İSTANBUL (Medyascope) – Medyascope Yayın Yönetmeni Ruşen Çakır, Prof. Dr. Seda Demiralp ile Özgür Özel önderliğinde CHP’den ayrılarak kurulan YENİ Parti’nin seçmen stratejisini değerlendirdi. Demiralp, yeni partinin kendi tabanını büyük ölçüde konsolide ettiğini ancak iktidar alternatifi olabilmesi için CHP seçmeni dışındaki gruplara hitap edecek güçlü bir program ortaya koyması gerektiğini vurguladı.
Video özeti
Bu özet yapay zekâ tarafından hazırlanmış ve editör tarafından kontrol edilmiştir.
- Seda Demiralp, YENİ Parti’nin CHP seçmenini konsolide ettiğini ancak iktidar alternatifi olabilmesi için geniş bir programa ihtiyaç duyduğunu belirtti.
- Yeni partinin, muhalefet seçmeni arasında büyük bir öfke oluştuğunu ve bu öfkenin doğru yönetilmesi gerektiğini vurguladı.
- Demiralp, 2023 seçimlerinden sonra muhalefet seçmeninin yeniden canlandığını ve YENİ Parti’nin bu duyguyu taşıdığını ifade etti.
- Gençlerin siyasetten uzaklaşmadığını, mevcut siyasete güvenmediğini ve ‘yeni’ oyunu aradıklarını söyledi.
- Gençlerin ekonomi, vergi adaleti ve yolsuzlukla mücadeleye ilgi gösterdiğini vurguladı ve somut vaatlerin önemine dikkat çekti.
Ruşen Çakır’a konuk olan Seda Demiralp, Haziran ayında yaptıkları araştırmada mutlak butlan kararının muhalefet seçmeninde büyük bir öfke yarattığını fakat seçmenin parti yönetiminden yalnızca bu öfkeyi dile getirmesini değil, onu doğru yönetmesini beklediğini söyledi:
“YENİ Parti’ye destek veren seçmen oldukça öfkeli. Ama parti liderliğinden sadece bu öfkeye tercüman olmasını değil, bu öfkeyi sakin, kararlı ve sürdürülebilir bir mücadeleye dönüştürmesini istiyor. Seçmenin beklentisi aslında dirençlilik.”
Özgür Özel’in son dönemdeki siyaset tarzının da bu beklentiyle örtüştüğünü belirten Demiralp, “2023 seçimlerinden sonra içine kapanan muhalefet seçmeni yeniden canlandı. 2024 yerel seçimleriyle bu ivme yükseldi. 19 Mart sonrasında da Özgür Özel yükselen öfkeyi taşıyabildiğini gösterdi. Yeni parti seçmenine duygusal olarak direnç ve sürdürülebilir mücadele vaat ediyor” dedi.
Seda Demiralp, araştırmaların YENİ Parti’nin CHP seçmenini büyük ölçüde bir arada tuttuğunu gösterdiğini vurgulayarak asıl sınavın bundan sonra başlayacağını söyledi ve şunları ekledi:
“YENİ Parti, CHP seçmenini güçlü biçimde konsolide etmiş durumda ama cumhurbaşkanlığı seçimini kazanmak için bu yeterli değil. Kendi tabanı dışındaki seçmenleri de ikna etmek gerekiyor. Bundan sonra belirleyici olacak konu icraat programı.”

“Gençler siyasetten umutsuz ama yenilik arıyor”
Genç seçmenlerin en önemli özelliğinin siyasetten uzaklaşmaları değil, mevcut siyaset anlayışına güven duymamaları olduğunu dile getiren Seda Demiralp, “Gençler kendilerini en etkisiz hisseden gruplar. Siyaseti kirlenmiş görüyorlar ve mevcut alternatiflerin hiçbirini yeterli bulmadıkları için uzaklaşıyorlar. Bu nedenle ‘yeni’ kavramı doğal olarak gençlere hitap ediyor. YENİ Parti’nin gerçekten neyin yeni olduğunu anlatabilmesi gerekiyor” dedi.
