İSTANBUL (Medyascope) – Emine Uçak Erdoğan, Medyascope Yayın Yönetmeni Ruşen Çakır’ın sorularını yanıtladı. Uçak Erdoğan, YENİ Parti’nin önündeki risklere ve fırsatlara dair değerlendirmelerde bulundu.
Video özeti
Bu özet yapay zekâ tarafından hazırlanmış ve editör tarafından kontrol edilmiştir.
- Emine Uçak Erdoğan, YENİ Parti’yi değerlendirirken yeni siyasi oluşumun önemine dikkat çekti.
- İktidarın yargıyı kullanarak siyasi süreçleri şekillendirdiğini savunan Uçak Erdoğan, yeni tutuklama dalgası ihtimaline karşı uyardı.
- Kimlik siyasetinin toplumda geçerliliğini yitirdiğini belirten Uçak Erdoğan, esas mücadelesinin sosyal adalet olduğunu vurguladı.
- Van’da çözüm süreci toplantısında konuşan Uçak Erdoğan, YENİ Parti’nin yeni bir siyasi merkez olmasının önemini vurguladı.
Emine Uçak Erdoğan, Ruşen Çakır’ın konuğu oldu ve YENİ Parti’yi değerlendirdi. Uçak Erdoğan, Yeni Parti’nin teknik olarak yeni kurulduğunu ve siyasi kurulumunu iki ay içinde tamamlamayı planladığını söyledi. Uçak Erdoğan, “Toplum açısından beklenti anlamında yeni siyaset olup olmayacağını önümüzdeki süreçte göreceğiz” dedi.
İktidarın baskısını sınırlama olarak görmüyor
19 Mart’tan bu yana yaşanan süreci değerlendiren Uçak Erdoğan, “Halen cezaevinde hakikaten hiçbir geçerliliği olmayan davalarla tutulma” bedeliyle karşılaşıldığını öne sürdü. İktidarın yargıyı ve devlet gücünü siyaseti dizayn etmek için kullandığını savunan Uçak Erdoğan, buna rağmen bir geri adım atılmadığını belirtti. Uçak Erdoğan, iktidarın Özgür Özel’e ve daha önce Ekrem İmamoğlu’na verdiği mesajı şöyle özetledi: “
Siz iktidara talip olmayın, çizilen ana muhalefetin içinde bir yerde olmayı kabul edin.”

Yeni tutuklama dalgası ihtimaline dikkat çekti
Önümüzdeki dönemde yeni bir tutuklama dalgası veya siyaset yapmanın önüne farklı engeller konulabileceğini söyleyen Uçak Erdoğan, “En temel hakkınız olan parti kurma şeyiniz bile çok rahat durdurulabiliyor” dedi. Uçak Erdoğan, bu risklerin mücadele azmini kırmadığını vurguladı.
Kimlik siyasetinin artık karşılık bulmadığını savundu
Toplumun artık siyaseti kimlik ve aidiyet üzerinden kurmadığını öne süren Uçak Erdoğan, “Türkiye artık bir kesimi tek kimlikle, tek aidiyetle tanımlayabileceğimiz dönemden geçti” ifadelerini kullandı. Kendisinin başörtülü olması nedeniyle belirli bir kimliğe indirgendiğini belirten Uçak Erdoğan, asıl mücadelesinin sosyal adalet ve emek konuları olduğunu söyledi.
Van’da çözüm süreci toplantısı için bulunuyor
Görüşmenin Van’da, çözüm süreci ekseninde düzenlenen bir toplantı sırasında gerçekleştiğini belirten Uçak Erdoğan, YENİ Parti’nin gerçekten yeni bir siyasi merkez olarak inşa edilmesi halinde toplumun beklentilerine karşılık verebileceğini, aksi durumda mevcut partilerin devamı olarak algılanma riskiyle karşılaşabileceğini sözlerine ekledi.
Deşifreyi hazırlayan: Gülden Özdemir
Ruşen Çakır: Emine, şunu soracağım. Sen uzun bir süre muhafazakar camiada siyaset yaptın diyeyim. En sonki şeyiniz neydi? Numan Kurtulmuş’un partisi. Adını bile unuttum bak. Neydi adı?
Emine Uçak Erdoğan: HAS Parti.
Ruşen Çakır: HAS Parti, evet. Ve bir süredir CHP’de çok aktif bir şekilde Ekrem İmamoğlu’yla da çalıştığını biliyorum ve Özgür Özel’le de çok yakın çalıştın ve Yeni Parti. Ne diyorsun? Bu parti hakikaten yeni mi?
