Feyza Akınerdem ile söyleşi: “YENİ Parti otoriter rejime karşı demokratik bir koalisyonu örgütleyebilir”

İSTANBUL (Medyascope) – YENİ Parti, otoriter rejime karşı demokratik bir koalisyonu örgütleyebilir mi? Medyascope Yayın Yönetmeni Ruşen Çakır, Feyza Akınerdem ile YENİ Parti’nin önündeki fırsat ve riskleri değerlendirdi.

Video özeti
Bu özet yapay zekâ tarafından hazırlanmış ve editör tarafından kontrol edilmiştir.
  • YENİ Parti, CHP’den ayrılarak kuruldu ve Feyza Akınerdem, kuruluşun zorunluluklardan doğduğunu belirtti.
  • Akınerdem, YENİ Parti’nin başarılı olması için seçim ittifaklarından daha geniş bir demokratik birliktelik oluşturması gerektiğini ifade etti.
  • Başarı, değişen siyasi anlayışa uygun yeni bir model geliştirmekten geçiyor.
  • YENİ Parti, demokratik bir koalisyon oluşturabilirse, Türkiye ve hatta dünya için iyi bir model sunabilir.

Ruşen Çakır, yayında Feyza Akınerdem ile Özgür Özel önderliğinde CHP’den ayrılarak kurulan YENİ Parti’yi ele aldı. Akınerdem, YENİ Parti’nin geçmişteki siyasi ayrışmalarla birebir kıyaslanamayacağını belirterek kuruluş sürecinin zorunluluklardan doğduğunu söyledi:

“Bu, bir fikrimiz vardı, bir davamız vardı, bir siyasi parti kurmaya karar verdik diyerek ortaya çıkmış bir parti değil. Mecburen kurulmuş bir parti. Eğer Mutlak butlan uygulanmasaydı, CHP kendi değişim programı içinde yoluna devam edecekti. O değişim programını yürüten kadro şimdi dışarı çıktı ve yeni bir parti kurdu. AKP’nin ya da geçmişteki ayrışmaların bazı yönleriyle benzetilebileceği tarafları olsa da aslında kendine özgü bir süreç yaşıyoruz. Zorlukları kadar pozitif tarafları ve kazanımları da olan bir süreç bu.”

YENİ Parti nasıl bir yol izleyecek?

YENİ Parti’nin önündeki en önemli sınavın yalnızca CHP’nin geçmişinden sıyrılmak değil, değişen siyaset anlayışına uygun yeni bir model geliştirmek olduğunu dile getiren Feyza Akınerdem şöyle devam etti:

“CHP bagajı dediğimiz şeyi geride bırakıyor olması tek başına açıklayıcı değil. Asıl mesele şu, dünyada da bölgede de Türkiye’de de siyasetin ihtiyaçları değişiyor. AKP’nin gerilemesinin önemli nedenlerinden biri de bu değişen ihtiyaçlara cevap verememesi. Otoriter popülizmden yorulmuş toplumların ihtiyaçlarını kim karşılayacak? YENİ Parti tam da böyle büyük bir sorunun ortasında kuruldu. Türkiye’de kendisini dönüştüren, yeni ihtiyaçları gören bir siyaset kültürünün katalizörü olmak zorunda.”

Feyza Akınerdem ile söyleşi: “YENİ Parti otoriter rejime karşı demokratik bir koalisyonu örgütleyebilir”
Feyza Akınerdem ile söyleşi: “YENİ Parti otoriter rejime karşı demokratik bir koalisyonu örgütleyebilir”

YENİ Parti’nin başarısının seçim ittifaklarından daha geniş bir demokratik birliktelik oluşturmasına bağlı olduğunu vurgulayan Akınerdem, “Şu anda ana muhalefet partisi olarak en büyük güç YENİ Parti’nin elinde. Eğer bu demokratik koalisyon kurulabilirse, bu koalisyon dünyanın yeni siyaset yapma ihtiyaçlarına cevap verebilirse, o yöntemleri geliştirebilir ve kullanabilirse yalnızca parti için değil hepimiz için, Türkiye için iyi bir sonuç olur. Hatta dünya için de iyi bir model ortaya çıkabilir” dedi.