Gençlerin özellikle ekonomi, vergi adaleti ve yolsuzlukla mücadele başlıklarına ilgi gösterdiğini belirten Demiralp, bu alanlarda somut vaatlerin önemine dikkat çekti:
“Gençler mutlaka sadece kendilerine yönelik vaatlere ilgi göstermiyor. Ekonomi, özellikle yolsuzluk, vergi reformu, zenginin daha fazla vergilendirilmesi, alt gelir gruplarının vergi yükünün hafifletilmesi gibi ekonomik adalet başlıkları gençlerde en fazla karşılık bulan vaatler oldu. Gençler bugün yapılan yolsuzlukların ve kaynak israfının maliyetinin gelecek kuşaklara yüklendiğinin farkında. Bu nedenle bunları nasıl değiştireceğini anlatan somut vaatlere ilgi gösteriyorlar.”
Yayına hazırlayan: Gülden Özdemir
Ruşen Çakır: Profesör Seda Demiralp’le başlıyoruz. Seda, merhaba.
Seda Demiralp: Merhabalar. İyi yayınlar Ruşen.
Ruşen Çakır: Evet, siz özellikle üniversitede bir duygu çalışması yapıyorsunuz, değil mi? Seçmen davranışlarında duygu meselesini ele alıyorsunuz. Laboratuvarınız var. Neydi laboratuvarın adı?
Seda Demiralp: Evet, Emotics Lab: Duygular ve Siyaset Laboratuvarı.
Ruşen Çakır: Evet, şimdi sana önce şeyi sorayım tabii: duygu. Yani bu parti aslında bildiğimiz bir parti, bildiğimiz insanlar ama yeni bir parti. Yani seçmene, vatandaşa duygusal olarak ne vadedebilir? Yani ne vadedebilir, ne vadetmeli? Tabii bu duyguyla beraber bir de program da şey oluyor tabii ki. Yeni olması bir avantaj, herhalde sen de katılırsın ama eskiden biliniyor olması kısmen avantaj, kısmen dezavantaj. Neyi yakalamış olabilirler seçmenin duygusuna hitap etmede?
Seda Demiralp: Yani şöyle, biz Haziran’da bir araştırma yapmıştık. Daha Yeni Parti tabii kurulmamış ama kurulması ihtimali doğal olarak gündemdeydi. Mutlak butlan kararı çıkmıştı çünkü. Biraz o zamanki yaptığımız araştırmanın verilerine dayanarak bir şeyler söyleyebilirim onunla ilgili. Yani hem seçmenin duygusal beklentileri hem ideolojik ve siyasi icraat anlamındaki beklentileriyle ilgili belki. Şunu görmüştük bir kere; butlan kararı CHP seçmeninde özellikle ama genel olarak muhalefet seçmeninde çok öfke yaratmıştı. Dolayısıyla bu partinin, yeni partinin bu aşırı yükselmiş öfke duygusunu kapsıyor olması önemli görünüyordu. Ama bununla birlikte şunu demiştik, yani ‘‘Özgür Özel’den beklenen liderlik nedir?’’ diye sorduğumuzda o zaman daha sakin, kararlı ama sürdürülebilir mücadele anlamına gelen talepler öne çıkmıştı. Yani seçmen öfkeli. Yeni Parti’ye destek veren seçmen oldukça öfkeli ama parti liderliğinden sadece bu öfkeye tercüman olması, sadece bu öfkenin altını çizmesini değil aslında sakin bir şekilde bu öfkeyi taşıyıp bir hedefe ulaştırmasını istiyor. Yani dirençlilik istiyor aslında. Yani aslında bu dirençlilik meselesi 2024’ten beri gündemimizde, değil mi? 2023’ten 2024’e geçişte bu parti içindeki yeni yönetimin ortaya çıkışında da bir önceki yönetimin yeterince dirençli olmadığı, iktidarla fazla iş birliği içerisinde olduğu, bir galibiyet için gerçekten bir azim ve kararlılık içinde olmadığı üzerine kurulu bir anlatıyla Özgür Özel’in yeni ekibi ortaya çıkmıştı ve bu seçmenden, CHP seçmeninden, muhalefet seçmeninden çok olumlu tepkiler almıştı. 