Emine Uçak Erdoğan: Bu parti yeni kuruldu. Teknik olarak yeni ama zaten başından itibaren o ayrım yapılarak söyleniyor. Yani siyasi kurulumunu da 1-2 ay içinde tamamlamayı düşünüyor. O yönüyle özellikle toplum açısından beklenti anlamında yeni siyaset, yeni parti ve siyasete yüklenen anlamlarıyla yeni parti olup olmayacağını aslında önümüzdeki süreçte göreceğiz. Ama teknik olarak şu anda yeni bir parti ve Türkiye siyasetinde de hakikaten yeni bir soluk getirme hedefiyle yola çıktı.
Ruşen Çakır: Peki şunu sorayım. Yayının başlığını öyle verdim; ‘‘fırsatlar ve engeller’’ diye. Engelle başlayalım. Bu partinin, Yeni Parti’nin önündeki akla gelen en hayati riskler ya da engeller neler olabilir? Siyasi iktidarın daha önce yaptığı gibi birtakım yargı yoluyla operasyonlar vesaireler tabii ilk akla geliyor ama onun dışında daha politik olarak ne gibi engeller var bu partinin önünde?
Emine Uçak Erdoğan: Şimdi bir kere önce selamla aslında başlamam gerekirdi. Biraz önce pat diye girmiş oldum. Bir merhaba diyeyim izleyenlere. Bir de şu var, yani biz işte bu butlan sürecinden bu yana, onu belirtmek istiyorum, hani hem sahada hem de toplumun farklı kesimleriyle işte diyelim ki daha odak toplantılarda yani bir araya geldiğimiz her yerde benim bu süreçte en çok duyduğum kavramlardan birisi işte ‘‘Krizlerden veya risklerden fırsat çıkar. O yüzden siz bunu bir fırsata çevirin.’’ Yani toplumdaki herkes bunun bir son gibi algılamadığını, bu sonun aslında yeni bir yeniyi başlatmak için, bir başlangıç yapmak için bir imkan olduğunu gördü. O yüzden hani ben bu programın bu yönüyle bunun odağa alınmasını çok önemsedim. Risklerden başlayalım dediniz ya da işte sıkıntılar ne olabilir diye. Şimdi iktidarın aslında yapmaya çalıştığı bütün sıkıntılar ki bunlar kolay şeyler değil; yani 19 Mart’tan bu yana yaşananlar, buna bedel olarak halen cezaevinde hakikaten hiçbir geçerliliği olmayan davalarla tutulması… Siz de işte görüyorsunuz, Silivri’ye gelip gidiyorsunuz takip edenler açısından. Yani büyük bir sıkıntı ve badirelerle büyük bir hak gaspıyla sürüyor. Ama bütün bunlar bir yandan da ne kadar sınırlılık oluşturabiliyor? 19 Mart’tan bu yana bütün bu oluşan iktidarın, devletin gücünü aslında biraz siyaseti dizayn etmek için yargıyı işte bütün bu konuların hepsini işin içine koyması burada nasıl bir sınırlılığa yol açıyor diye baktığımızda aslında bir sınırlılık ortaya çıkmıyor. Yani burada bir geri adım atma, burada siyasetsizlik yani siyasetten vazgeçme, siyaset yapma azminden ve özellikle de iktidara talip olmak açısından yani iktidar mücadelesini sürdürmek açısından bir geri adım atılmıyor. Çünkü nihayetinde bu iktidarın aslında Özgür Özel’e ondan önce de İmamoğlu’na yani aslında bu siyasete, değişim isteyen ve değişimle birlikte harekete geçen bütün herkese yapmaya çalıştığı şey şu: ‘‘Siz iktidara talip olmayın. Siz bu ülkenin değişiminde bir aktör olmaya soyunmayın. Size çizilen ana muhalefeti işte muhalefetin içinde bir yerde olmayı kabul edin.’’ Yani bu iş buralardan başladı. Eğer sınırlılık olarak bunu görüyorsak yani bu olmadı. O yüzden bu şeyler sıkıntı olabilir yani işte ne bileyim yeni bir tutuklama dalgası olabilir. Yeni bir siyaset yapmanın önüne farklı engeller konulabilir. Mesela bir yandan da işte bu teknik kurulunda milletvekillerinin olmasının sebeplerinden birisi olarak bu görüldü. Hani kurulmayabilir. Çünkü daha önce Yeşilliler Partisi deneyimini biliyoruz. Sonuçta bu ülkede siyaset yapmak herkes için aynı şartlarda olmuyor. Yani size devletin imkanları hemen açılmıyor. En temel hakkınız olan işte bir parti kurma şeyiniz bile çok rahat durdurulabiliyor. O yönüyle tabii ki sınırlılıklar çıkartabilirler ama bütün bunların hiçbirinin burada mücadele etme, toplum için siyaset yapma isteğine ket vurmaması açısından ben sınırlılık olarak görmüyorum.