Demokratik koalisyondan kastının klasik seçim ittifakı olmadığını belirten Akınerdem şunları söyledi:

“Ben partiler arası bir seçim ittifakından söz etmiyorum. Otoriter rejimlere karşı kazanılmış bütün siyasi mücadelelerde böyle demokratik koalisyonlar vardı. Brezilya’da da bunu gördük. Burada kastettiğim, demokrasinin kurumlarının, sivil toplumun, yereldeki kanaat önderlerinin, çevre mücadelelerinin ve farklı demokratik aktörlerin birlikte hareket edebildiği büyük bir demokratik koalisyon.”

Deşifreyi hazırlayan: Gülden Özdemir

Ruşen Çakır: Feyza Akınerdem’le devam ediyoruz. Feyza, merhaba.

Feyza Akınerdem: Merhabalar Ruşen Bey.

Ruşen Çakır: Evet. Ne diyorsun? Hakikaten yeni bir parti mi?

Feyza Akınerdem: Yeni bir parti ama şöyle bir yeni parti değil tabii ki, yani ‘‘Bir fikrimiz ve bir davamız var. Bir hedefimiz, amacımız var. Bir parti kuralım ve bir siyasi parti içerisinde siyaset yapalım’’ diye karar vermiş yeni bir grubun partisi değil tabii ki. Birincisi mecburen kurulmuş bir parti. Bu önemli. Eğer butlan uygulaması yapılmasaydı ve 38. kurultay iptal edilmeseydi CHP’nin genel başkanı olarak devam edecektik. Yönetimde böyle devam edecektik. Bir değişim programı ve süreci içerisinde değişmeye karar vermiş ve bunun aşamalarını uygulayan bir Cumhuriyet Halk Partisi olarak yoluna devam edecekti. Eski, yani Cumhuriyet Halk Partisi içerisinde de bir değişim politikası, siyaseti içerisinde devam eden bir kadro. Şimdi dışarı çıktı ve yeni bir parti kurdu. Bu AK Parti’nin kuruluşuna benzetiliyor. Daha önce DSP’nin, SHP’nin kuruluşuna benzetiliyor. Benzeyen tarafları olsa da kendine özgü bir süreç, en başta dediğim gibi mecbur kalınarak kurulmuş. Ancak bunun yanında bazı işte sosyolojide beklenmedik sonuçlar dediğimiz beklenmedik sonuçları olan, pozitif tarafları çok olan, bir sürecin içerisinde zorlukları kadar kazanımları ve pozitif tarafları olan bir sürecin içerisinde kurulmuş bir parti diyebiliriz.

Ruşen Çakır: Peki burada şimdi, yayının başlığında şey diye söyledim; ‘‘Önündeki fırsatlar ve engeller’’ diye söyledim ve tüm konuklara da bunları ayrı ayrı soruyorum. İstersen engellerle başlayalım. Sonra fırsatlara geçelim. Şu anda bu partinin, Yeni Parti’nin önündeki en büyük engel tabii ki ilk akla gelen siyasi iktidarın yargı yoluyla yapabileceği yeni taarruzlar vesaire. Onu bir kenara koyalım. Çünkü onu kestirmemiz mümkün değil. Nedir, neyi yapmakta zorlanabilirler? Önlerinde ne gibi birtakım riskler var?