2023 yenilgisinden sonra kendi kendine küsen, içine kapanan, bir ölçüde apatiye savrulan muhalefet seçmeni yeniden dirilmiş, yeniden canlanmıştı ve 2024 seçim zaferiyle bu ivme büsbütün yükseldi, devam etti. 19 Mart’tan sonra yine Özgür Özel orada yükselen öfkeyi taşımayı başardı. Oradaki tepkiyi taşımayı başardı. Çünkü dirençli bir mücadele verebildiğini gösterdi aslında. Seçmene vadettiği de buydu. Kılıçdaroğlu’yla arasında çizdiği en büyük farklardan birisi buydu aslında ve bunu bir nevi ispat etmiş oldu ve mutlak butlan kararından sonra da aynı şekilde o dirençliliği göstermeye devam etti. Dolayısıyla Yeni Parti duygusal olarak bence seçmene, muhalefet seçmenine dirençli, sürdürülebilir mücadele vadediyor. İdeolojik ve siyasi açıdan, icraat açısından neler vadediyor ya da vadetmeli diye birazcık da bakmak lazım herhalde. İdeolojik tarafı çok konuşmuyoruz, bu da anlamlı tabii şu an. Yani bir ideolojik bölünme, ayrışma en son istenecek şey olurdu ama genel olarak cumhuriyetçi prensiplerin devamı ile ilgili doğal bir devamı olduğunu görüyoruz. Zaten bununla ilgili sinyaller var. Tam tersine “Bir gömlek çıkartmadım, ateşten gömlek giydim” Özgür Özel’in ifadesi. Yani AK Parti’nin kuruluşundan nasıl bir farkı olduğunu belki söylüyordu bize, değil mi? Çünkü “Biz o gömleği çıkarttık” ifadesi Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın o dönem söylediği bir ifadeydi. Hani Milli Görüş gömleğini çıkartmak, yeni bir ideolojik çizgi sahiplenmek; buna benzer bir değişimin söz konusu olmadığını söylüyor bize Özgür Özel. Yine aynı CHP’nin bildiğimiz cumhuriyetçi çizgisinin devam edeceğini söylüyor. Ama diğer taraftan zaten CHP kendi içinde daha kapsayıcı bir cumhuriyet anlayışı, daha kapsayıcı bir cumhuriyetçilik anlayışını 2023’ten beri, o dönem konuştuğumuz helalleşme sürecinden beri gösteriyor. Yani hem Kürt siyaseti ile ilgili hem laiklik anlamında, daha kapsayıcı bir laiklik benimsenmesi anlamında bunun sinyallerini veriyordu. İşte 2024 sonrasında yeni parti yönetimi, parti meclisine de yansıyan daha kapsayıcı bir kadroyla bize yine bunu gösterdi, sinyalledi. Dolayısıyla kapsayıcı cumhuriyetçilik ideolojisinin partinin genel olarak yeni ya da şu anda bize sundukları mevcut çizgi olduğunu düşünüyorum. Geriye en bilmediğimiz kısım kalıyor. O da icraat. İcraat anlamında partinin bize neler söyleyeceği. Bunu herhalde önümüzdeki günlerde göreceğiz ama seçmenin aşağı yukarı neler beklediği ile ilgili bir şeyler söyleyebilirim. Şu ana kadar gördüğümüz, bu Yeni Parti’nin CHP seçmenini çok kuvvetli bir şekilde konsolide ettiği, kendi etrafına topladığı, yani CHP içerisinde, CHP seçmenleri nezdinde bir bölünmenin olmadığı, bu anlamda Yeni Parti’nin kuvvetli bir yerden hayatına başladığı. Fakat tabii cumhurbaşkanlığı seçimini kazanmak için kendi parti seçmenini, kendi tabanını konsolide etmesinin yetmeyeceğini, başka partilerden seçmen getirmesi gerektiğini biliyoruz. Dolayısıyla tabanı genişletmek için bu icraat meselesinin daha fazla önemli olduğunu söyleyebiliriz. Şimdi biz onunla ilgili… Buyur.
Ruşen Çakır: Tamam, sen sözünü tamamla. Tam o konuda bir şeyi sormak istiyordum aslında. Yani hani yeni seçmen dediğinde şöyle bir husus var. Ben birkaç gündür Yeni Parti üzerine düşünürken bu konuyu çok dile getiriyorum. Türkiye’de iktidarda olmayan çok sayıda parti var. Bunların bir kısmı Meclis’te de var, yani 10 milletvekili, 5 milletvekili vesaire. Ama kamuoyu araştırmalarında da görüyoruz ki bunların DEM Parti dışında hepsinin mesela bir baraj sorunu var. Yani ittifak yaparlarsa belki geçebilirler vesaire ama hiçbirisi, Yeni Parti dışında hiçbirisi AKP ile yarışabilecek durumda değil. Yani şöyle bir akıl yürütme ne kadar gerçekçi: Erdoğan iktidarından bıkmış seçmen için Yeni Parti, esas eğilimi şu ya da bu olmakla beraber yapılacak ilk seçimde onun adayı, cumhurbaşkanı adayı Erdoğan karşıtı bir şekilde bir alternatif olabilir mi? Malum, Özgür Özel Türkiye İttifakı diye bir şey söylüyor. Altılı Masa’dan farklı bir şey söylüyor başından itibaren. Bu hakikaten teorik olarak mümkün mü? Böyle bir fırsat önlerinde var mı?