Ruşen Çakır: Peki şunu sorayım. Senin yakından bildiğin iki ayrı olay, aslında kimi zaman iç içe. Bir, muhafazakar camia diyelim, çevreler diyelim. Bir de Kürtler. Ve bu partinin açılması gerekiyor herhalde. Yani CHP’nin kabuğunu kırması… Aslında yerel seçimlerde %37 oyla bir anlamda bunu yapmışlardı. O ama yerel seçimdi. Şimdi Yeni Parti’nin dindarlara ve Kürtlere daha fazla ulaşabilmesi mümkün mü? Nasıl mümkün? Mesela parti kuruluşu, Hacı Bayram’da cuma namazı kılınmasını insanlar konuştular. Bu mesela iyi bir mesaj mı?
Emine Uçak Erdoğan: Tabii sonuçta bu sembolik değerler açısından önemli. Şöyle, yani burada fırsat alanı dediğimiz her şey, aslında hem Kürtler açısından da hem muhafazakarlar açısından da fırsat alanı olarak görünen şey gerçekten toplum artık bu siyaseti ideolojilerin kimliklerin içinde aidiyetler üzerinden kurmuyor. Yani bunlar önemsiz demiyorum. Bunların halen tabii ki önemli olduğu yerler var ama Yeni Parti açısından en temel fırsat alanı insanların kimlik, aidiyet gibi konuları bütün siyasi angajmanlarının en temeline koymayışı. Bu çünkü bir sürecin getirisi olarak yani burada eşit yurttaşlık fikri ve bunun sağlanması konusunda oluşmuş bir durum var. Yani toplumun farklı kesimleri buraya gelmiş ve burada birbirine yaklaşmış durumda. O yüzden burada kapsayıcı olan, burada kültürel olarak kutuplaşmacı davranmayan, daha kültürel olarak ve imkan olarak yani bu kapsayıcılığı politikalarında, söylemlerinde ama bunu sadece siyasi bir saikle değil, bunu Türkiye’nin değişiminin, toplumun değişiminin ihtiyacı olan bir siyaset olarak ortaya koyabilirse tabii ki bu onun için bir fırsat alanı. Çünkü zaten bunu isteyen toplumun kendisi yani bu yıllardır süren siyaset zeminli dönemlere göre sadece işte bazı kimlikleri açan, bazı kimlikleri öteleyen, bazı kimlikleri sadece dekoratif öğe gibi veya temsilciler vasıtasıyla yani onlardan bir temsilci seçerek kerhen görüntülemeyle olan siyaset dönemi şu an toplum tarafından çok kabul edilmiyor. Herkes daha kendisinin de içinde hissettiği, hem liyakat olarak hem de aslında kendi sorunlarının temsili konusunda yakın hissedeceği şekilde bir siyaset alanının kapsayıcı ve genişlemiş olmasını istiyor. Bu yönüyle zaten Cumhuriyet Halk Partisi dönemi de bu özellikle ilk son kurultayda yani değişim kurultayından bu yana olan özellikle de işte çözüm süreci dediğimiz, halen de ismi çok denilmeyen bu son bir iki yıldaki süreçteki siyaset bunun zaten böyle olduğunu gösteriyor. Yani hani bunu yapabildiğini ve bunu yaptığında da karşılık bulduğunu hem oy anlamında hem de destek anlamında görüyor.
Ruşen Çakır: Son olarak şunu sormak istiyorum. Şimdi Türkiye’de sağ kesimlere atfedilen bir CHP alerjisi var. Hani ‘‘CHP zihniyeti’’ denen olay. Bu ne derece doğrudur, bilemiyorum ama ben kendi ömrümde bunun çok ciddi bir şekilde olduğunu hele 80’li yıllarda ve 90’lı yıllarda bayağı bir görmüştüm. Hâlâ var mı çok emin değilim. Şimdi CHP’nin devamı olmak ama aynı zamanda yeni olmak yani CHP adını taşımamak bu partinin yeni kitlelere erişmesini gerçekten kolaylaştırır mı?
