İSTANBUL (Medyascope) – Medyascope Yayın Yönetmeni Ruşen Çakır, “Furkan Vakfı olayı: Dindarın dindara yaptığı” başlıklı yayınında, Furkan Vakfı operasyonu kapsamında Alparslan Kuytul, eşi Semra Kuytul ve çok sayıda kişinin kelepçeli şekilde adliyeye sevk edilmesini yorumladı. Çakır, gözaltı görüntülerinin kayda alınarak medyaya servis edilmesini “devletin güç gösterisi” ve kişileri itibarsızlaştırmaya yönelik bir uygulama olarak değerlendirdi.
Gazeteci Ruşen Çakır, son dönemde çözüm sürecine ilişkin tartışmaları ele almayı planladığını ancak Furkan Vakfı operasyonu sırasında çekilen görüntüler nedeniyle bu konuyu ertelediğini söyledi. Çakır, Alparslan Kuytul, Semra Kuytul ve yaklaşık 50 kişinin gözaltına alınmasının ardından yayınlanan adliyeye sevk görüntülerine dikkat çekti.
Çakır, elleri kelepçeli kişilerin polis nezaretinde götürüldüğü görüntülerin neden kayda alındığını ve medyaya servis edildiğini sorguladı. Bunun bilinçli yapıldığını belirten Çakır, uygulamanın “bir güç gösterisi, devletin güç gösterisi” olduğunu ve gözaltına alınan kişileri itibarsızlaştırmaya yönelik olduğunu söyledi. Çakır, “Ben bu uygulamanın kime yapılırsa yapılsın insan haklarına aykırı olduğunu düşünüyorum” dedi.
Kuytul ve Furkan Vakfı ile herhangi bir yakınlığı olmadığını vurgulayan Çakır, kendileriyle çok apayrı dünyaların insanları olduklarını ifade etti. Buna rağmen insanların istedikleri gibi düşünmekte ve dini yorumlamakta özgür olması gerektiğini söyledi.
Çakır, Furkan Vakfı’na yönelik operasyonu, iktidardaki dindarların kendi yorumlarına uymayan ve kendilerine karşı çıkan diğer dini grupları etkisizleştirme çabası olarak değerlendirdi. Bu durumun, geçmişte laik rejim döneminde Müslümanlara yönelik baskılar üzerinden kurulan anlatının bugüne taşınmış hali olduğunu belirtti.

“Erdoğan’ın Müslümanlığına göre esas Müslümanlıktan uzak”
Çakır, Müslüm Gündüz’ün 20 Ağustos’ta yaptığı bir paylaşıma da değindi. Gündüz’ün Süleymancılar, Kuytulcular, Yeni Asyacılar, Refahçılar ve Erdoğan’ı karşılaştırdığını aktaran Çakır, Gündüz’ün “esas Müslümanlık” tartışması üzerinden Erdoğan’a daha yakın bir dini anlayışı öne çıkardığını söyledi.
Çakır, Türkiye’de İslamcılığın ve İslami cemaatlerin Cumhuriyet tarihi boyunca yaşananları kendi tabanlarına ve rakiplerine dayattıkları bir okuma üzerinden değerlendirdiğini savundu. Dindarların gördüğü zulüm anlatısının ötesinde gelişmeler yaşandığını belirten Çakır, Süleymancılar, Kuytulcular ve Yeni Asyacılar gibi grupların da hedef haline gelebildiğine dikkat çekti.
“Laiklik en çok dindarlara lazım”
Çakır, laikliğin önemine vurgu yaptı. Laikliğin hiç kimsenin, devletinki dahil, tek bir İslam yorumunu dayatmasına izin vermemesi gerektiğini söyledi. Çakır, “Laiklik en çok dindarlara lazım” ifadesini kullandı.
Kuytul ve beraberindekilerin teşhir edildiğini belirten Çakır, kendileriyle aynı düşünmeyen kişilerin de insan haklarını savunması gerektiğini söyledi. “Sizinle aynı şeyleri düşünen, size yakın olan insanların hakkını savunduğunuz zaman insan hakları savunucusu olmuyorsunuz” diyen Çakır, Türkiye’de gelinen noktayı “Sizin gibi düşünmüyorum. Onun için size haddinizi bildireceğim” şeklinde özetledi.