Seda Demiralp: Teorik olarak mümkün. Ampirik olarak durum nasıl dersen, şöyle; CHP seçmeni dışında genişleme potansiyelinin en yüksek olduğu gruplar DEM seçmeni ve İYİ Parti seçmeni bir kere. Yani enteresan bir şekilde bu da tabii iki taraftan çekiyor. Genişlemek için hani hangi icraatları, hangi söylemleri benimsemesi gerektiği ile ilgili kritik, dikkatli seçimler yapması gerektiğini söylüyor. Çünkü bir tarafı kazanırken bir tarafı kaybetme riski söz konusu. Muhalefet seçmeninin dışında iktidar seçmenine baktığımızda AK Parti ve MHP seçmeninde ‘‘Yeni Parti’ye oy veririm’’ diyenlerin, ‘‘Özgür Özel’in yeni partisine oy veririm’’ diyenlerin biz kendi anketimizde küçük bir miktar olduğunu gördük. Dolayısıyla orada çok fazla şu an bir genişleme potansiyeli görmedik. Ama oy kullanmamış, 2024’te oy kullanmamış olanlarda ve geçişken seçmenlerde bu oran yükseliyor. Dolayısıyla burayı kastediyorsak, yani AK Parti ve MHP’ye oy vermiş olmakla birlikte geçmişte tutarlı olarak hep bu partilere oy vermemiş, yani bir geçişkenlik içerisinde olan seçmenler, belki AK Parti ve MHP’nin daha merkezden uzak çeperinde bulunmuş seçmenler, geçişkenlik içinde olan seçmenler, bu seçmenlerin bir ilgisi var. DEM ve İYİ Parti seçmeninde gördüğümüz kadar yüksek bir ilgi görmesek de bu grupta kararsız ve geçişken seçmenlerde Yeni Parti’ye bir ilgi var. Dolayısıyla bu ilgi hangi anlatılar, hangi söylemler ve hangi icraatlarla daha aktive olur ya da o potansiyel gerçekleşir diye belki sormamız lazım. Onu biz şu şekilde cevaplamaya çalıştık kendi araştırmamızda: ‘‘Türkiye’nin en önemli sorunu nedir?’’ sorusuna verilen yanıtlarda birazcık cevap aradık. Şimdi ‘‘Türkiye’nin en önemli sorunu nedir?’’ sorusuna işte herkesin hemen bileceği, tahmin edeceği ekonomi cevabını bir kenara bırakacak olursak diğer konularda nasıl bir farklılaşma söz konusu oluyor? İktidara yakın seçmenlerde, yani iktidar seçmeninin dışında iktidara yakın geçişken ve kararsız seçmenlerde suç meselesi, adalet meselesi, güvenlik meselesi, kadın meselesi öne çıkıyor. Yani buna terör ve göç meselesini de ekleyebilirim ama özellikle suç ve kadın konularında diğer seçmenlerden daha belirgin bir farklılık söz konusu. Ama bunların hepsini toplayacak olursak güvenlik konusuyla ilgili Yeni Parti’nin ne söyleyeceği, yani hem iç güvenlik, suçla mücadele anlamında, kadına şiddet anlamında hem dış politika anlamında güvenlik konusunda ne söyleyeceği daha iktidara yakın seçmenlerin Yeni Parti’ye ne ölçüde ilgi göstereceğini etkileyecek bir unsur gibi görünüyor. Çünkü diğer konularda; demokrasi, hukuk, yargı bağımsızlığı, bu konularda zaten partinin çizgisi belli ve bu konularda duyarlılığı yüksek olan seçmenler zaten şu anda Yeni Parti’ye destek vereceğini, hatta kesinlikle destek vereceğini açıklamış durumda. Dediğim gibi, diğer seçmenlere en çok erişebileceği konular ekonomi dışında, ekonomi elbette ki en başta geliyor ama ekonomiyle ilgili işte 2023’ten beri konuştuğumuz hani ekonomik şikayetlerin doğrudan iktidardan ayrılmaya yol açmadığını biliyoruz, dolayısıyla burada nasıl bir ekip ve nasıl bir icraat planıyla ortaya çıkılacağı önemli. Ekonomide gelir adaletsizliği boyutunun yine iktidara yakın seçmenlerde muhalefete yakın seçmenlere göre daha çok öne çıktığını görüyoruz. Yani tüm seçmenler ‘‘Ekonomi en önemli sorunumuz’’ derken, ‘‘ekonomik adaletsizlik’’ diyenler, yani ekonomik sorunların bu boyutunu öne çıkaranlar daha iktidara yakın seçmenler. Dolayısıyla bu mesele orada. Onun dışında dediğim gibi suç, güvenlik, kadın meseleleri bu yeni seçmen gruplarını, kararsız seçmen gruplarını Yeni Parti’nin ne ölçüde kendine çekebileceğini belirleyen konular.
