İSTANBUL (Medyascope) – Zeytin Dalı’nın bu bölümünde Müge İplikçi’nin konuğu Milliyet Sanat Dergisi Genel Yayın Yönetmeni ve yazar Filiz Aygündüz oldu. Aygündüz, kitabı “Nisa” üzerinden bir kadının kendini keşfetme, toplumsal baskılarla mücadele etme ve şiddetle yüzleşerek iyileşme sürecini ele aldığını söyledi.
Milliyet Sanat Dergisi Genel Yayın Yönetmeni ve yazar Filiz Aygündüz “Nisa” romanını anlattı. “Her kadın yaralandığı yerden iyileşir” alt başlığıyla yayımlanan romanda, Hayrünnisa karakterinin çocukluktan yetişkinliğe uzanan hikâyesini anlattığını belirten Aygündüz, karakter isimlerindeki kısaltmaların toplumdaki küçümseme ve dışlama pratiklerine işaret ettiğini söyledi.
“Şiddetin yaşı, ailesi, eğitimi yok”
Aygündüz romanda yer alan “lastikli don” ve pantolon yasağı gibi ayrıntıların, kadın bedenini kontrol etme anlayışını görünür kılmak amacıyla kullanıldığını belirterek, “Nisa’nın okula başlamasını annesi istemiyor. Ancak apartman sakinlerinden birinin annesini ikna etmesiyle ortaokula başlayabiliyor. Annesi, okulda oynarken eteğinin açılacağından ve iç çamaşırının görüneceğinden endişe ediyor. Bu nedenle Nisa’nın paçalı don giymesi şartını koşuyor ve ancak bu şartla ortaokula gitmesine izin veriyor” diye konuştu.

Romanında erkek şiddeti temasına yer veren Aygündüz, Nisa’nın eşi Sarp karakterini özellikle toplumsal önyargıları kırmak amacıyla kurguladığını söyledi. Şiddetin sosyoekonomik düzeyle açıklanamayacağını vurgulayan yazar, “Şiddetin yaşı, ailesi, eğitimi yok” dedi.
“Kadınlar özgürsünüz, gücünüzü bilin”
Aygündüz, romanın temel çıkış noktalarından birinin ise yıllar önce terapi sürecinde öğrendiği “Ben şimdi ne yapabilirim?” sorusu olduğunu ifade ederek şöyle konuştu:
“Duygu Asena ile uzun zaman çalıştım. Duygu Hanım’ın çok meşhur bir sözü vardır: ‘Kadınlar özgürsünüz, gücünüzü bilin’. Onun ölümünden 20 yıl sonra o sözünü bir kez daha gündeme getirmek, elimden geldiğince kadınlara özgür olduklarını, güçlü olduklarını, bunun farkına varmalarını söylemek istedim. Duygu Asena’nın bu sözünün mutlaka karşılık bulduğu yerler var. Sayılarının azımsanacak boyutta olduğunu da düşünmüyorum. En azından onun döneminden daha fazla olduğunu biliyorum. Ama tam olarak bitmedi, bütün kadınlar kendini özgür hissetmiyor, gücünün farkında değil. Daha çok alınacak yol var.”
Kitap tanıtım bülteni
“Adım Hayrünnisa. Kadının hayırlısı, uğurlusu demek… Ama benim adım on üçümden beri Nisa. Adım kadın.”
Sivas’ın Pusat köyünden Nişantaşı’nın bodrum katına, Etiler’deki lüks villadan Çağlayan’ın dar sokaklarına uzanan bir yaşam öyküsü. Hayrünnisa, adındaki “hayırlı”yı atıp sadece “Nisa” olmayı seçerken toplumun kadınlara biçtiği tüm rollerle hesaplaşıyor; evliliğin karanlık dehlizlerinde, genetik bir kaderin pençesinde yaşarken bile o sihirli soruyu fısıldıyor: “Peki şimdi ne yapabilirim?”
Kendi söküğünü dikmekle başlayan Nisa, kurduğu “Hırka Ören Kadınlar” atölyesiyle yalnız bırakılmış kadınların onur ve özgürlük mücadelesinin simgesi haline geliyor. Mevlânâ der ki: “Işık yaradan sızar.” Nisa, acıyı ve ipliği ilmek ilmek şifaya dönüştürenlerin; yaralarını saklamak için değil, yaralarından ışık sızdırmak için bir araya gelenlerin romanı.