Feyza Akınerdem: Aslında dış riskleri yani iktidar tarafından gelebilecek riskler dışarısında riskleri kendi içerisinde taşıyarak getirilmiş bir parti diyebiliriz. Cumhuriyet Halk Partisi içerisindeki bürokratik yüzyıllık yönetimin, birikimin ve siyasi serüvenin, tabii ki bütüncül bir serüven değil, çok farklı aşamaları olmuş; ama sonuçta uzun bir tarihi taşıyor. Bu tarih hem imkanlar barındırıyor hem kısıtlar barındırıyor. Ben bunu şöyle görüyorum. Yani hep bahsedilen bu ‘‘CHP bagajı’’ dediğimiz o işte ‘‘CHP’ye, Altı Ok’a asla oy vermem’’ diyecek kitleleri çekemeyen, yani genelde analizler bu yönde yapılıyor, o ‘‘CHP bagajı’’ dediğimizi hani geride bırakıyor ve yeniye doğru gidiyor. Bence bunu tam açıklayan bir mesele değil. Burada daha büyük kısıtlar var. O da şu: Dünyada siyasetin ihtiyaçları değişiyor. Bölgede siyasetin ihtiyaçları değişiyor. Türkiye’de de aslında AK Parti’nin gerilemesi büyük oranda o değişen ihtiyaçlara da karşılık vermemesinden kaynaklanıyor. Yani otoriter popülizmin yükselişi analizi çok fazla yapıldı ama otoriter popülizmden yorulmuş siyasetin, toplumların ve bunların karşılayamadığı ihtiyaçları kimler ve hangi siyaset karşılayacak sorusuna dünya cevap arıyor. Tam da böyle büyük bir sorunun bağlamında kurulmuş bir parti. Yani belki Türkiye’de bir iktidar çatışmasının, savaşının içerisinde kurulmaya mecbur olmuş ama bu mecburiyetin içinden de çok büyük bir ihtiyaca cevap vermesi gerekiyor. Ve bu hani bir müesses nizam partisi olarak CHP, bir kurucu parti olarak CHP içerisinden gelen bir grubun bu esnek, yeni ihtiyaçları gören, siyaset kültürünün kendisini dönüştüren bir katalizör olabilmesi gerekiyor Türkiye’de. Aslında ben bunu düşünüyorum. Bunu başarabilir mi? Yani bunu başaramazsa, olmaz demek de çok zor. Çünkü bunu başarmak zorunda olduğunu düşünüyorum açıkçası Yeni Parti’nin ve Türkiye muhalefetinin, aslında Türkiye’deki demokratik toplamın bunu başarması gerekiyor. Bunun içerisindeki en büyük güç de şu anda ana muhalefet partisi olarak Yeni Parti. Eğer bu demokratik koalisyon kurulabilirse, bu demokratik koalisyon dünyanın yeni siyaset etme ihtiyaçlarına cevap verebilirse, o yöntemleri bulabilirse ve o yöntemleri iyi kullanırsa, hepimiz için, sadece onun için değil, Türkiye için iyi bir sonuç olmuş olacak. Dünya için de iyi bir model olmuş olacak. Bunu görmek lazım.

Ruşen Çakır: Burada tabii demokratik koalisyon diyorsun da insanların aklına Altılı Masa gelip ürkmesinler. Nasıl bir koalisyondan bahsediyorsun?

Feyza Akınerdem: Aslında partilerarası bir seçim ittifakından bahsetmiyorum demokratik koalisyon derken. Otoriter rejimlere karşı kazanılmış bütün aslında siyasi mücadeleler böyle koalisyonlarla kazanıldı. Yani Brezilya’da da böyle oldu. Mamdani böyle bir çatı organizasyon içerisinde kazandı. Dolayısıyla aslında burada bahsettiğim demokrasinin kurumları, aktörleri, iş yapma biçimleri, Türkiye’de bu kültür, şu an bununla ilgili bir saha çalışması yürütüyoruz. İleride onu da konuşuruz. Türkiye’de demokratik kültür hangi araçlarla, hangi aktörlerle yerelden merkeze doğru filizlenmiş, şekillenmişse onların aslında beraber hareket edebildiği bir koalisyon. Bunlar siyasi partiler olmak zorunda değil. Siyasi partiler, mevcut siyasi partiler de bence henüz o demokratik kültürü de mevcut demokrasi ihtiyacını da karşılayamadıkları için daha toplumsal aktörlerin, kurumların ve demokratik yöntemlerin birleştiği, sivil toplumun birleştiği yereldeki kanaat önderlerinin insanları kamusal sorumluluğa davet eden çeşitli mücadelelerin, çevre mücadelesinin, bütün bunların bir araya gelebildiği bir koalisyonu kastediyorum aslında.

Ruşen Çakır: Şeyi görmüşsündür, Yılmaz Özdil, Cüneyt Özdemir gibi isimler şey dediler; ‘‘Özgür Özel’den başka bu partide kimi tanıyorsunuz? Kimi tanıyoruz?’’ Bu bir sorun mu hakikaten?