Ruşen Çakır: Burada gençler özel olarak, ilk kez oy kullanacaklar, gençler söz konusu olduğunda aslında başta söylediğin cumhuriyetçilik perspektifi, bir anlamda Atatürk göndermesi, biliyoruz, sizin de araştırmalarınızda vardır, başka araştırmalarda da var; Türkiye’de ne olursa olsun hâlâ Atatürk değer olarak özellikle gençlik kesiminde çok yüksek ama bu tek başına yeterli bir şey değil tabii ki. İlk defa oy verecek kişiler, gençler, bir kere onların oy vermesini sağlamak gerekiyor, değil mi? Yani öncelikle sandığa gitmelerini sağlamak, bir de kendi partilerine oy vermelerini sağlamak. Bu anlamda Yeni Parti’nin önünde bir fırsat var mı ya da ne tür engeller var?
Seda Demiralp: Şöyle bir fırsat var. Şimdi gençler siyasi dirençlilik anlamında en kırılgan gruplar. Yani kendilerini en etkisiz hisseden, Türkiye’de siyasetle ilgilenmeyi, siyaseti takip etmeyi en faydasız, sonuçsuz bulan gruplardan; siyaset sektörüne güvensizliği en yüksek olan, siyaseti en kirli bulan, dolayısıyla hani bu işlerden bir şey beklemek konusunda en umutsuz olan gruplardan. Aynen senin dediğin gibi, bu kesimin yani hani apati kavramını kullanacak olursak belki en apatetik tutumlar sergileyen, gönlünde siyaseti umursamadığı için değil ama üzülmekten, etkisiz kalmaktan yılmış olduğu için siyasetle arasına bir mesafe koymuş gruplar. Dolayısıyla bu grupları siyasete çekebilmek için, siyasete ilgilerinin artması için kendilerinin daha etkili olduğunu onlara hissettirmek gerekiyor. Dolayısıyla gençlere seslenirken onlara partinin ihtiyacı olduğunu, onların katkısının en azından parti için anlamlı olduğunu, hangi parti onlara sesleniyor olursa olsun iletmek, bunu vurgulamak gerekiyor. Ama onun dışında Yeni Parti’nin ne avantajı olur dersen, bu grubun siyasetten kopmasının, siyasetten uzaklaşmasının arkasında “tüm partiler birbirinin aynı, hepsi kirlenmiş, siyaset sektörü kirlenmiş” gibi bir algı yattığı için, mevcut alternatiflerin hiçbirini beğenmedikleri için, biraz daha siyaset dışına savruldukları için Yeni Parti, yeni bir parti, yenilik kavramı doğal olarak bu kesime hitap edebilecek durumda. O yüzden hani Yeni Parti’nin nesinin yeni olduğunu gençlere iyi anlatabilmesi gerekiyor. Yani ne ölçüde… Hani her zaman konuşuyoruz değil mi? Yeni Parti CHP’nin ne ölçüde devamı, ne ölçüde CHP’den farklı? İşte bu miras, bagaj meselesinde ne ölçüde CHP mirasını devralıyor, nereye kadar CHP veya tüm Türkiye siyasetine dair hangi unsurları dışarıda bırakıyor ve yeni bir sayfa açıyor? Buradaki ‘‘yeni