur Yavaş üzerinde bir uzlaşı var. Benim bugünkü tablodan gördüğüm o; Özgür Özel’in de bitirirken, “Mansur Yavaş’la bundan sonra beraber yürüyeceğiz” gibi bir şey söylemesi o bakımdan önemli. Yani şu anda Mansur Yavaş bütün bu krizin en tepe noktasında çok kritik bir rol üstlendi ve büyük bir fonksiyonu var. Ha şimdi burada ne deniyordu? “Kemal Kılıçdaroğlu Mansur Yavaş’ı aday gösterebilir” deniyordu. O ihtimal bence gündemden düştü. Dolayısıyla şu anda muhalefetin bir adayı var artık. Bu muhalefetin bir partisi olacak mı? Senin az önce dediğin şey önemli. Yani devlet şunu da yapabilir; Özgür Özel’i bir formüle, az önce dediğim yeni anayasa, süreçle ilgili bir şeye ikna edip bir mahkeme kararıyla bir başvuruyu değerlendirir. Ya da başvurular yapılır. Şimdi Parti Meclisi toplanacak elbette bir gün, 1 Haziran’da olmayacak ama herhalde bunu çok fazla geciktirme olasılığı yok. O Parti Meclisi toplandığında Kemal Kılıçdaroğlu’na yakın ekip orada ağırlığı sağlayamıyor, orada çoğunluğu sağlayamıyor. Çoğunluk Özgür Özel’le beraber olanlarda diyelim. Dolayısıyla o Parti Meclisi’nden istediği kararları çıkartamaz. Kimseyi ihraç etmesi, yani bir milletvekilini ihraç etmesi söz konusu değil. Çünkü o tartışılıyordu, işte ‘‘CHP’de Özgür Özel’in A takımı tasfiye edilecek’’ vesaire. Parti Meclisi’nden bunu yapma imkanları yok. Çünkü oradan karar çıkmadan o dosya Yüksek Disiplin Kurulu’na gitmiyor. Orada Kılıçdaroğlucular daha kalabalık, orada çoğunluk onlarda ama dosyalar oraya gitmiyor. Ne olabilir? İl ve ilçe örgütlerini görevden alabilir ki şu anda çok çok büyük oranda il örgütleri Kemal Kılıçdaroğlu’nun karşısında. Yani “Özgür Özel’in yanında” demiyorum, Kemal Kılıçdaroğlu’nun karşısında. Dolayısıyla MYK kararlarıyla bunları yapabilir. Yani MYK kararlarıyla ilçe ve il örgütlerini, il başkanlarını görevden alıp yeni atamalar yapabilir. Bu da partiyi mahkemelere düşürür, çünkü ona da itirazlar gelecektir. Bu taraf kriz tarafı ama ben bir süre daha Özgür Özel ve beraberindekilerin partide kalmayı, partide kalarak mücadele etmeyi deneyeceklerini düşünüyorum.

Ruşen Çakır: Hilmi, çok sağ ol yayınımıza katıldığın için. Çok teşekkürler.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.

Paylaş