Feyza Akınerdem: Yani bu, eğer 16 ay önce sorulsaydı bir soruydu ama şu anda değil. Yani, Cumhuriyet Halk Partisi’nden gelen siyasetçiler hiç olmadığı kadar tanınıyorlar. Artık olumlu, olumsuz bir hikayeleri var pek çok siyasetçinin şu anda. Çünkü sahaya inmek, mücadele vermek; işte yani hatırlarsanız Saraçhane sürecinden bu yana pek çok aktörü de sahada gördüler. Milletvekillerini birebir tanıdılar gençler sahada. Hatta şöyle şeyler anlatılıyor. İşte milletvekilleri Saraçhane ve sonrası, 19 Mart sonrası protestolarda işte ‘‘Milletvekili yok burada bize destek olan’’ diye öğrenciler sitem ediyor. Oradaki milletvekilleri diyorlar ki, ‘‘Biz milletvekiliyiz’’ ve bu şekilde tanışıyorlar aslında. Bence o günden bugüne yani son 16 ayda tanındı. İkincisi, bu sürecin önemli aktörü ve bu süreci başlatmış olan aslında Ekrem İmamoğlu’nun Türkiye’yi yönetmeye talip olması, Türkiye’de cumhurbaşkanı olma yolculuğuna çıkmış olması. Kendisi çıktı ve toplum da ona bir karşılık verdi ve onunla birlikte 19 Mart süreci başladı. Ve o süreçten sonra da aslında İmamoğlu’nun kimlerle yönettiği, siyasi yol arkadaşları, bütün bunlara dair de bir şekilde insanların, toplumun gözünde bir resim oluştu. Özgür Özel’in aktörleşmesiyle birlikte onun yol arkadaşları hakkında bir resim oluştu. Ha bunların hepsi çok olumlu hikayeler olmayabilir. Tamamlanmış hikayeler olmayabilir. Bütüncül olmayabilir. Ama bence hiç olmadığı kadar da şu anda ana muhalefet, Yeni Parti’nin yeni kadroları tanınacak ve tanınma imkanı ve ihtimali de daha fazla. Yani bu önemli. Ama şu an bizim ihtiyacımız, bence önemli olan tabii ki Özgür Özel’in ne yapacağı, nasıl bir siyasi yol haritasını aktaracağıdır. Yani o siyasi yol haritası kendi aktörlerini de ortaya çıkarır.

Ruşen Çakır: Burada şunu sormak istiyorum. Siz sahada çalışıyorsunuz değil mi bir ekip olarak? Ve özel olarak da dönem dönem, hatta bir yayında konuşmuştuk diye hatırlıyorum, iktidar partisi seçmenlerinin ya da iktidar partisinin hinterlandındaki kişilere de ulaşıyorsunuz, soruyorsunuz. Şimdi ekonomi başta olmak üzere insanların birtakım rahatsızlıkları var ve belki oy tercihlerini değiştirmeyi düşünebilirler. Bunlar genellikle kamuoyu araştırmalarında ‘‘kararsızlar’’ olarak gözüküyor. Ve bunların büyük bir kısmı da daha çok AK Parti’ye oy vermiş kişiler olarak tanımlanıyor araştırmacılar tarafından. Bu Yeni Parti’nin böyle bir imkanı var mı? Yani bu kesimleri, daha önce AK Parti’ye ya da MHP’ye oy vermiş olup ekonomi başta olmak üzere değişik nedenlerden dolayı bu partilere, özellikle AK Parti’ye küsmüş kesimleri kazanabilir mi ve nasıl kazanabilir?

Feyza Akınerdem: Ben kazanabileceğini düşünüyorum ama bunu yine total böyle bir ankette ‘‘Pazar günü genel seçim olsa kime oy verirsiniz?’’ sorusuna cevap veren o blok seçmenler gibi düşünmeyelim. Çok daha dar bölgelerde farklı çeşitlenen politikalar üretilebilir. Bunu bir çelişki olarak da görmemek lazım açıkçası. Şöyle, biraz önce söylediğim gibi nasıl bir demokratik koalisyona ihtiyaç var Türkiye’de iktidar değişikliğini sağlamak için dediysem, o demokratik koalisyon aslında yerelde ittifakları ve yerelde aktörlerin birbirine yaklaşmasını gerektiriyor. Buralarda da aslında ekonomi, adalet ve iyi yönetim; yani Türkiye’de üç tane konu sahaya çıktığınız zaman gündeme geliyor. Ekonomi, adalet ve yönetim. Liyakatli yönetim, iyi yönetim çünkü adalet ve ekonomideki sorunlar da iyi yönetilmediğimiz için oluyor. Yani aslında toplumda şu anda en çok gelen açıklama bu iyi yönetilmiyor meselesi. Dolayısıyla iyi, yeni bir yönetim erki gelebileceğini gösterirse buradan da aslında kendisine hareket eden, yer değiştiren, kararsız, dönem dönem AK Parti’ye, dönem dönem başka partilere oy vermiş, ideolojik tercihleri farklı olan ama iyi yönetim bekleyen toplumsal kesimleri kendisine çekebilir. Bunu 2024’te zaten yaptı. Bu kadro yaptı. Yine aynı kadro Yeni Parti’de bunu yapabilir diye düşünüyorum.