sayfa’’ kısmı gençlere daha çok hitap edecek; belki miras tarafı daha 65 yaş üstüne hitap edebilecek olabilir. Dolayısıyla biz neyin devamlı olduğunu, Yeni Parti’de CHP’den nelerin devam ediyor olduğunu biliyoruz ama yeni olan tarafı belki tam bilmiyoruz; icraat anlamında, kadrolar anlamında, siyaset anlayışı anlamında… Sadece CHP’den fark anlamında değil, Türkiye siyasetinde nasıl bir yeni sayfa açtığı, değil mi? Adının Yeni Parti olması manidar. Dolayısıyla biz bunu görmek ya da biz demeyeyim, seçmenler diyeyim, bunu görmek istiyor olacaklar. Özellikle gençler buradaki ‘‘yeni’’ kavramını merak ediyor olacaklar. Bu yeni seçmenlerin taleplerinden de bir iki cümleyle bahsedeyim Ruşen? Yani bu Türkiye’nin en önemli sorunu nedir ve siyasetten beklentileri nedir meselelerinde ekonomi, yolsuzluk, vergi reformu ancak belki hani insanları şaşırtabilir ama işte zenginin vergilenip daha alt gelir gruplarının vergi yükünün hafifletilmesi vesaire gibi daha teknik konular gençlerde en çok sunduğumuz vaatler, alternatifler içerisinde en çok ilgi görenler oldu. Yani mesela kadın seçmenlerde kadınlarla ilgili vaatler en çok ilgiyi görürken gençler mutlaka gençlerle ilgili vaatlere ilgi göstermiyorlar. Ekonomi, özellikle de yolsuzluk, yani ekonomideki kirlenmişlik ve çapraşıklık, bunların reforme edilmesi, bunların düzeltilmesi, düzgün adil bir vergi sistemiyle düzeltilmesi… Çünkü gençler de biliyorlar ki vergi konusundaki kirli işler, yolsuzluk vesaire, bunların maliyeti arkadan gelen jenerasyonlara biniyor. Yani bugün vergi kaçıranların, yolsuzluk yapanların, ülke kaynaklarını israf edenlerin onlar fayda sağlarken bu maliyet, arkadan gelen işte emeklilik vesaire konularında da açıkçası gençlerden bu erken emeklilikle ilgili benzer şikayetleri görmüştük. Dolayısıyla ekonomik maliyetlerin ileriye ötelenen, hani faydası bugün görülüp birtakım bugün kritik seçmen gruplarına fayda aktarırken maliyetleri ileriki jenerasyonlara yüklenen politikaların gençler gayet farkındalar ve bunlarla ilgili, bunlara çok doğrudan yaklaşan, bunların nasıl değiştirileceğini, nasıl tamir edileceğini anlatan vaatlere ilgi duyuyorlar. Dolayısıyla buradan gençlere seslenmek mümkün olur diye düşünüyorum.
Ruşen Çakır: Bu bağlamda tabii ki Özgür Özel’in ve Ekrem İmamoğlu’nun yaşıyla mesela bir Kemal Kılıçdaroğlu’nun ya da Devlet Bahçeli’nin ya da Tayyip Erdoğan’ın yaşı gibi bir olay da var sanki, değil mi? Bunların hakikaten sembolik de olsa bir etkisi var mı insanların, özellikle genç seçmen nezdinde?
