Çerçeve yasa Meclis’ten geçti. Silahlar sustu, bu çok iyi bir haber. Ama hukuksuzluk, bu yasayla birlikte sona ermedi. Tam hız devam ediyor.
Anayasanın uygulanmadığı, 90.ve 153. maddelerinin rafa kalktığı bir ülkede toplumsal barış nasıl sağlanacak?
Hukuksuz uygulamalara karşı Türk ve Kürt vatandaşları kim ve nasıl koruyacak?

Bunların cevabı yok.
Zihnim bir yandan “neden bir ülkede siyasal iktidar kendi anayasasını uygulamaz” sorusuyla meşgulken, bir yandan da Basın Tarihi için 12 yıl öncesinin gazetelerini tarıyordum. 11 Ağustos 2014 Pazartesi gününe denk geldim.
10 Ağustos Pazar günü cumhurbaşkanlığı seçimleri yapılmış ve Recep Tayyip Erdoğan cumhurbaşkanı seçilmişti.
Dünya Gazetesi’nin manşetindeki “İş dünyasından seçim mesajları” manşeti dikkatimi çekti.
Manşet altındaki cümle şöyleydi:
“Geçici sonuçlara göre Türkiye’nin 12’nci Cumhurbaşkanı seçilen Başbakan Erdoğan’a iş dünyasından tebrik, kutuplaşmayı sonlandırma ve ekonomiye odaklanma mesajları geldi.”
Uzun bir haberdi, haberde 15’e yakın kuruluşun kutlama mesajı yer alıyordu.
12 yıl geriye dönerek iş dünyasının mesajlarını satır satır okuyarak büyüteç altına almak eğlenceli bir oyuna dönüştü.
Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği’nden (TÜSİAD) yapılan açıklamada:
“İş dünyası olarak yeni Cumhurbaşkanımızdan öncelikli beklentimiz, demokratikleşmenin ve kalkınmanın önünü kesme noktasına ulaşmış olan ağır kutuplaşmanın ve ayrışmanın bertaraf edilmesidir” deniliyordu.
Açıklamanın bir yerinde de “devletimizin itibarının güçlendirilmesi ve gelecek yıl yapılması beklenen TBMM seçimlerine kadar geçecek dönemde, siyasi takvim elverdiği ölçüde demokratikleşme ve kalkınmaya hizmet edecek azami düzeyde reformun yapılması gibi önemli ihtiyaçlar bulunmaktadır” tespitine rastladım.
TOBB’un mesajında da “yapısal reformlar” talebi vardı:
“Artık ülkemizin daha fazla zaman kaybetmeden esas gündemine dönmesini arzu ediyoruz. Zira hem küresel iktisadi risklerin hem de yakın coğrafyamızdaki belirsizliklerin yeniden artmaya başladığı bir dönemdeyiz. Böyle bir ortamda yapısal reformlara odaklanarak ekonomik yapımızı güçlendirmeli, daha sağlam bir zeminde 2023 hedeflerimize ilerlemeliyiz. Bunun için de ülkemizde huzur ortamını güçlendirmeliyiz.”
“Yapısal reformlar” talebi Türk Girişim ve İş Dünyası Konfederasyonu’nun tebrik mesajında da yer alıyordu:
“Türkiye ekonomisinde çözüm bekleyen yapısal sorunların bir süredir siyasetin gölgesinde kaldığı ve gereken önemi bulamadığı hepimizin malumu.
Önümüzdeki günlerde gerek başbakan gerekse ekonomi yönetiminin krizsiz belirlenmesi tedirginliği de ortadan kaldırır. Bu çerçevede ekonomide bekleyen önlemlerin devreye sokulması, bu senenin son çeyreğinde ve gelecek sene elde edeceğimiz büyüme oranının hızlanmasını sağlayacaktır.”
MÜSİAD’ın tebrik mesajından ise şu cümlenin altını çizdim:
“MÜSİAD olarak bir süredir sıkça ifade ettiğimiz gibi, ‘kuvvetler kargaşası’ şeklinde yürütülen mevcut parlamenter sisteme alternatif bir sistem, en kısa zamanda, ‘kuvvetler ayrılığı’ prensibi rehberliğinde kamuoyunun gündemine gelmelidir.”
İTO ise umudunu tebrik mesajındaki şu cümleyle ifade ediyordu:
“Seçimin ilk turda sonuçlanması da iş dünyamız açısından çok hayırlı olmuştur. Türkiye gündemi böylece yeniden siyasetten ekonomiye dönecek; artık işimize bakacağız.”
İstanbul Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği de benzer beklenti içindeydi:
“Ülkenin geleceği açısından daha net görebileceğimiz bir döneme girdik. Bu nedenle yaşanan tüm gerginlikleri bir tarafa bırakarak ekonomik büyüme ve istikrar için çalışmak durumundayız.”
Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği de benzer dilekleri tekrarlamaktaydı:
“Ekonominin yeniden siyasetin önüne geçip dünyadaki reel gelişmelere odaklanmamız gerekiyor. Yaşanan gerginlikler ciddi anlamda piyasalara zarar veriyor. Bir an önce ülkemizin bu sıkıntıları atlatması ve huzura kavuşması için ekonomik istikrar yolunda güç birliği sağlamalıyız.”
İş dünyasının 12 yıl önceki taleplerine bakın:
-Demokratikleşme…
-Yapısal reformlar
-Toplumsal huzur…
İş dünyasının devlete ve siyasete göbekten bağlı olmadığı ülkelerde siyaseti, toplumsal üretimin sağlıklı sürdürülmesini sağlayan talepler yönlendirir. O talepler gerçekleşene kadar da ısrarlı takip sürer.
Bizde ise iş dünyasının sesi artık çıkmıyor.
Tersi olsa 12 önceki toplumsal talepleri geri viteste takılı kalmış bir ülke olarak uçuruma doğru gitmez, anayasanın uygulanmadığı bir karanlığa yuvarlanmazdık.
Bugün artık meşru taleplerini bile söylemekten çekinen ve en düşük perdeden söyleyince bile başına iş gelen bir sermaye dünyası var.
Yeni yasa hayırlı olsun…
Ama bu ülkenin değişmeyen gerçekleri de unutulmasın.