Emine Uçak Erdoğan: Şimdi ben şuna inanırım. Yani bir partiyi farklı kılan ismi veya işte tarihsel durumu değil. Bir partiyi yeni yapan aslında söylemleri, politikaları ve bunun yüzü olan yani bunun siyasetini taşıyacak olan kadroları. Bu yönüyle Yeni Parti tabii ki bir hani sonuçta ‘‘CHP’yi aşan bir şekilde kuruluyoruz’’ söylemi bu yönüyle önemli. Şöyle bakmak lazım; yani CHP’den yıllardır böyle bir işte şeyden bahsediliyor, hatta geçenlerde sizin meşhur röportajınızda bile oturup hani CHP tartışıldı. Burada ben CHP’deki değişimin, dönüşümün de aslında özellikle kanaat dünyasında yani toplum açısından demiyorum ama kanaat dünyasında, daha elitler dünyasında çok anlaşılmadığını düşünüyorum. Yani ben kendim de yani CHP’nin daha kadrolarını gördüğümde, daha yerelde siyaset yapanları veya diğer farklı aktörlerini… Çünkü buranın şöyle bir sorunu var; hep aynı kişiler çok gövdede görünüyor. Yani kendi kadrosunu, kendi değişimini, dönüşümünü gösterebilme potansiyeli ile ilgili sınırlıkları oldu, hep aynı kişiler etrafında döndüğü için. Ama CHP’nin içinde de ve şimdi o damarın hepsinin büyük çoğunluğunun Yeni Parti’ye geçtiğini düşünürsek Türkiye’nin dönüşümünden yani bu toplumsal dönüşüm dediğimiz şey tam da işte bu kimlik kutuplaşmalarını, bu kültürel kutuplaşmayı geride bırakma, daha eşit yurttaşlık, cumhuriyet bağıyla bir arada olmakla ilgili, bir ortak gelecek kurgusuyla bir arada olmakla ilgili olan şeyi taşıyacak çok güçlü kadroları var. Yani bunlar Kürt meselesinde de işte diğer özgürlüklerde de emek meselesinde de gerçekten de hani bu ezberleri aşabilecek yerdeler. Bir de şöyle bir kafa karışıklığı var; kişileri görünüşüyle veya daha önce bulunduğu ortamlarla bir yere kanalize etme durumu var. Yani mesela beni ısrarla işte başörtülü olduğum için bir yere konumlandırıyorlar ama nihayetinde HAS Parti’den bu yana benim işte bütün sürdürdüğüm mücadele Türkiye’de sosyal adaletin, kalkınmanın, eşit dağıtımın yanında biraz daha aslında emek odaklı ama bu mesela bütün her şeyi örten bir şey. Bunu şundan dolayı söylüyorum; Türkiye artık bir kesimi tek kimlikle, tek aidiyetle tanımlayabileceğimiz dönemden geçti. Ben bunu uzun yıllardır söylüyorum ve bunun karşılığını toplumda da gören birisi olarak tekrar tekrar söylediğim şeyin doğru olduğunu toplumda da karşılığını görmüş birisi olarak söylüyorum. Bu yönüyle özellikle elitler dünyasını da kendi dar fanuslarından çıkıp biraz daha toplumu, biraz daha toplumun dönüşümünü yerinde takip etmesi gerektiğini söylüyorum. Ben de son olarak şunu eklemek istiyorum bu risk ve fırsat mevzusuna. Toplumun yeni siyaset istemesi bir yeni parti olarak değil, yani siyasetin bütününün değişmesi olarak görüyor. Yani siyasetin toplumun sorunlarının çözüm adresi olarak görülmesi, bir meslek haline gelmemesi, aynı kişilerin yıllarca aynı meslekleri yapmaması olarak görüyor. O yüzden bu bir fırsat. Yani bir yandan siyasetten çok yorgun, siyasetin beklentilerine cevap vermediğini düşünüyor ama umudunu da kesmiş değil. O yüzden eğer Yeni Parti gerçekten yeni olursa bunu fırsata çevirebilir ama yeni olmazsa, yeni kurulmuş olsa bile yeni olmazsa, siyaseti yeni bir siyasi merkez olarak inşa etmezse o zaman risk alanı tam da şu; diğerlerinin devamı olarak görünmek veya mevcut partiler gibi görünmek veya söylem ile eylem arasında tutarsızlık olarak görülüp bunun toplumun değişimine karşılık gelmediği gibi bir sonuç üretebilir. Ama bütün bunlar için henüz çok yeni. Bu yolun hem bizim için hem de bütün Türkiye için hayırlı olmasını diliyorum.
Ruşen Çakır: Emine, bitirirken şunu sormak istiyorum. Bildiğim kadarıyla sen çözüm süreci ekseninde bir toplantı için Van’dasın. Ama tahmin ediyorum, yanılıyor muyum bilmiyorum, çözüm süreci kadar belki ondan daha fazla Yeni Parti konuşuluyordur ve sana bu konuda sorular geliyordur diyorum. Yanılıyor muyum?
Emine Uçak Erdoğan: Tabii ikisi birlikte konuşuluyor. Aslında bu sadece Yeni Parti açısından değil, diğer partilerin de ne kadar yeni olabileceği. Çünkü nihayetinde bu mesele yani özellikle çatışmalı çözümün bitip siyaset alanının genişleyebilmesi – ki böyle bir emaresi halen hiç hissettirilmese de – gerçekten Türkiye’de yeni bir dönemi açabilir. Bu yönüyle bu bütün partiler açısından değerlendirildiği gibi tabii özellikle Yeni Parti’nin de hem Kürt meselesinde hem de diğer konularda ne yapacağı, nasıl davranacağı ile ilgili sorular alıyoruz ve çok da toplantının merkezine oturmuş durumda.