Ruşen Çakır: Bu bağlamda yine bunun bir devamı olarak şunu sormak istiyorum. Demin Emine Uçak’la da konuşurken aynı şeyi sordum. Sana da sormak istiyorum. Çok iyi bildiğin bir kesim; muhafazakar camia diyelim. Yani dindar kesimler. Dindar kesimlerin CHP ile ve ona kardeş partilerle öteden beri bir meselesi var. Ve bu partiler de dönem dönem onlara açılır gibi yapıyorlar ya da açılmaya çalışıyorlar. Deniz Baykal’ı hatırlıyorsun rozet takmıştı yıllar önce. Daha sonra Cumhuriyet Halk Partisi’nde başörtülü parti meclis üyesi de oldu vesaire. İşte Kılıçdaroğlu’nun helalleşmesi… Bu meseleler artık aşıldı mı? Yani CHP demeyelim de Yeni Parti, bir de yeni olması, o barajlar hâlâ duruyor mu yoksa o konuda yeni bir durum var mı? Çünkü görüyoruz, Özgür Özel’in gittiği birçok yerde özellikle kadınlar, belli bir yaşın üstündeki kadınlarla ilişkisinde de görüyoruz. Ama gençler… Ben birçok mitingde de tanık oldum, bu Türkiye çapında ve İstanbul’da yapılan mitinglerde de sayıca bir artış görüyorum. O eşik aşıldı mı hakikaten?

Feyza Akınerdem: Yani o eşik şöyle aşıldı, aslında bu sorunun cevabı çok geniş olabilir. Yani aşılmasının çeşitli nedenleri var. Birincisi bizim bir CHP algımız var aslında. Yani o sahada gördüğümüz pek çok başörtülü kadın, köylü kadın hani bütün o CHP simge dünyası içerisinde var olduğunu düşünmediğimiz kadınlar aslında eskiden beri oralarda örgütlü olan, parti içerisinden aileden örgütlü olan, daha taşrada, ilçelerde, köylerde var olan kadınlar onlar aslında. Dolayısıyla bizim bir CHP’li kadın prototipi de biraz dar bir imgeydi. Bunu aslında görmüş olduk. Yani dijital medyanın, sosyal medyanın bu kadar yayılması ve daha da ötesi Özgür Özel’in sahaya inip, o diz çöküp oralarda oturması bize bu resmi de gösterdi. Yani o kadınlar CHP’ye hiç gelmemiş, yanından geçmemiş, kapısından geçmemiş kadınlar değil. Bir kısmı CHP’de örgütlü olan kadınlar. CHP’nin kadim seçmenleri. Şimdi Yeni Parti’ye geçtiğimizde aslında o CHP’li Anadolu insanı modeli Yeni Parti’ye de geçecek. Yani Yeni Parti böyle yeni nesil ve yeni, genç, kentli topluma hitap etmiyor. Aksine Özgür Özel’in saha çalışmaları ile birlikte o tabandan yükselen bir talep var. Taşrada da köyde de tarım işçisinde de esnafta da sanayi bölgelerinde de bu talepler var. Şimdi bence esas sorun elitler düzeyinde çözülmeli. Yani aşağıda zaten dediğimiz ekonomi, adalet, iyi yönetim Türkiye’de ideolojik aidiyetlerden ve alışkanlıklardan bağımsız olarak herkesin ortak talebi. Ama parti elitleri, elit siyaset içerisinde, Ankara siyaseti içerisinde daha simgesel, sembolik olmak zorunda kalabiliyorlar. Yani işte ‘‘Parti Meclisi’ne bir başörtülü kadın girecek mi? Kürsüde başörtülü kadın olacak mı? Fotoğrafta kaç kadın ve bunların kaç tanesi başörtülü olacak?’’ gibi ölçekler girmeye başlıyor. Ben bunun artık bir mesele olmadığı bir siyaset bekliyorum Yeni Parti’den. Bunları artık konuşmayacağımız çünkü bunlar hakikaten büyük seçmen kitlelerine hitap etmiyor. Bir anlamı yok. Giderek daha boş gösterene dönüştü bu simgesel ideolojik farklılıklara uygun temsilleri vitrine koymak. Sanırım Emine de bunu söylüyordu ben bağlanmadan biraz önce. Yani bu bir vitrin meselesi değil. Bu gerçekten insanların gerçek hayatları, o hayatlar içerisindeki ihtiyaçlarını giderme, birbirleriyle ilişki kurma, birbirlerine yaklaşma, destek olma veya çatışma alanlarını görmeyen, daha elit siyaset içerisinde kalan meseleler haline geldiler. Ayrımcılığa karşı çok sıkı bir politikanız olduğu müddetçe, çeşitliliği, kotaları iyi emek veren, liyakatli kadroları kendinize çektiğiniz müddetçe bu sorunların bence merkez siyasette de Ankara’da da sorun olacağını düşünmüyorum. Yani insanların gerçekten önce temel ihtiyaçlarını karşılama, temel demokratik ihtiyaçlarını karşılama dertleri var şu anda.