Seda Demiralp: Var, çünkü işte eskilerin devamı, yeni sayfa açılmasının önünde bir engel gibi görülüyor. Yeni isimler, yani sadece hani yaşlarının genç olması da anlamlı, o kişilerin yeni isimler olması da anlamlı. Hani öteden beri siyasetin içinde olan aktörlerden değişim beklemek çok gerçekçi değil, gençler de bunun farkında. Dolayısıyla genç bir siyasetçi, yeni nesil bir siyasetçi hem yaşı yakın olduğu için hem de gerçekten de kendi bedeniyle o değişimi temsil ettiği için gençlere hitap ediyor. Şunu da biz bir zamandır farklı bağlamlarda konuşuyoruz: Hani bugün siyasette liderler eskisine göre çok daha önemli hâlde; bir siyasetçinin ne yapacağını, neyi temsil ettiğini, hangi anlatıyı temsil ettiğini sunduğu detaylı siyasi içeriklerden önce, işte uzun parti manifestoları, bildirgeler vesaireden önce o liderin kendisine, bedenine, işte kılığına, kıyafetine, yürüyüşüne, konuşma şekline bakarak seçmen anlıyor ve değerlendiriyor. Yani o liderin bedeninde bedenleniyor aslında nasıl bir siyaset sunduğu. Dolayısıyla bahsettiğin işte gençlerin gençleri daha heyecanlandırıyor olması, ilgilerini çekiyor olması manidar. İşte mesela Macaristan seçimlerinde falan da bunu çok konuştuk, Magyar örneğinde filan. Dolayısıyla hem yaş yakınlığı hem de gerçekten de bedeniyle o liderin yeni bir sayfa açtığını, yeni bir jenerasyonu temsil ettiğini göstermesi açısından da işte İmamoğlu da öyleydi, Özgür Özel de öyleydi. Yine AK Parti içindeki bazı daha genç isimlere olan ilgi de aynı şekilde. Bu isimlerin gençlerin ilgisini çekmesi tesadüf değil.
Ruşen Çakır: Son olarak şunu sorabilir miyim? Kısaca, bu Yeni Parti’nin önündeki en büyük engel nedir ya da en riskli alan?
Seda Demiralp: Herhalde şunu derim; yani şu demokrasi-otoriterlik ekseni Türkiye muhalefetinin enerjisini doğal olarak oldukça meşgul ediyor. Yani Yeni Parti’nin Türkiye’de demokratik duyarlılığı yüksek seçmenlerin ilgisini çekeceğine pek şüphe yok, veriler bunu gösteriyor. Ama sadece bu konu partinin gündemini tümüyle meşgul ederse, daha farklı seçmen gruplarına belki demokratikleşmeyi kendisi için biraz daha lüks gören, daha günlük hayatıyla ilgili gördüğü, işte ekonomi olur, suç olur vesaire, bir ölçüde adalet mesela demokrasiden daha fazla adaleti günlük hayata dair görüyor average seçmen, bu seçmenin gündemine girmekte geri kalması ihtimali belki de karşısındaki en büyük risk. Yani daha net bir şekilde söyleyecek olursak, evet demokrasi-otoriterlik çatışması anlamında Yeni Parti, demokratik duyarlılığı yüksek seçmenlere net bir alternatif sunuyor. Bunun dışında ama daha average seçmeni, ekonomiyle, adaletle, suçla vesaire, güvenlikle ilgili, bu konularla demokrasiden daha ilgili seçmenlere, günlük hayatıyla, günlük hayatının kolaylaşmasıyla meşgul, ajandasında en başta bu konular gelen seçmene ne vadedeceği konusunun geri planda kalmaması gerekiyor. Seçimlere çok da uzun bir zaman yok artık. Dolayısıyla icraat planını, average seçmene ne söyleyeceğini, demokratikleşme elbette ki ülkemizin en önemli sorunlarından biri, bunun dışındaki sorunlarla ilgili kendi seçmeni dışındaki seçmenlere ne söyleyeceğini en net, en ikna edici bir şekilde nasıl söyleyeceği konusuna zaman ayırabilmesi gerekiyor. Sanıyorum en büyük meselelerden birisi bu. Çünkü sürekli kucağına demokrasiyle ilgili problemler atılıyor. Yani bu kucağına atılan problemleri çözmeye çalışırken doğal olarak ajandası bunlarla doluyor ama belki de imkânsızı başarması ve hem bunlarla uğraşmak hem de günlük hayata dair sorunlara çözüm getirmek ve bu çözümleri getirebileceğine dair güvenilirliğini, kas gücünü kendi seçmeni olmayan seçmenlere göstermenin yollarını bulması gerekiyor önümüzdeki dönemde.
Ruşen Çakır: Çok teşekkürler Seda yayınımıza katıldığın için. Çok önemli şeyler konuştuk. Özellikle kendinden olmayan seçmene neyi nasıl söyleyeceği meselesi, değil mi? En hassas hususlardan biri bu. Çünkü kendi seçmeninin oyu zaten sınırlı, onun da bir kısmı CHP’de kalacak, az da olsa bir kısmı kalacak ve geri kalan yetmeyecek, yeni alanlara açılabilmesi gerekiyor diye özetliyorum senin söylediklerini. Çok teşekkürler Seda.
Seda Demiralp: Ben teşekkür ederim.








