Dünya Alem (56) | Ferhat Kentel: “Toplum yaşayan bir canlı, rejim ise dondurulmuş bir yapıdır”

İSTANBUL (Medyascope) – Dünya Alem programının bu bölümünde  İslam Özkan’ın konuğu sosyolog Ferhat Kentel oldu. Kentel, makro siyasetin gürültüsünün altında yatan toplumsal fay hatlarını, duygusal sermayeyi ve sivil alanın sessiz direncini değerlendirdi.

Sosyolog Ferhat Kentel, çözüm sürecinden otoriterleşmeye, Yeni Parti’den akademiye ve toplumdaki güvensizlik duygusuna kadar birçok konuyu değerlendirdi. Kentel, çözüm sürecinin yalnızca devlet ile Kürt siyasi hareketi arasında yürütülemeyeceğini, sivil toplumun da sürece katılması gerektiğini söyledi. Otoriter yönetimlerin toplumu bütünüyle kontrol edemeyeceğini belirten Kentel, “Toplumun yaşam arzusu her zaman daha güçlüdür” dedi.

Heyecan yerine karşılıklı tanıma

Kentel’in en dikkat çeken değerlendirmelerinden biri çözüm süreci üzerine. 2010’lardaki “akil insanlar” dönemindeki coşkuya kıyasla bugünün daha soğukkanlı, karşılıklı kabullenmeye dayalı bir süreç olduğunu belirtiyor. “İki aktör de birbirini kabul ediyor. Biri devasa bir örgüt, diğeri daha küçük ama ikisi de organizasyon. Karşılıklı bir tanıma var” diyen Kentel, bu tanımanın önemine dikkat çekiyor. Devlet Bahçeli’nin dilinin de bu tanıma damarına tekabül ettiğini söylüyor.

Süreci “tuğla tuğla örülen bir altyapı” olarak gören Kentel, sadece tepedeki iki aktörün işi olmadığını, sivil toplumun katılımıyla genişlemesi gerektiğini savundu:

“Bu sadece Kürtleri ilgilendiren bir şey değil. Yerel demokrasi, Kürtçe sokak isimleri, ve kültür benim de Manisa’da, İzmir’de, Rize’de ortak sorunum. Kürtler aslında memleketin ortak sorununu anlatıyor. Mühim olan bu sürece katılmak.”

Toplumdaki heyecansızlığı ise duygusal sermaye ve geçmiş hayal kırıklıklarıyla açıklayan Kentel, “Sahip olduğumuz duygusal sermaye ölçüsünde cevap verebiliyoruz. Umutsuzluğa kapılan uzak duruyor, cesareti olan ses çıkarıyor. Bu normal bir sosyolojik durum” diye konuştu.

Otoriter rejimler ve paradoks

ferhat kentel
Dünya Alem (56) | Ferhat Kentel: “Toplum yaşayan bir canlı, rejim ise dondurulmuş bir yapıdır”

Kentel, görünürdeki paradoksun aslında bir paradoks olmadığını söyledi. “Her otoriter rejimin meşruiyete ihtiyacı vardır. Toplumdan koparak kendini var edemez” diyen akademisyen, Gramsci, Foucault ve Michel de Certeau’ya referansla iktidarın toplumla iç içe geçmiş bir süreç olduğunu vurguladı. 12 Eylül, Cumhuriyet’in kuruluşu ve Sovyetler Birliği örneklerini hatırlatarak, rejimlerin beklenmedik sonuçlar doğurabileceğini belirten Kentel, “Siz İmam Hatip kurarsınız, din bambaşka yola gidebilir. Modernleşme dersiniz, ortodoks bir beyaz Türk kimliği çıkabilir” dedi.

Kentel’e göre rejim demokratikleşmeye zorlanabilir ama bu kendiliğinden olmaz; toplumsal aktörlerin çabasına bağlıdır. Küresel bağlamı da unutmayan Kentel, Türkiye’deki popülist-otoriter eğilimlerin Trump Amerika’sından bağımsız olmadığını, her iki rejimin de meşruiyet arayışında olduğunu sözlerine ekledi.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.

Paylaş