Ruşen Çakır: Son olarak şunu sormak istiyorum. Galiba ayın 29’undan itibaren üye olmaya başlayabilecek insanlar. Bunların büyük bir kısmı herhalde CHP’den istifa edip Yeni Parti’ye üye olacaklar. Şimdi hatırlarsan 19 Mart’ın hemen ardından Ekrem İmamoğlu’nun bir ön seçimi olmuştu ve halk sandıkları kurulmuştu biliyorsun ve milyonlarca kişi oy kullanmıştı Ekrem İmamoğlu için. Bu Yeni Parti’nin üye kaydı başladığı anda çok çarpıcı şeyler bekliyor musun, yoksa zamana mı yayılır?

Feyza Akınerdem: Sosyal medyada büyük bir heyecan var bu konuda. Sosyal medyaya bakarsak böyle kuyruklar oluşacak üye olmak için. Tabii bu da CHP bagajında biraz geride bırakılan bir konu. Özellikle 2024 öncesi CHP için CHP’ye üye olmak oldukça zor bir iş oluyordu. Yani bu konuda çokça şikayet de oluyordu. Yani ‘‘Niye kolay kolay bu partiye üye alınmıyor?’’ diye. Üyelik ve delege sistemi ile ilgili çeşitli problemler vardı. Şimdi bunun çok daha esnek tutulduğu bir yapı kurabilirse Yeni Parti, ben Türkiye’de yani yeninin şu anda yarattığı heyecanın ve beklentinin büyük üye kitlelerini kendine çekebileceğini düşünüyorum. Özellikle emekliler, kentli emeklilerde ve kentli gençlerde büyük bir hareketlilik bekliyorum. Baktığımız anketlerde de zaten uzun süredir böyle. Yani bu üreten, Gen X dediğimiz daha 35-50 yaş arası kesimin iktidara yakınlığı daha fazla, daha zor geliyor muhalefete doğru. Ama onun dışında gençlerde ve emeklilerde ve eskisinden farklı olarak kadınlarda yükselen bir yeniye doğru akış, meyletme, ona gönül verme halleri var. Bunların üyelik süreçlerine yansıyacağını düşünüyorum. Tabii burada sıkı bir örgütlenme pratiği, o örgütlenme pratiğini esneterek 81 ile yayan bir parti olması gerekiyor Yeni Parti’nin ki bu heyecanı yaratsın. Ben Türkiye’nin bu konuda yani yerelden yukarıya bir lideri önüne katarak, Özgür Özel’i önüne katarak ona adeta zorla, yani ‘‘Artık kurmalısın bu partiyi’’ diyerek parti kurdurdu. O partiye de üye olarak, çalışarak sokaklarda destek çıkacağını düşünüyorum. Tabii ki burada her zaman herkesin kafasında şöyle bir mesele duruyor: Burada yasal olarak ne tür engeller çıkarılabilir? Şu an bizim tahayyülümüz ona yetmiyor ama eğer mesele doğalında ilerlerse güçlü bir üye potansiyeli olduğunu düşünüyorum. Özellikle kentte gençlerde ve emeklilerde yüksek olacak bence üyelik.

Ruşen Çakır: Çok teşekkürler Feyza yayınımıza katıldığın için. Çok sağ ol.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.

Paylaş